? PHP-Nuke Retro Portal

Nostalgischer PHP-Nuke Core auf moderner und sicherer MVC-Architektur.

BREAKING +++ PHP-Nuke Retro Engine ist offiziell gestartet! +++ Sichere Passwrter ber password_hash() +++ CSRF-Schutz aktiv +++ Foren-System komplett modular +++ God-Rolle voll einsatzbereit +++

Ben-Sen-O, Biz-Siz-Onlar...

Kategorie: Sizlerden Gelenler | Von admin am 16.09.2006 11:51 Uhr

Gelesen: 197 mal
Rating: 5/10 (1 Stimmen)

         Türkologlar bu kelimelere her ne kadar iþaret zamirleri deseler de( sakýn inanmayýn); aslýnda bunlar bölünmüþlüðümüzün ifadeleridir. Karþýmýza önce gerçek dünya-yalan dünya diye bir bölünmüþlük çýkar. Ne zaman, nasýl, niye sorularýna cevap alamadan bir de bakarýz ki bu dünyadayýz. Zaten gelir gelmez damgayý yemiþizdir. Bizler yalancý dünyanýn insanlarýyýzdýr ve bu damganýn ardýna sýðýnarak yalan söyleriz; çünkü yalan söylemek zaten insana özgüdür.
              Bölünmüþlük dünyada tüm hýzýyla devam eder. Ha unutmadan, dünyanýn dýþýnda maddi bir varlýklar dünyasý daha var. Her ne kadar tam olarak keþfedemesek ve ele geçiremesek de ; büyük bir hýzla araþtýrdýðýmýz uzay diye bir boþluk var ve artýk orayý da kirletmenin, parsellemenin , iþgal etmenin hesaplarýný yapýyoruz. Everest’ in tepesinde tonlarca çöp yýðýný biriktiðine göre; sahipsiz ve savunmasýz bir uzay boþluðu hiç kimsenin umurunda bile olmaz. Gelelim dünyadaki bölünmüþlüðe. Bir kuzey vardýr bir güney, bir doðu vardýr bir batý, sonra kadýn-erkek, sonra Müslüman-münafýk, sonra Alevi-Sünni… sonra ben, sen, o, biz, siz, onlar. Anlayacaðýnýz her köþe baþýnda binbir parçaya bölünmüþ iliþkiler aðý vardýr ve insan bu dünyada çoðu kez tek baþýnadýr. Yenmemek için yemek, düþürülmemek için düþürmek, yalnýz kalýp kaybetmemek için kendi gibileriyle birleþmek temel prensibidir.
          Dünya savaþ ve yarýþ üzerine kuruludur. Hani derler ya “her insan bir þampiyondur”. Çünkü her insan milyarlarca sperm arasýndan birinci olmuþtur. Ben de inandým(!) Yarýþý bilinçli ve var olduðunu bilen bir varlýk yapar. Bilinçli bir varlýk da bu dünyaya gelmek için yarýþ yapmayacaðýna göre; demek ki bizi bu savaþ ve yarýþýn içine birisi býraktý, nedense çýkarmayý unutmuþ gibi görünüyor. Haydi diyelim bu dünyaya gelme-gelmeme hususunda seçim hakkýmýz yoktu, bari geleceðimiz yeri biz seçseydik. Ama ilahlar bunu da reddetmiþler. Ýkamet adresimize yazmýþlar bu doðu, þu batý, o kuzey, öteki güney, beriki Türk, saðdaki Ýsrailli, soldaki Filistinli, buradaki Alevi, oradaki Sünni… Elimize de bir silah vermiþler, iki seçeneðimiz var; ya yeneceðiz ya yenileceðiz, ya öldüreceðiz ya öldürüleceðiz. Ta ki bebekken baþlamýþýz yarýþa. Sanki acelesi varmýþ gibi en çabuk emekleyen bebek olmak için sürünmeye koyulmuþuz. Daha sonra en çabuk yürüyen, en öce okula giden, en önce mezun olan, en iyi üniversiteyi kazanan, en güzel eþi seçen, en çok para kazanan insan olmak için vurmuþuz kendimiz yollara. Kimi zaman Filistin halkýna kurþun sýkan Ýsrail askeri, kimi zaman Irak’ ta bir intihar bombacýsý, kimi zaman atom bombasýný icat eden bilim adamý, kimi zaman da çatýþmalarýn ortasýnda masum bir çocuk olmuþuz. Fakat o çocuk büyümüþ ve o da bir canavar olup çýkmýþ ortaya. Kendisine kurþun sýkanlarýn izinden gitmiþ. Ýþte biz o çocuðuz. Büyüdük ve bir canavar olarak çýktýk ortaya…
