?? Foren-bersicht
Ozanlarýmýz,þairlerimiz.aþýklarýmýz
?? OTUZYEDI CAN
Dieses Thema hat bisher 92 Aufrufe erhalten.
a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
Otuzyedi can
Otuzyedi gül çatlamýþ susuzluktan sývas’ýn içinde
Döne döne semaha dönenler tutuþtu önce
Sonra türküler
Sonra da þiir çýðlýksýz düþtü türkülerin yanýbaþýna...
KATLiAMDA HAYATINI KAYBEDENLER…
ASAF KOCAK ( 35) -Karikatürist
ASIM BEZiRCi (66)- 1928'de demiryolu iþçisi Hamdi Bey'le ev kadýný Refika Haným'ýn tek çocuðu olarak dünyaya gelen Asým Bezirci,üniversite yýllarinda sosyalizmle tanýþýr. Türkiye Sosyalist Partisine girer. Bezirci, 67 yýllýk yaþamýna, bir insan ömrüne esit uzunlukta 70 kitap sýðdýrdý.
AHMET ÖZYURT (21)
BELKIZ CAKIR (18) - 1975 yýlýnda Ankara doðumlu Belkýz Cakýr ,umutlu olarak girdiði '93 yýlý Üniversite sýnavlarýnda ÝIdari Bilimler Fakültesi Ýþletme Bölümü'nü kazandýðgýný öðrenemedi..!
EDiBE SULARi (40)- Davut Sulari Baba'nýin en büyük çocuðuydu. Tarihi Seyyitlerden, Seyyit Mahmut Hayrani'nin torunlarindandý.Bassel'de yaþadýðý halde Türkiye'de yapýlan bütün Bektaþi Kültür etkinlikleri ve Ehli-beyt Cemleri`ne, konferanslarina katýlmayý ihmal etmezdi..
ERDAL AYRANCI (35) - Sair erdal Ayranci,1978 ODTÜ giriþli. 12 Eylül askeri fasist darbesi pek çok insan gibi Erdal Ayranci yi da etkiler. Erdal Ayrancý, 1980-1983 yýllarý arasýnda Mamak, Ankara Kapalý, Niðde, Bor-Niðde cezaevleri'nde yatar. "Hatçe". Mahpusluk günlerindeki ilk þiiri 2.7.1981 tarihinde Mamak'ta son þiirini 20.03.1983'te Topçam'da yazar. Erdal Ayrancýnýn 29.05.1982 tarihinde Nigde cezaevi'nde yazdýðý þiirde Hatice'yi, Zeynep'i ve Sivas'taki akrepleri anlatir.
Þiir söyle; "Eðer Bir gün / Bir beyaz güvercin / Gelecekse aðzýnda bir mektupla / Ve silecekse gözlerimdeki hüznü / îsterim / Durmasýn kanat çýrpsýn bana doðru / Birgün eðer bir tahliye kaðýdý / Beni sana kavuþturacaksa / Gayri gelsin düþlenen günler / Ocakta kaynayan tencere / Beþikte bebek / tomurcuk tomurcuk / Filiz filiz hayat / Düþünsene ne güzel olurdu / Düþmansýz yaþamak / Haydi boþver bunlara / Þimdi bunlar tatlý hayal / Eðer birgün sevgilim / Son verecekse hayatýma / Bir ses / isterim durmasýn patlasýn / Anlam bulacaksa kulaklarýmda / Yalnýz... / Düþerse kanýmýn bir damlasý yere / Bilsinler ki / Orada kýrmýzý yediveren gülleri açacak / ve bülbüller aðýt yakacak ölüme / Korksunlar korksunlar artýk / korksunlar alev çemberindeki akrep gibi / Çünkü ölümleri / Gül dikenlerinden olacak…
CARINA CUANNA(23)-Hollanadali gazetecI
GÜLSÜN KARABABA ( 25)- Pir Sultan Abdal Kültür etkinliklerinde, Divriði Kültür Derneði adýna katýlan dört genç kýzdan biri de Gülsün Karababa....
HURiYE ÖZKAN (22) - Baþarýlý bir öðrencilikten sonra, Deneme Lisesi'ni birincilikle bitirir. Gazi Üniversitesi Eczacýlýk Fakültesi'ne arkadaþý Ýnci Türk ile birlikte girer, birlikte bitirirler.
YESiM ÖZKAN (20)
MEMEKSE KAYA (17)
KORAY KAYA (12)-Yeþim Özkan, Yasemin, Asuman Sivri gibi Madýmak'ta yakýlan kardeþlerden.
