?? Foren-bersicht
Atatürk'ün Hayatý
?? Atatürk Niçin Uçaða Binmezdi?
Dieses Thema hat bisher 46 Aufrufe erhalten.
a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
[img:58f16c7a01]http://img50.imageshack.us/img50/4400/28462746wc0.jpg[/img:58f16c7a01]
Geschrieben am 20.06.2007 22:51 Uhr
a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
[b:a40469ea2f]Mustafa Kemal’in Gönül Hikayesi - Makale
Mustafa Kemal’in az bilinen, “çok masum bir gönül hikâyesi”ni anlatacaðým.
Selanik’te öðrenci iken, Nadire diye bir komþu kýzý varmýþ.
Ciðerlerinden hasta olan bu kýz Mustafa’ya pek hayranmýþ.
Her geçiþinde pencereye koþar, ona bakarken yüzünü al basarmýþ.
Bir gün komþu kýzý Hatice’ye açýlmýþ:
“Mustafa Bey, öteki arkadaþlarýna hiç benzemiyor” demiþ.
Bu gizli sevdayý Mustafa’ya hissettirmeye karar vermiþler.
Hatice, Zübeyde hanýmlarýn evine girer çýkarmýþ. Bir cuma, ailece oturmaya gitmiþler.
Mustafa evde yokmuþ.
Hatice, üst kattan bir þey getirmesi istendiðinde aklýndaki planý uygulamaya koymuþ.
Sofadan geçerken, saksý içindeki kýrmýzý karanfillerden birini gizlice koparmýþ. Mustafa’nýn üst katta soldaki yatak odasýna dalmýþ.
Karyolasýnýn baþucundaki masanýn üzerinde açýk duran tarih kitabýnýn üzerine karanfili býrakmýþ.
Korkudan titreyerek koþar adým aþaðý inmiþ.
Çiçeðin Nadire’den geldiðinin anlaþýlacaðýna eminmiþ.
* * *
Az sonra Mustafa eve gelmiþ.
Zübeyde Haným’ýn ve Hatice’nin annesinin ellerini öpmüþ.
Hatice’nin de elini sýkmýþ.
O dönem Türkler arasýnda el sýkma âdeti olmadýðýndan Hatice þaþýrmýþ biraz… Zaten gizlice býraktýðý çiçekten dolayý pek heyecanlýymýþ.
Mustafa bu heyecaný hissetmiþ; gözlerini Hatice’nin gözlerine dikmiþ.
Küçük kýz ne yapacaðýný bilememiþ.
Mustafa “Ders çalýþmam lazým” deyip yukarý çýkmýþ. Çýkar çýkmaz da tekrar aþaðý indiði ayak seslerinden anlaþýlmýþ.
Hatice kalbinin duracaðýný hissetmiþ.
Çünkü, geldiðinde Mustafa’nýn elinde o kýrmýzý karanfil varmýþ.
“Bu çiçeði benim kitabýmýn arasýna kim koydu?” diye baðýracak diye çok korkmuþ Hatice…
“Ben ettim, sen etme” der gibi bakmýþ ona…
Mustafa, Hatice’yi müstehzi gözlerle süzdükten sonra dýþarý çýkmýþ.
Hatice hemen gidip olanlarý Nadire ablasýna anlatmýþ.
“Ölüyordum korkudan. Bir daha beni böyle iþlere sokmayýn” diye yalvarmýþ.
Nadire, çiçeðinin adresine ulaþmasýnýn keyfiyle beklemeye baþlamýþ.
* * *
Aradan epey bir zaman geçmiþ.
Bir gün Hatice, Zübeyde Teyze’sinin kendisini oðlu Mustafa’ya istediðini öðrenmiþ.
Ama Hatice’nin annesi, Mustafa asker olup uzaklara gidecek diye bu izdivaca yanaþmamýþ.
Konu kapanmýþ.
Mustafa, Harbiye’de okumak için Ýstanbul’a gitmiþ. Lakin annesine gönderdiði her mektubun altýna “Hemþiremiz Hatice Haným’a da mahsus selamlar ederim” cümlesini eklemeyi hiç ihmal etmemiþ.
Harbiye’den erkânýharp yüzbaþýsý olarak çýktýðýnda Hatice’yi yeniden istetmiþ.
Bu kez Hatice’nin ailesi razý olmak üzereyken sarayda çalýþan bir ahbaplarý onlarý uyarmýþ:
“Ben, onun hakkýnda saraya gelen jurnalleri okudum. Ýstikbali çok karanlýk. Aman uzak durun” demiþ.
