?? Foren-bersicht
Dostluk, Arkadaþlýk
?? Demokrasi ve Barýþýn Olmazsa Olmazlarý
Dieses Thema hat bisher 38 Aufrufe erhalten.
a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
Demokrasi ve Barýþýn Olmazsa Olmazlarý / I
Gürbüz D. Tüfekçi / Sosyal Antropolog
--------------------------------------------------------------------------------
Kendimizi ne kadar sýkarsak sýkalým, demokrasi/barýþ deyince þöyle bir gevþeriz. Ýki kavramý da çok iyi bildiðimizi sanýrýz.. Oysa kavramýn içeriðine eðilince, konunun öylesine basit olmadýðýnýn ayýrdýna varýrýz.
Zordur zor, demokrasiden, barýþtan söz etmek. Demokrasi deyince, ta bilmem hangi yýllardaki tarihçesinden anlatmaya baþlarýz. Öyle çok bilgi veririz ki dinleyenler: ne çok biliyor der. Oysa anlatýlanlar çok eski yýllarýn bilgileridir. Günümüzde bir kesiminin pek de geçerliði kalmamýþtýr.
Zordur bayanlar,baylar! Demokrasi öyle kolayýna yenir yutulur nesne deðildir. Zordur derken, kavramak, us düzeyinde,yani bilimsel olarak sindirebilmekten söz ediyorum "mide"de deðil. Öylesine "oy çokluðu" falan demokrasi deðildir. Böyle çoðunluk sözcükleriyle birbirimizi aldatmayalým. Hele demokratik barýþ, daha da zordur. Kim olursanýz olunuz, karþý ya da ayný safta, hangi düþüncede olursanýz olunuz "demokratik - barýþ" çok daha zordur.
Ýsterseniz önce sorularý koyalým:
Kime göre demokrasi? Kime göre barýþ? Çoðunluða göre mi? ......Eeee azýnlýðýn demokrasisi ne olacak? Ýþçiye göre mi demokrasi? Ýþçi olmayan -son yýllarýn saptýrmasýyla- emekçiye göre mi? Emekçi olmayan ne olacak?... diyelim ki herkes emekçi. Hadi caným sende! Emek sarfetmeden kazanan... hem de çok kazanan ne olacak? Yok yok öyle þey. Yani konuyu saptýrmak yok. Efendim toplumun tümü emekçi olacakmýþ...Bu söze Ankara'da evimin karþýsýndaki bahçe sakinleri bile güler. (Lalegül,SSK bloklarýnda oturuyordum).
Özellikle günümüzde türemeye baþlayan "özgürlükçü demokrasi" þövalyeleri beni çok etkiliyor. Çok severim bu gibileri. Kendilerinin bile tanýþmadýðý, bilmediði öncüleri,þefleri, yol gösterenleri, imamlarý,reisleri baþkanlarý,töreleri vardýr. Ýçtendirler, inandýklarý konularda tüm varlýklarýyla direnerek uðraþý verirler. Paraya dönüþebilecek arsanýn/topraðýn -ya da ardýnda olduklarý gücün- tutsaðý, ödün vermez savaþýmcýsýdýrlar. Vatan, bayrak,barýþ için çalýþýtýklarýný söylerler. Çoktur bu türden insan toplumumuzda. Kimi hakim,savcý, validir;müftü,vaiz olanlarý boldur;hele politikayý meslek edinmiþ öyleleri vardýr ki,-hiç inanmadýklarý halde- baðlý olduklarý siyasal düþünce nedeniyle, her saçma giriþime, yasaklamaya taraf olur savunurlar. Örneðin:bir vali, il sýnýrlarý içinde içki yasaðý mý koyuyor;bir okul müdürü öðrencileri kýzlýk zarý için hastahaneye mi,yolluyor; ya da bir belediye baþkaný tüküreceði yerin avucu olmasý gerekirken, bir sanat eserini mi yeðliyor? Birbirlerinden uzakta da olsalar eylemlerini desteklerler. Daha da ötesi birhangi yaratýk, Anýtkabir'de 'Kur'an' gösterisi mi yapýyor? sapýktýr (meczuptur) 'da öbürleri ne türdendir? Siyasal görüþ ya da inanç nedeniyle bu sapkýnlýklara alkýþ tutanlar çok görülmüþtür.
Hele baþka örneði bulunmayan bir olay var ki, yüzüne bile tükürülse "yaðmur yaðýyor" diyeceði için adýndan söz etmeyeceðim. Yalnýz herkesin bildiði bir sözcüðe yeni bir anlam katdýðý için anacaðým:"Pezevenk"(Farsça ve Arapça'da"imam,yol gösteren,öncü,önder" demekmiþ). Adý geçmeyen bu yaratýk,önceleri Rize halkýný bu özelliðinden yararlandýrmýþ, sonra dokunulmazlýk zýrhýna bürünerek görev alanýný geniþletmiþti. Þimdilerde ayný iþi yurt dýþýnda sürdürerek geçimini saðlýyor olmalý;acaba, mesleðini yitireceði korkusuyla mý dönmüyor Türkiye'ye ?
