?? Foren-bersicht
Dostluk, Arkadaþlýk
?? SEVGIYI PAYLASMAK
Dieses Thema hat bisher 62 Aufrufe erhalten.
a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
Sevgiyi Paylaþmak
--------------------------------------------------------------------------------
Merhaba!
Siz, siz olun insani deðerlerinizi öldürmeyin! Aðlamaksa aðlamak, gülmekse gülmek, hüzünlenmekse hüzünlenmek, sevmekse sevmek. Ýnsan bir makina deðil, duygusuyla, merhametiyle, sevgisiyle insandýr.
Ve nitekim yaþamak. Tek bir dokunuþta, bir bakýþta gizli, hissetmekle kalan sahici deðerler... Yapay deðerlerimizde büyüttüðümüz, her þeyi lükste,parada, maddiyatta aramanýn, hýrsýn, bencilliðin, çürümüþlüðün gerçek deðeri ne olaki.
Hayatýmýza o kadar çok karmaþa ve ucuz deðerler girdiki, her gün biraz daha kaos, biraz daha karmaþa içinde yaþamýn farkýna varmadan kaybolup gidiyoruz. O kadar çok acele yaþýyoruzki hayatý. Bir tabloya bakarken yada bir þiiri okurken bile neyi anlattýðýný, üzerinde durup düþünmeye fýrsat bulamýyoruz.
Geldiðmiz yüzyýlda insanlar artýk sadece yaþamlarýný daha zengin bir ortamda sürdürme kaygýsý taþýyorlar. Asýl deðerlerin yerini (saygý, sevgi, dostluk, güven, paylaþma gibi) maddi deðerler almýþ.
O kadar çok sevgi varki yarým kalan, bu acelecilikten sevgileri bile yaþayamýyoruz, paylaþamýyoruz. Birbirimize yeterince vakit ayýramýyoruz. Yaþamýn yanýbaþýmýzda su gibi akýp geçtiðinin farkýna varamýyoruz. Dostluklar bile sahte ve çýkar iliþkilerinden öteye geçmiyor. Farkýnda mýsýnýz? ne kadar çok özlüyoruz doðal dostluklarý ve sevgileri.
O kadar çok sevgi varki yarým kalan, bu acelecilikten sevgileri bile yaþayamýyoruz, paylaþamýyoruz. Dostluklar bile sahte ve çýkar iliþkilerinden öteye geçmiyor. Farkýnda mýsýnýz? ne kadar çok özlüyoruz doðal dostluklarý ve sevgileri.
Peki biz gerçekten dost olabiliyor muyuz insanlara, çýkarsýz sevebiliyor muyuz insanlarý?
Neden hep yalnýzlýðý seçiyoruz çoðunlukla, neden hep boðulduðumuzu sanýp kaçýyoruz insanlardan? Bu acelecilik bu korku bu kaçýþ niye? Sevgileri gerçek dostluklarý öldürmüyor muyuz hep beraber, sevgilerimizi de öldürecek kadar sevgi katili olmuyor muyuz?
“Bir gün sormuþlar Bektaþi erenlerinden birine:"Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaþayanlar arasýnda ne fark vardýr? "diye."Bakýn göstereyim" demiþ ermiþ.
Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiþ olanlarý çaðýrarak onlara bir sofra hazýrlamýþ.Hepsi oturmuþlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sýcak çorbalar gelmiþ ve arkasýndan da derviþ kaþýklarý denilen bir metre boyunda kaþýklar.
Ermiþ "Bu kaþýklarýn ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de þart koymuþ. "Peki" demiþler ve içmeye teþebbüs etmiþler. Fakat o da ne? Kaþýklar uzun geldiðinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar aðýzlarýna.En sonunda bakmýþlar beceremiyorlar,öylece aç kalkmýþlar sofradan. Bunun üzerine "Þimdi..." demiþ ermiþ.
"Sevgiyi gerçekten bilenleri çaðýralým yemeðe."Yüzleri aydýnlýk, gözleri sevgi ile gülümseyen ýþýklý insanlar gelmiþ oturmuþ sofraya bu defa."Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaþýðýný çorbaya daldýrýp, karþýsýndaki kardeþine uzatarak içmiþler çorbalarýný. Böylece her biri diðerini doyurmuþ ve þükrederek kalkmýþlar sofradan.
"Ýþte" demiþ ermiþ."Kim ki hayat sofrasýnda yalnýz kendini görür ve doymayý düþünürse o aç kalacaktýr.Ve kim kardeþini düþünür de doyurursa o da kardeþi tarafýndan doyurulacaktýr þüphesiz.
Þunu da unutmayýn:Hayat pazarýnda alan deðil, veren kazançlýdýr her zaman..."
Biliyoruzki, düþündüklerimizle yaþantýmýz arasýndaki ilintiler çoðu kez özlenenin, umulanýn dýþýnda kalýyor. Toplum olarak da, bireysel olarak da, durmadan bir karamsarlýða bir yýlgýnlýða doðru sürükleniyoruz. Bunlarý söylerken edebiyat yaptýðýmý yada bilgiçlik tasladýðýmý sanmayýn. salt bireycilik, bireysel saplantýlar deðil bunlar. toplumsal bir yangýna dönüþmüþ durumda.
