?? Foren-bersicht
Dostluk, Arkadaþlýk
?? Yandýk avazlarda, kavrulduk halkým.....
Dieses Thema hat bisher 21 Aufrufe erhalten.
a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
[b:8e8674e413]Yandýk avazlarda, kavrulduk halkým.....
Varýp Pir Sultan’ý, analým dedik
Aþkýn dolusuna, kanalým dedik
Meydanda bir semah, dönelim dedikm
Kahpe tuzakl
arda, vurulduk halkým..
Salyalý aðýzlar, kirli yürekler
Elde ateþ, dilde Allahu-Ekber
Ýnsan yakmak için, olmuþ seferber
Ýsli dumanlara, savrulduk halkým
Hasret Gültekin´im, Serkan Doðan´ým
Huriyem, Yesim´im, özbe öz Özkan´ým
Ýki Metin ölüm, Sait, Handan´ým
Hep birlikte yan, yana serildik halkým
Yüzbin yobaz, bir Akarsu eder mi?
Öldürülen, bu kaçýncý Nesimi,
Özlem, Nurcan, Serpil, Belkýs Gülsüm´ü
Verdik, birer birer, kýrýldýk halkým
Metin, Asaf, Behçet, Asým Bezirci,
Menekþe, Sehergül, Gülender, Ýnci,
Asuman, Yasemin, Erdal Ayrancý,
Et kemik bir yerde, derildik halkým
Yandý özyurdun da, Özyurt Ahmet´im
Kaynar ateþlerde Uður Mehmet´ým
Güpe gündüz ýþýktý, Gündüz Murat´ým
Cem olduk güneþe, verildik halkým
Koray Kaya´m, onbirinde dal fidan
Ahmet Öztürk ile adaþý alan
Din için yakýldýk 33 can
Kara topraklara, karýldýk halkým
Madýmak´ta yanan 33 can
Artýk her birisi bir Pir Sultan
Hýzýr´in dölleri yazsýn bin ferman
Gönüller içinde yer aldýk halkým
Muhlis´ine muhip olan, Muhibe´m
Sulari’den arda kalan Edibe´em
Cümlesi insana derki, Kâbem
Kanlý kefenlere sarýldýk halkým
Karinna Cuanna, Hollanda´lý can
Yanýnda Muammer Hakan ve Kenan
Bin beterdi Sivas, Ol Kerbela’dan
Hüseyin´ce ölüp dirildik halkým
Kýzýlgül’üm, söz düþürse dilime
Mýzrabým isyankâr, vurur telime
Bir gün olup hesap sorsam zalime
Yobazlar elinden zar olduk halkým....
1 NESÝMÝ ÇÝMEN : Saimbey, Safsakalý köyü (Sarýz 1926) 1931
O halkýmýzýn dili, O 3 telli Curanýn Piri .
Ýstanbul, Almanya, Fransa, Ýsveç
O da bir gurbetçi idi.
O yemyeþil bir bahar Çimeni,
Bire yobaz, bu yolda verdiðimiz,
bu kaçýncý Nesimi.
Ýnsan olan insan barýþtan yana
Ancak zalim olan kýyar insana
Barýþ aþký yayýlmalý cihana
Barýþ güvercini uçsun dünyada
Gel ey Nesimi sen, senden sor seni
Sakýn ham hor görme asla bir caný,
Ýnsanlarý sev sen, eyle secdeni
Mukaddes bir varlýktýr, hakkýn kendisi,
........Nesim´ler... ölür, ölür dirilir...
2 ASIM BEZÝRCÝ : Erzincan 1927
67 yýlýk hayatýnda 70 kitapla,
O sosyalizmin, edebiyatýn þiirin,
halkýn kütüphanesi idi.
O Özgürlük, insanlýk, barýþ,
O bir baþkaldýrý abidesi idi,
özü sözü zülfü kâr olanlardan.
O bir eleþtirmendi, çünkü eleþtirmeden
daha iyiye güzele doðruya gidilemezdi.
Topraða gül dikenleri, güle dil verenleri,
O halk ozanlarýmýzý ölümsüzleþtirdi.
”Bir insan olarak her türlü güzelliði koruma
sorumluluðunu taþýyorum”.
Herkes te öyle davranmalý, diyordu.
Ankara'dan öteye Siva´a gidip,
Ucunda ölüm olsa bile, gençlere moral
vermeyi tercih etmiþti.
3 METÝN ALTIOK : Bergama1941.
O bir filozof, O bir þairdi,
Olacaðý görür gibi, yýllar önce,
”yakýlmasý gereken biriyim” diye
yazmýþtý.
”…Gördüm yaþarken vadesiz ölümümü.
Ördüm de ilmek ilmek
Sýrtýma giyemedim ömrümü…”
Madýmakta girdiði komadan,
8 Temmuz 93 te ayrýldý aramýzdan.
Sivas sana verdik senden isteriz.
Canlý verdik, canlý isteriz.
4 MUHLÝS AKARSU: Sivas Kangal 1948.
Çocuk yaþta tanýþtý telli kuranla, Cemlerde zakirlik
yaparak.
70´li yýllarda
”Kula kulluk yakýþýr mý”
diyerek, Akarsular gibi aktý
sahnelerde, gönüllerde,
ve kavgalarda...
Ýnsan haktýr hak insandýr biliriz
Gönüllerde açar bizim gülümüz
Akars´yum bacý kardeþ hepimiz
Demokrasi nerede ise ordayýz..
Ýnsan hakký nerede ise ordayýz..
Sivas etkinliklerinden sonra çýkaracaðý kasetinin adýný.
Sivas ellerinde ömrüm çalýnýr, koymuþtu.
Ve EVLiYA denildi ardýnda.
Akarsu'yum yansam da
Kül olup savrulsam da
Bazý bazý gülsem de
Yine gönlüm hoþ deðil.
Dilim dönmez nedir gâvur müslüman
Duman ateþ demek ateþ duman
Enel-Hak baðýna girdiðim zaman
Ýster asýp ister yüzsünler beni
Ýster YAKIP ister yüzsünler beni…
5 MUHÝBE AKARSU : Kangal 1958
Muhibe Leyla Çiftlik 1971
yýlýnda Muhlis Akarsu ile evlendi.
Acý tatlý yaþamý, aþký ve
ölümü beraber paylaþtýlar.
Akarsuyum böylesiydi ahtýmýz,
iþte geldik gidiyoruz dediler,,,
Pýnar, Çýnar ve Damla adlarýnda
3 kýz, 3 gonca gül,
hatýra býraktýlar bizlere.
Onlarý yaþatmak borç olsun bize.
6 BEHÇET AYSAN : Ankara 1949
O Atomla savaþan bir doktor ve þairdi,
Nükleer Savaþýn önlenmesi için hekimler
derneðinde, Ankara Tabipler odasý,
Saðlýk-iþ sendikasýnda ve Edebiyatçýlar
derneðinde yöneticilik yaptý. Bir çok þiir
ve 1986 Abdi Ýpekçi Barýþ ve Dostluk ödlü aldý.
70´li yýlarda 141-142´ye muhalefetten, girdi
çýktý demir parmaklýklar ardýna,
Ve O bir doktordu can kurtarmak için,
Madýmakta elinde bir demir çubukla,
barikatýn ardýnda ölümsüzlüðü kucakladý.
‘..Beyaz bir gemidir ölüm, siyah denizlerin hep
çaðýrdýðý batýk bir gemi, sönmüþ yýldýzlar gibi
yitik adreslere benzer ölüm, yanýk otlar gibi
sen bu þiiri okurken ben, belki baþka bir þehirde ölürüm...
7 EDÝBE SULARÝ : Erzincan 1953
Davut Sulari´nin yadigârý,
Ýsveç'ten koþup gelmiþti Sivas´a.....
O zaten babasýnýn
yoldan, hiç ayrýlmadý.
Aþkýyla Periþan Davut Sulari
Muhabbeti baldýr kendisi arý
Hz. Ali´nin sýr Zülfükarý
Ýnkarýn boynuna vuralým hele
Bu alemi yobazlardan
kurtarmak, boynumuzun
borcu olsun.
8 UGUR KAYNAR : Zara 1956
Militan bir þair ve yazarý idi.
Yalnýzlýðý, sevgisi ve için için
kaynamasý, belki de 12 eylül
döneminde, 2 yýl mesken tuttuðu
Mamak mahpushanesinden
kalýyordu.
Ýlk kitabý: ”Çiçekler halaya durdu ”
oldu. ......Ve cesedini bir torbada
getirdiler. Deri çantasý peþinden
geldi, bir peçeteye son þiirini
yazmýþtý.