MUHLiS AKARSU (45) -1948 yýlýnda Sivas'ta doðdu. 1980'li yýllarda türkülerinden dolayý üç yýl cezaevinde yattý. Bektâþî ve Cem Cemaatlerinde yörenin Dede'lerden ve ozanlarýndan etkilendi. Akarsu, baðlamaya küçük yaþlarda baþlar. Þiirler, deyiþler ve nefesler kurarak yaþadýðý toplumun kültürüne zenginlik kattý. 1960'lýi yýllarda dönemin etkili ozanlarý Ali Ýzzet, Mahzûnî Þerif, ÝIhsânî'lerin içerisinde yer aldý.
1980'li yýllarýn baþlarýnda Alevî Dedeleri'ni, çaldýðý kýsa kollu baðlamayý gündeme getiren halk müziðinin niteliðini yükselten Muhabbet Gurubu'nun (Arif Sað, Muhlis Akarsu, Yavuz Top, Musa Eroðlu) oluþum fikri Akkarsu'dan çýkmýstýr. Muhlis Akarsu, her yýl yapýlan Hacý Bektaþi, Abdal Musa, Veli Baba, Pir Sultan vb. Alevî toplumunun kültürel etkinliklerine katýlýrdý. Akarsu `nun TRT repetuarlarýnda ellinin üstünde eseri vardýr. Yüzden fazla 45'lik plak, 4 uzunçalar, 20 kadar ses kaseti bulunmaktadýr.
MUHiBE AKARSU (35) - Muhlis Akarsu'nun Esi
ÖZLEM SAHiN (17) – NURCAN SAHiN (18) Amca çocuklarý...
MURAT GÜNDÜZ (22) Ankara Üniversitesi, Fen Fakültesi, Fizik Bölümü üçüncü sýnýf öðrencisi olan Murat, Pir Sultan Abdal Demeði'nin gençlik komisyonlarinda görev alýyordu..
SAiT METiN (23)Çankýrý Meslek Yüksek Okulu mezunu.
SEHERGÜL ATES (30)1963 Ankara doðumlu olan Sehargül, Açýk Öðretim Fakültesi öðrencisiydi...
UGUR KAYNAR (37)
SERPiL CANiK (19)1974 Ankara doðumlu olan Serpil Canik, Pir Sultan Abdal Semah Ekibi`nin en gençleri arasýnda yer alýyordu.
iNCi TÜRK (22)-1992 Gazi Üniversitesi Eczacýlýk Fakültesi mezunu olan Inci,. Altýndað Kültür Merkezi ile Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi`nde tiyatro çalýþmalari içerisinde yer alýyordu..
BEHCET AYSAN ( 44) Toplumsal gerçekleri kýrýk ve duygulu bir tonla okuyucusuna ulaþtýran Behçet Aysan, 1946 yýlýnda Ankara'da dogdu. 1979'dan bu yana cesitli dergilerde siirleri yayinlanan Aysan'in siir kitaplarindan "Sesler ve Kuller" “Nadir Nadi” ödülü, "Karsi Gece" ve "Eylul" Ceyhun Atif Kansu Siir ödülü, "Deniz Feneri" Abdi Ipekci Dostluk ve Baris ödülü'nü aldý. Behçet Aysan, yaþamý boyunca katýldýðý demokrasi mücadelesinin güçlüklerini bilinçle göðüsleyen bir þairdi. Yaþamýnýn son döneminde Nükleer Savaþýn önlenmesi için Hekimler Demeði'nde (NÜSHED) Yönetim Kurulu üyeliði yapan Aysan, Ankara Tabip Odasý ilc Genel Saðlýk - Iþ Sendikasý üyesiydi. Ayrica Edebiyatçýlar Demegi'nin kuruluþuna da katýlarak Genel Yönetim Kurulu'nda yer aldý.
HANDAN METiN (20) 1973 Divriði doðumlu, 1992 yýlýnda, ODTÜ Eðitim Fakültesi Biyoloji Bölümü'ne girer..!
HASRET GÜLTEKiN (26) 1 Mayis 1971 yýlýnda Sivas'ta dogdu. Alti yasinda saz calmaya basladý. 11-12 sahnede saz calan kucuk bir oznadý artik. Kadýkoy Anadolu Lisesi mezunu sanatci, 1980'li yillardan itibaren muzikle kendi uslubuyla agirlikli olarak yer aldý. Arif Sag, Muhlis Akarsu, Yavuz Top ve Musa Eroglu'na olan hayranlýðýni gizlemiyor ve baglamasini onlar kadar ustaca kullaniyordu. "Nevroz" isimli Kürtce bir kasette yapti. Kürtce ezgileri enstrümantal olarak yorumlayan ender sanatcilardan biridir. Bu kasette 3 telli sazla gelistirilmis "celpe" ismini verdiði yeni bir yöntem gelistirmisti.