Bunlarý yazarken bir arkadaþýmýn anlattýðý ve yazarýnýn ismini bilmediðim kýsa bir öykü geldi aklýma. Hatýrladýðým kadarýyla öykü þöyleydi.
“”Daðlýk bir bölgede adam küçük oðluyla yürürken, oðlan ayaðýný taþa çarpar ve can acýsýyla, “Ahhhhh!”diyebaðýrýr. Daðdan, “Ahhhhh!” diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder. Merakla “Sen kimsin?” diye baðýrýr ; ama aldýðý tek yanýt “Sen kimsin?” olur. Çocuk bu yanýta kýzar ve, “Sen bir korkaksýn!” diye baðýrýr.Daðdan aldýðý yanýt “Sen bir korkaksýn!” dýr. Babasýna bakar ve “Baba ne oluyor?”diye sorar.
“Oðlum, dikkat et!” diyen baba, vadiye doðru, “Sana hayraným!” diye baðýrýr.Ses “Sana hayraným!” diye yanýtlar. Baba “Sen harikasýn!” diye baðýrdýðýnda, bu kez daðdan “Sen harikasýn!” yanýtý gelir. Çocuk þaþýrmýþtýr, ama hala ne olduðunu pek anlayamamýþtýr.
Baba oðluna durumu açýklar: ”Oðlum, insanlar buna yanký derler ama; ama gerçekte YAÞAM’ýn kendisidir. Yaþama ne verirsen sana onu yansýtýr. Yaþam senin davranýþlarýnýn bir aynasýdýr. Eðer yaþamýnda daha çok sevgi istiyorsan, insanlarý daha çok sev. Eðer sana saygýlý davranýlmasýný istiyorsan insanlara saygýlý davran. Eðer baþkalarý tarafýndan anlaþýlmak istiyorsan, önce baþkalarýný anlamaya gayret göster. Eðer insanlarýn sana hoþgörülü ve sabýrlý davranmasýný istiyorsan, önce sen insanlara karþý hoþgörülü ve sabýrlý olmalýsýn.
Oðlum yaþamda ne ekersen onu biçersin. Bu doða yasasý yaþamýn her yönü için geçerlidir.”
Ýnsanlarýn yaþamý tesadüfler sonucu oluþmaz; insanlarýn yaþamý onlarýn davranýþlarýnýn yansýmasýndan baþka birþey deðildir...
Bazen karþýmýzdakilerin varlýðýna bile tahammül edemiyoruz, çarpýk saðlýksýz bir kiþiliðe doðru sürükleniyoruz. Salt “Sevmeyi bilmek” baþlýklý yazýmdan dolayý onlarca tehtit ve küfür maili aldýðýmý yazsam inanýr mýsýnýz?
Ey siz sessiz sevgilerin sessiz ortaklarý... Bu serin gecenin ýslak damlacýklarý bedeninize yayýlýrken, üþüyüp kaçmak yerine, Yüreðinize sevginin sýcaklýðýný esir edin... Ve bunu kendinize bahþedilmiþ en kutsal ödül sayýn. Sevin yalnýzca sevin...
Dünyanýn en güzel þeyi insanlarýn sevildiðini bilmesidir, daha da güzeli sevebilmesidir,sevmeyi bilmesidir. Sevmek hiç bir zaman çýlgýnlýk deðildir. Sevmek insan tarafýmýzý bulmamýzdýr. Dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acýmalý. Sevebilen insan kendini ve yaþamý keþfeden insandýr, talihli insandýr. Duygulu duyarlý ve güzel insandýr.
Sevgidir insaný yücelten, insanýn yaþamýna anlam ve derinlik kazandýran. Sevmeyenler ve sevemeyenler ot gibi yaþayýp, ot gibi gidenlerdir. Ah evet, sevgisiz bir dünyada hala sevmeyi bilen siz duyarlý dostlara selam, bilmeyenlere de bir mesaj iletiyorum bu þekilde...
‘”Dünyayý þairler yada çocuklar yönetse, o zaman dirlik düzenlik olur; çünkü ikisininde yüreði sevgi doludur, ikiside açýk yüreklilikle yaklaþýr hem beyninin hem yüreðinin sorunlarýna” diyen yazara katýlmamak mümkün mü?.
Beynimi beynininizin aydýnlýðýna yaslayýp, yüreðimi yüreðinizin sýcaklýðýna, güzel, yalýn yapmacýksýz duygularýnýzdan öpüyorum.
Yaþamý savunma sorumluluðu ve bilinciyle
mutluluklara
--------------------------------------------------------------------------------
Kaynak : Nuri CAN -
ALINTI
--------------------------------------------------------------------------------
Merhaba!
Siz, siz olun insani deðerlerinizi öldürmeyin! Aðlamaksa aðlamak, gülmekse gülmek, hüzünlenmekse hüzünlenmek, sevmekse sevmek. Ýnsan bir makina deðil, duygusuyla, merhametiyle, sevgisiyle insandýr.
Ve nitekim yaþamak. Tek bir dokunuþta, bir bakýþta gizli, hissetmekle kalan sahici deðerler... Yapay deðerlerimizde büyüttüðümüz, her þeyi lükste,parada, maddiyatta aramanýn, hýrsýn, bencilliðin, çürümüþlüðün gerçek deðeri ne olaki.