”…Öldüðümde doðduðum yere
gidiyorum. Yýllarca süren bir hasret
ve bilinmezliði
Ýþte böylesine yeniyorum...”
9 ASAF KOÇAK: Yerköy 1957
O, ”yok devenin kuþu…
Cop Cumhuriyeti nin çizeri idi..”
”Ýnsanýn kendini sorgulamasý yeterli deðil,
mesele, dönüþebilmek, deðiþebilmek,
mesele aynanýn karþýsýna geçip
kendine ATEÞ-edebilmeyi becermektir..”.
Sakallarýmdan baþka her þey
takma protez diyor
ve son dakikalarýnda,
isyan borusu çalar gibi,
Madýmak koridorlarýnda,
ölüme mýzýka çalýyordu.
10 ERDAL AYRANCI : Niðde 1958.
Bir çok projeye giriþti, en son olarak
Anadolu ipek yollarýný filme almayý
düþünüyordu. Pir Sultan etkinliklerini
filme almak için Sivas´a geldi.
Madýmak´ta barikatta yaralandýðý an, kim
bilir belki de 12 eylül döneminde 81´de
Mamak ceza evinde yazdýðý þiiri geçti aklýndan.
”.. Eðer bir gün sevgilim, son verecekse
hayatýma b ir ses, (lânet olasý kara bir
ses) Ýsterim, durmasýn patlasýn anlam bulacaksa
kulaklarda.
Yalýnýz...
düþerse kanýmýn bir damlasý yere
Bilsinler ki, orada kýrmýzý yediveren gülleri açacak
Ve bülbüller aðýt yakacak ölüme
Korksunlar korksunlar artýk
Korksunlar ALEV çemberinde ki akrep
gibi.. Çünkü ölümleri, Gül dikenlerinde olacak.”
11 SEHERGÜL ATEÞ : Ankara 1963
Sehergül için babasý; Biz onunla baba kýz deðildik.
O hem sýrdaþým, hem yoldaþým, hem dayanaðým
ve gücümdü diyor, eski Halkçý Parti, millet vekili,
Musa Ateþ.
Adý gibi çiçekleri çok seviyor onlarla konuþuyor,
ve çok azimli ve hýrslý, elini attýðý her þeyi koparýyor, ”.
Eðer saz çalmayý öðrenmeden ölürsem, mezarýmý
tekmeleyin.” diyor ve Sivas öncesi Musa Eroðlu´ndan
saz çalmayý öðreniyor.
Sivas´a gidebilmek için babasýndan izin alma imkâný
olmamýþtý. Kardeþi Ali´ye borçlu olduklarýnýn listesini
verirken ”ben ölürsem siz ödersiniz”diyor.
Yaþamýný güzelleþtirmeyi bilen, yarýnlarýna umutla bakan,
yüreði sevgi dolu bir genç kýzdý Sehergül ATEÞ.
12 HASRET GÜLTEKÝN : Koçgiri 01.05.1971
Müzisyen, müzik yönetmeni, araþtýrmacý þair olan
Hasret´e Nerelisin diye sorulduðunda,
üstüne basa basa, Koçgiriliyim, Kürdüm derdi.
Gecelerde konserlerde baðlamasýndan bal akýtýr,
Anadolu aydýnlanmasýna ýþýk tutandý.
Bir çok ustanýn kasetlerine müzik yönetmenliði yaptý.
”Her ne ararsan kendinde ara..
felsefesinden yola çýkarak, ”
N ararsak Anadolu´da bulacaðýz” diyordu.
O Anadolu Mozaiðinin unutulmaz bir ismi oldu.
Yobazlarý hiç mi hiç sevmezdi.
HASRET`lere kýyanlarý sizde sevmeyin...
13 MUAMMER ÇÝÇEK Tokat, Zile 1967
Gönlünü Ýnci’ye öfkesini fýrtanaya kaptýran çocuk.
Ve bir tiyatro yazdý ‘..inadýna yaþamak..’
Bizde Seni inadýna yaþatacaðýz.
Okul bitirme projesi olarak, mühendis Muammer;
1992 de Sivas’ýn vaziyet plânlýný yapýyor.
1 temmuz 93 te, Muammer Çiçek þiir yazýyor.
‘...Soðuk ölümün, acýmasýz pencereleri
geziniyor üzerimde
kýyýya vurmuþ, baygýn bir balýk gibi
ayýlýp çýrpýnmaya baþlýyorum
Korkuyorum beni kavuracaðýndan güneþin.
çýrpýnýyorum ATEÞ kumlarda yaþamak için
ulaþmak istiyorum delice, suya,
nefesime ve kendime.
Ve ý temmuz 93 te Sivas’ýn vaziyet plâný,
Yobazlarýn etki alaný oludu.
Fakat yarýnlar Çiçek’lerin olacak.
14 ÝNCÝ TÜRK ; Balýkesir 1971
Ýnci Muammer’le sevdalý, Pir Sultan Abdal
tiyatro topluluðunun teknik kadrosunda çalýþyor.
Gazi Üniversitesi Eczacýlýk fakültesi mezunu.
Kendi yazdýðý bir þiiri:
‘...Yaþamak istiyorum, ama kendimce,
Neden yaþama karþý, bu kadar acýmasýzlar,
Neden özgürlüðü böyle kýsýtlýyorlar..’
Ve o kara günden sonra, annesi Neda Türk:,
rüyasýnda görüyor Ýnci’yi:
‘..Biz kendi kitabýmýzý kendimiz yazmaya geldik..’
Onlar eþsiz Kur’aný, ÝNCÝ gibi düzdüler.
‘Okunacak en büyük kitap insandýr...’ dediler.
Bizde arrtýk sadece insan okuyacaðýz.
15 GÜLENDER AKÇA : Sivas Divrigi 1970
Kardeþçe insanca yaþamak için mücadele etti.
Divrigli Kültür ve Yardýmlaþma derneðinde.
Ýþçi ve sendikacý babasý, ve dernek yöneticisi
kardeþinin izinden gitti.
Kadýnlarý örgütlüyor, folklör oynuyor,
arkadaþlarý ile Anadolu semah araþtýrma
topluluðunu (ASAT’ý) kurudu.
Ve kardeþi Vedat Akça :
‘...Yitirdiklerimizin ardýndan
aðlamak,........anlýk tepkilerle yollara
çýkmak çözüm deðil.
Toplumun, kitle örgütlerinin,
demokratlarýn, cenazelerin kalktýðý
günkü havayý sürekli kýlmalarý
gerekiyor...’
Onlar ölmedi, ALEVe güldüler..
16 MEHMET ATAY : Divrigi 1968
Þahaným, þahdamarým yangýn yüreklim.
12 yaþýnda babasýný, ý0 yaþýnda annesini yitiriyor.
Orta okulda iken annesinin çeyiz sandýðýný bozup,
içinde güvecin besliyor.
Gazi Üniversitesi Maliye Yüksek okulunu bitirmesine raðmen,
O mutluluðun resmini arayan, bir fotoðrafçý oluyor.
O özgürlüðün fotoðrafýný çekiyordu, ve de
en çok sevdiði çocuklarýn resmini.
Fig iken... biçtiler ekinimizi....
Kalbimizde taþýyacaðýz resminizi...
17 SAÝT METÝN : Divriði 1970
‘...Uzundu usuldu dedemin boyu..’
Sait Metin, Grup Güne Umut’taö
saz çalýp türkü söylüyor.
Su gibi içiyordu eline geçen kitaplarý. ‘
..Umut belki de gelecek sayfadadýr...
kapatma kitabý...’
Pir Sultan tiyatrosunda Pir Sultan Abdalý canlandýrýyordu.
Ayný tiyatroda Pir Sultanýn eþi Ballýha ný canlandýran
Yeþim Özkan’la hayatlarýný birleþtirmeye söz vermiþlerdi.
Sait- Pir Sultan/ Yeþim- Balcan olmuþtu. Kerem’le Aslý,
Ferhat’la þirin gibi.
Sait annesine: ‘..Anne deli’misin sen,
Ben aradýðýmý buldum...’ diyordu.
Baba Mehmet Metin: ‘ Devlete çok güvendik.
Bizi ve çocuklarýmýzý bu kör güven yaktý, diyor.
Tarih sizleri hep anacak, halkýmýz sizleri kalbine kazýyacak.
- Ve halkýmýz sizden baþka hiç bir þeye bel- baðlamayacak.
18 YEÞÝM ÖZKAN : Ankara 1973
Ballýhan, erenlerinin bal çiçeði.
O Pir Sultana, Sultan ona aþýktý.
Hacettepe Üniversitesi Sosyal hizmetler okuluna gidiyor,
Çocukken sakin ve durgun olan Yeþim gençliðinde
bahar gibi yeþeriyor, artýk sözüne söz yetiþemiyor,
enerjisini tiyatroya veriyor.