Sevgili arkadaþým Haþmet Zeyrek'in "Evrensel Pezevenk: Para" adýyla kaleme aldýðý "Seyirlik Oyun"unu anýmsadým. 1993,94 lerdeydi sanýyorum; Beyoðlunda bir kabarede çok deðerli sanatçýlarla sergilemiþti özgün yapýtýný. Çýkarcý para tapýmcýlarýna uygun bir betimlemeydi; Kýsa süre sonra kaldýrýldý oyun, neden!?? bilemiyorum. Yoksa böylesine düþünen önderler mi arttý ne? Oysa Farsça ve Arapça tanýmlanmasý yapýlmýþ sözcüðe Türkçe ve güncel bir boyut getirmiþti sayýn Zeyrek...
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemâlin sözlerinin etkisinden kendimi kurtaramýyorum. Bu türden çýkarcý para tapýmcýlarýn,birbirlerini aklayan inanýþ ve siyasal anlayýþýna duyduðum nefreti ise söylememe gerek yok.
Bu kýsa yazýda amacým Mustafa Kemal'in baðýmsýz Türkiye Cumhuriyetiyle, nasýl demokratik-barýþ yanlýsý bir ulus-devlet beklentisi içinde olduðuna deðinmektir. Daha öz bir diyiþle, Gazi'nin bir buluþu olan Kemalist sistemin kýsaca kökenindeki gerçekleri vurgulamaktýr. Kemalizm: asýrlarca toplumlarý yönetmek için uygulanan "yöntemlerle", insanlýðý bir "zavallý" konumuna indirgeyen sistemlerin tümüne, bir baþkaldýrýdýr.
Kemalizm Mustafa Kemâl Atatürk'ün kendine özgü bir buluþudur.Týpký, birkaç çarký eþgüdümle döndürerek, günü 24 eþit zamana bölebilen ölçüm aracýnýn "keþfi" gibi bir buluþtur Kemalizm. Baþlangýç noktasý bireylerin doðal olan yaþamak haklarýný, özgür ve eþit insanlar olarak kullanabilmelerini gerçekleþtirecek, ulusalcý egemenliðe dayanan bir devrimdir. Bu devrimi ayakta tutarak yeryüzündeki gerçekler dünyasýna baðlayan altý putrel vardýr. Bunlara Atatürk ilkeleri denilir [dikkat: ilkelerin sayýsý altýdýr]. Geleceðe yönlendirilmiþ 6 (altý) okla simgeleþtirilmiþtir. Aralarýna, baþýna veya sonuna - sizce çok etkin ve çekici de olsa- baþka kavramlar katarak ok sayýsýný artýrmak, GAZÝ'yi cehaletle suçlamak olur. Daha fazla ilke Kemalist sistemin aslýný bozar. Cumhuriyetimizin kurucusuna da ihanettir.
1935 yýlýndaki parti genel kurulunda kendi özel baþlýklý kaðýdýna bu ilkeleri Türkçeleþtirerek þöyle sýralamýþtýr: "Ulusaltçýlýk,Halkçýlýk, Cumhuriyetçilik, Dýþdinsaltçýlýk (laiklik), Devletçilik ve Devrimcilik".
Kemalist sistemin ne olup ne olmadýðýný Gazi Mustafa Kemâl bütün Meclisi açýþ konuþmalarýnda, Büyük Nutkunda,yurt gezilerindeki söyleþilerle yazdýðý ve yazdýrdýðý yapýtlarda Türkiye halkýna (Türk Ulusuna) anlatmýþtýr. Burada konumuzu yakindan ilgilendiren baðýmsýz ve demokratik bir Cumhuriyetin kuruluþ aþamasýndaki temel düþüncesinden kýsa bir örnek sunmakla yetineceðim. Yýl 1921 TBMM nin ikinci toplanma yýlýný açarken yaptýðý konuþmaya bir kulak verirmisiniz,lütfen. Sonra da bu sözleri yaþamýnýzda etkili olacak bir yere koyunuz. (bugünkü dille):
" Efendiler!
Ulusumuzun olaðanüstü yetenekleri vardýr. Bu yeteneklerin ortaya çýkmasý ve yararlý olmasý, ( þüphesiz parlak netayice iktiran edwecektir) kuþkýsuz, parlak sonuçlara varacakýr. Ancak, tarihin bazý korkunç kayýtlarýný eksiksiz olarak,büyük bir dikkatle hatýrlatmayý yararlý buluyorum. Arkadaþlar,bir ulusta, özellikle bir ulusun baþýnda bulunan sorumlu yöneticilerinde ihtiraslarýndan kaynaklanan kiþisel çýkar çekiþmeleri ulusal ve vatani görevlerinin yerine getirilmesinde gerekli olan yüce duygulara baskýn çýkarak üstünlük saðlayacak dereceye gelmiþ bulunan memleketlerin daðýlýp, eriyerek yok olmaktan kaçýnabilmesi olanaksýz bir sondur. Ulusumuzun gerçek temsilcileri olan bütün arkadaþlarýn bu gibi aþaðýlayýcý durumlardan daima uzak kalacaklarýndan asla þüphe edilemez..."