           Her þeyi sahipleniyoruz, her þeyi tüketiyoruz, her þeyi yenmek istiyoruz. Mutluluk, kimine göre evlenmek, kimine göre para sahibi olmak, kimine göre iyi bir meslek, kimine göre ise tas tas içilen insan kanlarý. Bunlarý ele geçirmek için bir gerçeklik ortaya çýkar; "BEN". "Ben" her zaman haklýyým, "ben" her þeyi bilirim, ben hiç bir þeyi yanlýþ yapmam... Hiç bir þeyin kendi baþýna ve karþýsýnda bir güç olmadan yaþayamayacaðýný bildiðimiz için "ben" in karþýsýna bir de "sen" kategorisini koyarýz ve ilk karþýmýza çýkaný "sen" kategorisine dahil ederiz. Baþlýyoruz duelloya. "Sen" aðzýyla kuþ tutsa dahi "sen"dir ve ona karþý ön yargý her zaman hazýrdýr. Bir an bakýyoruz ki o da ne? "Sen" çoðalmýþlar ve kendi menfaatleri doðrultusunda bileþmiþler. Bu "sen"leri yeni kategori olan "siz" kategorisine yerleþtiririz. Bunlarýn hepsiyle baþ etmek imkansýz olacaðýndan bu defa yakýn çevremizdeki "sen"leri(özellikle aile ve arkadaþ çevresi), "sen" kategorisinden çýkarýp bir baþka yeni kategori olan "biz" kategorisine alýrýz. "Ben" i tehlikelerden korumak için "biz" i sürekli besleriz. Çünkü "biz" e gelebilecek her tehlike zamanla beni de etkisi altýna alacaktýr. Böylece önce "biz", sonra da "ben"saldýrýlar sonucu yýkýlacaktýr. "Biz" in içerisindeki "ben" lerin devamý açýsýndan sisteme göstermelik bir "hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" sloganý monte edilir. Gerçekte "biz" in ne kadar dürüst, namuslu, þerefli... olduðu çok da önemli deðildir. Önemli olan ne kadar güçlü olduðudur. "Biz" ne kadar güçlü ise o kadar haklýdýr, þereflidir, namusludur, dürüsttür. "Biz" in güçlü olduðu ölçüde "ben" de haklýdýr, þereflidir, namusludur, dürüsttür. "Biz" in içerisinde çok farklýlýklar olsa da; arkadaþlýk, kan baðý, din, milliyet gibi baðlar öne çýkarýlarak "ben" in garantisi olan "biz" bir türlü yaþatýlmaya çalýþýlýr. Yanlýþ anlamayýn haa! Bu çevremizdeki insanlarý, çok sevdiðimiz için "biz" kategorisine almayýz. Sadece egomuzu tatmin, kendimizi korumak ve ihtiyaçlarýmýzý karþýlamak için alýrýz. Bu insanlar, yeni umutlar, mutluluklar, hedefler için birer kullan-at araç durumundadýrlar. Yeri ve zamaný geldiðinde; yani köprüyü geçtiðimizde, diðerlerinin bize yetiþmelerini engellemek için köprüyü havaya uçurup yolumuza devam ederiz.
         Bu arada bizimle yakýndan ilgisi olmayan yeni kiþi yada kiþilerin ortaya çýktýðýný görürüz. Bu yenileri de "ben" ve "biz" e uzaklýk derecelerine göre yeni oluþturduðumuz kategoriler olan "o" ve "onlar" kategorilerine atarýz. Þimdilik "ben" ve "biz" e müdahale etmeyeceklerini biliriz; ancak olur da ilerde karþýmýza çýkarlar diye bunlarý kendi aralarýnda savaþa kýþkýrtýrýz. "O" ve "onlar" da baþlarlar vuruþmaya. En büyüðünden bir þampanya patlatýp onlarýn birbirlerini öldürüþlerini seyrederiz, kan ve barut kokularý arasýnda. Eðer aþka gelirsek "ben" ve "biz" olarak içlerine girer toplu kýyým yaparýz ve bir Amerikan askeri gibi bundan zevk alýrýz.