Pir Sultan oyununda görev alýyor.
Biz Sivas’ýn yobazlara teslim olduðunu bilseydik
gönderirimiydik çocuklarýmýzý diyor. Babasý Hikmet Özkan:
Sivas kýyýmýndan sonra, din konusunda fikirleri netleþiyor.
‘..Allah insanlarda vardýr. Ýnsan sevgisinden daha büyük
bir sevgi yoktur. Ýnsanlarý sömürmek için dinler kullanýlmaktadýr.
Bu sömürüye en uygun olan din de Müslümancýktýr.
Ben camiden nefret ettiðim kadar hiç bir þeyden nefret etmiyorum.
Cuma namazýndan, camiden çýkýp, katlettiler çocuklarýmýzý.
Hiç mi insan/Allah sevgisi yok bu yobazlarda?.
Yok olasýcalar da...
19 HURÝYE ÖZKAN : Ankara 1971
‘..Havanýn yüzünde semah dönerken...’
Arkadaþý Ýnci Türk’le beraber Gazi Üniversitesi
Eczacýlýk bölümünü bitiriyorlar.
Pir Sultan Abdal Derneði’nin çalýþmalarýna katýlýyorlar.
Kardeþi Yeþimle beraber semah ekibine giriyor,
Alevi kültürüne baðlý üretme ve paylaþma bilincine
ermiþ iki çaðdaþ genç kýz.
Pir Sultan tiyatrosunda anlatýcý ozan rolünü alýyor
Huriye Özkan.
Ve Baba Hikmet’in, 33 caný gibi, iki yavrusunu da alýyor, Sivas-bela.
20 CARÝNA JOHANNA: Hollanda 1970
Carina, üniversite öðrencisi, Türkiye’ye kadýn ve
Alevi kültürünü araþtýrmaya geliyor.
Ankara’da camiden/ kuran kursunda çýkan
çocuklarý görüyor. Çocuklarýn üst tarafý kapalý,
altlarýnda bir er þort var.
Yanýnda ki Sultan Sivri’ye dönerek:
Bu çocuklarýn üst kýsmý müslüman, alt kýsmý ne,
diye soruyor.?
Arkadaþlarý Sultan, Yasemin ve Asuman Sivri,,
Carina’yý Sivas’a gitmekten vazgeçirmeye çalýþýyorlar.
Sivas’ta su bulamazsýn, aç susuz kalýrsýn,
kalacak yer bulamazsýn diyorlar.
Carýna, siz ne yerseniz bende onu yerim,
siz ne içerseniz bende onu içerim ,
nerede kalýrsanýz bende orada kalýrým diyor.
Ve verdiði sözde duruyor,,,, kara dumanlarý onlarla beraber yudumluyor.
21 GÜLSÜN KARABABA : Divrig 1971
‘Bir kýzýmýz olsun adý da, Gülsün.’
Etkinliklere Divrigi Kültür Derneði kanadýndan katýlan
4 kýzdan biriydi, Gülsün.
Bakkala pazara çýkmayan kýz, Sivas’a gitti.
Sivas soðuk olur kalýn giyin dediler.
Oysa ki, yangýn yeri olacakmýþ Sivas,
bilemezdi...bilemezdi...
Günlük defterine: Kendi kilidimi açacaðým,
kendimi aþacaðým, sýradan biri olmayacaðým diye yazýyor,
ve hayat felsefem:
‘..Yarýn yanaðýndan gayrý her þey ortak...’
diye devam ediyor.
Onlar her þeyi aþtý, arþa ulaþtý,
Tarihe yeni bir sayfa açtý...
22 MURAT GÜNDÜZ : Ankara 1971
‘ Yaþamak bir aðaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi
kardeþçesine.
Bu Hasret bizim..’
En güzelleri en iyileri yitirdik Sivas’ta.
Murat, Pir Sultan gençlik kollarýnda görev alýyor, semahçý,
kýz kardeþi Birsen’le beraber gidiyorlar Sivas’a.
Kara dumanlar içinden kardeþi Birsen’i çýkarýyor.
Diðerleri Madýmak cehenneminden çýkarmaya gidiyor..
Murat.
Birsem, Ruhi Su’nun, þu dizeleri ile anlatýyor Murat’ý:
Ne Mutlu biz insan olmuþuz
Ýnsan sevgisini gerçek bilmiþiz
Ýnsanýn dalýnda açýp gülmüþüz
Muhabbet insana, cana muhabbet
Söz.. söz veriyorum; Beni yaþarken
görenler, seni yaþarken görecekler.
23 AHMET ÖZYURT Þarkýþla / Ankara 1972
Kendimi bir atom bombasý ve bir kuzu gibi
hissediyorum diyordu Ahmet.
Ahmet’te semahçý idi. Üniversiteye girmeye hazýrlanýyor,
En çok sevdiði iki eylem,, okumak ve spor yapmaktý.
Günlük defteri güzel sözler kitabý gibi. ....
Sorunlardan kaçmamak tam tersine üzerlerine gitmek gerek.
Evet düþünmek gerek Her kitap okunmalý,
onlardan bir þeyler kapýlmalýdýr.... diyor Ahmet.
...Gerçekten mutlu kiþi gerçekten içinde
bir iyilik hisseden kiþidir, önemli olan
insanlýk adýna bir þeyler yapmaktýr. Diyor, Ahmet Özyurt.
Ýbadeti cuma namazýndan sonra cana kýymak olanlara ibret:
Onun ibadeti, her an, insanca yaþamak, insanca düþünmekti.
24 HANDAN METÝN: Divrig 1973
‘Tüm güzellikleri toplayýp uzun ince bir yola çýktým...’
1992 ODTÜ Eðitim fakültesi Biyoloji Bölümüne giriyor
Handan.
Gülsün, Gülender ve Nurhan’la yakýn akrabalar
ve 4 kýz Divrig Kültür derneði kadýn
komisyonunda çalýþýyorlar.
Annesi Sultan Metin . Yavrularýmýz, 8 saat,
geldi, gelecek diye devlet bekledi, 8 saat yandýlar....
O yobazlar 8 saat, ‘..þeriat isteriz..’ diye
baðýrdýlar. Ve Handan yazýyor.
‘...Ayrýlmak bir doða kanunudur.
Bir gün arkadaþlarýndan, yarýn ailenden
Ve son olarak da bu dünyadan ayrýlacaksýn.
Ama önemli olan zihinlerde bir isim
býrakmak, ölsen bile ölmemiþ gibi
yaþatýlmaktýr.
Onlar, ölmeden, ölenlerden oldu.
Zihinlerimizde 33 isim kaldý, 33'de birer
Kubilay, 33'de birer Pir Sultan oldu..
25 YASAMÝN SÝVRÝ : Ankara 1974
Kamber abi’nin profesörü.
Kitap kurdu. Hacettepe Üniversitesi
felsefe bölümüne gidiyordu.
Pir Sultan’da, semahla baþlýyor, giderek
yeni alanlara yöneliyor,
gençlik komisyonu üyesi ve tâbi ki
kütüphaneden sorumlu idi.
Yasemin, Sivas’ta yazar, Aziz Nesin
ve Asým Bezirci ile tanýþýp,
görüþlerini açýklayacaðý için sevinçli.
Benim en iyi arkadaþlarým kitaplarým diyordu.
Okuyordu okuduðunu yorumluyordu:
.....Ýnsanlar öldükleri zaman deðil,
unutulduklarý zaman ölürler... diyordu.
Unutmadýk.. unutmayacaðýz... biz sizi yaþatacaðýz.
26 ASUMAN SÝVRÝ : Ankara 1977
Sokullu Lisesi ý. sýnýf öðrencisi. Kamber Hoca,
Çorum’lularýn bir gecesinde tanýþýyor,
Yasemin ve SÝVRÝ kardeþlerle.
16 yaþýnda semah hocasý oluyor Asuman,
3 grupta 100'e yakýn öðrenciye semah öðretiyor.
2 temmuz 93 günü otelden evi arayýp karnesini
alýp almadýklarýný soruyor ailesine. takdirname bekliyor.
Takdirname aldýðýný öðrenemeden yobazlar otele saldýrýyorlar.
Kamber Hoca çok sevdiði Asuman için:
Asuman’da her türlü özelik güzellik vardý,
zeki ve çalýþkandý, emek veriyor çalýþýyor çalýþtýrýyordu.
Bütün evren semah döner, Aþkýndan güneþler yanar...
Ateþte semaha duranlarýn en Sirvi baþýydý O.