Hayatýmýza o kadar çok karmaþa ve ucuz deðerler girdiki, her gün biraz daha kaos, biraz daha karmaþa içinde yaþamýn farkýna varmadan kaybolup gidiyoruz. O kadar çok acele yaþýyoruzki hayatý. Bir tabloya bakarken yada bir þiiri okurken bile neyi anlattýðýný, üzerinde durup düþünmeye fýrsat bulamýyoruz.
Geldiðmiz yüzyýlda insanlar artýk sadece yaþamlarýný daha zengin bir ortamda sürdürme kaygýsý taþýyorlar. Asýl deðerlerin yerini (saygý, sevgi, dostluk, güven, paylaþma gibi) maddi deðerler almýþ.
O kadar çok sevgi varki yarým kalan, bu acelecilikten sevgileri bile yaþayamýyoruz, paylaþamýyoruz. Birbirimize yeterince vakit ayýramýyoruz. Yaþamýn yanýbaþýmýzda su gibi akýp geçtiðinin farkýna varamýyoruz. Dostluklar bile sahte ve çýkar iliþkilerinden öteye geçmiyor. Farkýnda mýsýnýz? ne kadar çok özlüyoruz doðal dostluklarý ve sevgileri.
O kadar çok sevgi varki yarým kalan, bu acelecilikten sevgileri bile yaþayamýyoruz, paylaþamýyoruz. Dostluklar bile sahte ve çýkar iliþkilerinden öteye geçmiyor. Farkýnda mýsýnýz? ne kadar çok özlüyoruz doðal dostluklarý ve sevgileri.
Peki biz gerçekten dost olabiliyor muyuz insanlara, çýkarsýz sevebiliyor muyuz insanlarý?
Neden hep yalnýzlýðý seçiyoruz çoðunlukla, neden hep boðulduðumuzu sanýp kaçýyoruz insanlardan? Bu acelecilik bu korku bu kaçýþ niye? Sevgileri gerçek dostluklarý öldürmüyor muyuz hep beraber, sevgilerimizi de öldürecek kadar sevgi katili olmuyor muyuz?
“Bir gün sormuþlar Bektaþi erenlerinden birine:"Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaþayanlar arasýnda ne fark vardýr? "diye."Bakýn göstereyim" demiþ ermiþ.
Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiþ olanlarý çaðýrarak onlara bir sofra hazýrlamýþ.Hepsi oturmuþlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sýcak çorbalar gelmiþ ve arkasýndan da derviþ kaþýklarý denilen bir metre boyunda kaþýklar.
Ermiþ "Bu kaþýklarýn ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de þart koymuþ. "Peki" demiþler ve içmeye teþebbüs etmiþler. Fakat o da ne? Kaþýklar uzun geldiðinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar aðýzlarýna.En sonunda bakmýþlar beceremiyorlar,öylece aç kalkmýþlar sofradan. Bunun üzerine "Þimdi..." demiþ ermiþ.
"Sevgiyi gerçekten bilenleri çaðýralým yemeðe."Yüzleri aydýnlýk, gözleri sevgi ile gülümseyen ýþýklý insanlar gelmiþ oturmuþ sofraya bu defa."Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaþýðýný çorbaya daldýrýp, karþýsýndaki kardeþine uzatarak içmiþler çorbalarýný. Böylece her biri diðerini doyurmuþ ve þükrederek kalkmýþlar sofradan.
"Ýþte" demiþ ermiþ."Kim ki hayat sofrasýnda yalnýz kendini görür ve doymayý düþünürse o aç kalacaktýr.Ve kim kardeþini düþünür de doyurursa o da kardeþi tarafýndan doyurulacaktýr þüphesiz.
Þunu da unutmayýn:Hayat pazarýnda alan deðil, veren kazançlýdýr her zaman..."
Biliyoruzki, düþündüklerimizle yaþantýmýz arasýndaki ilintiler çoðu kez özlenenin, umulanýn dýþýnda kalýyor. Toplum olarak da, bireysel olarak da, durmadan bir karamsarlýða bir yýlgýnlýða doðru sürükleniyoruz. Bunlarý söylerken edebiyat yaptýðýmý yada bilgiçlik tasladýðýmý sanmayýn. salt bireycilik, bireysel saplantýlar deðil bunlar. toplumsal bir yangýna dönüþmüþ durumda.
Bunlarý yazarken bir arkadaþýmýn anlattýðý ve yazarýnýn ismini bilmediðim kýsa bir öykü geldi aklýma. Hatýrladýðým kadarýyla öykü þöyleydi.
“”Daðlýk bir bölgede adam küçük oðluyla yürürken, oðlan ayaðýný taþa çarpar ve can acýsýyla, “Ahhhhh!”diyebaðýrýr. Daðdan, “Ahhhhh!” diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder. Merakla “Sen kimsin?” diye baðýrýr ; ama aldýðý tek yanýt “Sen kimsin?” olur. Çocuk bu yanýta kýzar ve, “Sen bir korkaksýn!” diye baðýrýr.Daðdan aldýðý yanýt “Sen bir korkaksýn!” dýr. Babasýna bakar ve “Baba ne oluyor?”diye sorar.