MUAMMER CiCEK (26)1967 yýlýnda Tokat'ýn Zile ilçesinde doðdu.1992 yýlýnda Gazi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlýk Fakültesi Çehir ve Bölge Planlama Bölümünü bitirerek Þehir Planlamacýsý olarak görev aldý.
MEHMET ATAY (25)1968 baharýnda, Divriði'nin gönderen Köyünde dünyaya gelen Mehmet Atay,üniversite yýllarýndan itibaren fotoðraf sanatýna büyük bir tutkuyla baðlanýr. Yaþamýný, çektiði fotoðraf kareleriyle güzelleþtirmeye calisiyordu..
NESiMi CiMEN (62) 1931 yýlýnda Adana’nýn Saimbeyli Kazasý`nýn Fatmakuylu Köyü’nde doðdu. 1941 yýlýnda on yaþýndayken ailesiyle birlikte Kayseri’nin Sarýz kasabasýna baðlý Ýncemaðara Köyü’ne göçtü. Oniki yaþýnda heveslenerek cura çalmaya baþladý. Bulunduðu ortamda Alevi deyiþlerini öðrendi ve çevresinde, kendine özgü yorumlarýyla ilgi gördü. O günden ölümüne kadar curasýný elinden býrakmadý, Cimen,Curasýyla birlikte iki Temmuz 1993’te Sivas’ta yandý. Yoksul bir Kürt aileden gelen Cimen. daha çocuk yaþta hayatýný çalýþarak kazanmaya baþlar.Daha sonralari yeni kurulan Türkiye Ýþçi Partisi ile tanýþtý ve bu partiye üye oldu. TÝP’in düzenlediði bir çok gecede kendi demelerini ve Alevi deyiþlerini çalýp söyledi. 1984’ten 1987 yýlýna kadar Ýsveç’te yaþadýktan sonra, orada oturma hakký olmasýna raðmen ülkesine döndü.Türkiye’de eserlerini yayýnlamak isteyen Cimen, „acýlarýmý dile getireyim“ dediði eserleri zaman geçmeden yayýnlanýr. Nesimi Cimen eserleriyle sevenlerine ulaþýr.
GÜLENDAR AKCA (25) Divriði`nin Þahin Köyü`nden Ankara'ya uzanan,2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Madýmak Otelinde sona eren 25 yýllýk bir hayat Gülender Akça'nýin hayatý. Gülender Akça'nýn toplumsal kimliðini en iyi anlatan sözler de Aðabeyinin sözleri olmalý: " Herþeyden önce insana insanca muamele edilmeyen, hak ettiði deðeri verilmeyen baskýnýn, zulmün, iþkencenin, irticanýn yoðun olduðu bir dönemde yaþadý. Bu nedenle haksýzlýða, zulme, irticaya karþý insan haklarýndan, demokrasiden, laik düþünceden yana tavýir koydu. Bu anlamda duyarlý bir toplum yaratma çabasýnda kardeþçe, insanca yaþamak için, insan olmanýn onuru ile yaþamak isteyen milyonlarca insandan biri olmak için çaba sarfetti..
METiN ALTIOK (52) Kendini þiire adamýþtý. Þair olmanýn günün tehlikesini bir sis çaný gibi duyurmak olduðunu vurgulayan bir þair Altiok 13 Ocak 1991 tarihinde “Cemal Süreya Þiir Ödülünü” aldýðý gün, "Ben hayatla tam anlamiyla karsi karsiyayim. Aydýn olmak muhalif olmayi gerektirir. Aydýn karsi koyan insandýr, kafa sallayan insan degildir," diyordu..
YASEMiN(17) - ASUMAN SiVRi(16) KARDESLER 1991 yýlý ortalarinda, Pir Sultan Abdal Derneði'nin kültürel çalýiþmalarina katýlýyor ve kýsa sürede semah topluluðuna girerler. Asuman Sivri, özverili çalýiþmasýnýn karþýlýðýný alarak, Semah hocalýðýna yükseliyor.AsumanSivri , 1992 yýilýinda Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne girer.
MURAT GÜNES (22)
AHMET ÖZTÜRK ( 21)
KENAN YILMAZ (21)
AHMET ALAN (22)
SERKAN DOGAN (19)
Salman Rüsdi isimli yazarin „Seytan`in Ayetleri“adli kitabi Aziz Nesin tarafindan Türkceye cevrildiðinde dindar ve gerici cevreler tüm ülke genelinde bu kitaba yönelik protesto gösterileri yaparlar. Istanbul,Ankara,Konya,Bursa ve diger illerde yapilan gösterilerin aynisi Aziz Nesin `in Sivas`a geldiði günlerde Sivas ta da yapilir.