27 SERPÝL CANÝK : Ankara 1974
Kuþ olup güvercin donunu giyen
Uyan daðlar uyan Serpil geliyor.
Ticaret lisesinde staj gördüðü bir kooperatifte çalýþýyor,
semah çalýþmalarýmý engelliyor diye
iþten çýkmayý bile düþünüyor, üniversiteye gitmek istiyordu.
Serpil semah ekibinin en yenilerinden,
önceden içine kapalý olan Serpil aydýnlanma kalesi
olarak benimsediði Pir Sultan Abdal Derneðine gelip,
gül gibi açýlýyor.
Ablasý Serdar Canik Pir Sultan tiyatrosunda oynuyor.
Ailece gidiyorlar Sivas’a Serpil hiç gitmediði köyleri Banaz’ý da
görecek. Yobazlar Serpil’in anne babasýný Ali Baba Mahallesine
ablasý Serdal Canik’i Kültür Merkezinde tutsak tutuyor,
onunda Madýmak’ta boðuyor karanlýk.
Gözü yaþlý Sultan anne: Yavrularým uça uça gittiler... diyor.
‘..Turnalar turnalar, telli turnalar, Semah edende, hakka gidenler...’
28 SERKAN DOÐAN : Ankara 1974
Baþýma kýzýl baðla, ardýmdan sakýn aðlama, anam....
Serkan Doðan kardeþi Serdar Dogan’la semah ekibinde,
ve kitap ve kaset stantýnda görev alýyorlar Pir Sultan
etkinliklerinde. Serkan ayrýca, Pir Sultan tiyatrosunda,
Ali Baba’yý canlandýrýyor.
Cuma namazýndan çýkan yobazlardan, korunmak için girdiði,
Madýmak oteline cansýz çýkýyor Serkan.
Kardeþi Serdar ise, öldü diye atýldýðý morgda, tam 12 saat
kalýyor ve tesadüfen bir doktor nabzýnýn attýðýnýn
farkýna varýyor.
Serkan, otelde yangýn baþladýðýnda, bir kaç dize
yazýp iç cebine koyuyor.:
‘....Yanýyorum anam sakýn ardýmdan aðlamasýn
Ali’yim ben. Pir Sultan yoluna ölüyorum
Baþýma kýzýl baðla, sakýn ardýmdan aðlama....’’
Doðan ailesi SERKAN’ýn vasiyete sadýk.
Yok gözlerinde bir damla gözyaþý, yakýnma.
Yalnýzca direnç.. var direnç..
Pir Sultan Pirimiz, Yolunda Ölürüz...
29 BELKIS ÇAKIR: 1975
Güne Umut’tan, ‘ceylanlara karýþýp semaha duran.’
Kamber Hocanýn kýzý, Üniversiteye gidecekti.
Dernekte semahtan sorumlu idi.
Kamber Hoca cehennemden,
Birsen’i, Çiðdem’i, Gülay’ý ve diðerlerini kurtarýyor
kendi öz kýzýný kurtaramýyor.
Bende astým, bronþit var..
‘O taze ceylanlarýn yerine neden beni almadý ölüm...’ diyor.
Belkýs’ýn kardeþi Tuncer’de semah gurubunda.
O olaylar baþladýðýnda Madýmak Otel’ine ulaþamýyor.
Þimdi Sait Metin’in býraktýðý yerden tiyatrodan
Pir Sultan olmayý sürdürüyor.
BELKIS’ Güne Umut = müzik gurubunda vokal yapýyor,
okumayý ve Zülfü Livaneli’nin þarkýlarýný çok seviyordu.
Kiþilikli, yürekli, yetenekli, tutuðunu koparan
tam bir Anadolu kýzýydý. Belkýs..
Kýrklar ile yedik içtik.
Kaynayýp sohbete coþtuk
Yetmiþ yýl fýrýnda piþtik
‘Daha çiðsin, yan’ dediler
30 NURCAN ÞAHIN : Ankara 1975
Kim yakýþtýrabilir sana ölümü.
Uzun yýllar çocuk hasreti ile yanan
ve tedavi gördükten sonra ‘can ýþýðý’ anlamýna gelen
Nurcan adýný koyduðu kýzý doðar. O’nun için annesi Fidan :
Ben seni Allah’tan zorun an aldým, özel olarak sevmek için
kendime doðurdum, diyor.
....Nurcan, belki yaþlanacaðým ama asla büyümeyeceðim
diyordu....
Okumayý çok seviyor, derneklerde her iþe koþuyor
semah, tiyatro, kitap dergi.
Sivas’a yola çýkarken:
‘...Anne oraya geçen yýl gidenler tuvalet bulamamýþ,
bizde su bulamayýz belki, Bir su ver içeyim....
Annesi Hacýbektaþ'tan getirdiði sudan bir bardak veri.
Yarýsýný içer yarýsýný da Özleme verir...
Tas tas içtik ahularý sað iken.
Bir sen iç, sevdiðim birde bana ver.
31 ÖZLEM ÔAHÝN : Ankara 1977
Özlem ile Nurcan amca çocuklarý, bir elmanýn
yarýsý gibiydiler içtikleri su ayrý gitmezdi.
Ýçlerinde sýnýrsýz bir insan sevgisi vardý.
Sevdiklerine koþa koþa giderlerdi.
Pir Sultan’ýn CHE Guera’nýn resimleri olan,
kýzýl mendilleri, kolluklarý, saç baðlarý, küpeler
kolyeler üretip, dernek adýna satarlardý.
Devrimci kiþiliklere duygusal bir yakýnlýklarý vardý.
Bu genç yaþlarýnda tabularý öyle bir güzel yýkmýþlardý.
Onlarý, ne kanlý Sivas, ne Madýmak Otelinde,
ne de mezarlarýnda aramayýn onlarý,
Onlar kaçýp gittiler cellâtlarýn elinden.
cellâtlarýn yüzlerine gülerek hem de.
Çünkü onlar artýk þehirde bir kumru.
parkta bir kelebek, denizde bir balýk
düþüncelerimizde güzel bir dostluk.
Ve Onlar: Þu alemde sevgi, yaþadýkça, haksýzlýða karþý,
bir isyan bayraðý gibi dalgalanacaklar..
32 MENEKÞE KAYA : Ankara 1977
Ötme bülbül ötme, þen deðil gönlüm.
Dost senin derdinden ben yana yana.
Bu dünyadan bir Menekþe geçti, 15'inde Sivas’ta yakýldý.
Semaha tiyatroya meraklýydý.
Günleri Pir Sultan Derneði’nde geçerdi.
Evde kardeþi Koray’la saz çalýp semah dönerdi.
Turhal-Tokat, Amasya, Gümüþhane,
Hacýbektaþ þenliklerinde tiyatroda oynamýþ.
Ýstanbul, Ýzmir, Ankara’da semah dönmüþtü.
Menekþe Kaya 15'inde SON semahýný
ý temmuz 93´te Sivas’ta döndü.
Menekþe’lerin üzerine, su yerine kara dumanlar indi.
‘... O Sivas, Ol Kerbela’dan bin kere beterdi...
33 KORAY KAYA : Ankara 1981
Þu dünyadan birde Koray geçti. 12 yaþýnda Sivas’tan.
5 yaþýnda yazýyý sökmüþtü, Pir Sultan’ýn genç þehidi.
Gururlu bir günde, iþçi bayramýnda 1 Mayýs’ta doðmuþtu.
Akþam konserde babasý Ýsmail Kaya’nýn sazý kýrýlýnca üzülmüþ,
Annesine varýp ne oturuyorsun, babamýn sazý kýrýldý
hadi buradan gidelim demiþti....
Ertesi gün Cumhuriyet Lokantasýnda yemek yerken,
bir haber ulaþýr. Cuma namazýndan çýkan büyük bir kalabalýk
valiliði taþladýktan sonra, Kültür merkezine doðru yürümüþ.
Zalim felek orada ayýrýr canlarý, bir daha göremezler birbirlerini.
Ozan Ýsmail Kaya kültür merkezine gitmek zorunda kalýr,
oradan da Ali Baba Mahallesine hapseder,
hakim güçlerin, derin devleti onlarý,,
yobazlar rahatça,,, Koray ve Menekþe’leri boðsunlar
Madýmak cehennemide... diye..
Sivas’ta yitirdim,
33 goncaydý gülüm.
Elimden aldý bak, ateþle ölüm.
Bende dostlar ile, yere gömüldüm
Çalardý sazým, söylerdi dilim
Aldý onlarý aramýzdan, ölüm....
PÝR SULTANLAR ÖLMEZ ......
Dar gören, didar göre, aðýtlarýmýz umuda döne....