Konuþmanýn devamý ise þöyle: "Yüce kurulun birbirleriyle karþýlýklý kardeþlik ve dayanýþma duygularýyla baðlýlýðýnýn, temsilcisi olduðunuz bütün ulusu da daima ayný coþkuyla kapsayýp, artarak yayýlacaðý tabiîdir (doðaldýr)".
Türkiye'de baðýmsýz yurtta barýþý saðlayacak demokratik ve çaðcýl yönetim için gerekenler ,Kemalist sistemin kurallarýnda vardýr. Yeterki bu sistemi koruyan ve destekleyen devrim yasalarý ödünsüz uygulanmaya konulsun.
Para tapýmcýlarýnýn anlayacaðý bir dille þöyle diyeceðiz: Son piþmanlýk para etmez.
Demokrasi ve Barýþýn Olmazsa Olmazlarý II
Peki barýþtan ne anlýyoruz? Nedir barýþ? Öyle hani topa, tüfeðe, tanka, bombayla falan insanlarý öldürmek, öldürtmek filana karþý mý olmak? Artýk savaþlar, silah zorunun dýþýna taþýtýlmýþ bulunuyor. Aslýnda savaþlar düþünsel, ekinsel (kültürel) bir enlem-boylam içinde mermiden daha güçlü bir yok edici olarak sürmekte, sürdürülmektedir. Öyleyse, barýþý savaþýn tam karþýtýdýr mý? diyeceðiz.
Demokrasinin eþdeðeri olarak barýþýn zorunlu olduðunu mu kabul edeceðiz? Yoksa savaþýn tam karþýtýný demokrasi olarak mý alacaðýz? Bu demokrasi ile barýþ kavramlarýnýn her ülkede ayrý anlamlarý olmasý gerektiðine inanýyorum. Günümüz dünyasýna bir bakalým. Örneðin: Ýrlanda'daki mezhep ayrýlýðýnýn, yüzlerce insanýn ölümüyle sonuçlanan çatýþmalara neden olmasý. Ýrlanda demokratik bir ülke deðil mi? Demokratik. Barýþ var mý? Yok. Savaþ var. USA yani Amerika Birleþik Devletleri demokratik bir ülke deðil mi? Sözüm ona demokratik. Peki Ku.Kulux.Klan yobazlarý ne oluyor? Zenciler insan deðil mi? Daha da ötesi, yani eskisinde, Amerika'nýn asýl sahipleri Kýzýlderililer insan deðiller miydi? Yýllar boyunca kovboy filmleriyle, beyazlarýn kafa derilerini yüzen vahþiler olarak bizlere þýrýnga edilerek tanýtýlan o zavallý insanlar, demokrat bir Amerika'da yaþamýyorlar mýydý? Ýran, Suudi Arabistan, Pakistan falan demeyeceðim, Bosna-Hersek'te yaþanan dramatik olaylar, Somali faciasý ........ necilik oluyor yani? Uygar olduðu sanýlan ülkelerin boyunduruðu altýnda inleyen yüz binlerce insan hangi demokrasiden, hangi barýþtan haberdarlar.
Býrakýnýz efendim, býrakýnýz, böyle havadan demokrasi, masa baþýnda barýþçý düþünceyi savunmayý. Olayý geleneksel boyut yerine, aydýnlanma çaðýnýn getirdiði yeni düþünsel dokuya dayandýrarak düþünelim.
Ortaçaðdan yeniçaða çýkýþýn muþtusu kuþkusuz, Eðitimde Fýrsat Eþitliðine dayanýr. O çaðýn düþünürlerinin, toplumsal geliþmeyi gerçekleþtirmek, daha rahat koþullarda yaþamayý saðlayarak ölebilmenin olmazsa olmaz koþulunu "Eðitimde Fýrsat Eþitliðine" dayandýrmýþlardý. Yetenekliyle yücelecek olan yaþam koþullarý, becerikli insanlarýn da topluma kazandýrýlmasýyla bir bütün oluþturacaktý. Ölebilmenin olmazsa olmaz koþulu sözüne takýldýnýz gibi geldi bana. Evet, doðru okudunuz. "Daha rahat koþullarda ölebilmek" diyorum. Aydýnlanma yýllarýnda, rahat ölebilmenin koþulu eðitimden geçiyor, kiliselerde verilen bilgiye dayanýyordu. Oysa o bir kesim insan babacýðýnýn kesesine göre daha da çok þey öðrenebiliyordu. Özel dersler alýyordu. (Aynen Türkiye'de bugün olduðu gibi) Özel eðitim zengin çocuklarýn hakkýydý. Garibanlar, neyin ne olduðunu tam öðrenemeden, eðer bir zeka pýrýltýsý göstererek birtakým yeniliklerden söz etmiþlerse, yakýlýyorlardý. Yoktu öyle olur olmaz konulardan söz etmek. Siz bakmayýn Galileo'nun pabuçlarýný yanmaktan kurtarmýþ olmasýna. Bruno, yýllarca hapis yattýktan sonra, düþüncesini savunmasý nedeniyle yakýlarak öldürülmüþtü.