         Bir gün gelir çevremizdeki insanlarda bir þey görürüz. Hepsi de "ben" e benzemiþ. Herkes çatýþmalarýn ortasýndaki "o masum çocuðu" öldürmüþ. Ýnsanlar birbirlerinin aynasý durumundalar ve her baktýðýmýz kiþide aslýnda kendimizi görürüz. Yine de eleþtiriye "ben" den, deðil de "sen" den baþlarýz. Sen Ýngiliz, sen Fransýz, sen Filistinli, sen Ýsrailli, sen Türk, sen Alevi, sen Sünni... derken bakarýz ki; "ben" in kendisine saygýsý bile kalmamýþ. Eleþtirdikçe batarýz.
            Ben-sen-o, biz-siz-onlar kategorilerine giren insanlar sürekli yer deðiþtirebilirler. Evvela "ben" dediðimiz olgu parçalara bölünmüþtür. Her zaman kendi içerisinde yer deðiþtirir; fakat beden ayný bedendir. Evdeki "ben", iþteki "ben", yatak oadýndaki "ben", mahalledeki "ben", camideki "ben"... Ýnsan zaman zaman bir köþeye çekilip de "ben" kimim dediði zaman kiþiliðinin bölünmüþlüðünü çok kolayca algýlayabilir. Her "ben" in farklý rolleri vardýr. Zaman zaman bu roller arasýnda çatýþmalar yaþanabilir. rol çatýþmasý denen bu olgu kýsa süreli olur ve seyrek tekrarlanýrsa fazla bir sakýnca doðurmaz; ancak uzun süreli olur ve sýk sýk tekrarlanýrsa ciddi sakýncalar doðurabilir. Örneðin; evdeki bir baba kýþladaki rollerini evde de devam ettirirse evde olabilecekleri bir düþünün.
          "Sen" ve "siz" kategorileri biraz daha farklýdýr. Kiþisel çýkarlarýmýzýn çatýþtýðý bu kategorilere giren insanlar, yer ve zamana göre yer deðiþtirirler. Örneðin bir iþ yerindeki bir statü için çatýþma halinde olduðumuz kiþi "sen" dir. Bu "sen"i yendikten sonra karþýmýza bir "sen" daha çýkabilir. Amacýmýz bu yeni gelen "sen" i de yenmektir. "Ben" bütün bunlarý, "biz" dediði insanlarýn dalýna basarak yapar. "Sen" kategorisine giren kiþi bizim kaplama(nüfuz) alanýmýzdan çýktýðý andan itibaren "o" kategorisine girer. Çünkü artýk "sen" in ayaðýný kaydýrmýþýzdýr ve çatýþmak için ortada bir gerekçe kalmamýþtýr. Hani kader denilen þey "ben" e bir ders vermek isterse; bu sen zamanla biz kategorisine bile girebilir. Kim bilir bu "sen" karþý cinsten ise evlenebilir ve boy boy çocuklara sahip olabilrsiniz. "Siz" kategorisindeki insanlar için de durum deðiþmez. Zaman için kariýmýzda bulunan bu grup üyelerini zamanla bu listeden silebiliriz. "Biz" le ve "ben" le çýkar çatýþmasý biten "siz" ler zamanla "onlar kategorilerine atýlýr. Fakat çatýþma kaçýnýlmaz olduðundan "siz" kategorisi hiç boþ kalmaz. Eski rezervasyonlar çýkmadan yenileri hazýrda bekler.
          Biz ketegorisine giren insanlarýn akýbetleri de aynýdýr. Evdeki aile, sokaktaki arkadaþlar, iþyerindeki mesai arkadaþlarý, dini cemaatteki arkadaþlar(mesafe uzak bile olsa aralarýnda fikir birliði vardýr), hatta yataktaki partner bile zamanla deðiþebilir. Çünkü bir yastýkta kocamak artýk "demode" olmuþtur. "Biz" le olan iliþkilerimiz zamanla yara alabilir ve "biz" kategorilerine giren insanlar, zamanla "sen" veya "siz" kategorilerine girebilirler. Örneðin üyesi bulunduðumuz bir arkadaþlýk grubu ilerde karþýmýza geçebilir. bu durumda "biz" deki bu kiþiler "siz"e geçer. Bundan farklý olarak bu "biz" ile iliþkilerimizi kesebilir ve sýradan kategori olan "onlar" kategorisine de atabiliriz. Örneðin okuldaki arkadaþlarýmýzla mezun olduktan sonra daha görüþmeyebiliriz.