“Oðlum, dikkat et!” diyen baba, vadiye doðru, “Sana hayraným!” diye baðýrýr.Ses “Sana hayraným!” diye yanýtlar. Baba “Sen harikasýn!” diye baðýrdýðýnda, bu kez daðdan “Sen harikasýn!” yanýtý gelir. Çocuk þaþýrmýþtýr, ama hala ne olduðunu pek anlayamamýþtýr.
Baba oðluna durumu açýklar: ”Oðlum, insanlar buna yanký derler ama; ama gerçekte YAÞAM’ýn kendisidir. Yaþama ne verirsen sana onu yansýtýr. Yaþam senin davranýþlarýnýn bir aynasýdýr. Eðer yaþamýnda daha çok sevgi istiyorsan, insanlarý daha çok sev. Eðer sana saygýlý davranýlmasýný istiyorsan insanlara saygýlý davran. Eðer baþkalarý tarafýndan anlaþýlmak istiyorsan, önce baþkalarýný anlamaya gayret göster. Eðer insanlarýn sana hoþgörülü ve sabýrlý davranmasýný istiyorsan, önce sen insanlara karþý hoþgörülü ve sabýrlý olmalýsýn.
Oðlum yaþamda ne ekersen onu biçersin. Bu doða yasasý yaþamýn her yönü için geçerlidir.”
Ýnsanlarýn yaþamý tesadüfler sonucu oluþmaz; insanlarýn yaþamý onlarýn davranýþlarýnýn yansýmasýndan baþka birþey deðildir...
Bazen karþýmýzdakilerin varlýðýna bile tahammül edemiyoruz, çarpýk saðlýksýz bir kiþiliðe doðru sürükleniyoruz. Salt “Sevmeyi bilmek” baþlýklý yazýmdan dolayý onlarca tehtit ve küfür maili aldýðýmý yazsam inanýr mýsýnýz?
Ey siz sessiz sevgilerin sessiz ortaklarý... Bu serin gecenin ýslak damlacýklarý bedeninize yayýlýrken, üþüyüp kaçmak yerine, Yüreðinize sevginin sýcaklýðýný esir edin... Ve bunu kendinize bahþedilmiþ en kutsal ödül sayýn. Sevin yalnýzca sevin...
Dünyanýn en güzel þeyi insanlarýn sevildiðini bilmesidir, daha da güzeli sevebilmesidir,sevmeyi bilmesidir. Sevmek hiç bir zaman çýlgýnlýk deðildir. Sevmek insan tarafýmýzý bulmamýzdýr. Dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acýmalý. Sevebilen insan kendini ve yaþamý keþfeden insandýr, talihli insandýr. Duygulu duyarlý ve güzel insandýr.
Sevgidir insaný yücelten, insanýn yaþamýna anlam ve derinlik kazandýran. Sevmeyenler ve sevemeyenler ot gibi yaþayýp, ot gibi gidenlerdir. Ah evet, sevgisiz bir dünyada hala sevmeyi bilen siz duyarlý dostlara selam, bilmeyenlere de bir mesaj iletiyorum bu þekilde...
‘”Dünyayý þairler yada çocuklar yönetse, o zaman dirlik düzenlik olur; çünkü ikisininde yüreði sevgi doludur, ikiside açýk yüreklilikle yaklaþýr hem beyninin hem yüreðinin sorunlarýna” diyen yazara katýlmamak mümkün mü?.
Beynimi beynininizin aydýnlýðýna yaslayýp, yüreðimi yüreðinizin sýcaklýðýna, güzel, yalýn yapmacýksýz duygularýnýzdan öpüyorum.
Yaþamý savunma sorumluluðu ve bilinciyle
mutluluklara
--------------------------------------------------------------------------------
Kaynak : Nuri CAN -
ALINTI
Geschrieben am 15.05.2007 13:26 Uhr
a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
Sevginin Rengi
--------------------------------------------------------------------------------
Ne zaman “bayram” dense
Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde
Tozu gözümü yakar, közü yüreðimi
Bir yerde sevgiler aðlar benimle
Küçücük bir çocuktum o zamanlar. Yedi veya sekiz yaþlarinda. Kokusuna doyamadigim, sicakligini doyasiya içime sindiremedigim annemi kaybetmiþtim. Saçimi okþayacak bir anam yoktu artik. Ne de sirtimi örtecek þefkatli bir el. Amansiz bir hastalik dediler adina, çocuk aklim ermedi. Çocuk aklim ermedi anayi yavrusundan ayiran, eti tirnagindan söken, sevgileri linç eden, adina “ölüm” denen bu “göç” ü. Geceler benimle aðladý sessiz sessiz günlerce... Sabahlar benimle...
Bulutlarda yüzü þekilleniyordu sanki anamýn gökyüzünde, her özlediðimde baktýðým. Yaðmur yaðmur iniyordu elleri yüzüme okþarcasýna. Yaðmurun elleri anam kadar sýcaktý... Bir okadar soðuktum ben, bir okadar ürkek, bir okadar masum ve korunmaya muhtaç.
Bulutlar ve ben hep ayni yerdeyiz hala. Özlemlerin vuslatýnda.