O çaðda eðitim, öðretim kilise, ruhban sýnýfý falan gibi, tufeyli sömürücülerin baþatlýðý altýndaydý. Bunlar öylesine dünya iþlerinin insanlarca öðrenilmesine pek izin vermezlerdi. Ýnsanlarýn bireysel yaþamýn kurallarýný, yasalarý kutsal kitaplarda yazýlýydý. Aksine bir düþünceyle davranýþ günahtý, kafirlikti, dinden imandan çýkmaktý. Ölmeliydi, öldürülmeliydi böyleleri, yakýlmalýydý, kazýða oturtturulmalýydý. Evet "çarmýha germek" te vardý. Ýsa'ya öyle yapmýþlardý, daha Hýristiyanlýðýn baþlangýç yýllarýnda. Zavallýyý iyi ki çarmýha germiþlerdi, eli, ayaðý, göðsünden çivileyerek. Ne yaptýk diye düþünüp zar zor Tanrýnýn yanýna uçarak gittiðini anlatmýþlardý. Sonra da Ýsa'nýn cennette mi cehennemde mi olduðunu kanýtlayacak hiçbir gerekçe gösterememiþlerdi. Sivas'taki canlar neden yakýlarak öldürüldü dersiniz? Neyse konumuz bu deðildi. Demokrasiden barýþa geçmiþtik. Barýþ. Hani Mustafa Kemal diyor ya "Yurtta barýþ, Dünyada barýþ." artýk bunu gerçekleþtirmenin zamaný geldi diye düþünülüyor. Kardeþlerim, dostlarým, arkadaþlarým, canlarým, ciðerlerim nasýl gerçekleþecek bu barýþ? Yanýt: Önce Yurtta. Sonra, sonra Dünyada.
Dedik ki, barýþ silahlý çatýþma sonucu yapýlan antlaþmalarla saðlanamaz. Yani böyle demek istedik. Doðrudur. Savaþlarda insancýklar ölürler. Barýþ bir yanýyla insanlarýn ölmemelerinin de koþuludur. Barýþ varsa bir ülkede, orada savaþ kökenli ölümler olmaz. Siz bakmayýn Türkiye'deki trafik canavarlýðý, yargýsýz infaz olaylarýna falan. Özellikle failsiz cinayetlere... Hele demokrasi barýþ ile birlikte gelsin, bunlarýn tümü son bulacaktýr, diye düþünebilirsiniz. Ama bu sorunun nasýlýnýn yanýtý çok zordur zor. Ýnsansýz demokrasi, insansýz barýþ, insansýz cumhuriyet, inansýz devlet olmaz. Ýnsan bireylerin ulus olarak yasamasýn, yaþayabilmesiyle adlanýr. "Birey toplum içinde insandýr" Toplum ise, aydýnlanma çaðýndan bu yana ulusal niteliklerle bir arada yaþayabilen topluluklardan oluþmaktadýr. Bireyin yaþamý ulusalcýlýkla insan olarak deðer kazanmaktadýr. Bireyin en doðal hakkýdýr yaþamak. Ama nasýl yaþamak? Bunu ulusalcýlýk ilkesi belirler. "Eþit ve özgür olarak yaþamak" der ulusalcýlýk ilkesi. Hemen ardýndan "neden" diye sorar? Yanýtý: "Uygarlýkta ilerlemek için"dir. Ýnsanlarýn doðal olan yaþamak haklarýnýn koþullarý uygarlýkta ilerlemek için eþitlik ve özgürlük olarak verilince, demokrasi ile barýþýn da temel koþullarý ortaya konulmuþ oluyor. Burada sýnýf egemenliði deðil insanlarýn yaþamak doðal haklarýnýn egemenliðinin baþat olduðu hemen görülür. Mustafa Kemal'in "imtiyazsýz sýnýfsýz kaynaþmýþ bir kütleyiz" sözünün dayanaðý da O'nun bu ulusalcýlýk tanýmlamasýndan kaynaklanmaktadýr.
Ders olsun diye anlatmýyorum bunlarý. Amacým insanlarýn ölüme duyduklarý korkunun bir sömürü aracý olarak kullanýlmasýnýn önüne geçilebilmesi gerektiðini vurgulamak. Türkiye'de bu korku, on binlerce yýllýk bu eski korku, halen yürütülmektedir. Müslüman olmanýn kanýtý olarak, yerden pýtýrak gibi çoðalan camiler yanýnda, Kur'an kurslarýnda oy potansiyelini her yýl arttýrarak geliþen, imam hatip kökenli asalak yönetici kadrolarýn hýzlý geliþmesine dur demeden, bütün bu pislikleri temizlemeden Yurtta Barýþ'ýn gerçekleþebileceði inancýnda olmadýðýmý söylemek istiyorum.
Ýnsancýklarýn ölmekten ölesiye korktuklarý günümüzde çözümün, Þeri'at karþýtý bir eðitimin gerçekleþtirilmesinde olduðunun Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçekleþtirdiði devrimlerin bir an önce yaþama geçirilmesinin zorunluluðunun bilincinde olmak gerektiðine inanýyorum. Bir toplumun ulus olarak barýþ içinde ver baðýmsýz yaþayabilmesinin ön koþuludur bu söylediklerim.
Yoktur bunun baþka çaresi.
