a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
Stres, kiþinin baþetme yeteneðini aþan ya da zorlayan bir durum algýlandýðýnda ortaya çýkan otomatik tepkidir.
Fizik biliminde; “maddenin kendi üzerine uygulanan güce gösterdiði tepki” anlamýnda kullanýlan stres terimi; son 20 yýlda fizyoloji, sosyoloji, psikoloji, psikiyatri ile diðer týp alanlarýnda ve gündelik yaþamda herkesin kullandýðý popüler kavramlardan biri haline gelmiþtir. Stres, pek çoðumuzun bildiði gibi, bizi zorlayan, kýsýtlayan ve engelleyen olaylar, durumlar karþýsýnda verdiðimiz tepkilerin tümüdür. Stres kavramý birçok insanýn düþündüðü gibi sadece üzerimizde hissettiðimiz baský ve gerginlikle sýnýrlý deðildir. Sözlük anlamý olarak stres; 14. yüzyýlda güçlük, sýkýntý, kötü talih anlamlarýnda; 17. yüzyýlda felaket, bela, dert, keder gibi anlamlarda kullanýlmýþtýr. 18. ve 19. yüzyýllarda kavrama yüklenen anlam deðiþmiþ; güç, baský, zor gibi anlamlarda durum ve objelere baðlý, kiþiye, organa veya ruhsal yapýya yönelik zorlamalar olarak kullanýlmýþtýr. Walter Cannon 20.yüzyýlýn baþlarýnda stresi acil durum tepkisi olarak tanýmlanmýþ ve temelinde “biyolojik varoluþ ve uyum” ihtiyacýný görmüþtür. Ona göre stres, organizmanýn kendi yaþamýný ve çevreye uyumunu tehdit eden bir uyarýcýya gösterdiði “savaþ ya da kaç” tepkisidir. Stres, organizmanýn fonksiyonunu bozan bir baský, zorlama ve engellenmedir. Psikolojik anlamda stres, kiþiye özgü ve tek olan bireysel bütünlüðü zorlayýcý ve bozucu bir etkendir. Ýnsaný, yakýn duygusal iliþkilerden uzaklaþtýran, verimliliðini düþüren ve en önemlisi hayattan aldýðý zevki azaltan bir kuvvettir. Stres, kiþinin baþetme yeteneðini aþan ya da zorlayan bir durum algýlandýðýnda ortaya çýkan otomatik tepkidir.
Stres bir süreç olarak ele alýndýðýnda, olaylarý deðerlendirme þeklimizden düþüncelerimize, duygularýmýzdan davranýþlarýmýza kadar pek çok boyuttan oluþur. Pek çok insan stresin, kiþinin dýþýnda geliþen çevresel nedenlerle oluþtuðunu düþünür. Aslýnda stresi oluþturan, bu çevresel etkileri bireyin nasýl algýladýðýdýr. Kiþi karþýlaþtýðý olaylarý pek çok faktör ýþýðýnda deðerlendirir ve yaþadýðý olaylara bir anlam yükler, yaptýðý bu deðerlendirmeler sonucunda çevresindekiler sebebiyle stres yaþar ya da yaþamaz.
Toplumsal, ekonomik ve sosyal yönden hýzlý deðiþikliklerin yaþandýðý günümüzde stres, günlük hayatýmýza daha çok girmekte ve gerek ruhsal gerekse de fizyolojik saðlýk yönünden bireyleri etkilemektedir. Stresin bu tür etkilerinin yaygýn olmasý da bireyleri; stresin ne olduðu, hangi koþullarda ortaya çýktýðý ve ne tür sonuçlara neden olduðu gibi konularda araþtýrmalara yöneltmiþtir.
Stres kavramýnýn psikoloji alanýnda kullanýlmasýna ve araþtýrmalar yapýlmasýna 1950'li yýllarda baþlanmýþtýr. Bazý araþtýrmacýlar stresi dýþsal uyarýcý olarak ele alýrken, bazlarý da rahatsýz edici tepkiler olarak tanýmlamýþlardýr (Weitz 1970). Son zamanlarda en çok kabul edilen, Lazarus ve Folkrnan'in ileri sürdüðü etkileþim teorisi ile stresi; talepler ve kaynaklar arasýndaki dengesizliðin sonucu ortaya çýkan durum olarak tanýmlamaktadýr.
Stres çoðunlukla olumsuz ve zararlý anlamda ele alýnmaktadýr, oysa ki bir parça stresin insanlarý yenileri aramak, çalýþmak ve yaratmak konusunda harekete geçirdiði bilinmektedir. Hatta vücudun antikor üretebilmesi için bile belirli bir miktar strese ihtiyaç vardýr.
Stres, birbiri ile örtüþen farklý biçimlerdedir: akut, episodik akut ve kronik stres.
Akut stres, yakýn geçmiþteki baskýlar ve isteklerle, yakýn gelecekte oluþmasý beklenen baský ve isteklerin doðurduðu en yaygýn stres biçimidir. Kýsa süreli olduðu müddetçe çok büyük zararlar vermez. Akut stresin en yaygýn belirtileri; öfke ve sinirlilik, endiþe, depresyon gibi duygusal sorunlar; gerginlik baþaðrýlarý, sýrt aðrýsý, kas, tendon ve bað dokusu sorunlarýna neden olan kas gerginlikleri gibi kas sorunlarý; mide ekþimesi, mide asidi, gaz, ishal, kabýzlýk ve spastik kolon gibi mide ve baðýrsak sorunlarý; geçici ve kýsa süreli aþýrý heyecanlarýn neden olduðu kardiovasküler problemlerdir. Herkes hayatýnda zaman zaman akut stres yaþayabilir, ama bu durum tedavi edilebilir ve kontrol altýna alýnabilir.