Hatice’nin annesi, kýzýný alelacele bir baþkasýyla evlendirmiþ.
* * *
Yýllar geçmiþ.
Mustafa Kemal, “Atatürk” olmuþ
Evlenip çoluk çocuða karýþan Hatice, yaþadýklarýný 1920′lerde bir kýþ günü, Kocaeli’nde Maarif Müdürü olan apartman komþusu Münir Hayri Bey’e anlatmýþ.
Münir Hayri, daha sonra sinema tahsili için yurtdýþýna gitmiþ.
Döndüðünde Atatürk kendisinden hayatýný perdeye yansýtacak bir senaryo yazmasýný istemiþ. Senaryonun esaslarýný da bizzat dikte ettirmiþ.
“Filme baþka neler koymalýyýz?” diye sorduðunda Münir Hayri, biraz da çekinerek, “Her filmde kadýn ve aþk unsuru aranýr, bilmem nasýl emredersiniz” demiþ ve yýllar önce Hatice’den dinlediði hikâyeyi Atatürk’e nakletmiþ.
Hatýrlamýþ Atatürk; gülmüþ:
“Ben, Hatice’nin o karanfili kendi hesabýna koyduðunu sanmýþtým” demiþ.
Ve devam etmiþ:
“Hatice zekâsý, güzelliði ve terbiyesiyle örnek bir kadýndý. Her vakit hayatýmýn en deðerli hatýralarý arasýnda kalacaktýr.”
Sonra Nadire’yi de hatýrlamýþ:
“O kýzcaðýzý da bir kâtiple evlendirdiler. Sonra öldü.”
* * *
Hazin deðil mi?
Devamý var:
Birkaç gün düþündükten sonra Münir Hayri’yi yeniden çaðýrmýþ Atatürk:
“Tamam” demiþ; “Bizim çocukluk hikâyesini filme koyalým. Yalnýz Hatice’nin ismini koymayalým. Bu, çok masum ve hiç de þerefsiz olmayan bir hikâyedir, ama belki Hatice’nin torunlarý filan istemezler.”
Münir Hayri’nin senaryosu “Ben Bir Ýnkýlap Çocuðuyum” adýný taþýyordu; Atatürk rahatsýzlandýðý için çekilemedi.
Hatice mi?
Son sürprizimiz de bu:
Hatice Haným milletvekili seçildi ve Meclis’e girdi.
Torunlarý hayatta mýdýr acaba?
Can Dündar
ALINTI[/b:a40469ea2f]
Mustafa Kemal’in az bilinen, “çok masum bir gönül hikâyesi”ni anlatacaðým.
Selanik’te öðrenci iken, Nadire diye bir komþu kýzý varmýþ.
Ciðerlerinden hasta olan bu kýz Mustafa’ya pek hayranmýþ.
Her geçiþinde pencereye koþar, ona bakarken yüzünü al basarmýþ.
Bir gün komþu kýzý Hatice’ye açýlmýþ:
“Mustafa Bey, öteki arkadaþlarýna hiç benzemiyor” demiþ.
Bu gizli sevdayý Mustafa’ya hissettirmeye karar vermiþler.
Hatice, Zübeyde hanýmlarýn evine girer çýkarmýþ. Bir cuma, ailece oturmaya gitmiþler.
Mustafa evde yokmuþ.
Hatice, üst kattan bir þey getirmesi istendiðinde aklýndaki planý uygulamaya koymuþ.
Sofadan geçerken, saksý içindeki kýrmýzý karanfillerden birini gizlice koparmýþ. Mustafa’nýn üst katta soldaki yatak odasýna dalmýþ.
Karyolasýnýn baþucundaki masanýn üzerinde açýk duran tarih kitabýnýn üzerine karanfili býrakmýþ.
Korkudan titreyerek koþar adým aþaðý inmiþ.
Çiçeðin Nadire’den geldiðinin anlaþýlacaðýna eminmiþ.
* * *
Az sonra Mustafa eve gelmiþ.
Zübeyde Haným’ýn ve Hatice’nin annesinin ellerini öpmüþ.
Hatice’nin de elini sýkmýþ.
O dönem Türkler arasýnda el sýkma âdeti olmadýðýndan Hatice þaþýrmýþ biraz… Zaten gizlice býraktýðý çiçekten dolayý pek heyecanlýymýþ.
Mustafa bu heyecaný hissetmiþ; gözlerini Hatice’nin gözlerine dikmiþ.
Küçük kýz ne yapacaðýný bilememiþ.
Mustafa “Ders çalýþmam lazým” deyip yukarý çýkmýþ. Çýkar çýkmaz da tekrar aþaðý indiði ayak seslerinden anlaþýlmýþ.