ALINTIDIR
Gürbüz D. Tüfekçi / Sosyal Antropolog
--------------------------------------------------------------------------------
Kendimizi ne kadar sýkarsak sýkalým, demokrasi/barýþ deyince þöyle bir gevþeriz. Ýki kavramý da çok iyi bildiðimizi sanýrýz.. Oysa kavramýn içeriðine eðilince, konunun öylesine basit olmadýðýnýn ayýrdýna varýrýz.
Zordur zor, demokrasiden, barýþtan söz etmek. Demokrasi deyince, ta bilmem hangi yýllardaki tarihçesinden anlatmaya baþlarýz. Öyle çok bilgi veririz ki dinleyenler: ne çok biliyor der. Oysa anlatýlanlar çok eski yýllarýn bilgileridir. Günümüzde bir kesiminin pek de geçerliði kalmamýþtýr.
Zordur bayanlar,baylar! Demokrasi öyle kolayýna yenir yutulur nesne deðildir. Zordur derken, kavramak, us düzeyinde,yani bilimsel olarak sindirebilmekten söz ediyorum "mide"de deðil. Öylesine "oy çokluðu" falan demokrasi deðildir. Böyle çoðunluk sözcükleriyle birbirimizi aldatmayalým. Hele demokratik barýþ, daha da zordur. Kim olursanýz olunuz, karþý ya da ayný safta, hangi düþüncede olursanýz olunuz "demokratik - barýþ" çok daha zordur.
Ýsterseniz önce sorularý koyalým:
Kime göre demokrasi? Kime göre barýþ? Çoðunluða göre mi? ......Eeee azýnlýðýn demokrasisi ne olacak? Ýþçiye göre mi demokrasi? Ýþçi olmayan -son yýllarýn saptýrmasýyla- emekçiye göre mi? Emekçi olmayan ne olacak?... diyelim ki herkes emekçi. Hadi caným sende! Emek sarfetmeden kazanan... hem de çok kazanan ne olacak? Yok yok öyle þey. Yani konuyu saptýrmak yok. Efendim toplumun tümü emekçi olacakmýþ...Bu söze Ankara'da evimin karþýsýndaki bahçe sakinleri bile güler. (Lalegül,SSK bloklarýnda oturuyordum).
Özellikle günümüzde türemeye baþlayan "özgürlükçü demokrasi" þövalyeleri beni çok etkiliyor. Çok severim bu gibileri. Kendilerinin bile tanýþmadýðý, bilmediði öncüleri,þefleri, yol gösterenleri, imamlarý,reisleri baþkanlarý,töreleri vardýr. Ýçtendirler, inandýklarý konularda tüm varlýklarýyla direnerek uðraþý verirler. Paraya dönüþebilecek arsanýn/topraðýn -ya da ardýnda olduklarý gücün- tutsaðý, ödün vermez savaþýmcýsýdýrlar. Vatan, bayrak,barýþ için çalýþýtýklarýný söylerler. Çoktur bu türden insan toplumumuzda. Kimi hakim,savcý, validir;müftü,vaiz olanlarý boldur;hele politikayý meslek edinmiþ öyleleri vardýr ki,-hiç inanmadýklarý halde- baðlý olduklarý siyasal düþünce nedeniyle, her saçma giriþime, yasaklamaya taraf olur savunurlar. Örneðin:bir vali, il sýnýrlarý içinde içki yasaðý mý koyuyor;bir okul müdürü öðrencileri kýzlýk zarý için hastahaneye mi,yolluyor; ya da bir belediye baþkaný tüküreceði yerin avucu olmasý gerekirken, bir sanat eserini mi yeðliyor? Birbirlerinden uzakta da olsalar eylemlerini desteklerler. Daha da ötesi birhangi yaratýk, Anýtkabir'de 'Kur'an' gösterisi mi yapýyor? sapýktýr (meczuptur) 'da öbürleri ne türdendir? Siyasal görüþ ya da inanç nedeniyle bu sapkýnlýklara alkýþ tutanlar çok görülmüþtür.
Hele baþka örneði bulunmayan bir olay var ki, yüzüne bile tükürülse "yaðmur yaðýyor" diyeceði için adýndan söz etmeyeceðim. Yalnýz herkesin bildiði bir sözcüðe yeni bir anlam katdýðý için anacaðým:"Pezevenk"(Farsça ve Arapça'da"imam,yol gösteren,öncü,önder" demekmiþ). Adý geçmeyen bu yaratýk,önceleri Rize halkýný bu özelliðinden yararlandýrmýþ, sonra dokunulmazlýk zýrhýna bürünerek görev alanýný geniþletmiþti. Þimdilerde ayný iþi yurt dýþýnda sürdürerek geçimini saðlýyor olmalý;acaba, mesleðini yitireceði korkusuyla mý dönmüyor Türkiye'ye ?