Ancak o günlerde Pir Sultan Abdal i anma etkinliklerinin olmasi ve Aziz Nesin in de bu etkinlik nedeniyle ,Sivas Valisi nin özel davetlisi olarak ,bu kente gelmis olmasi gösterilere ayri bir anlam yüklenmesine vesile olur.
Ilk olarak ,IHA haber ajansinin TV`ler yansiyan ve belleklere kazinan görüntülerinde,atese verilen bir bina ve bu sirada binanin önünde“insanlar”in yanmasini, büyük bir zevkle izleyen kontolsuz,saldýrgan,gözü dönmüs bir güruh vardýr.
1-4 Temmuz 1993’te, Pir Sultan Abdal Etkinliklerinin dördüncüsü düzenlenecektir. Bilindiði gibi Pir Sultan Abdal, tüm ezilenlere, demokrasi ve özgürlük yanlýsý olan herkese mal olmuþ bir simgedir. Pir Sultan’ýn bu özelliðinden hareket eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneði yöneticileri, etkinlikleri demokrasi ve özgürlük yanlýsý kesimlerin temsilcileriyle ortaklaþa yapma kararý alýr ve bu amaçla, çeþitli demokratik kitle örgütlerine, yazarlara, ozanlara, sanatçýlara çaðrý yaparlar.
30 Haziran 1993 akþamý, ozanlar, yazarlar ve sanatçýlardan oluþan yüzlerce kiþi otobüslerle Ankara’dan Sivas’a hareket eder. Sivas halký, konuklarýný coþkuyla karþýlar...
1 Temmuz gününün programý oldukça yoðundur. Sivas Kültür Merkezi’nin Konferans Salonu týklým týklýmdýr. Ýzleyicilerin çoðunluðu ayaktadýr. Salonun içindekiler kadar bir topluluk da dýþarýda kalmýþtýr. Saygý duruþundan sonra, PSAKD’nin Genel Baþkaný Murtaza Demir bir açýliþ konuþmasý yapar. Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in konuþmasýndan sonra Yazar Aziz Nesin sözü alir.
Saat 17.00’de Kültür Merkezi’nde Hasret Gültekin’ in dinletisinden sonra, “Çaðlarýn Pir Sultanlarýndan Günümüz Pir Sultanlarýna“ baþlýðýyla düzenlenen panel baþlar. Yazar - Gazeteci Sami Karaören’in yönettiði panele, Asým Bezirci, Prof. Dr. Afþar Timuçin, Aydýn Çubukçu ve Hüseyin Gülkanat panelist olarak katýlirlar.
Pir Sultan Abdal Etkinliklerinin birinci günü, halkýn ilgisi ve coþkusuyla noktalandý. Etkinlikleri izleyen Sivaslýlar, kent dýþýndan gelenleri evlerine konuk etme yarýþýna girmiþlerdir. Konuklarýn bir kýsmý evlere daðýlýrken, bir kýsým konuk da otellerde kalmayý yeðlemiþtir.
2 Temmuz günü programý saat 10.00’da baþlar. Þenlik ekipleri, bir gün önceki yoðun çalýþmaya aldýrmadan, günün etkinliklerinin daha baþarýlý ve coþkulu geçmesi için hazýrlýklarýný tamamlamaya çalýþýrlar.
Saat 14.00’deki Kültür Merkezi’nde Arif Sað’ýn dinletisinden sonra, “Medya ve Emperyalizm” paneli yapýlacaktý. Hasan Uysal’ýn yöneteceði panele, Sami Karaören, Raif Türk, Þükrü Günbulut, Mustafa Yalçýner ve Soner Doðan da panelist olarak katýlacaktý. Kültür Merkezi’nde 1500 kadar izleyici bulunuyordu.
Bu çalýþmalar sürdürülürken, bazý cami önlerinde ve yakýnlarýnda birtakým gruplaþmalar görüldüðü ve bir saldýrý olabileceði haberi fýsýltý halinde kulaktan kulaga yayýlýyordu.
PSAKD’nin Sivas’taki etkinliklerine yönelik saldýrý, anlýk bir tepkinin ürünü deðildir. Bu saldýrýnýn planlý bir hazýrlýk süreci sonrasý baþlatýldýðý olaylardan sonra ortaya çýkmýþtýr. Irkçý-þeriatçý örgütler, Malatya, Kahramanmaraþ, Elazýð, Çorum, Tokat, Kayseri gibi çevre illerdeki deneyimli militanlarýný Sivas’a taþýmýþlar ve militanlar, Belediye’nin ve dini vakýflarýn yurtlarýnda konuk edilmiþlerdir. Bu hazýrlýklara ek olarak Sivas halkýnýn dini duygularýný tahrik amacýyla bildiri daðýtýlmýþ ve camilerde dar kadrolu toplantýlar yapýlmýþtýr.