Episodik akut streste ise kiþiler akut stresi sýklýkla yaþar. Bu kiþilerin düzensiz bir hayatlarý vardýr. Sürekli oradan oraya koþuþtururlar. Çok fazla sorumluluk alýr ve bu sorumluluðun oluþturduðu talebi bir türlü organize edemezler. Episodik akut stres reaksiyonlarý gösteren kiþilerin aþýrý duyarlý, öfkeli, sinirli, endiþeli ve gergin olmalarý doðaldýr. Çoðunlukla kendilerini, “asabi” olarak tanýmlarlar. Bazen bu asabiyetleri saldýrgan bir tutuma dönüþebilir. Episodik akut stresin bir baþka türü de yüksek kaygý seviyesinden kaynaklanmaktadýr. Kaygý seviyesi yüksek kiþiler ayný zamanda aþýrý hassas ve gergin olmaya yatkýndýrlar, ancak öfkeli ve saldýrgan olmaktan çok endiþeli ve depresif bir duygudurum içindedirler. Episodik akut stresin belirtilerini kýsaca sýralayacak olursak: baþaðrýlarý, migren, yüksek tansiyon ve kalp hastalýklarý v.b. Episodik akut stresin tedavisi, farklý seviyelerdeki müdahaleleri gerektirir. Episodik akut stres yaþayan kiþilerin genellikle uzun süreli profesyonel yardým almalarý gerekir.
Ancak bu tarz kiþilerin yaþam biçimleri ve karakter yapýlarý o kadar kemikleþmiþtir ki, bu kiþiler yaþayýþ biçimlerinin hatalý olabileceðini düþünmezler bile. Sýkýntý ve üzüntülerinin suçunu baþkalarýna ve dýþ olaylara yüklerler. Genellikle yaþam biçimlerini, baþkalarýyla olan iliþkilerini ve dünyayý algýlayýþ tarzlarýný, kim ve ne olduklarýnýn birer parçasý olarak görürler. Bu tarz kiþiler deðiþime þiddetle karþý çýkar. Yalnýzca acýdan ve sýkýntýlarýnýn neden olduðu rahatsýzlýklardan kurtulma vaadi onlarý tedaviye ikna edebilir.
Kronik stres, akut stres gibi heyecan verici ve uyarýcý deðildir. Kronik stres bedenleri, zihinleri ve yaþamlarý yavaþ yavaþ bozar. Bu süreðen yýpranma kiþide ciddi hasarlar oluþturur. Bu, yoksunluðun, yoksulluðun, problemli aile yapýlarýnýn, mutsuz evliliklerin ve mecburen çalýþýlan iþlerin oluþturduðu süreðen strestir. Kronik stres, kiþinin içinde bulunduðu çok kötü durumdan hiç bir çýkýþ yolu bulamadýðýnda oluþur. Hiç bitmeyecekmiþ gibi gelen, þiddetli baský ve gereksinimlerin oluþturduðu strestir. Umutsuzluðun yerleþtiði kiþi sonunda çözüm aramaktan vazgeçer. Bazý kronik stresler, çocukluktan gelen ve özümsenerek zihinde sonsuza dek kalan travmatik deneyimlerden kaynaklanýr. Bazý deneyimler kiþiliði derinden etkiler. Böyle bir ortama doðan kiþi, dünyaya bakýþ açýsý ya da inanç sistemi nedeniyle süreðen bir strese yaþar. Kronik stresin en kötü yaný insanlarýn buna alýþmasýdýr. Onun varlýðýný bir süre sonra artýk hissetmez olurlar. Kronik stres, intihar, kalp krizi, felç hatta bazen kanser hastalýklarýna yol açarak ölümlere neden olur. Kronik stresin tedavisinde kiþiliðin ya da kemikleþmiþ görüþ ve inançlarýn yeniden oluþturulmasý gerektiðinden, iyileþme süreci genellikle profesyonel yardýmla birlikte etkin bir iç hesaplaþmayý da gerektirir.
Stres psikosomatik bir çok hastalýðý tetikler. Solunum yolu rahatsýzlýklarý, gastroentestinal þikayetler, hipertansiyon ve buna baðlý riskler, hormonal tabloda deðiþim ve dermatolojik þikayetler, bunlardan bazýlarýdýr.