Sevgili arkadaþým Haþmet Zeyrek'in "Evrensel Pezevenk: Para" adýyla kaleme aldýðý "Seyirlik Oyun"unu anýmsadým. 1993,94 lerdeydi sanýyorum; Beyoðlunda bir kabarede çok deðerli sanatçýlarla sergilemiþti özgün yapýtýný. Çýkarcý para tapýmcýlarýna uygun bir betimlemeydi; Kýsa süre sonra kaldýrýldý oyun, neden!?? bilemiyorum. Yoksa böylesine düþünen önderler mi arttý ne? Oysa Farsça ve Arapça tanýmlanmasý yapýlmýþ sözcüðe Türkçe ve güncel bir boyut getirmiþti sayýn Zeyrek...
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemâlin sözlerinin etkisinden kendimi kurtaramýyorum. Bu türden çýkarcý para tapýmcýlarýn,birbirlerini aklayan inanýþ ve siyasal anlayýþýna duyduðum nefreti ise söylememe gerek yok.
Bu kýsa yazýda amacým Mustafa Kemal'in baðýmsýz Türkiye Cumhuriyetiyle, nasýl demokratik-barýþ yanlýsý bir ulus-devlet beklentisi içinde olduðuna deðinmektir. Daha öz bir diyiþle, Gazi'nin bir buluþu olan Kemalist sistemin kýsaca kökenindeki gerçekleri vurgulamaktýr. Kemalizm: asýrlarca toplumlarý yönetmek için uygulanan "yöntemlerle", insanlýðý bir "zavallý" konumuna indirgeyen sistemlerin tümüne, bir baþkaldýrýdýr.
Kemalizm Mustafa Kemâl Atatürk'ün kendine özgü bir buluþudur.Týpký, birkaç çarký eþgüdümle döndürerek, günü 24 eþit zamana bölebilen ölçüm aracýnýn "keþfi" gibi bir buluþtur Kemalizm. Baþlangýç noktasý bireylerin doðal olan yaþamak haklarýný, özgür ve eþit insanlar olarak kullanabilmelerini gerçekleþtirecek, ulusalcý egemenliðe dayanan bir devrimdir. Bu devrimi ayakta tutarak yeryüzündeki gerçekler dünyasýna baðlayan altý putrel vardýr. Bunlara Atatürk ilkeleri denilir [dikkat: ilkelerin sayýsý altýdýr]. Geleceðe yönlendirilmiþ 6 (altý) okla simgeleþtirilmiþtir. Aralarýna, baþýna veya sonuna - sizce çok etkin ve çekici de olsa- baþka kavramlar katarak ok sayýsýný artýrmak, GAZÝ'yi cehaletle suçlamak olur. Daha fazla ilke Kemalist sistemin aslýný bozar. Cumhuriyetimizin kurucusuna da ihanettir.
1935 yýlýndaki parti genel kurulunda kendi özel baþlýklý kaðýdýna bu ilkeleri Türkçeleþtirerek þöyle sýralamýþtýr: "Ulusaltçýlýk,Halkçýlýk, Cumhuriyetçilik, Dýþdinsaltçýlýk (laiklik), Devletçilik ve Devrimcilik".
Kemalist sistemin ne olup ne olmadýðýný Gazi Mustafa Kemâl bütün Meclisi açýþ konuþmalarýnda, Büyük Nutkunda,yurt gezilerindeki söyleþilerle yazdýðý ve yazdýrdýðý yapýtlarda Türkiye halkýna (Türk Ulusuna) anlatmýþtýr. Burada konumuzu yakindan ilgilendiren baðýmsýz ve demokratik bir Cumhuriyetin kuruluþ aþamasýndaki temel düþüncesinden kýsa bir örnek sunmakla yetineceðim. Yýl 1921 TBMM nin ikinci toplanma yýlýný açarken yaptýðý konuþmaya bir kulak verirmisiniz,lütfen. Sonra da bu sözleri yaþamýnýzda etkili olacak bir yere koyunuz. (bugünkü dille):
" Efendiler!
Ulusumuzun olaðanüstü yetenekleri vardýr. Bu yeteneklerin ortaya çýkmasý ve yararlý olmasý, ( þüphesiz parlak netayice iktiran edwecektir) kuþkýsuz, parlak sonuçlara varacakýr. Ancak, tarihin bazý korkunç kayýtlarýný eksiksiz olarak,büyük bir dikkatle hatýrlatmayý yararlý buluyorum. Arkadaþlar,bir ulusta, özellikle bir ulusun baþýnda bulunan sorumlu yöneticilerinde ihtiraslarýndan kaynaklanan kiþisel çýkar çekiþmeleri ulusal ve vatani görevlerinin yerine getirilmesinde gerekli olan yüce duygulara baskýn çýkarak üstünlük saðlayacak dereceye gelmiþ bulunan memleketlerin daðýlýp, eriyerek yok olmaktan kaçýnabilmesi olanaksýz bir sondur. Ulusumuzun gerçek temsilcileri olan bütün arkadaþlarýn bu gibi aþaðýlayýcý durumlardan daima uzak kalacaklarýndan asla þüphe edilemez..."
Konuþmanýn devamý ise þöyle: "Yüce kurulun birbirleriyle karþýlýklý kardeþlik ve dayanýþma duygularýyla baðlýlýðýnýn, temsilcisi olduðunuz bütün ulusu da daima ayný coþkuyla kapsayýp, artarak yayýlacaðý tabiîdir (doðaldýr)".