Saldýrý ve katliamdan iki gün önce daðýtýlan bildirilerden biri þöyledir:
“MÜSLÜMAN KAMUOYUNA
“Bismillâhirrahmânirrahim
“Peygamber, mü’minlere kendi canlarýndan ileridir. Onun hanýmlarý da mü’minlerin analarýdýr.” (Ahzâb:6)
“Mü’minlere öz canlarýndan daha ileri olan Allah Resûlü (S.A.V.)’ne ve O’nun temiz zevcelerine, Allah’ýn beytine (Kâbe’ye) ve kitab’ý Kur’an’a alçakça küfredilmekte ve mü’minlerin izzet ve namuslarýna saldýrýlmaktadýr.
“Dünyanýn bazý bölgelerinde þeytan ve onun yandaþlarý olan emperyalist kâfirler, dinimize ve mukaddes deðerlerimize dil uzatmaktadýrlar. Bunun baþýný ise satýlmýþ, mürted Salman Rüþdi köpeði çekmektedir.
“Bu þeytanî oyunlara karþý, izzetli ve duyarlý Müslümanlar yiðitçe mücadele ortaya koyarak, bu uðurda canlarýný feda etmekten çekinmemiþlerdir.
Bu iðrenç oyunlarýn bir uzantýsý olarak ülkemizde de; AYDINLIK gazetesi denilen bir paçavrada, mel’un Rüþdi’nin figüranlýðýna soyunan, dünya emperyalizminin gönüllü uþaðý Aziz Nesin, ayný þekilde, Kur’an’ýn korunmuþluðuna dil uzatmýþ, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)’in aile hayatýný (hâþâ) bir genelev ortamýna benzetmiþ ve ümmetin analarý olan hanýmlarýna (hâþâ) fahiþe deme cür’etinde bulunmuþtur. Bu olay, dünyanýn deðiþik yerlerinde kâfir devletler tarafýndan dahi kabul görmezken, basýmýna müsaade edilmezken, ne yazýk ki laik ve ikiyüzlü T.C. Devleti tarafýndan yayýmlanmasýna izin verilmiþ, ayrýca bunu kabullenmeyip protesto eden izzetli Müslümanlar, devletin polis ve jandarmasý tarafýndan coplanmýþ, kurþunlanmýþ, bir kýsmý da hapishanelere atýlmýþtýr. “Salman Rüþdi köpeði Müslümanlar’ýn çok az olduðu kâfir bir ülkede korkudan sokaða çýkmaya bile cesaret edemezken, onun yerli uþaðý Aziz Nesin köpeði, yanýnda kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, þehrimiz Valisi tarafýndan davet edilip, þehirde adeta Müslümanlar’la alay edercesine gezebilmektedir
.
“Kâfirler þunu iyi bilmeli ki:
“Ýslâmýn Peygamberi’ni ve kitab’ýn izzetini korumak için, bu uðurda verilecek canlarýmýz vardýr.
“Gün, Müslümanlýðýmýzýn gereðini yerine getirme günüdür.
“Gün, Allah (C.C.)’ýn vahyi Kur’an-ý Kerim’e, Allah’ýn meleklerine, Allah’ýn Resûlü Hz. Muhammed (S.A.V.)’e, O’nun ailesine ve ashabýna yöneltilen çirkin küfürlerin hesabýnýn sorulmasý günüdür.
“‘Ýman edenler, Allah yolunda savaþýrlar. Kâfirler de taðut yolunda savaþýrlar. O halde þeytanýn dostlarýyla savaþýn. Çünkü þeytanýn hilesi zayýftýr.’ (Nisa:76)
“Galip gelecek olanlar, þüphesiz ki Allah taraftarý olanlardýr.
Saldýrý ve katliam gecesi 1 Temmuz akþamý da baþka bir bildiri evlere daðýtýlýr:
“Halkýmýza Çaðrý;
“Müslüman halkýn yaþadýðý bu ülkede, Ýslam için binlerce þehit verilmiþ bu topraklarda, bir kesim tarafýndan, ‘basýn özgürlüðü, düþünce hürriyeti’ adý altýnda, Müslümanlar’ýn kutsal deðerlerine sözlü veya yazýlý olarak kimse saldýramaz.
“Biz Müslümanlar, canýmýz pahasýna da olsa, bu deðerlerimizi korumakta kararlýyýz.