Bizim kontrolümüzün dýþýnda çalýþan organlarýmýzý yöneten sinir sistemi bölümüne otonom sinir sistemi denir. Otonom sinir sistemi iki ana sistemden oluþur: sempatik ve parasempatik sinir sistemi. Bedenimizin iyiliðine yönelik olan parasempatik sinir sistemi ile uyarýlmaya yönelik sempatik sinir sistemi arasýnda doðal bir denge vardýr.Bu dengeye “Homeostazis” denilir. “Homeostazis’i” bozan her þey strestir. Sempatik sinir sisteminin uyarýlmasý sonucu çarpýntý, sýk nefes alma, mide kasýlmalarý, terleme, kaslarda gerilme, el ve ayaklarda soðuma, bulantý, baþ dönmesi, baþ aðrýsý gibi belirtiler ortaya çýkar. Bedenimiz bir tehdit ile karþý karþýya kaldýðýnda bu sistem uyarýlýr. ”Dövüþ veya kaç” süreci tetiklenir. Beyin hipofiz bezini harekete geçirir, adrenalin salgýlanmaya baþlar. Kaslara ve beyne giden oksijen artar, enerji artýþý olur. Zihin açýlýr, gözbebekleri büyür, kaslar kasýlýr. Adrenalin depolarý boþalýr. Böylelikle organizma mücadeleye hazýr hale gelir. Bu durum uzun sürerse damarlar büzülür, tansiyon yüksek olmaya devam eder, karaciðer kana glikoz, kollestrol, yað asitleri gibi enerjileri pompalamaya devam eder. Parasempatik sinir sistemini devreye sokamazsak, fazla yaðlar ve þeker yakýlamaz, enerji depolarý boþalýr, organ faaliyetleri aksar, psikosomatik hastalýklar ortaya çýkar. Kronik hastalýklar, kronik yorgunluklar böyle uzun süren streslerin sonucunda ortaya çýkar. Bu durumu düzeltmek için parasempatik sinir sistemimizi devreye sokulmalýdýr. Parasempatik sinir sistemi vücudun onarým, dinleme, rahatlama, sindirim faaliyetleri açýsýndan önemlidir. Bu sistemin özelliði kendi kendine harekete geçmeyip beyinden emir beklemesidir. Kiþi stres yönetiminde baþarýlý ise rahatlama, olumlu düþünme, nefes teknikleri gibi becerilerle stresin organlarýmýza etkisi önlenmiþ olur. Zihin karýþýklýðý , unutkanlýk, dalgýnlýk, uykusuzluk ,aþýrý yeme, iþtahsýzlýk, aðlama, depresif durum, sinirlilik, öfke, sýkýntý, huzursuzluk gibi belirtiler stresin beyin kimyasýnda doðrudan geliþtirdiði semptomlarýn bazýlarýdýr. Zaman baskýsý, baþarý baskýsý, hýzlý yaþantý, rekabet, kýskançlýk, zorunluluklar gibi zihinsel þartlanmalar beyin kimyasýnýn saðlýklý iþleyiþini bozmaktadýr. Beyinde serotonin azalmasý, noradrenalin azalmasý depresyona, bazý bölgelerde noradrenalinin aþýrý salgýlanmasý ise panik bozukluðuna neden olmaktadýr. Kiþide eðer yatkýnlýk varsa dopaminerjik sistem bozularak psikotik depresyonlar veya þizofrenik tepkiler ortaya çýkabilmektedir.
Gerçek yaþamda sorun çözme ya da stresli olaylarla baþa çýkabilme, psikolojik saðlýk ve uyumla iliþkilidir. Çevre ile etkileþimlerimiz sýrasýnda engelleyen, sinirlendiren, tedirgin eden olaylar bizi zorlar. Bunlar boþanma, bir yakýnýnýn kaybý ya da ayrýlýk, ölümcül hastalýk, hayat pahalýlýðý, trafik, gürültü, okul baþarýsýzlýðý, sýnav kaygýsý, savaþ, tecavüz ya da doðal afetler gibi olumsuz etmenler olabileceði gibi; evlenme, terfi, kariyer deðiþikliði gibi olumlu yaþam olaylarýný da kapsayan çok geniþ bir yelpaze içinde deðerlendirilebilir. Genelde herkes için travmatik sayýlabilecek bir olayýn ardýndan tepkilerin yavaþlamasý, dýþ dünyaya ilginin azalmasý normaldir.
Stresin fizyolojisi üzerine önemli araþtýrmalarda bulunmuþ olan Hans Selye (1936), stresli bir durumla karþýlaþan bireyin vücudunda belirli deðiþiklikler olduðunu belirlemiþ ve bu deðiþiklikleri “Genel Uyum Sendromu” adýný verdiði üç süreçte açýklamýþtýr. Bu üç aþamalý sürecin evreleri ise þunlardýr: Alarm Tepkisi: Organizma, stres kaynaklarý ile karþýlaþtýðýnda biyokimyasal deðiþiklikler göstermekte ve kendini korumaya hazýrlanmaktadýr.
Direnç Dönemi: Stres kaynaðýnýn etkilerine raðmen uyum devam ederse, direnç dönemine geçilir. Bu dönemde organizmanýn alarm tepkileri hemen hemen kaybolmakta ve direnç normalin üstüne çýkmaktadýr.
Tükenme dönemi: Organizmanýn uyum saðlamaya çalýþtýðý stres faktörleri aynen ve uzun süre devam ettiðinde uyum kaybolur. Alarm dönemindeki tepkiler tekrar görülür, ama artýk deðiþtirilemez ve bireyde sistematik yýpranmalar ve ölüme kadar varabilen anomaliler meydana gelir.
Stresin dýþsal uyarýcý olarak ele alýnmasýnda araþtýrmacýlar, stresi ortaya çýkaran koþullan belirlemeye ve bazý yaþam olaylarýnýn kültürden kültüre deðiþen stres yüklerini sýralamaya çalýþmýþlardýr. Ayrýca stresli koþullarýn, tehlikeli ya da tehdit edici olarak algýlanmasýnda kiþilik özelliklerinin ve baþ etme yeteneklerinin önemli olduðunu da belirtmiþlerdir (Lazarus 1976).
Baþ etmenin genel olarak algýlanan tehdidi ya da problemi hafifletme amacýnýn olduðu kabul edilirse, baþetme davranýþý bir süreçtir ve bütün stres tanýmlarý 4 süreci içermektedir (Lazarus 1993);
*stres kaynaðý olarak tanýmlanan içsel ya da dýþsal bir ajan,
*stres durumunun zihin ya da fizyolojik sistem tarafýndan deðerlendirilmesi,
*stresli taleplerle ilgili olarak zihin tarafýndan oluþturulan baþa çýkma süreçleri,
*sýklýkla stres tepkisi olarak tanýmlanan zihin ve bedensel etkilerin karmaþýk yapý göstermesi.
Stresin immun sistemi baskýladýðý artýk tartýþmadan kabul edilen bir gerçektir. Bu konularý Nöropsikoimmunoloji inceler. Sinir sistemi, hormonal sistem ve baðýþýklýk sistemi arasýnda varlýðý kanýtlanmaya çalýþan iliþkileri araþtýrmaktadýr.