Türkiye'de baðýmsýz yurtta barýþý saðlayacak demokratik ve çaðcýl yönetim için gerekenler ,Kemalist sistemin kurallarýnda vardýr. Yeterki bu sistemi koruyan ve destekleyen devrim yasalarý ödünsüz uygulanmaya konulsun.
Para tapýmcýlarýnýn anlayacaðý bir dille þöyle diyeceðiz: Son piþmanlýk para etmez.
Demokrasi ve Barýþýn Olmazsa Olmazlarý II
Peki barýþtan ne anlýyoruz? Nedir barýþ? Öyle hani topa, tüfeðe, tanka, bombayla falan insanlarý öldürmek, öldürtmek filana karþý mý olmak? Artýk savaþlar, silah zorunun dýþýna taþýtýlmýþ bulunuyor. Aslýnda savaþlar düþünsel, ekinsel (kültürel) bir enlem-boylam içinde mermiden daha güçlü bir yok edici olarak sürmekte, sürdürülmektedir. Öyleyse, barýþý savaþýn tam karþýtýdýr mý? diyeceðiz.
Demokrasinin eþdeðeri olarak barýþýn zorunlu olduðunu mu kabul edeceðiz? Yoksa savaþýn tam karþýtýný demokrasi olarak mý alacaðýz? Bu demokrasi ile barýþ kavramlarýnýn her ülkede ayrý anlamlarý olmasý gerektiðine inanýyorum. Günümüz dünyasýna bir bakalým. Örneðin: Ýrlanda'daki mezhep ayrýlýðýnýn, yüzlerce insanýn ölümüyle sonuçlanan çatýþmalara neden olmasý. Ýrlanda demokratik bir ülke deðil mi? Demokratik. Barýþ var mý? Yok. Savaþ var. USA yani Amerika Birleþik Devletleri demokratik bir ülke deðil mi? Sözüm ona demokratik. Peki Ku.Kulux.Klan yobazlarý ne oluyor? Zenciler insan deðil mi? Daha da ötesi, yani eskisinde, Amerika'nýn asýl sahipleri Kýzýlderililer insan deðiller miydi? Yýllar boyunca kovboy filmleriyle, beyazlarýn kafa derilerini yüzen vahþiler olarak bizlere þýrýnga edilerek tanýtýlan o zavallý insanlar, demokrat bir Amerika'da yaþamýyorlar mýydý? Ýran, Suudi Arabistan, Pakistan falan demeyeceðim, Bosna-Hersek'te yaþanan dramatik olaylar, Somali faciasý ........ necilik oluyor yani? Uygar olduðu sanýlan ülkelerin boyunduruðu altýnda inleyen yüz binlerce insan hangi demokrasiden, hangi barýþtan haberdarlar.
Býrakýnýz efendim, býrakýnýz, böyle havadan demokrasi, masa baþýnda barýþçý düþünceyi savunmayý. Olayý geleneksel boyut yerine, aydýnlanma çaðýnýn getirdiði yeni düþünsel dokuya dayandýrarak düþünelim.
Ortaçaðdan yeniçaða çýkýþýn muþtusu kuþkusuz, Eðitimde Fýrsat Eþitliðine dayanýr. O çaðýn düþünürlerinin, toplumsal geliþmeyi gerçekleþtirmek, daha rahat koþullarda yaþamayý saðlayarak ölebilmenin olmazsa olmaz koþulunu "Eðitimde Fýrsat Eþitliðine" dayandýrmýþlardý. Yetenekliyle yücelecek olan yaþam koþullarý, becerikli insanlarýn da topluma kazandýrýlmasýyla bir bütün oluþturacaktý. Ölebilmenin olmazsa olmaz koþulu sözüne takýldýnýz gibi geldi bana. Evet, doðru okudunuz. "Daha rahat koþullarda ölebilmek" diyorum. Aydýnlanma yýllarýnda, rahat ölebilmenin koþulu eðitimden geçiyor, kiliselerde verilen bilgiye dayanýyordu. Oysa o bir kesim insan babacýðýnýn kesesine göre daha da çok þey öðrenebiliyordu. Özel dersler alýyordu. (Aynen Türkiye'de bugün olduðu gibi) Özel eðitim zengin çocuklarýn hakkýydý. Garibanlar, neyin ne olduðunu tam öðrenemeden, eðer bir zeka pýrýltýsý göstererek birtakým yeniliklerden söz etmiþlerse, yakýlýyorlardý. Yoktu öyle olur olmaz konulardan söz etmek. Siz bakmayýn Galileo'nun pabuçlarýný yanmaktan kurtarmýþ olmasýna. Bruno, yýllarca hapis yattýktan sonra, düþüncesini savunmasý nedeniyle yakýlarak öldürülmüþtü.