“Müslüman halkýmýzdan bu konularda duyarlý olup, Ýslam’ýn deðer yargýlarýný alaya alanlara izin vermemelerini, ne pahasýna olursa olsun bunu engellemeyi dini bir görev olarak bilmelerini, bu alçaklar karþýsýnda susulduðunda, yarýn mahþerde Allah’a nasýl hesap vereceðimizi düþünmelerini istiyoruz.
“ ‘Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeyi gerekir. O’nun eþleri, onlarýn anneleridir...’ (Ahzâb Suresi, Ayet: 6)
“ ‘Ve kâfirlerin hesaplarý varsa, Allah’ýn da bir hesabý vardýr. Allah hesabý çabuk görendir.’ (Enfal Suresi, Ayet : 30)
“ ‘Kâfirler istemese de, Allah nurunu tamamlayacaktýr.’ (Saff Suresi , Ayet:8)
“Not: Bu yazýyý okuyan, Allah rýzasý için çoðaltarak daðýtsýn.
MÜSLÜMANLAR”
Etkinliklerin ikinci günü, Sivas’taki sað eðilimli yerel basýnda (Hürdoðan, Bizim Sivas, Hakikat,Yeni Ülke,Taraf) halký tahrik edici baþlýklara bezenmiþ haberler çýkar. Saldýrýya geçmek için koþullar yeterince olgunlaþmistir. 2 Temmuz günü, camiler týklým týklým dolar.
2 Temmuz Cuma günü, saat 13.30’da saldýrý baþlatýlirken, deðiþik camilerden akýn akýn insan, þenliðin yapildýðý Kültür Merkezi`nin önünde toplanir, taþ ve sopalarla Kültür Merkezi`ne saldýrirlar.
“Sivas laiklere mezar olacak, Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yýkýlacak, Þeriat gelecek, batýl zail olacak“ sloganlarý atan gruplar, Kültür Merkezi’nde bulunan 1500 kiþinin üzerine saldýrýr. Ancak, etkinlikleri izlemekte olanlarýn direniþleriyle karþýlaþan ve sayýca az olan saldýrganlar, geri çekilmek zorunda kalýr. Saldýrganlara sürekli olarak yeni katýlýmlar olmaktadýr. Çeþitli camilerden çýkanlar, koþarak saldýrganlara katýlmaktadýr. Kalabalýk gruplar, Kültür Merkezi’ne bir kez daha saldýrýrlar. Ýzleyiciler ve görevliler bir yandan saldýrýya karþý barikat kurarak direniyor; öte yandan da içerideki insanlarý boþaltmaya ve arabalarla baþka yerlere göndermeye çalýþýyorlardý. Olay yerinde yeteri sayýda güvenlik gücü yoktur. Olanlar da saldýrýyý engelleyecek güçte deðillerdir.
Nihayet, Kültür Merkezi boþaltýlir ve saldýrýya uðrayanlar güvenli bölgelere gönderilir. Bu arada, yeni katýlýmlarla saldýrganlarýn sayýsý onbine yaklaþmýþtýr. Saldýrgan güruh, isteðine ulaþamamanýn verdiði hýrsla Kültür Merkezi’nden Valiliðe yönelir.Valilik önünde toplanan binlerce saldýrgan, “Þerefsiz vali istifa, Sivas size mezar olacak, Þeriat gelecek, zulüm bitecek, Yaþaþýn þeriat, Muhammed’in ordusu kafirlerin korkusu, Yaþasýn Hizbullah, kahrolsun laiklik...” sloganlarýyla binayý taþa tutarlar...
Saldýrgan fasist ve gerici grubun bir kolu, yeni dikilen “Halk Ozanlarý Heykeli”ne yönelip,heykeli kazma ve balyozla parçalayarak sürüklemeye baþlar. Bu arada, kimi saldýrganlarýn diþlerini heykele geçirmeye çalýþtýðý görülür. Diðer bir grup da, Kongre Müzesi`nin yanýnda bulunan Atatürk heykeline saldýrdýrarak yere düþürdükleri Atatürk heykelini de sürüklemeye baþlar.
Saldýrganlarýn sayýsý 15 bine yaklaþtiginda Þeriat istemlerini ve sloganlarýný haykýrarak,konuklarýn kaldýðý Madýmak Oteli’ne yönelirler. Otelde, kent dýþýndan gelmiþ ve çoðunluðu yazar, ozan ve sanatçý yaklaþýk 150 kiþi bulunuyordu. Saldýrý üzerine, güvenliðin daha kolay saðlanacaðý düþüncesiyle otele gelmiþ insanlar tedirgin oldular. Otelin önünde az sayýda polis vardý ve saldýrganlara, “Daðýlýn, yapmayýn” demekten öte bir müdahalede bulunulmadý.