Yaþamýmýzý son derece zorlaþtýran, hatta belirli bir dozun üzerine çýktýðýnda bizi hastalandýran stresle baþetmenin en iyi yolu, kiþinin kendisinde strese sebep olan þeyleri farkedip kontrol altýna almasýdýr. Folkman ve Lazarus (1988), stres ve baþa çýkma arasýndaki iliþkinin sürekli olduðunu ve stresin baþa çýkmaya neden olduðunu belirtmektedir. Folkman (1984) tarafýndan baþa çýkma; stresli etkileþim yoluyla yaratýlan içsel dýþsal istekleri kontrol etmek yada azaltmak için yapýlan biliþsel yada davranýþsal çabalar olarak tanýmlanmaktadýr. Stresle baþa çýkma çabalarý, bireyin davranýþlarý ile çevresel talepler arasýnda bir aracýdýr ve strese karþý onun etkilerini en aza indirmede bir tampon görevi gösterir. Baþa çýkma stratejileri ya durum üzerinde doðrudan etki gösterir (problem odaklý baþa çýkma) ya da duygusal tepkileri yönetir (duygusal odaklý baþa çýkma). Ancak probleme yönelik baþ etme stratejilerinin daha uyumlu, kiþiyi daha çok geliþtirici; duygulara yönelik stratejilerinin ise uyumsuz, savunucu ve geliþimi engelleyici olduðuna iliþkin yaygýn bir görüþ bulunmaktadýr. Stresli bir durum karsýsýnda kullanýlan baþa çýkma stratejilerinde farklýlýk görüldüðü gibi bireyin yaþamýnda stres yaratan kaynaklarda farklýlýk gösterir. Stres kaynaklarýný ailesel, kiþisel, sosyal, çevresel ve iþle ilgili olmak üzere 5 ana alanda toplayabiliriz.
Stresle baþa çýkmak ve yaþam kalitesini arttýrmak amacýyla, durumu deðiþtirme ya da duruma verilen tepkileri deðiþtirmeye "stres yönetimi" denir. Bu yöntemler; çevresel, zihinsel, ve fiziksel olmak üzere üçe ayrýlýr.
"Stres yönetimi"nde önemli olan etkili yöntemler kullanmaktýr. Stres yönetiminde birçok kiþinin etkisiz yöntemler kullanýr. Bunlarýn arasýnda; çevresel stresörlere verilen saldýrgan tepkiler, zihinsel yöntemler arasýnda yer alan biliþsel çarpýtmalar ve savunma mekanizmalarýnýn yoðun kullanýmý, fiziksel yöntemlerden ise ilaç, uyuþturucu ve uyarýcý madde, alkol kullanýmý sayýlabilir. Bu yöntemler, strese yol açan uyarýcý üzerinde etkili olmadýðý gibi, bizim bunlara verdiðimiz tepkilerin yaþam kalitemizi arttýrma yönünde þekillenmesine de izin vermezler. Ayrýca bunlar fiziksel saðlýðýmýzý tehdit eden ve psikolojik olarak da çökkünlük noktasýna gelmemize yol açabilecek etkisiz yöntemlerdir. Etkili yöntemleri çevreye, zihne, bedene ve ayný anda pek çok düzeye yönelik olarak adlandýrabiliriz. Stresle baþ etmede iki yol vardýr: Durumu deðiþtirmek yada duruma gösterilen tepkileri deðiþtirmek.
Stres yaratan problemleri saðlýklý çözümü;
a. problemi saptama,
b. seçenekleri gözden geçirme,
c. bir çözüm yöntemini seçme,
d. eyleme geçme ve
e. sonuçlarý deðerlendirme
olarak 5 etapta ifade edilebilir. Problemin ne olduðunu açýkça ortaya koyun, belirginleþtirin. Çözüm için olabildiðince çok seçenek bulun. Stresli bir durumdan kaçabilir ya da yok sayabilirsiniz; asýl problemi bir yana býrakarak, problemin yaþattýðý duygular üzerinde yoðunlaþabilir veya stresi kendi beklentileriniz, bakýþ açýnýz ya da tepkilerinizi deðiþtirerek azaltabilir veya stresin kaynaðýndan uzaklaþabilirsiniz.
Stresin sizde oluþturduðu semtomlarý tanýyýn, yaþam biçiminize bakýn ve neleri deðiþtirebileceðinize karar verin; fiziksel aktivitenizi arttýrýn, zamanýnýzý iyi yönetin, beslenmenize dikkat edin; alkol, kafein, þeker, yað ve sigaradan olabildiðinde uzak durun, yeterli ve kaliteli uyuyun, sosyal ortamlarda bulunun ,sohbet edin, baþkalarýna yardým edin, kendinize zaman ayýrýn, kýzgýnlýklarýnýzdan arýnýn, her tartýþmayý kazanmaya çalýþmaktan vazgeçin, bir þeyleri yarýna býrakýn, tek seferde her iþi yapmaya çalýþmayýn, mükemmel olmaya çalýþmayýn, eleþtirilerden olumsuz etkilenmeyin, sürekli rekabet etmekten vazgeçin, arkadaþça ve olumlu olmak için ilk adýmý atýn, keyif almayý bilin, düþünme tarzýnýzý olumluya deðiþtirin, gerçekçi hedefler belirleyin, kendinize hata yapma hakký tanýyýn, derin nefesler alarak gevþeyin, aðlayýn ve en önemlisi bol bol gülün.