Hatice kalbinin duracaðýný hissetmiþ.
Çünkü, geldiðinde Mustafa’nýn elinde o kýrmýzý karanfil varmýþ.
“Bu çiçeði benim kitabýmýn arasýna kim koydu?” diye baðýracak diye çok korkmuþ Hatice…
“Ben ettim, sen etme” der gibi bakmýþ ona…
Mustafa, Hatice’yi müstehzi gözlerle süzdükten sonra dýþarý çýkmýþ.
Hatice hemen gidip olanlarý Nadire ablasýna anlatmýþ.
“Ölüyordum korkudan. Bir daha beni böyle iþlere sokmayýn” diye yalvarmýþ.
Nadire, çiçeðinin adresine ulaþmasýnýn keyfiyle beklemeye baþlamýþ.
* * *
Aradan epey bir zaman geçmiþ.
Bir gün Hatice, Zübeyde Teyze’sinin kendisini oðlu Mustafa’ya istediðini öðrenmiþ.
Ama Hatice’nin annesi, Mustafa asker olup uzaklara gidecek diye bu izdivaca yanaþmamýþ.
Konu kapanmýþ.
Mustafa, Harbiye’de okumak için Ýstanbul’a gitmiþ. Lakin annesine gönderdiði her mektubun altýna “Hemþiremiz Hatice Haným’a da mahsus selamlar ederim” cümlesini eklemeyi hiç ihmal etmemiþ.
Harbiye’den erkânýharp yüzbaþýsý olarak çýktýðýnda Hatice’yi yeniden istetmiþ.
Bu kez Hatice’nin ailesi razý olmak üzereyken sarayda çalýþan bir ahbaplarý onlarý uyarmýþ:
“Ben, onun hakkýnda saraya gelen jurnalleri okudum. Ýstikbali çok karanlýk. Aman uzak durun” demiþ.
Hatice’nin annesi, kýzýný alelacele bir baþkasýyla evlendirmiþ.
* * *
Yýllar geçmiþ.
Mustafa Kemal, “Atatürk” olmuþ
Evlenip çoluk çocuða karýþan Hatice, yaþadýklarýný 1920′lerde bir kýþ günü, Kocaeli’nde Maarif Müdürü olan apartman komþusu Münir Hayri Bey’e anlatmýþ.
Münir Hayri, daha sonra sinema tahsili için yurtdýþýna gitmiþ.
Döndüðünde Atatürk kendisinden hayatýný perdeye yansýtacak bir senaryo yazmasýný istemiþ. Senaryonun esaslarýný da bizzat dikte ettirmiþ.
“Filme baþka neler koymalýyýz?” diye sorduðunda Münir Hayri, biraz da çekinerek, “Her filmde kadýn ve aþk unsuru aranýr, bilmem nasýl emredersiniz” demiþ ve yýllar önce Hatice’den dinlediði hikâyeyi Atatürk’e nakletmiþ.
Hatýrlamýþ Atatürk; gülmüþ:
“Ben, Hatice’nin o karanfili kendi hesabýna koyduðunu sanmýþtým” demiþ.
Ve devam etmiþ:
“Hatice zekâsý, güzelliði ve terbiyesiyle örnek bir kadýndý. Her vakit hayatýmýn en deðerli hatýralarý arasýnda kalacaktýr.”
Sonra Nadire’yi de hatýrlamýþ:
“O kýzcaðýzý da bir kâtiple evlendirdiler. Sonra öldü.”
* * *
Hazin deðil mi?
Devamý var:
Birkaç gün düþündükten sonra Münir Hayri’yi yeniden çaðýrmýþ Atatürk:
“Tamam” demiþ; “Bizim çocukluk hikâyesini filme koyalým. Yalnýz Hatice’nin ismini koymayalým. Bu, çok masum ve hiç de þerefsiz olmayan bir hikâyedir, ama belki Hatice’nin torunlarý filan istemezler.”
Münir Hayri’nin senaryosu “Ben Bir Ýnkýlap Çocuðuyum” adýný taþýyordu; Atatürk rahatsýzlandýðý için çekilemedi.
Hatice mi?
Son sürprizimiz de bu:
Hatice Haným milletvekili seçildi ve Meclis’e girdi.
Torunlarý hayatta mýdýr acaba?
Can Dündar
ALINTI[/b:a40469ea2f]
Geschrieben am 22.06.2007 17:47 Uhr
? Auf dieses Thema antworten
? Du bist zurzeit nicht angemeldet. Bitte logge dich ein, um Antworten auf Forenthemen zu verfassen.