Otelde bulunanlar, tehlikenin farkindaydýlar. Telefonla Sivas Valisi’ni, Emniyet Müdürünü ve diðer yetkilileri arayarak önlemlerin arttýrýlmasýný istediler. Bununla da yetinmediler, telefonla Ankara’da bulunan Baþbakan`ý, Baþbakan Yardýmcýsý`ný, Ýçiþleri Bakaný’ný, Parti Liderlerini ve Milletvekillerini aradýlar. Oteldekiler arasýnda olan halk ozaný, 1987-1991 dönemi SHP milletvekilli Arif Sað da, telefon baþýndan ayrýlmýyor, Ankara’da SHP milletvekili Cevdet Selvi’yi, Bakan Seyfi Oktay’ý, Ýstanbul eski belediye baþkaný Nurettin Sözen’ i arayarak saldýrýyi anlatýyor, bir an önce önlem alýnmasýný istiyordu. Otelde bulunan Aziz Nesin de SHP Genel Baskani ve Baþbakan Yardýmcýsý Erdal Ýnönü ile Çalýþma Bakaný Mehmet Moðoltay’la görüþerek can güvenliklerinin saðlanmasýný istiyordu. Ulaþýlan her yetkili, “Korkmayýn, her türlü önlem alýnmýþtýr” yanýtýný veriyordu.
Saldýrganlarýn amacýný sezinleyen Sivas Valisi Ahmet Karabilgin de saat 14.30’da Baþbakaný ve Ýçiþleri Bakaný’ný telefonla arayarak bilgi verir. Saldýrýnýn giderek bir katliama dönüþeceðini gören Sivas Valisi, çok tedirgin olur ve Ankara’yla telefon irtibatýný hiç kesmez. Saat 14.40’da yeniden Ýçiþleri Bakaný’ný ve müþteþarýný arar, saldýrýnýn artýk bir katliama dönüþmekte olduðunu bildirir. Vali,Saat 18.45’te Baþbakaný ve Ýçiþleri Bakaný’ný tekrar arar ve mutlaka yardým edilmesi gerektiðini bildirir. Çevre illerden de yardým istenmektedir.
Sivas Valisi’nin bunca çabalarýnýn ve görüþmelerinin sonucunda, Tokat Emniyet Müdürlüðü’nden 20 polis; Kayseri Emniyet Müdürlüðü’nden 31 Polis, Jandarma Komutanlýðý’ndan 20 Jandarma olmak üzere 71 güvenlik görevlisi gelmiþtir. Sivas Tugay Komutaný 6 bin kiþilik asker mevcudundan yalnýzca 30-40 acemi er göndermiþtir. Askerler saldýrganlarýn arkasýnda bir yerde nöbet tutarcasýna bekletilir. Bir ara Tugay Komutaný da olay yerine gelir ve saða sola bir göz attýktan sonra ayrýlýr.
Otel’de bulunanlarýn Ankara’daki yetkililerle yaptýðý telefon görüþmeleri ve önlem istemleri de dikkate alýnmamýþtýr. Bu giriþimler ve devletin duyarsýzlýðý deðerlendirildiðinde, saldýrganlarýn devlet tarafindan korunduðu tartýþmasý gündeme gelmektedir.
Madýmak Oteli’ne sýðýnmýþ yüzlerce kiþi, pencerelerden saldýrganlarýn oteli yakmaya çalýþtýðýný izlemekte, korku içinde beklemektedir.
Karanlýk çökmüþ, elektrikler de kesilmiþtir. Saldýrganlardan kimileri, otelin önündeki arabalarý ters çevirerek ateþe vermekte, kimisi de bidonlarla benzin taþýyarak otelin içine atmaktadýr. Alevler, otelin giriþ ve alt katlarýný sarmaya baþlamýþtýr. Sivas Ýtfaiyesi gecikmeli de olsa yangýn yerine gelmiþ, ancak saldýrganlar itfaiyenin çalýþmasýný engeller. Hortumlar kesilir, araba lastiklerinin havasý boþaltýlýr.
Saclarim tutstu önce
Gözlerim yandý kavruldu
Bir avuc kül oluverdim
Külüm havaya savruldu
Yangýn oteli tamamen sarar. Umutla kurtarýlmayý bekleyenlerin umudu tükenmeye baþlamýþtýr artik.Yangýn bütün oteli sarmýþtýr. Cinnet halindeki kalabalýk, ölüm haberlerini beklemektedir. Dýþarýda gözlerini kan bürümüþ fasist katiller, otelden gelen yanmýþ insan eti kokusunu ciðerlerine çekerken, Ankara’daki bakanlar ve yetkililer de kokteyllerde kadeh kaldýrýyorlardý…
An an Katliam`in gelisimi
Yukarida Yasanan olaylarin tümü 8 saati askin bir süre devam etmistir. Buna ragmen devlet yetkililerinin bilincli tutumu nedeniyle cok kisa zamanda dagitilabilecek ve sona erdirilebilecek olan bir gösteri,gittikce kalabaliklasmis ve kontrol edilemez hale gelmistir..