           "O" ve"onlar" ýn akýbetleri de diðerlerinden pek farklý deðildir. Hayatýmýzda bir çok iþlevi olan "o" ve "onlar" la doðrudan iliþkilerimiz olabilir veya olmayabilir. Hiç bir rekabetimiz ve çatýþmamýz olmayan mahallenin kasabý, filan þehrin belediye baþkaný, kýrmýzý ýþýkta bekleyen kalabalýk, üst kattaki komþu..."O" ve "onlar" kategorisindekilerle birincil ve samimi iliþkilerimiz sýnýrlýdýr ve tabir yerindeyse bu iliþki sadece bir alýþveriþ iliþkisidir. Bu ketegorilere giren insanlar da sürekli yer deðiþtirirler. Örneðin bakkalýn manavý ve kasabýyla zamanla sýký iliþkiler içerisine girebilir ve "onlar" ý "biz" kategorisine alabiliriz. Fakat mahallede bir manav ya da kasap açacak olsak; bu "onlar" kategorisine giren kasap ve bakkal, zamanla, rekabet halinde olduðumuz "sen" veya "siz" kategorilerine girebilirler. Baþka bir þekilde evimize karþý cinsten bir arkadaþýmýzý getirdiðimizde, mahallenin kasabý namus bekçiliðine soyunursa; o zaman "o" kiþi direkt olarak "sen" veya "siz" kategorisine girer. Çünkü bu kiþi alýþveriþ iliþkimizin yazýlý olmayan kurallarýný ihlal etmiþtir. "Onlar" sosyal hayatta en kalabalýk olan gruptur, ayný zamanda birincil iliþkilerimizin en zayýf olduðu veya hiç olmadýðý grup da bu gruptur. Dolayýsýyla en az ilgilendiðimiz, en çok kulak ardý ettiðimiz, en genel yaklaþtýðýmýz gruptur. Fiziksel olarak yakýn olsak dahi , aramýzda fikren uçurumlar vardýr.
         "Ben" tutarlý olmak, dikkatli olmak, var olmak, varlýðýný devam ettirmek için "sen" e ihtiyaç duyar. Ayný þekilde "biz" de "siz" e ihtiyaç duyar. Zamanla bunlar arasýndaki uçurum büyür. Fakat tam da bu sýrada her biri karþýsýndakinden güç alýr. Çünkü kendisi güçlü olmazsa kaþýsýndakinin güçlü olacaðýný bilir. Hatta karþýsýnda bir "sen" yoksa bile, içeride dinamik ve bütüncül olmak bir "sen" veya "siz" yaratýr. "Onlar" ý da kendi yanýna çekerek "sen" veya "siz" aleyhine kýþkýrtýr. Örneðin Amerikanýn Ýran, Afganistan, Irak konusunda yaptýðý manevralar bunun en güzel kanýtýdýr. Amerika, Sovyetler' i yýkmak için bir çok Arap ülkesini yanýna aldý(tabiki Türkiyeyi de). Sovyetler yýkýldýktan sonra bu Arap ülkeleri zamanla büyüdüler. Büyümeyle beraber Amerika' ya kafa tutmaya baþladýlar. Kapsama alanýný geniþletmek isteyen Amerika ise kendi çýkarlarý doðrultusunda gereken neyse onu yaptý. Kitle iletiþim vasýtasýyla sivil toplumu bu ülkelerin cezalandýrýlmasý hususunda ikna etmeye çalýþtý. Telkinler amacýna ulaþtý ve bu ülkeler dünyada istenmeyen ve haritadan silinmesi gereken ülkeler olarak "siz" kategorisine alýndýlar. Devamýný anlatmaya zaten gerek yok...
          Ben-Sen-O, Biz-Siz-Onlar kategorisine girmeyen insanlar yok mu derseniz; tabiki var ve istisnayý bozanlar da zaten onlar. Sayýlarý oldukça az da olsa dünyanýn geleceðine oldukça yararlý katkýda bulunuyorlar.
Diesen Artikel bewerten:
Kommentare (0)

Noch keine Kommentare vorhanden. Schreibe den ersten!

? Eigenen Kommentar verfassen