Derleyen: Feramuz Acar,
Randers AKM, Danimarka
[/b:8e8674e413]
Varýp Pir Sultan’ý, analým dedik
Aþkýn dolusuna, kanalým dedik
Meydanda bir semah, dönelim dedikm
Kahpe tuzakl
arda, vurulduk halkým..
Salyalý aðýzlar, kirli yürekler
Elde ateþ, dilde Allahu-Ekber
Ýnsan yakmak için, olmuþ seferber
Ýsli dumanlara, savrulduk halkým
Hasret Gültekin´im, Serkan Doðan´ým
Huriyem, Yesim´im, özbe öz Özkan´ým
Ýki Metin ölüm, Sait, Handan´ým
Hep birlikte yan, yana serildik halkým
Yüzbin yobaz, bir Akarsu eder mi?
Öldürülen, bu kaçýncý Nesimi,
Özlem, Nurcan, Serpil, Belkýs Gülsüm´ü
Verdik, birer birer, kýrýldýk halkým
Metin, Asaf, Behçet, Asým Bezirci,
Menekþe, Sehergül, Gülender, Ýnci,
Asuman, Yasemin, Erdal Ayrancý,
Et kemik bir yerde, derildik halkým
Yandý özyurdun da, Özyurt Ahmet´im
Kaynar ateþlerde Uður Mehmet´ým
Güpe gündüz ýþýktý, Gündüz Murat´ým
Cem olduk güneþe, verildik halkým
Koray Kaya´m, onbirinde dal fidan
Ahmet Öztürk ile adaþý alan
Din için yakýldýk 33 can
Kara topraklara, karýldýk halkým
Madýmak´ta yanan 33 can
Artýk her birisi bir Pir Sultan
Hýzýr´in dölleri yazsýn bin ferman
Gönüller içinde yer aldýk halkým
Muhlis´ine muhip olan, Muhibe´m
Sulari’den arda kalan Edibe´em
Cümlesi insana derki, Kâbem
Kanlý kefenlere sarýldýk halkým
Karinna Cuanna, Hollanda´lý can
Yanýnda Muammer Hakan ve Kenan
Bin beterdi Sivas, Ol Kerbela’dan
Hüseyin´ce ölüp dirildik halkým
Kýzýlgül’üm, söz düþürse dilime
Mýzrabým isyankâr, vurur telime
Bir gün olup hesap sorsam zalime
Yobazlar elinden zar olduk halkým....
1 NESÝMÝ ÇÝMEN : Saimbey, Safsakalý köyü (Sarýz 1926) 1931
O halkýmýzýn dili, O 3 telli Curanýn Piri .
Ýstanbul, Almanya, Fransa, Ýsveç
O da bir gurbetçi idi.
O yemyeþil bir bahar Çimeni,
Bire yobaz, bu yolda verdiðimiz,
bu kaçýncý Nesimi.
Ýnsan olan insan barýþtan yana
Ancak zalim olan kýyar insana
Barýþ aþký yayýlmalý cihana
Barýþ güvercini uçsun dünyada
Gel ey Nesimi sen, senden sor seni
Sakýn ham hor görme asla bir caný,
Ýnsanlarý sev sen, eyle secdeni
Mukaddes bir varlýktýr, hakkýn kendisi,
........Nesim´ler... ölür, ölür dirilir...
2 ASIM BEZÝRCÝ : Erzincan 1927
67 yýlýk hayatýnda 70 kitapla,
O sosyalizmin, edebiyatýn þiirin,
halkýn kütüphanesi idi.
O Özgürlük, insanlýk, barýþ,
O bir baþkaldýrý abidesi idi,
özü sözü zülfü kâr olanlardan.
O bir eleþtirmendi, çünkü eleþtirmeden
daha iyiye güzele doðruya gidilemezdi.
Topraða gül dikenleri, güle dil verenleri,
O halk ozanlarýmýzý ölümsüzleþtirdi.
”Bir insan olarak her türlü güzelliði koruma
sorumluluðunu taþýyorum”.
Herkes te öyle davranmalý, diyordu.
Ankara'dan öteye Siva´a gidip,
Ucunda ölüm olsa bile, gençlere moral
vermeyi tercih etmiþti.
3 METÝN ALTIOK : Bergama1941.
O bir filozof, O bir þairdi,
Olacaðý görür gibi, yýllar önce,
”yakýlmasý gereken biriyim” diye
yazmýþtý.
”…Gördüm yaþarken vadesiz ölümümü.
Ördüm de ilmek ilmek
Sýrtýma giyemedim ömrümü…”
Madýmakta girdiði komadan,
8 Temmuz 93 te ayrýldý aramýzdan.
Sivas sana verdik senden isteriz.
Canlý verdik, canlý isteriz.
4 MUHLÝS AKARSU: Sivas Kangal 1948.
Çocuk yaþta tanýþtý telli kuranla, Cemlerde zakirlik
yaparak.
70´li yýllarda
”Kula kulluk yakýþýr mý”
diyerek, Akarsular gibi aktý
sahnelerde, gönüllerde,
ve kavgalarda...
Ýnsan haktýr hak insandýr biliriz
Gönüllerde açar bizim gülümüz
Akars´yum bacý kardeþ hepimiz
Demokrasi nerede ise ordayýz..
Ýnsan hakký nerede ise ordayýz..
Sivas etkinliklerinden sonra çýkaracaðý kasetinin adýný.
Sivas ellerinde ömrüm çalýnýr, koymuþtu.
Ve EVLiYA denildi ardýnda.
Akarsu'yum yansam da
Kül olup savrulsam da
Bazý bazý gülsem de
Yine gönlüm hoþ deðil.
Dilim dönmez nedir gâvur müslüman
Duman ateþ demek ateþ duman
Enel-Hak baðýna girdiðim zaman
Ýster asýp ister yüzsünler beni
Ýster YAKIP ister yüzsünler beni…
5 MUHÝBE AKARSU : Kangal 1958
Muhibe Leyla Çiftlik 1971
yýlýnda Muhlis Akarsu ile evlendi.
Acý tatlý yaþamý, aþký ve
ölümü beraber paylaþtýlar.
Akarsuyum böylesiydi ahtýmýz,
iþte geldik gidiyoruz dediler,,,
Pýnar, Çýnar ve Damla adlarýnda
3 kýz, 3 gonca gül,
hatýra býraktýlar bizlere.
Onlarý yaþatmak borç olsun bize.
6 BEHÇET AYSAN : Ankara 1949
O Atomla savaþan bir doktor ve þairdi,
Nükleer Savaþýn önlenmesi için hekimler
derneðinde, Ankara Tabipler odasý,
Saðlýk-iþ sendikasýnda ve Edebiyatçýlar
derneðinde yöneticilik yaptý. Bir çok þiir
ve 1986 Abdi Ýpekçi Barýþ ve Dostluk ödlü aldý.
70´li yýlarda 141-142´ye muhalefetten, girdi
çýktý demir parmaklýklar ardýna,
Ve O bir doktordu can kurtarmak için,
Madýmakta elinde bir demir çubukla,
barikatýn ardýnda ölümsüzlüðü kucakladý.
‘..Beyaz bir gemidir ölüm, siyah denizlerin hep
çaðýrdýðý batýk bir gemi, sönmüþ yýldýzlar gibi
yitik adreslere benzer ölüm, yanýk otlar gibi
sen bu þiiri okurken ben, belki baþka bir þehirde ölürüm...
7 EDÝBE SULARÝ : Erzincan 1953
Davut Sulari´nin yadigârý,
Ýsveç'ten koþup gelmiþti Sivas´a.....
O zaten babasýnýn
yoldan, hiç ayrýlmadý.
Aþkýyla Periþan Davut Sulari
Muhabbeti baldýr kendisi arý
Hz. Ali´nin sýr Zülfükarý
Ýnkarýn boynuna vuralým hele
Bu alemi yobazlardan
kurtarmak, boynumuzun
borcu olsun.
8 UGUR KAYNAR : Zara 1956
Militan bir þair ve yazarý idi.
Yalnýzlýðý, sevgisi ve için için
kaynamasý, belki de 12 eylül
döneminde, 2 yýl mesken tuttuðu
Mamak mahpushanesinden
kalýyordu.
Ýlk kitabý: ”Çiçekler halaya durdu ”
oldu. ......Ve cesedini bir torbada
getirdiler. Deri çantasý peþinden
geldi, bir peçeteye son þiirini
yazmýþtý.
”…Öldüðümde doðduðum yere
gidiyorum. Yýllarca süren bir hasret
ve bilinmezliði
Ýþte böylesine yeniyorum...”
9 ASAF KOÇAK: Yerköy 1957
O, ”yok devenin kuþu…
Cop Cumhuriyeti nin çizeri idi..”