Dr.phil. R.Meltem Kavcar Sýrmalý
ALINTI
Fizik biliminde; “maddenin kendi üzerine uygulanan güce gösterdiði tepki” anlamýnda kullanýlan stres terimi; son 20 yýlda fizyoloji, sosyoloji, psikoloji, psikiyatri ile diðer týp alanlarýnda ve gündelik yaþamda herkesin kullandýðý popüler kavramlardan biri haline gelmiþtir. Stres, pek çoðumuzun bildiði gibi, bizi zorlayan, kýsýtlayan ve engelleyen olaylar, durumlar karþýsýnda verdiðimiz tepkilerin tümüdür. Stres kavramý birçok insanýn düþündüðü gibi sadece üzerimizde hissettiðimiz baský ve gerginlikle sýnýrlý deðildir. Sözlük anlamý olarak stres; 14. yüzyýlda güçlük, sýkýntý, kötü talih anlamlarýnda; 17. yüzyýlda felaket, bela, dert, keder gibi anlamlarda kullanýlmýþtýr. 18. ve 19. yüzyýllarda kavrama yüklenen anlam deðiþmiþ; güç, baský, zor gibi anlamlarda durum ve objelere baðlý, kiþiye, organa veya ruhsal yapýya yönelik zorlamalar olarak kullanýlmýþtýr. Walter Cannon 20.yüzyýlýn baþlarýnda stresi acil durum tepkisi olarak tanýmlanmýþ ve temelinde “biyolojik varoluþ ve uyum” ihtiyacýný görmüþtür. Ona göre stres, organizmanýn kendi yaþamýný ve çevreye uyumunu tehdit eden bir uyarýcýya gösterdiði “savaþ ya da kaç” tepkisidir. Stres, organizmanýn fonksiyonunu bozan bir baský, zorlama ve engellenmedir. Psikolojik anlamda stres, kiþiye özgü ve tek olan bireysel bütünlüðü zorlayýcý ve bozucu bir etkendir. Ýnsaný, yakýn duygusal iliþkilerden uzaklaþtýran, verimliliðini düþüren ve en önemlisi hayattan aldýðý zevki azaltan bir kuvvettir. Stres, kiþinin baþetme yeteneðini aþan ya da zorlayan bir durum algýlandýðýnda ortaya çýkan otomatik tepkidir.
Stres bir süreç olarak ele alýndýðýnda, olaylarý deðerlendirme þeklimizden düþüncelerimize, duygularýmýzdan davranýþlarýmýza kadar pek çok boyuttan oluþur. Pek çok insan stresin, kiþinin dýþýnda geliþen çevresel nedenlerle oluþtuðunu düþünür. Aslýnda stresi oluþturan, bu çevresel etkileri bireyin nasýl algýladýðýdýr. Kiþi karþýlaþtýðý olaylarý pek çok faktör ýþýðýnda deðerlendirir ve yaþadýðý olaylara bir anlam yükler, yaptýðý bu deðerlendirmeler sonucunda çevresindekiler sebebiyle stres yaþar ya da yaþamaz.
Toplumsal, ekonomik ve sosyal yönden hýzlý deðiþikliklerin yaþandýðý günümüzde stres, günlük hayatýmýza daha çok girmekte ve gerek ruhsal gerekse de fizyolojik saðlýk yönünden bireyleri etkilemektedir. Stresin bu tür etkilerinin yaygýn olmasý da bireyleri; stresin ne olduðu, hangi koþullarda ortaya çýktýðý ve ne tür sonuçlara neden olduðu gibi konularda araþtýrmalara yöneltmiþtir.
Stres kavramýnýn psikoloji alanýnda kullanýlmasýna ve araþtýrmalar yapýlmasýna 1950'li yýllarda baþlanmýþtýr. Bazý araþtýrmacýlar stresi dýþsal uyarýcý olarak ele alýrken, bazlarý da rahatsýz edici tepkiler olarak tanýmlamýþlardýr (Weitz 1970). Son zamanlarda en çok kabul edilen, Lazarus ve Folkrnan'in ileri sürdüðü etkileþim teorisi ile stresi; talepler ve kaynaklar arasýndaki dengesizliðin sonucu ortaya çýkan durum olarak tanýmlamaktadýr.
Stres çoðunlukla olumsuz ve zararlý anlamda ele alýnmaktadýr, oysa ki bir parça stresin insanlarý yenileri aramak, çalýþmak ve yaratmak konusunda harekete geçirdiði bilinmektedir. Hatta vücudun antikor üretebilmesi için bile belirli bir miktar strese ihtiyaç vardýr.
Stres, birbiri ile örtüþen farklý biçimlerdedir: akut, episodik akut ve kronik stres.
Akut stres, yakýn geçmiþteki baskýlar ve isteklerle, yakýn gelecekte oluþmasý beklenen baský ve isteklerin doðurduðu en yaygýn stres biçimidir. Kýsa süreli olduðu müddetçe çok büyük zararlar vermez. Akut stresin en yaygýn belirtileri; öfke ve sinirlilik, endiþe, depresyon gibi duygusal sorunlar; gerginlik baþaðrýlarý, sýrt aðrýsý, kas, tendon ve bað dokusu sorunlarýna neden olan kas gerginlikleri gibi kas sorunlarý; mide ekþimesi, mide asidi, gaz, ishal, kabýzlýk ve spastik kolon gibi mide ve baðýrsak sorunlarý; geçici ve kýsa süreli aþýrý heyecanlarýn neden olduðu kardiovasküler problemlerdir. Herkes hayatýnda zaman zaman akut stres yaþayabilir, ama bu durum tedavi edilebilir ve kontrol altýna alýnabilir.