O çaðda eðitim, öðretim kilise, ruhban sýnýfý falan gibi, tufeyli sömürücülerin baþatlýðý altýndaydý. Bunlar öylesine dünya iþlerinin insanlarca öðrenilmesine pek izin vermezlerdi. Ýnsanlarýn bireysel yaþamýn kurallarýný, yasalarý kutsal kitaplarda yazýlýydý. Aksine bir düþünceyle davranýþ günahtý, kafirlikti, dinden imandan çýkmaktý. Ölmeliydi, öldürülmeliydi böyleleri, yakýlmalýydý, kazýða oturtturulmalýydý. Evet "çarmýha germek" te vardý. Ýsa'ya öyle yapmýþlardý, daha Hýristiyanlýðýn baþlangýç yýllarýnda. Zavallýyý iyi ki çarmýha germiþlerdi, eli, ayaðý, göðsünden çivileyerek. Ne yaptýk diye düþünüp zar zor Tanrýnýn yanýna uçarak gittiðini anlatmýþlardý. Sonra da Ýsa'nýn cennette mi cehennemde mi olduðunu kanýtlayacak hiçbir gerekçe gösterememiþlerdi. Sivas'taki canlar neden yakýlarak öldürüldü dersiniz? Neyse konumuz bu deðildi. Demokrasiden barýþa geçmiþtik. Barýþ. Hani Mustafa Kemal diyor ya "Yurtta barýþ, Dünyada barýþ." artýk bunu gerçekleþtirmenin zamaný geldi diye düþünülüyor. Kardeþlerim, dostlarým, arkadaþlarým, canlarým, ciðerlerim nasýl gerçekleþecek bu barýþ? Yanýt: Önce Yurtta. Sonra, sonra Dünyada.
Dedik ki, barýþ silahlý çatýþma sonucu yapýlan antlaþmalarla saðlanamaz. Yani böyle demek istedik. Doðrudur. Savaþlarda insancýklar ölürler. Barýþ bir yanýyla insanlarýn ölmemelerinin de koþuludur. Barýþ varsa bir ülkede, orada savaþ kökenli ölümler olmaz. Siz bakmayýn Türkiye'deki trafik canavarlýðý, yargýsýz infaz olaylarýna falan. Özellikle failsiz cinayetlere... Hele demokrasi barýþ ile birlikte gelsin, bunlarýn tümü son bulacaktýr, diye düþünebilirsiniz. Ama bu sorunun nasýlýnýn yanýtý çok zordur zor. Ýnsansýz demokrasi, insansýz barýþ, insansýz cumhuriyet, inansýz devlet olmaz. Ýnsan bireylerin ulus olarak yasamasýn, yaþayabilmesiyle adlanýr. "Birey toplum içinde insandýr" Toplum ise, aydýnlanma çaðýndan bu yana ulusal niteliklerle bir arada yaþayabilen topluluklardan oluþmaktadýr. Bireyin yaþamý ulusalcýlýkla insan olarak deðer kazanmaktadýr. Bireyin en doðal hakkýdýr yaþamak. Ama nasýl yaþamak? Bunu ulusalcýlýk ilkesi belirler. "Eþit ve özgür olarak yaþamak" der ulusalcýlýk ilkesi. Hemen ardýndan "neden" diye sorar? Yanýtý: "Uygarlýkta ilerlemek için"dir. Ýnsanlarýn doðal olan yaþamak haklarýnýn koþullarý uygarlýkta ilerlemek için eþitlik ve özgürlük olarak verilince, demokrasi ile barýþýn da temel koþullarý ortaya konulmuþ oluyor. Burada sýnýf egemenliði deðil insanlarýn yaþamak doðal haklarýnýn egemenliðinin baþat olduðu hemen görülür. Mustafa Kemal'in "imtiyazsýz sýnýfsýz kaynaþmýþ bir kütleyiz" sözünün dayanaðý da O'nun bu ulusalcýlýk tanýmlamasýndan kaynaklanmaktadýr.
Ders olsun diye anlatmýyorum bunlarý. Amacým insanlarýn ölüme duyduklarý korkunun bir sömürü aracý olarak kullanýlmasýnýn önüne geçilebilmesi gerektiðini vurgulamak. Türkiye'de bu korku, on binlerce yýllýk bu eski korku, halen yürütülmektedir. Müslüman olmanýn kanýtý olarak, yerden pýtýrak gibi çoðalan camiler yanýnda, Kur'an kurslarýnda oy potansiyelini her yýl arttýrarak geliþen, imam hatip kökenli asalak yönetici kadrolarýn hýzlý geliþmesine dur demeden, bütün bu pislikleri temizlemeden Yurtta Barýþ'ýn gerçekleþebileceði inancýnda olmadýðýmý söylemek istiyorum.
Ýnsancýklarýn ölmekten ölesiye korktuklarý günümüzde çözümün, Þeri'at karþýtý bir eðitimin gerçekleþtirilmesinde olduðunun Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçekleþtirdiði devrimlerin bir an önce yaþama geçirilmesinin zorunluluðunun bilincinde olmak gerektiðine inanýyorum. Bir toplumun ulus olarak barýþ içinde ver baðýmsýz yaþayabilmesinin ön koþuludur bu söylediklerim.
Yoktur bunun baþka çaresi.
ALINTIDIR
Geschrieben am 15.05.2007 14:00 Uhr
? Auf dieses Thema antworten
? Du bist zurzeit nicht angemeldet. Bitte logge dich ein, um Antworten auf Forenthemen zu verfassen.