”Ýnsanýn kendini sorgulamasý yeterli deðil,
mesele, dönüþebilmek, deðiþebilmek,
mesele aynanýn karþýsýna geçip
kendine ATEÞ-edebilmeyi becermektir..”.
Sakallarýmdan baþka her þey
takma protez diyor
ve son dakikalarýnda,
isyan borusu çalar gibi,
Madýmak koridorlarýnda,
ölüme mýzýka çalýyordu.
10 ERDAL AYRANCI : Niðde 1958.
Bir çok projeye giriþti, en son olarak
Anadolu ipek yollarýný filme almayý
düþünüyordu. Pir Sultan etkinliklerini
filme almak için Sivas´a geldi.
Madýmak´ta barikatta yaralandýðý an, kim
bilir belki de 12 eylül döneminde 81´de
Mamak ceza evinde yazdýðý þiiri geçti aklýndan.
”.. Eðer bir gün sevgilim, son verecekse
hayatýma b ir ses, (lânet olasý kara bir
ses) Ýsterim, durmasýn patlasýn anlam bulacaksa
kulaklarda.
Yalýnýz...
düþerse kanýmýn bir damlasý yere
Bilsinler ki, orada kýrmýzý yediveren gülleri açacak
Ve bülbüller aðýt yakacak ölüme
Korksunlar korksunlar artýk
Korksunlar ALEV çemberinde ki akrep
gibi.. Çünkü ölümleri, Gül dikenlerinde olacak.”
11 SEHERGÜL ATEÞ : Ankara 1963
Sehergül için babasý; Biz onunla baba kýz deðildik.
O hem sýrdaþým, hem yoldaþým, hem dayanaðým
ve gücümdü diyor, eski Halkçý Parti, millet vekili,
Musa Ateþ.
Adý gibi çiçekleri çok seviyor onlarla konuþuyor,
ve çok azimli ve hýrslý, elini attýðý her þeyi koparýyor, ”.
Eðer saz çalmayý öðrenmeden ölürsem, mezarýmý
tekmeleyin.” diyor ve Sivas öncesi Musa Eroðlu´ndan
saz çalmayý öðreniyor.
Sivas´a gidebilmek için babasýndan izin alma imkâný
olmamýþtý. Kardeþi Ali´ye borçlu olduklarýnýn listesini
verirken ”ben ölürsem siz ödersiniz”diyor.
Yaþamýný güzelleþtirmeyi bilen, yarýnlarýna umutla bakan,
yüreði sevgi dolu bir genç kýzdý Sehergül ATEÞ.
12 HASRET GÜLTEKÝN : Koçgiri 01.05.1971
Müzisyen, müzik yönetmeni, araþtýrmacý þair olan
Hasret´e Nerelisin diye sorulduðunda,
üstüne basa basa, Koçgiriliyim, Kürdüm derdi.
Gecelerde konserlerde baðlamasýndan bal akýtýr,
Anadolu aydýnlanmasýna ýþýk tutandý.
Bir çok ustanýn kasetlerine müzik yönetmenliði yaptý.
”Her ne ararsan kendinde ara..
felsefesinden yola çýkarak, ”
N ararsak Anadolu´da bulacaðýz” diyordu.
O Anadolu Mozaiðinin unutulmaz bir ismi oldu.
Yobazlarý hiç mi hiç sevmezdi.
HASRET`lere kýyanlarý sizde sevmeyin...
13 MUAMMER ÇÝÇEK Tokat, Zile 1967
Gönlünü Ýnci’ye öfkesini fýrtanaya kaptýran çocuk.
Ve bir tiyatro yazdý ‘..inadýna yaþamak..’
Bizde Seni inadýna yaþatacaðýz.
Okul bitirme projesi olarak, mühendis Muammer;
1992 de Sivas’ýn vaziyet plânlýný yapýyor.
1 temmuz 93 te, Muammer Çiçek þiir yazýyor.
‘...Soðuk ölümün, acýmasýz pencereleri
geziniyor üzerimde
kýyýya vurmuþ, baygýn bir balýk gibi
ayýlýp çýrpýnmaya baþlýyorum
Korkuyorum beni kavuracaðýndan güneþin.
çýrpýnýyorum ATEÞ kumlarda yaþamak için
ulaþmak istiyorum delice, suya,
nefesime ve kendime.
Ve ý temmuz 93 te Sivas’ýn vaziyet plâný,
Yobazlarýn etki alaný oludu.
Fakat yarýnlar Çiçek’lerin olacak.
14 ÝNCÝ TÜRK ; Balýkesir 1971
Ýnci Muammer’le sevdalý, Pir Sultan Abdal
tiyatro topluluðunun teknik kadrosunda çalýþyor.
Gazi Üniversitesi Eczacýlýk fakültesi mezunu.
Kendi yazdýðý bir þiiri:
‘...Yaþamak istiyorum, ama kendimce,
Neden yaþama karþý, bu kadar acýmasýzlar,
Neden özgürlüðü böyle kýsýtlýyorlar..’
Ve o kara günden sonra, annesi Neda Türk:,
rüyasýnda görüyor Ýnci’yi:
‘..Biz kendi kitabýmýzý kendimiz yazmaya geldik..’
Onlar eþsiz Kur’aný, ÝNCÝ gibi düzdüler.
‘Okunacak en büyük kitap insandýr...’ dediler.
Bizde arrtýk sadece insan okuyacaðýz.
15 GÜLENDER AKÇA : Sivas Divrigi 1970
Kardeþçe insanca yaþamak için mücadele etti.
Divrigli Kültür ve Yardýmlaþma derneðinde.
Ýþçi ve sendikacý babasý, ve dernek yöneticisi
kardeþinin izinden gitti.
Kadýnlarý örgütlüyor, folklör oynuyor,
arkadaþlarý ile Anadolu semah araþtýrma
topluluðunu (ASAT’ý) kurudu.
Ve kardeþi Vedat Akça :
‘...Yitirdiklerimizin ardýndan
aðlamak,........anlýk tepkilerle yollara
çýkmak çözüm deðil.
Toplumun, kitle örgütlerinin,
demokratlarýn, cenazelerin kalktýðý
günkü havayý sürekli kýlmalarý
gerekiyor...’
Onlar ölmedi, ALEVe güldüler..
16 MEHMET ATAY : Divrigi 1968
Þahaným, þahdamarým yangýn yüreklim.
12 yaþýnda babasýný, ý0 yaþýnda annesini yitiriyor.
Orta okulda iken annesinin çeyiz sandýðýný bozup,
içinde güvecin besliyor.
Gazi Üniversitesi Maliye Yüksek okulunu bitirmesine raðmen,
O mutluluðun resmini arayan, bir fotoðrafçý oluyor.
O özgürlüðün fotoðrafýný çekiyordu, ve de
en çok sevdiði çocuklarýn resmini.
Fig iken... biçtiler ekinimizi....
Kalbimizde taþýyacaðýz resminizi...
17 SAÝT METÝN : Divriði 1970
‘...Uzundu usuldu dedemin boyu..’
Sait Metin, Grup Güne Umut’taö
saz çalýp türkü söylüyor.
Su gibi içiyordu eline geçen kitaplarý. ‘
..Umut belki de gelecek sayfadadýr...
kapatma kitabý...’
Pir Sultan tiyatrosunda Pir Sultan Abdalý canlandýrýyordu.
Ayný tiyatroda Pir Sultanýn eþi Ballýha ný canlandýran
Yeþim Özkan’la hayatlarýný birleþtirmeye söz vermiþlerdi.
Sait- Pir Sultan/ Yeþim- Balcan olmuþtu. Kerem’le Aslý,
Ferhat’la þirin gibi.
Sait annesine: ‘..Anne deli’misin sen,
Ben aradýðýmý buldum...’ diyordu.
Baba Mehmet Metin: ‘ Devlete çok güvendik.
Bizi ve çocuklarýmýzý bu kör güven yaktý, diyor.
Tarih sizleri hep anacak, halkýmýz sizleri kalbine kazýyacak.
- Ve halkýmýz sizden baþka hiç bir þeye bel- baðlamayacak.
18 YEÞÝM ÖZKAN : Ankara 1973
Ballýhan, erenlerinin bal çiçeði.
O Pir Sultana, Sultan ona aþýktý.
Hacettepe Üniversitesi Sosyal hizmetler okuluna gidiyor,
Çocukken sakin ve durgun olan Yeþim gençliðinde
bahar gibi yeþeriyor, artýk sözüne söz yetiþemiyor,
enerjisini tiyatroya veriyor.
Pir Sultan oyununda görev alýyor.