Episodik akut streste ise kiþiler akut stresi sýklýkla yaþar. Bu kiþilerin düzensiz bir hayatlarý vardýr. Sürekli oradan oraya koþuþtururlar. Çok fazla sorumluluk alýr ve bu sorumluluðun oluþturduðu talebi bir türlü organize edemezler. Episodik akut stres reaksiyonlarý gösteren kiþilerin aþýrý duyarlý, öfkeli, sinirli, endiþeli ve gergin olmalarý doðaldýr. Çoðunlukla kendilerini, “asabi” olarak tanýmlarlar. Bazen bu asabiyetleri saldýrgan bir tutuma dönüþebilir. Episodik akut stresin bir baþka türü de yüksek kaygý seviyesinden kaynaklanmaktadýr. Kaygý seviyesi yüksek kiþiler ayný zamanda aþýrý hassas ve gergin olmaya yatkýndýrlar, ancak öfkeli ve saldýrgan olmaktan çok endiþeli ve depresif bir duygudurum içindedirler. Episodik akut stresin belirtilerini kýsaca sýralayacak olursak: baþaðrýlarý, migren, yüksek tansiyon ve kalp hastalýklarý v.b. Episodik akut stresin tedavisi, farklý seviyelerdeki müdahaleleri gerektirir. Episodik akut stres yaþayan kiþilerin genellikle uzun süreli profesyonel yardým almalarý gerekir.
Ancak bu tarz kiþilerin yaþam biçimleri ve karakter yapýlarý o kadar kemikleþmiþtir ki, bu kiþiler yaþayýþ biçimlerinin hatalý olabileceðini düþünmezler bile. Sýkýntý ve üzüntülerinin suçunu baþkalarýna ve dýþ olaylara yüklerler. Genellikle yaþam biçimlerini, baþkalarýyla olan iliþkilerini ve dünyayý algýlayýþ tarzlarýný, kim ve ne olduklarýnýn birer parçasý olarak görürler. Bu tarz kiþiler deðiþime þiddetle karþý çýkar. Yalnýzca acýdan ve sýkýntýlarýnýn neden olduðu rahatsýzlýklardan kurtulma vaadi onlarý tedaviye ikna edebilir.
Kronik stres, akut stres gibi heyecan verici ve uyarýcý deðildir. Kronik stres bedenleri, zihinleri ve yaþamlarý yavaþ yavaþ bozar. Bu süreðen yýpranma kiþide ciddi hasarlar oluþturur. Bu, yoksunluðun, yoksulluðun, problemli aile yapýlarýnýn, mutsuz evliliklerin ve mecburen çalýþýlan iþlerin oluþturduðu süreðen strestir. Kronik stres, kiþinin içinde bulunduðu çok kötü durumdan hiç bir çýkýþ yolu bulamadýðýnda oluþur. Hiç bitmeyecekmiþ gibi gelen, þiddetli baský ve gereksinimlerin oluþturduðu strestir. Umutsuzluðun yerleþtiði kiþi sonunda çözüm aramaktan vazgeçer. Bazý kronik stresler, çocukluktan gelen ve özümsenerek zihinde sonsuza dek kalan travmatik deneyimlerden kaynaklanýr. Bazý deneyimler kiþiliði derinden etkiler. Böyle bir ortama doðan kiþi, dünyaya bakýþ açýsý ya da inanç sistemi nedeniyle süreðen bir strese yaþar. Kronik stresin en kötü yaný insanlarýn buna alýþmasýdýr. Onun varlýðýný bir süre sonra artýk hissetmez olurlar. Kronik stres, intihar, kalp krizi, felç hatta bazen kanser hastalýklarýna yol açarak ölümlere neden olur. Kronik stresin tedavisinde kiþiliðin ya da kemikleþmiþ görüþ ve inançlarýn yeniden oluþturulmasý gerektiðinden, iyileþme süreci genellikle profesyonel yardýmla birlikte etkin bir iç hesaplaþmayý da gerektirir.
Stres psikosomatik bir çok hastalýðý tetikler. Solunum yolu rahatsýzlýklarý, gastroentestinal þikayetler, hipertansiyon ve buna baðlý riskler, hormonal tabloda deðiþim ve dermatolojik þikayetler, bunlardan bazýlarýdýr.