Bulutlarda bir resim.
Elimden tutuþunu hatirliyorum bir gün babamin,”Hadi gel” deyiþini.”Köye gidiyoruz, ninenler bizi bekliyor, seni oraya birakacagim” Küçücük yüregimden taþan acilarimla son bir kez daha bakip odama selamliyorum bulutlari.
Yeþilin her tonu, göz alabildigince, sözleþmiþçesine, burada toplanmiþti sanki. Adini bilmedigim dünya kadar böcek ve kuþ. Gökkuþagi bir hali gibi serilmiþti çiçek çiçek... Topragin sesi yükseliyordu çiplak ayaklarimin altinda. Mutluydum...
Bulutlar ve ben hep ayni yerdeyiz hala...
Yaþamimi renklendiren analiyi kuzuyu orda tanidim iþte, adini Berfin koydugum. Küçücüktü. Simsiyah gözleri, aðzý ve kulaklarýyla bir sevgi yumaðýydý sanki. Ýçimdeki boþluðu dolduruvermiþti bir anda. Hissetmiþ miydi ne öksüzlüðümü? Ne zaman dalýp gitsem dünlere, bitiveriyordu yaný baþýmda binbir türlü oyunlarla. “Al bu kuzu senin olsun, istediðin gibi bak ona” dediler. Dünyalar benim olmuþtu sanki. Bir kuzum vardý artýk. Yalnýz deðildim. Ben, kuzum ve de anasý...
Sonradan Serfin’ de katýldý aramýza. Serfin: evimizin haþarý bir o kadar da sevimli köpeði.
Artýk, Serfin ve Berfin’in bakýmlarý bana aitti. Bu sorumluluk altýnda her sabah erkenden kalkýyor ellerimle onlarý doyuruyordum. Ne güzeldi Berfin’in annesinin peþinden koþmasý! Annesiyle oyunlar oynamasý ne güzeldi! Ama, ne yazýk ki uzun sürmedi bu “analý kuzu” mutluluðu. Bir eve bir öksüz yetmezmiþ gibi acý bir haber daðlayýverdi yeni baþtan çocuk yüreðimi. Kuzucuðumun anasý yediði bir ottan zehirlenerek ölmüþtü.
Ölüm bir kez daha çöreklenmiþti kapimiza.
Kuzucuðum öksüz kalmýþtý. Daha bir sýký sarýldým sanki bu olaydan sonra Berfin’e. Ona yalnýzlýðýný unutturmam lazýmdý. Öksüzlüðünü... Serfin olaylarýn farkýnda gibiydi. Ya da bana öyle geliyordu. Ne zaman melemeye baþlasa Berfin, hemen onun yanýna gidiyor bir þeyler yapýp onu neþelendiriyordu.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Biz üçümüz üç dost, üç kardeþ, üç sirdaþ gibiydik. Biraz geç uyansam ikisi birden kapimda bitiveriyordu.
Yemyeþil kirlar bizimdi uçsuz bucaksiz.
Bir de bulutlar vardý
Mavi bulutlar
Beyaz bulutlar
Bulutlarda þekiller vardi
Bulutlarda iki resim
Yaðmur daha çok yaðýyordu sanki
Bulutlar ve ben ayni yerdeyiz hala
Bulutlar ve kuzum da ayni
Bir tatlý koþuþturmaca baþladý gülerden bir gün evin içinde. Bir telaþ. Çarþý pazar alýþveriþleri. “Hadi sana bayramlýk alalým” dedi ninem. Hep beraber kasabaya inip bir þeyler aldik. Çiçekli basma entarim ve kirmizi ayakkabilarim çok güzeldi. Kirmizi kurdele de isterim diye tutturdum. Berfin’e, Serfin’e ve bana. Kýrmadýlar. Aldýlar. “Birazda kýna alalým” dedi ninem. “Ellerine yakarýz. Berfin’i de kýnalarýz” Sevindim.
Çarþi kalabalikti. Hiç bu kadar insani bir arada görmemiþtim. Meydanlar koyun, kuzu ve danalarla doluydu. Þimdiden kinalamiþti hepsi. Bir anlam veremedim. Çocuk yüregimin coþkusuyla yarinin heyecani sarivermiþti içimi. Yarin bayramdi... Kurban bayrami...
Ne zaman “bayram” dense
Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde
Tozu gözümü yakar, közü yüreðimi.
Bir yerde sevgiler aðlar benimle.
Kýnalar yakýldý ellerime. Berfin’in baþina kýnalar yakýldý o gece.
Anlayamadýðým bir fýsýltý vardý evin içinde. Sanki duymamý istemiyorlarmýþ gibi gizli gizli konuþmalar. Berfin ve Serfin çoktan uyumuþtu. Ben de uyumalýyým. Yarýnýn heyecaný daha þimdiden sarmýþtý içimi. Ayakkabýlarýmý sildim, ninemin kýnalý ellerimi baðladýðý bezlerle, parlattým. Bir daha sildim. Þimdi daha parlak olmuþtu. Elbisemi kapýnýn arkasýna astým. Gözümün önünde dursun diye. Uyandýkça bakarým. Üç tane de kýrmýzý kurdele duruyordu baþucumda. Biri benim için, biri kuzucuðuma biri köpeðime baðlayacaðým.