Biz Sivas’ýn yobazlara teslim olduðunu bilseydik
gönderirimiydik çocuklarýmýzý diyor. Babasý Hikmet Özkan:
Sivas kýyýmýndan sonra, din konusunda fikirleri netleþiyor.
‘..Allah insanlarda vardýr. Ýnsan sevgisinden daha büyük
bir sevgi yoktur. Ýnsanlarý sömürmek için dinler kullanýlmaktadýr.
Bu sömürüye en uygun olan din de Müslümancýktýr.
Ben camiden nefret ettiðim kadar hiç bir þeyden nefret etmiyorum.
Cuma namazýndan, camiden çýkýp, katlettiler çocuklarýmýzý.
Hiç mi insan/Allah sevgisi yok bu yobazlarda?.
Yok olasýcalar da...
19 HURÝYE ÖZKAN : Ankara 1971
‘..Havanýn yüzünde semah dönerken...’
Arkadaþý Ýnci Türk’le beraber Gazi Üniversitesi
Eczacýlýk bölümünü bitiriyorlar.
Pir Sultan Abdal Derneði’nin çalýþmalarýna katýlýyorlar.
Kardeþi Yeþimle beraber semah ekibine giriyor,
Alevi kültürüne baðlý üretme ve paylaþma bilincine
ermiþ iki çaðdaþ genç kýz.
Pir Sultan tiyatrosunda anlatýcý ozan rolünü alýyor
Huriye Özkan.
Ve Baba Hikmet’in, 33 caný gibi, iki yavrusunu da alýyor, Sivas-bela.
20 CARÝNA JOHANNA: Hollanda 1970
Carina, üniversite öðrencisi, Türkiye’ye kadýn ve
Alevi kültürünü araþtýrmaya geliyor.
Ankara’da camiden/ kuran kursunda çýkan
çocuklarý görüyor. Çocuklarýn üst tarafý kapalý,
altlarýnda bir er þort var.
Yanýnda ki Sultan Sivri’ye dönerek:
Bu çocuklarýn üst kýsmý müslüman, alt kýsmý ne,
diye soruyor.?
Arkadaþlarý Sultan, Yasemin ve Asuman Sivri,,
Carina’yý Sivas’a gitmekten vazgeçirmeye çalýþýyorlar.
Sivas’ta su bulamazsýn, aç susuz kalýrsýn,
kalacak yer bulamazsýn diyorlar.
Carýna, siz ne yerseniz bende onu yerim,
siz ne içerseniz bende onu içerim ,
nerede kalýrsanýz bende orada kalýrým diyor.
Ve verdiði sözde duruyor,,,, kara dumanlarý onlarla beraber yudumluyor.
21 GÜLSÜN KARABABA : Divrig 1971
‘Bir kýzýmýz olsun adý da, Gülsün.’
Etkinliklere Divrigi Kültür Derneði kanadýndan katýlan
4 kýzdan biriydi, Gülsün.
Bakkala pazara çýkmayan kýz, Sivas’a gitti.
Sivas soðuk olur kalýn giyin dediler.
Oysa ki, yangýn yeri olacakmýþ Sivas,
bilemezdi...bilemezdi...
Günlük defterine: Kendi kilidimi açacaðým,
kendimi aþacaðým, sýradan biri olmayacaðým diye yazýyor,
ve hayat felsefem:
‘..Yarýn yanaðýndan gayrý her þey ortak...’
diye devam ediyor.
Onlar her þeyi aþtý, arþa ulaþtý,
Tarihe yeni bir sayfa açtý...
22 MURAT GÜNDÜZ : Ankara 1971
‘ Yaþamak bir aðaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi
kardeþçesine.
Bu Hasret bizim..’
En güzelleri en iyileri yitirdik Sivas’ta.
Murat, Pir Sultan gençlik kollarýnda görev alýyor, semahçý,
kýz kardeþi Birsen’le beraber gidiyorlar Sivas’a.
Kara dumanlar içinden kardeþi Birsen’i çýkarýyor.
Diðerleri Madýmak cehenneminden çýkarmaya gidiyor..
Murat.
Birsem, Ruhi Su’nun, þu dizeleri ile anlatýyor Murat’ý:
Ne Mutlu biz insan olmuþuz
Ýnsan sevgisini gerçek bilmiþiz
Ýnsanýn dalýnda açýp gülmüþüz
Muhabbet insana, cana muhabbet
Söz.. söz veriyorum; Beni yaþarken
görenler, seni yaþarken görecekler.
23 AHMET ÖZYURT Þarkýþla / Ankara 1972
Kendimi bir atom bombasý ve bir kuzu gibi
hissediyorum diyordu Ahmet.
Ahmet’te semahçý idi. Üniversiteye girmeye hazýrlanýyor,
En çok sevdiði iki eylem,, okumak ve spor yapmaktý.
Günlük defteri güzel sözler kitabý gibi. ....
Sorunlardan kaçmamak tam tersine üzerlerine gitmek gerek.
Evet düþünmek gerek Her kitap okunmalý,
onlardan bir þeyler kapýlmalýdýr.... diyor Ahmet.
...Gerçekten mutlu kiþi gerçekten içinde
bir iyilik hisseden kiþidir, önemli olan
insanlýk adýna bir þeyler yapmaktýr. Diyor, Ahmet Özyurt.
Ýbadeti cuma namazýndan sonra cana kýymak olanlara ibret:
Onun ibadeti, her an, insanca yaþamak, insanca düþünmekti.
24 HANDAN METÝN: Divrig 1973
‘Tüm güzellikleri toplayýp uzun ince bir yola çýktým...’
1992 ODTÜ Eðitim fakültesi Biyoloji Bölümüne giriyor
Handan.
Gülsün, Gülender ve Nurhan’la yakýn akrabalar
ve 4 kýz Divrig Kültür derneði kadýn
komisyonunda çalýþýyorlar.
Annesi Sultan Metin . Yavrularýmýz, 8 saat,
geldi, gelecek diye devlet bekledi, 8 saat yandýlar....
O yobazlar 8 saat, ‘..þeriat isteriz..’ diye
baðýrdýlar. Ve Handan yazýyor.
‘...Ayrýlmak bir doða kanunudur.
Bir gün arkadaþlarýndan, yarýn ailenden
Ve son olarak da bu dünyadan ayrýlacaksýn.
Ama önemli olan zihinlerde bir isim
býrakmak, ölsen bile ölmemiþ gibi
yaþatýlmaktýr.
Onlar, ölmeden, ölenlerden oldu.
Zihinlerimizde 33 isim kaldý, 33'de birer
Kubilay, 33'de birer Pir Sultan oldu..
25 YASAMÝN SÝVRÝ : Ankara 1974
Kamber abi’nin profesörü.
Kitap kurdu. Hacettepe Üniversitesi
felsefe bölümüne gidiyordu.
Pir Sultan’da, semahla baþlýyor, giderek
yeni alanlara yöneliyor,
gençlik komisyonu üyesi ve tâbi ki
kütüphaneden sorumlu idi.
Yasemin, Sivas’ta yazar, Aziz Nesin
ve Asým Bezirci ile tanýþýp,
görüþlerini açýklayacaðý için sevinçli.
Benim en iyi arkadaþlarým kitaplarým diyordu.
Okuyordu okuduðunu yorumluyordu:
.....Ýnsanlar öldükleri zaman deðil,
unutulduklarý zaman ölürler... diyordu.
Unutmadýk.. unutmayacaðýz... biz sizi yaþatacaðýz.
26 ASUMAN SÝVRÝ : Ankara 1977
Sokullu Lisesi ý. sýnýf öðrencisi. Kamber Hoca,
Çorum’lularýn bir gecesinde tanýþýyor,
Yasemin ve SÝVRÝ kardeþlerle.
16 yaþýnda semah hocasý oluyor Asuman,
3 grupta 100'e yakýn öðrenciye semah öðretiyor.
2 temmuz 93 günü otelden evi arayýp karnesini
alýp almadýklarýný soruyor ailesine. takdirname bekliyor.
Takdirname aldýðýný öðrenemeden yobazlar otele saldýrýyorlar.
Kamber Hoca çok sevdiði Asuman için:
Asuman’da her türlü özelik güzellik vardý,
zeki ve çalýþkandý, emek veriyor çalýþýyor çalýþtýrýyordu.
Bütün evren semah döner, Aþkýndan güneþler yanar...
Ateþte semaha duranlarýn en Sirvi baþýydý O.
27 SERPÝL CANÝK : Ankara 1974
Kuþ olup güvercin donunu giyen
Uyan daðlar uyan Serpil geliyor.
Ticaret lisesinde staj gördüðü bir kooperatifte çalýþýyor,
semah çalýþmalarýmý engelliyor diye
iþten çýkmayý bile düþünüyor, üniversiteye gitmek istiyordu.