Bizim kontrolümüzün dýþýnda çalýþan organlarýmýzý yöneten sinir sistemi bölümüne otonom sinir sistemi denir. Otonom sinir sistemi iki ana sistemden oluþur: sempatik ve parasempatik sinir sistemi. Bedenimizin iyiliðine yönelik olan parasempatik sinir sistemi ile uyarýlmaya yönelik sempatik sinir sistemi arasýnda doðal bir denge vardýr.Bu dengeye “Homeostazis” denilir. “Homeostazis’i” bozan her þey strestir. Sempatik sinir sisteminin uyarýlmasý sonucu çarpýntý, sýk nefes alma, mide kasýlmalarý, terleme, kaslarda gerilme, el ve ayaklarda soðuma, bulantý, baþ dönmesi, baþ aðrýsý gibi belirtiler ortaya çýkar. Bedenimiz bir tehdit ile karþý karþýya kaldýðýnda bu sistem uyarýlýr. ”Dövüþ veya kaç” süreci tetiklenir. Beyin hipofiz bezini harekete geçirir, adrenalin salgýlanmaya baþlar. Kaslara ve beyne giden oksijen artar, enerji artýþý olur. Zihin açýlýr, gözbebekleri büyür, kaslar kasýlýr. Adrenalin depolarý boþalýr. Böylelikle organizma mücadeleye hazýr hale gelir. Bu durum uzun sürerse damarlar büzülür, tansiyon yüksek olmaya devam eder, karaciðer kana glikoz, kollestrol, yað asitleri gibi enerjileri pompalamaya devam eder. Parasempatik sinir sistemini devreye sokamazsak, fazla yaðlar ve þeker yakýlamaz, enerji depolarý boþalýr, organ faaliyetleri aksar, psikosomatik hastalýklar ortaya çýkar. Kronik hastalýklar, kronik yorgunluklar böyle uzun süren streslerin sonucunda ortaya çýkar. Bu durumu düzeltmek için parasempatik sinir sistemimizi devreye sokulmalýdýr. Parasempatik sinir sistemi vücudun onarým, dinleme, rahatlama, sindirim faaliyetleri açýsýndan önemlidir. Bu sistemin özelliði kendi kendine harekete geçmeyip beyinden emir beklemesidir. Kiþi stres yönetiminde baþarýlý ise rahatlama, olumlu düþünme, nefes teknikleri gibi becerilerle stresin organlarýmýza etkisi önlenmiþ olur. Zihin karýþýklýðý , unutkanlýk, dalgýnlýk, uykusuzluk ,aþýrý yeme, iþtahsýzlýk, aðlama, depresif durum, sinirlilik, öfke, sýkýntý, huzursuzluk gibi belirtiler stresin beyin kimyasýnda doðrudan geliþtirdiði semptomlarýn bazýlarýdýr. Zaman baskýsý, baþarý baskýsý, hýzlý yaþantý, rekabet, kýskançlýk, zorunluluklar gibi zihinsel þartlanmalar beyin kimyasýnýn saðlýklý iþleyiþini bozmaktadýr. Beyinde serotonin azalmasý, noradrenalin azalmasý depresyona, bazý bölgelerde noradrenalinin aþýrý salgýlanmasý ise panik bozukluðuna neden olmaktadýr. Kiþide eðer yatkýnlýk varsa dopaminerjik sistem bozularak psikotik depresyonlar veya þizofrenik tepkiler ortaya çýkabilmektedir.
Gerçek yaþamda sorun çözme ya da stresli olaylarla baþa çýkabilme, psikolojik saðlýk ve uyumla iliþkilidir. Çevre ile etkileþimlerimiz sýrasýnda engelleyen, sinirlendiren, tedirgin eden olaylar bizi zorlar. Bunlar boþanma, bir yakýnýnýn kaybý ya da ayrýlýk, ölümcül hastalýk, hayat pahalýlýðý, trafik, gürültü, okul baþarýsýzlýðý, sýnav kaygýsý, savaþ, tecavüz ya da doðal afetler gibi olumsuz etmenler olabileceði gibi; evlenme, terfi, kariyer deðiþikliði gibi olumlu yaþam olaylarýný da kapsayan çok geniþ bir yelpaze içinde deðerlendirilebilir. Genelde herkes için travmatik sayýlabilecek bir olayýn ardýndan tepkilerin yavaþlamasý, dýþ dünyaya ilginin azalmasý normaldir.
Stresin fizyolojisi üzerine önemli araþtýrmalarda bulunmuþ olan Hans Selye (1936), stresli bir durumla karþýlaþan bireyin vücudunda belirli deðiþiklikler olduðunu belirlemiþ ve bu deðiþiklikleri “Genel Uyum Sendromu” adýný verdiði üç süreçte açýklamýþtýr. Bu üç aþamalý sürecin evreleri ise þunlardýr: Alarm Tepkisi: Organizma, stres kaynaklarý ile karþýlaþtýðýnda biyokimyasal deðiþiklikler göstermekte ve kendini korumaya hazýrlanmaktadýr.
Direnç Dönemi: Stres kaynaðýnýn etkilerine raðmen uyum devam ederse, direnç dönemine geçilir. Bu dönemde organizmanýn alarm tepkileri hemen hemen kaybolmakta ve direnç normalin üstüne çýkmaktadýr.
Tükenme dönemi: Organizmanýn uyum saðlamaya çalýþtýðý stres faktörleri aynen ve uzun süre devam ettiðinde uyum kaybolur. Alarm dönemindeki tepkiler tekrar görülür, ama artýk deðiþtirilemez ve bireyde sistematik yýpranmalar ve ölüme kadar varabilen anomaliler meydana gelir.
Stresin dýþsal uyarýcý olarak ele alýnmasýnda araþtýrmacýlar, stresi ortaya çýkaran koþullan belirlemeye ve bazý yaþam olaylarýnýn kültürden kültüre deðiþen stres yüklerini sýralamaya çalýþmýþlardýr. Ayrýca stresli koþullarýn, tehlikeli ya da tehdit edici olarak algýlanmasýnda kiþilik özelliklerinin ve baþ etme yeteneklerinin önemli olduðunu da belirtmiþlerdir (Lazarus 1976).
Baþ etmenin genel olarak algýlanan tehdidi ya da problemi hafifletme amacýnýn olduðu kabul edilirse, baþetme davranýþý bir süreçtir ve bütün stres tanýmlarý 4 süreci içermektedir (Lazarus 1993);
*stres kaynaðý olarak tanýmlanan içsel ya da dýþsal bir ajan,
*stres durumunun zihin ya da fizyolojik sistem tarafýndan deðerlendirilmesi,
*stresli taleplerle ilgili olarak zihin tarafýndan oluþturulan baþa çýkma süreçleri,
*sýklýkla stres tepkisi olarak tanýmlanan zihin ve bedensel etkilerin karmaþýk yapý göstermesi.
Stresin immun sistemi baskýladýðý artýk tartýþmadan kabul edilen bir gerçektir. Bu konularý Nöropsikoimmunoloji inceler. Sinir sistemi, hormonal sistem ve baðýþýklýk sistemi arasýnda varlýðý kanýtlanmaya çalýþan iliþkileri araþtýrmaktadýr.