Kýnalý ellerimin kokusu karýþtý bahar kokulu odama. Gece bir baþka güzeldi sanki. Perdemi araladým, bulutlar yýldýzlara býrakmýþtý gökyüzünü. Göz kýrptý biri, diðeri yer deðiþtirdi... Kaydý gitti... Tutamadým...
Boðuk bir ulumayla uyandým. Köpeðim, kapýmýn önünde havlýyordu. Önce ellerimin baðýný çözdüm kurumuþ kýnalarý topladým. Kapýyý açar açmaz yataðýma atladý Serfin. Eteðimi tutup bir yerlere götürmek istercesine gözlerimin içine baktý. Acý çektiði her halinden belliydi. Daha yataktan kalkmamýþtým ki kuzucuðumun acý meleyiþini duydum. Birden bahçeye attým kendimi. Kýnalý kuzumun gözleri baðlýydý ve sürüklenircesine bir aðacýn altýna yatýrýlýyordu. Kocaman bir çukur açýlmýþtý yaný baþýnda.
Ninemin sesi duyuldu. “Berfin’i kurban ediyoruz. Sana baþka bir kuzu daha alýrýz sonra. Bugün kurban bayramý”
Toprak kaydý ayaklarýmýn altýndan
Bulutlar kaydý ayaklarýmýn altýna
Sesler çýðlýklara karýþtý
Kýzýla döndü yeþil
Ellerimdeki kýna sýzladý
Kapýnýn arkasýndaki basma entarim
Çaresizliðim büyüdü kocaman çocuk gözlerimde
Hiç bir þey yapamamanýn acizliðiyle yandým
Gök yere indi gürültüsüyle
Þimþek þimþek
Baþimi sokup yorganýn altýna
Yitip giden sevgilere aðladým...
Ne zaman “bayram” dense
Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde
Tozu gözümü yakar, közü yüreðimi.
Bir yerde sevgiler aðlar benimle.
Bulutlar ve ben hep ayni yerdeyiz hala
Bulutlarda üç resim
Haykýrabilseydim nefreti
Haykýrabilseydim sevgiyi
Yapamadým.
Kara bir bulut gibi çöreklendi o bayram sabahý küçücük yüreðime.
Kimse anlamadý.
Kimseye anlatamadým
Bayramlarý neden sevmediðimi.
--------------------------------------------------------------------------------
Kaynak : Nuri CAN -
ALINTI
--------------------------------------------------------------------------------
Ne zaman “bayram” dense
Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde
Tozu gözümü yakar, közü yüreðimi
Bir yerde sevgiler aðlar benimle
Küçücük bir çocuktum o zamanlar. Yedi veya sekiz yaþlarinda. Kokusuna doyamadigim, sicakligini doyasiya içime sindiremedigim annemi kaybetmiþtim. Saçimi okþayacak bir anam yoktu artik. Ne de sirtimi örtecek þefkatli bir el. Amansiz bir hastalik dediler adina, çocuk aklim ermedi. Çocuk aklim ermedi anayi yavrusundan ayiran, eti tirnagindan söken, sevgileri linç eden, adina “ölüm” denen bu “göç” ü. Geceler benimle aðladý sessiz sessiz günlerce... Sabahlar benimle...
Bulutlarda yüzü þekilleniyordu sanki anamýn gökyüzünde, her özlediðimde baktýðým. Yaðmur yaðmur iniyordu elleri yüzüme okþarcasýna. Yaðmurun elleri anam kadar sýcaktý... Bir okadar soðuktum ben, bir okadar ürkek, bir okadar masum ve korunmaya muhtaç.
Bulutlar ve ben hep ayni yerdeyiz hala. Özlemlerin vuslatýnda.
Bulutlarda bir resim.
Elimden tutuþunu hatirliyorum bir gün babamin,”Hadi gel” deyiþini.”Köye gidiyoruz, ninenler bizi bekliyor, seni oraya birakacagim” Küçücük yüregimden taþan acilarimla son bir kez daha bakip odama selamliyorum bulutlari.
Yeþilin her tonu, göz alabildigince, sözleþmiþçesine, burada toplanmiþti sanki. Adini bilmedigim dünya kadar böcek ve kuþ. Gökkuþagi bir hali gibi serilmiþti çiçek çiçek... Topragin sesi yükseliyordu çiplak ayaklarimin altinda. Mutluydum...
Bulutlar ve ben hep ayni yerdeyiz hala...
Yaþamimi renklendiren analiyi kuzuyu orda tanidim iþte, adini Berfin koydugum. Küçücüktü. Simsiyah gözleri, aðzý ve kulaklarýyla bir sevgi yumaðýydý sanki. Ýçimdeki boþluðu dolduruvermiþti bir anda. Hissetmiþ miydi ne öksüzlüðümü? Ne zaman dalýp gitsem dünlere, bitiveriyordu yaný baþýmda binbir türlü oyunlarla. “Al bu kuzu senin olsun, istediðin gibi bak ona” dediler. Dünyalar benim olmuþtu sanki. Bir kuzum vardý artýk. Yalnýz deðildim. Ben, kuzum ve de anasý...