Serpil semah ekibinin en yenilerinden,
önceden içine kapalý olan Serpil aydýnlanma kalesi
olarak benimsediði Pir Sultan Abdal Derneðine gelip,
gül gibi açýlýyor.
Ablasý Serdar Canik Pir Sultan tiyatrosunda oynuyor.
Ailece gidiyorlar Sivas’a Serpil hiç gitmediði köyleri Banaz’ý da
görecek. Yobazlar Serpil’in anne babasýný Ali Baba Mahallesine
ablasý Serdal Canik’i Kültür Merkezinde tutsak tutuyor,
onunda Madýmak’ta boðuyor karanlýk.
Gözü yaþlý Sultan anne: Yavrularým uça uça gittiler... diyor.
‘..Turnalar turnalar, telli turnalar, Semah edende, hakka gidenler...’
28 SERKAN DOÐAN : Ankara 1974
Baþýma kýzýl baðla, ardýmdan sakýn aðlama, anam....
Serkan Doðan kardeþi Serdar Dogan’la semah ekibinde,
ve kitap ve kaset stantýnda görev alýyorlar Pir Sultan
etkinliklerinde. Serkan ayrýca, Pir Sultan tiyatrosunda,
Ali Baba’yý canlandýrýyor.
Cuma namazýndan çýkan yobazlardan, korunmak için girdiði,
Madýmak oteline cansýz çýkýyor Serkan.
Kardeþi Serdar ise, öldü diye atýldýðý morgda, tam 12 saat
kalýyor ve tesadüfen bir doktor nabzýnýn attýðýnýn
farkýna varýyor.
Serkan, otelde yangýn baþladýðýnda, bir kaç dize
yazýp iç cebine koyuyor.:
‘....Yanýyorum anam sakýn ardýmdan aðlamasýn
Ali’yim ben. Pir Sultan yoluna ölüyorum
Baþýma kýzýl baðla, sakýn ardýmdan aðlama....’’
Doðan ailesi SERKAN’ýn vasiyete sadýk.
Yok gözlerinde bir damla gözyaþý, yakýnma.
Yalnýzca direnç.. var direnç..
Pir Sultan Pirimiz, Yolunda Ölürüz...
29 BELKIS ÇAKIR: 1975
Güne Umut’tan, ‘ceylanlara karýþýp semaha duran.’
Kamber Hocanýn kýzý, Üniversiteye gidecekti.
Dernekte semahtan sorumlu idi.
Kamber Hoca cehennemden,
Birsen’i, Çiðdem’i, Gülay’ý ve diðerlerini kurtarýyor
kendi öz kýzýný kurtaramýyor.
Bende astým, bronþit var..
‘O taze ceylanlarýn yerine neden beni almadý ölüm...’ diyor.
Belkýs’ýn kardeþi Tuncer’de semah gurubunda.
O olaylar baþladýðýnda Madýmak Otel’ine ulaþamýyor.
Þimdi Sait Metin’in býraktýðý yerden tiyatrodan
Pir Sultan olmayý sürdürüyor.
BELKIS’ Güne Umut = müzik gurubunda vokal yapýyor,
okumayý ve Zülfü Livaneli’nin þarkýlarýný çok seviyordu.
Kiþilikli, yürekli, yetenekli, tutuðunu koparan
tam bir Anadolu kýzýydý. Belkýs..
Kýrklar ile yedik içtik.
Kaynayýp sohbete coþtuk
Yetmiþ yýl fýrýnda piþtik
‘Daha çiðsin, yan’ dediler
30 NURCAN ÞAHIN : Ankara 1975
Kim yakýþtýrabilir sana ölümü.
Uzun yýllar çocuk hasreti ile yanan
ve tedavi gördükten sonra ‘can ýþýðý’ anlamýna gelen
Nurcan adýný koyduðu kýzý doðar. O’nun için annesi Fidan :
Ben seni Allah’tan zorun an aldým, özel olarak sevmek için
kendime doðurdum, diyor.
....Nurcan, belki yaþlanacaðým ama asla büyümeyeceðim
diyordu....
Okumayý çok seviyor, derneklerde her iþe koþuyor
semah, tiyatro, kitap dergi.
Sivas’a yola çýkarken:
‘...Anne oraya geçen yýl gidenler tuvalet bulamamýþ,
bizde su bulamayýz belki, Bir su ver içeyim....
Annesi Hacýbektaþ'tan getirdiði sudan bir bardak veri.
Yarýsýný içer yarýsýný da Özleme verir...
Tas tas içtik ahularý sað iken.
Bir sen iç, sevdiðim birde bana ver.
31 ÖZLEM ÔAHÝN : Ankara 1977
Özlem ile Nurcan amca çocuklarý, bir elmanýn
yarýsý gibiydiler içtikleri su ayrý gitmezdi.
Ýçlerinde sýnýrsýz bir insan sevgisi vardý.
Sevdiklerine koþa koþa giderlerdi.
Pir Sultan’ýn CHE Guera’nýn resimleri olan,
kýzýl mendilleri, kolluklarý, saç baðlarý, küpeler
kolyeler üretip, dernek adýna satarlardý.
Devrimci kiþiliklere duygusal bir yakýnlýklarý vardý.
Bu genç yaþlarýnda tabularý öyle bir güzel yýkmýþlardý.
Onlarý, ne kanlý Sivas, ne Madýmak Otelinde,
ne de mezarlarýnda aramayýn onlarý,
Onlar kaçýp gittiler cellâtlarýn elinden.
cellâtlarýn yüzlerine gülerek hem de.
Çünkü onlar artýk þehirde bir kumru.
parkta bir kelebek, denizde bir balýk
düþüncelerimizde güzel bir dostluk.
Ve Onlar: Þu alemde sevgi, yaþadýkça, haksýzlýða karþý,
bir isyan bayraðý gibi dalgalanacaklar..
32 MENEKÞE KAYA : Ankara 1977
Ötme bülbül ötme, þen deðil gönlüm.
Dost senin derdinden ben yana yana.
Bu dünyadan bir Menekþe geçti, 15'inde Sivas’ta yakýldý.
Semaha tiyatroya meraklýydý.
Günleri Pir Sultan Derneði’nde geçerdi.
Evde kardeþi Koray’la saz çalýp semah dönerdi.
Turhal-Tokat, Amasya, Gümüþhane,
Hacýbektaþ þenliklerinde tiyatroda oynamýþ.
Ýstanbul, Ýzmir, Ankara’da semah dönmüþtü.
Menekþe Kaya 15'inde SON semahýný
ý temmuz 93´te Sivas’ta döndü.
Menekþe’lerin üzerine, su yerine kara dumanlar indi.
‘... O Sivas, Ol Kerbela’dan bin kere beterdi...
33 KORAY KAYA : Ankara 1981
Þu dünyadan birde Koray geçti. 12 yaþýnda Sivas’tan.
5 yaþýnda yazýyý sökmüþtü, Pir Sultan’ýn genç þehidi.
Gururlu bir günde, iþçi bayramýnda 1 Mayýs’ta doðmuþtu.
Akþam konserde babasý Ýsmail Kaya’nýn sazý kýrýlýnca üzülmüþ,
Annesine varýp ne oturuyorsun, babamýn sazý kýrýldý
hadi buradan gidelim demiþti....
Ertesi gün Cumhuriyet Lokantasýnda yemek yerken,
bir haber ulaþýr. Cuma namazýndan çýkan büyük bir kalabalýk
valiliði taþladýktan sonra, Kültür merkezine doðru yürümüþ.
Zalim felek orada ayýrýr canlarý, bir daha göremezler birbirlerini.
Ozan Ýsmail Kaya kültür merkezine gitmek zorunda kalýr,
oradan da Ali Baba Mahallesine hapseder,
hakim güçlerin, derin devleti onlarý,,
yobazlar rahatça,,, Koray ve Menekþe’leri boðsunlar
Madýmak cehennemide... diye..
Sivas’ta yitirdim,
33 goncaydý gülüm.
Elimden aldý bak, ateþle ölüm.
Bende dostlar ile, yere gömüldüm
Çalardý sazým, söylerdi dilim
Aldý onlarý aramýzdan, ölüm....
PÝR SULTANLAR ÖLMEZ ......
Dar gören, didar göre, aðýtlarýmýz umuda döne....
Derleyen: Feramuz Acar,
Randers AKM, Danimarka
[/b:8e8674e413]
Geschrieben am 23.06.2007 22:07 Uhr
? Auf dieses Thema antworten
? Du bist zurzeit nicht angemeldet. Bitte logge dich ein, um Antworten auf Forenthemen zu verfassen.