Yaþamýmýzý son derece zorlaþtýran, hatta belirli bir dozun üzerine çýktýðýnda bizi hastalandýran stresle baþetmenin en iyi yolu, kiþinin kendisinde strese sebep olan þeyleri farkedip kontrol altýna almasýdýr. Folkman ve Lazarus (1988), stres ve baþa çýkma arasýndaki iliþkinin sürekli olduðunu ve stresin baþa çýkmaya neden olduðunu belirtmektedir. Folkman (1984) tarafýndan baþa çýkma; stresli etkileþim yoluyla yaratýlan içsel dýþsal istekleri kontrol etmek yada azaltmak için yapýlan biliþsel yada davranýþsal çabalar olarak tanýmlanmaktadýr. Stresle baþa çýkma çabalarý, bireyin davranýþlarý ile çevresel talepler arasýnda bir aracýdýr ve strese karþý onun etkilerini en aza indirmede bir tampon görevi gösterir. Baþa çýkma stratejileri ya durum üzerinde doðrudan etki gösterir (problem odaklý baþa çýkma) ya da duygusal tepkileri yönetir (duygusal odaklý baþa çýkma). Ancak probleme yönelik baþ etme stratejilerinin daha uyumlu, kiþiyi daha çok geliþtirici; duygulara yönelik stratejilerinin ise uyumsuz, savunucu ve geliþimi engelleyici olduðuna iliþkin yaygýn bir görüþ bulunmaktadýr. Stresli bir durum karsýsýnda kullanýlan baþa çýkma stratejilerinde farklýlýk görüldüðü gibi bireyin yaþamýnda stres yaratan kaynaklarda farklýlýk gösterir. Stres kaynaklarýný ailesel, kiþisel, sosyal, çevresel ve iþle ilgili olmak üzere 5 ana alanda toplayabiliriz.
Stresle baþa çýkmak ve yaþam kalitesini arttýrmak amacýyla, durumu deðiþtirme ya da duruma verilen tepkileri deðiþtirmeye "stres yönetimi" denir. Bu yöntemler; çevresel, zihinsel, ve fiziksel olmak üzere üçe ayrýlýr.
"Stres yönetimi"nde önemli olan etkili yöntemler kullanmaktýr. Stres yönetiminde birçok kiþinin etkisiz yöntemler kullanýr. Bunlarýn arasýnda; çevresel stresörlere verilen saldýrgan tepkiler, zihinsel yöntemler arasýnda yer alan biliþsel çarpýtmalar ve savunma mekanizmalarýnýn yoðun kullanýmý, fiziksel yöntemlerden ise ilaç, uyuþturucu ve uyarýcý madde, alkol kullanýmý sayýlabilir. Bu yöntemler, strese yol açan uyarýcý üzerinde etkili olmadýðý gibi, bizim bunlara verdiðimiz tepkilerin yaþam kalitemizi arttýrma yönünde þekillenmesine de izin vermezler. Ayrýca bunlar fiziksel saðlýðýmýzý tehdit eden ve psikolojik olarak da çökkünlük noktasýna gelmemize yol açabilecek etkisiz yöntemlerdir. Etkili yöntemleri çevreye, zihne, bedene ve ayný anda pek çok düzeye yönelik olarak adlandýrabiliriz. Stresle baþ etmede iki yol vardýr: Durumu deðiþtirmek yada duruma gösterilen tepkileri deðiþtirmek.
Stres yaratan problemleri saðlýklý çözümü;
a. problemi saptama,
b. seçenekleri gözden geçirme,
c. bir çözüm yöntemini seçme,
d. eyleme geçme ve
e. sonuçlarý deðerlendirme
olarak 5 etapta ifade edilebilir. Problemin ne olduðunu açýkça ortaya koyun, belirginleþtirin. Çözüm için olabildiðince çok seçenek bulun. Stresli bir durumdan kaçabilir ya da yok sayabilirsiniz; asýl problemi bir yana býrakarak, problemin yaþattýðý duygular üzerinde yoðunlaþabilir veya stresi kendi beklentileriniz, bakýþ açýnýz ya da tepkilerinizi deðiþtirerek azaltabilir veya stresin kaynaðýndan uzaklaþabilirsiniz.
Stresin sizde oluþturduðu semtomlarý tanýyýn, yaþam biçiminize bakýn ve neleri deðiþtirebileceðinize karar verin; fiziksel aktivitenizi arttýrýn, zamanýnýzý iyi yönetin, beslenmenize dikkat edin; alkol, kafein, þeker, yað ve sigaradan olabildiðinde uzak durun, yeterli ve kaliteli uyuyun, sosyal ortamlarda bulunun ,sohbet edin, baþkalarýna yardým edin, kendinize zaman ayýrýn, kýzgýnlýklarýnýzdan arýnýn, her tartýþmayý kazanmaya çalýþmaktan vazgeçin, bir þeyleri yarýna býrakýn, tek seferde her iþi yapmaya çalýþmayýn, mükemmel olmaya çalýþmayýn, eleþtirilerden olumsuz etkilenmeyin, sürekli rekabet etmekten vazgeçin, arkadaþça ve olumlu olmak için ilk adýmý atýn, keyif almayý bilin, düþünme tarzýnýzý olumluya deðiþtirin, gerçekçi hedefler belirleyin, kendinize hata yapma hakký tanýyýn, derin nefesler alarak gevþeyin, aðlayýn ve en önemlisi bol bol gülün.
Dr.phil. R.Meltem Kavcar Sýrmalý
ALINTI
Geschrieben am 14.05.2007 15:34 Uhr
? Auf dieses Thema antworten
? Du bist zurzeit nicht angemeldet. Bitte logge dich ein, um Antworten auf Forenthemen zu verfassen.