Sonradan Serfin’ de katýldý aramýza. Serfin: evimizin haþarý bir o kadar da sevimli köpeði.
Artýk, Serfin ve Berfin’in bakýmlarý bana aitti. Bu sorumluluk altýnda her sabah erkenden kalkýyor ellerimle onlarý doyuruyordum. Ne güzeldi Berfin’in annesinin peþinden koþmasý! Annesiyle oyunlar oynamasý ne güzeldi! Ama, ne yazýk ki uzun sürmedi bu “analý kuzu” mutluluðu. Bir eve bir öksüz yetmezmiþ gibi acý bir haber daðlayýverdi yeni baþtan çocuk yüreðimi. Kuzucuðumun anasý yediði bir ottan zehirlenerek ölmüþtü.
Ölüm bir kez daha çöreklenmiþti kapimiza.
Kuzucuðum öksüz kalmýþtý. Daha bir sýký sarýldým sanki bu olaydan sonra Berfin’e. Ona yalnýzlýðýný unutturmam lazýmdý. Öksüzlüðünü... Serfin olaylarýn farkýnda gibiydi. Ya da bana öyle geliyordu. Ne zaman melemeye baþlasa Berfin, hemen onun yanýna gidiyor bir þeyler yapýp onu neþelendiriyordu.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Biz üçümüz üç dost, üç kardeþ, üç sirdaþ gibiydik. Biraz geç uyansam ikisi birden kapimda bitiveriyordu.
Yemyeþil kirlar bizimdi uçsuz bucaksiz.
Bir de bulutlar vardý
Mavi bulutlar
Beyaz bulutlar
Bulutlarda þekiller vardi
Bulutlarda iki resim
Yaðmur daha çok yaðýyordu sanki
Bulutlar ve ben ayni yerdeyiz hala
Bulutlar ve kuzum da ayni
Bir tatlý koþuþturmaca baþladý gülerden bir gün evin içinde. Bir telaþ. Çarþý pazar alýþveriþleri. “Hadi sana bayramlýk alalým” dedi ninem. Hep beraber kasabaya inip bir þeyler aldik. Çiçekli basma entarim ve kirmizi ayakkabilarim çok güzeldi. Kirmizi kurdele de isterim diye tutturdum. Berfin’e, Serfin’e ve bana. Kýrmadýlar. Aldýlar. “Birazda kýna alalým” dedi ninem. “Ellerine yakarýz. Berfin’i de kýnalarýz” Sevindim.
Çarþi kalabalikti. Hiç bu kadar insani bir arada görmemiþtim. Meydanlar koyun, kuzu ve danalarla doluydu. Þimdiden kinalamiþti hepsi. Bir anlam veremedim. Çocuk yüregimin coþkusuyla yarinin heyecani sarivermiþti içimi. Yarin bayramdi... Kurban bayrami...
Ne zaman “bayram” dense
Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde
Tozu gözümü yakar, közü yüreðimi.
Bir yerde sevgiler aðlar benimle.
Kýnalar yakýldý ellerime. Berfin’in baþina kýnalar yakýldý o gece.
Anlayamadýðým bir fýsýltý vardý evin içinde. Sanki duymamý istemiyorlarmýþ gibi gizli gizli konuþmalar. Berfin ve Serfin çoktan uyumuþtu. Ben de uyumalýyým. Yarýnýn heyecaný daha þimdiden sarmýþtý içimi. Ayakkabýlarýmý sildim, ninemin kýnalý ellerimi baðladýðý bezlerle, parlattým. Bir daha sildim. Þimdi daha parlak olmuþtu. Elbisemi kapýnýn arkasýna astým. Gözümün önünde dursun diye. Uyandýkça bakarým. Üç tane de kýrmýzý kurdele duruyordu baþucumda. Biri benim için, biri kuzucuðuma biri köpeðime baðlayacaðým.
Kýnalý ellerimin kokusu karýþtý bahar kokulu odama. Gece bir baþka güzeldi sanki. Perdemi araladým, bulutlar yýldýzlara býrakmýþtý gökyüzünü. Göz kýrptý biri, diðeri yer deðiþtirdi... Kaydý gitti... Tutamadým...
Boðuk bir ulumayla uyandým. Köpeðim, kapýmýn önünde havlýyordu. Önce ellerimin baðýný çözdüm kurumuþ kýnalarý topladým. Kapýyý açar açmaz yataðýma atladý Serfin. Eteðimi tutup bir yerlere götürmek istercesine gözlerimin içine baktý. Acý çektiði her halinden belliydi. Daha yataktan kalkmamýþtým ki kuzucuðumun acý meleyiþini duydum. Birden bahçeye attým kendimi. Kýnalý kuzumun gözleri baðlýydý ve sürüklenircesine bir aðacýn altýna yatýrýlýyordu. Kocaman bir çukur açýlmýþtý yaný baþýnda.
Ninemin sesi duyuldu. “Berfin’i kurban ediyoruz. Sana baþka bir kuzu daha alýrýz sonra. Bugün kurban bayramý”
Toprak kaydý ayaklarýmýn altýndan
Bulutlar kaydý ayaklarýmýn altýna
Sesler çýðlýklara karýþtý
Kýzýla döndü yeþil
Ellerimdeki kýna sýzladý
Kapýnýn arkasýndaki basma entarim
Çaresizliðim büyüdü kocaman çocuk gözlerimde
Hiç bir þey yapamamanýn acizliðiyle yandým
Gök yere indi gürültüsüyle
Þimþek þimþek
Baþimi sokup yorganýn altýna
Yitip giden sevgilere aðladým...
Ne zaman “bayram” dense
Gizli bir körük yelpazelenir yaram üstünde
Tozu gözümü yakar, közü yüreðimi.
Bir yerde sevgiler aðlar benimle.
Bulutlar ve ben hep ayni yerdeyiz hala
Bulutlarda üç resim
Haykýrabilseydim nefreti
Haykýrabilseydim sevgiyi
Yapamadým.
Kara bir bulut gibi çöreklendi o bayram sabahý küçücük yüreðime.
Kimse anlamadý.
Kimseye anlatamadým
Bayramlarý neden sevmediðimi.
--------------------------------------------------------------------------------
Kaynak : Nuri CAN -
ALINTI
Geschrieben am 15.05.2007 13:33 Uhr
a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
Yedi Uyuyanlar Masalý
biraz kekredir derler buranýn suyu
beþe beþ dayanaklarý vardýr duvarlarýnýn
çünkü toprak kayar uyku zamaný
taþ yerinde deðil düþerken aðýrdýr nasýl
ki aðrý'da dipsiz kuyular
yedi uyuyanlar maðarada
telefon sesini duyarlar da
üþenirler açmaya yedi uyuyormuþgibiyapanlar
maðarada
pamuk prenses çözmüþ sorununu üvey annesiyle
ayna fiþteklemiyor güzellik meselesini
-ayna ayna! söyle bana, benden güzeli var mý dünyada?
-vallahi pamuk prenses var ama onun da yataðý kötü diyorlar...
kendini cüce zannedemiyor
uyuyor çünkü yedi andavallýlar
biraz kekredir derler buranýn masallarý
prens geliyor gerçi öpemiyor fakat
uyku kokan aðýzlarý
ve aradan yýllaaaaar yýllaaar geçiyor...
derken uyanýyor yedi'den biri
hassiktir diyor amma uyumuþum be...
çýkýyor kahvaltýlýk birþeyler almaya
dömüyor fakat...
ve derler ki altý keriz uyumaktadýr hala
ege'de
turistik bir maðarada...
Yýlmaz Erdoðan
Susuþtu Yüzün
bir ufukta bitiyor yüzün
ve baþka bir gökyüzü baþlýyor
komþu ellerle sarmalanýyorsun
yanýyorsun...
ne kadar övülsen az
avazým çýktýðý kadar susuyorum
ismindeki sesli harfleri
mayýnlý bir gülümsemeyle
senin karasularýnda olmak
üstünde ilkbahar bir entari;
sanki
yeniden
eski bir öyküye baþlamak...
yüzündeki o billur akþam kahvaltýsý
sürgülerken özümü,
ne kadarýný sustuk konuþtuklarýmýzýn?...
Yýlmaz Erdoðan
biraz kekredir derler buranýn suyu
beþe beþ dayanaklarý vardýr duvarlarýnýn
çünkü toprak kayar uyku zamaný
taþ yerinde deðil düþerken aðýrdýr nasýl
ki aðrý'da dipsiz kuyular
yedi uyuyanlar maðarada
telefon sesini duyarlar da
üþenirler açmaya yedi uyuyormuþgibiyapanlar
maðarada
pamuk prenses çözmüþ sorununu üvey annesiyle
ayna fiþteklemiyor güzellik meselesini
-ayna ayna! söyle bana, benden güzeli var mý dünyada?
-vallahi pamuk prenses var ama onun da yataðý kötü diyorlar...
kendini cüce zannedemiyor
uyuyor çünkü yedi andavallýlar
biraz kekredir derler buranýn masallarý
prens geliyor gerçi öpemiyor fakat
uyku kokan aðýzlarý
ve aradan yýllaaaaar yýllaaar geçiyor...
derken uyanýyor yedi'den biri
hassiktir diyor amma uyumuþum be...
çýkýyor kahvaltýlýk birþeyler almaya
dömüyor fakat...
ve derler ki altý keriz uyumaktadýr hala
ege'de
turistik bir maðarada...
Yýlmaz Erdoðan
Susuþtu Yüzün
bir ufukta bitiyor yüzün
ve baþka bir gökyüzü baþlýyor
komþu ellerle sarmalanýyorsun
yanýyorsun...
ne kadar övülsen az
avazým çýktýðý kadar susuyorum
ismindeki sesli harfleri
mayýnlý bir gülümsemeyle
senin karasularýnda olmak
üstünde ilkbahar bir entari;
sanki
yeniden
eski bir öyküye baþlamak...
yüzündeki o billur akþam kahvaltýsý
sürgülerken özümü,
ne kadarýný sustuk konuþtuklarýmýzýn?...
Yýlmaz Erdoðan
Geschrieben am 24.05.2007 08:37 Uhr
? Auf dieses Thema antworten
? Du bist zurzeit nicht angemeldet. Bitte logge dich ein, um Antworten auf Forenthemen zu verfassen.