2 Temmuz 1993 Cuma
13:30 - Paþa Camii önünde görevli emniyet ekibi (3860 kodlu) tarafýndan, Paþa Camii ve Meydan Camii’nden, Cuma namazýndan çýkan 500-1000 kadar kiþiden oluþan grubun dört koldan Hükümet Konaðý’na doðru ilerlediklerini bildirir.
13:40 - Hükümet Meydaný gerisinde oluþturulan polis barikatýný aþan yaklaþýk 2 bin kiþi, maydanda, “Vali istifa”,”zafer Ýslam’ýn”,”Þeytan Aziz”,” Ýslamiyet’i ezdirmeyeceðiz” vb. sloganlar atarlar.
13:55 - Sayýlarý yaklaþýk 3 bini bulan grup, Osmanpaþa Caddesi ve Buruciye Medresesi civarýnda benzer sloganlarý yinelerler.
14:10 - 3 bin 500 dolaylarýnda gösterici, Kültür Merkezi önüne gelmiþ ve içerdeki karþýt grupla slogan mücadelesi baþlamýþ, çatýþma polis tarafýndan önlenir.
14:40 - Kültür Merkezi’nden ayrýlan grubun sayýsý, 4-5 bini bulmuþtur.
14:45 - Grup, Buriciye Medresesi’ne gelir.
14:50 - Buriciye Medresesi önünden Hükümet Meydaný’na geçen 6 bin dolayýndaki gösterici, ayný sloganlarý tekrarlarlar.
15:00 - Grup, Hükümet Meydaný’ndan Atatürk Caddesi’ne yönelir.
15:10 - Atatürk Caddesi’nden yeniden Hükümet Meydaný’na gelinirken, sayý yaklaþýk 8-9 bini bulmuþtur.
15:30 - Hükümet Meydaný’ndan Ýstasyon Caddesi yoluyla Kültür Merkezi’ne gelen göstericiler, bir gün önce dikilen anýtý kýsmen tahrip etmiþ; Kültür Merkezi içindeki karþýt grupla taþlý sopalý çatýþma, polisçe, fazla büyümeden, zor kullanýlarak önlenir.
15:48 - Valilik tarafýndan görevlendirilen Belediye Baþkaný, Kültür Merkezi önündeki topluluðu sakinleþtirmek için sözde bir konuþma yapar ancak halk daha fazla galeyana gelmistir.
15:55 - Hizini alamayan yaklasik 10 bin kisilik saaldýrgan ve fasist güruh ,Kültür Merkezi’nden Ýstasyon Caddesi yoluyla yeniden Hükümet Meydaný’na ve Madýmak Oteli civarýna gelir ve slogan atmaya devam eder.
18:00 - Madýmak Oteli önünde toplanan yaklaþýk 15 bin göstericiye, Valilik’ten gelen istek üzerine, Belediye Baþkaný ve Büyük Birlik Partisi Ýlçe Baþkaný birer konuþma yapmýþlardýr.
18:30 - Belediye Ýtfaiye araçlarý, Hükümet Meydaný’na gelmiþtir.
19:14 - Kültür Merkezi önündeki heykel, belediye garajýna konulmak amacýyla Meydan’dan geçirilirken, topluluk tarafýndan Madýmak Oteli önüne getirilmiþtir.
19:50 - Madýmak Oteli önündeki araçlar ve heykel ateþe verilmiþtir.
20:00 - Otele yaklaþmak isteyen itfaiye araçlarýna, göstericiler yere yatarak engel olmuþlardýr.
20:05 - Ýtfaiye, otele güçlükle yaklaþabilmiþtir.
20:10 - Yangýn Otele de sýçramýþtýr.
20:20 - Afyon Sokak’tan (arka taraftan) gelen itfaiye, yangýný söndürmeye baþlamýþtýr.
20:40 - Hükümet Meydaný’na gelen göstericiler, Hükümet Konaðý’ný taþlamaya ve slogan atmaya baþlamýþlardýr.
20:50 - Güvenlik kuvvetleri havaya ateþ etmiþ ve göstericiler daðýlmaya baþlamýþtýr.
21:00 - Kalabalýk, küçük gruplar halinde þehrin çeþitli kesimlerine yayýlmýþtýr.
21:40 - Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edilmiþtir.
22:00 - Ýçiþleri Bakaný Valiliðe gelerek, olaylarla ilgili bilgi almýþtýr.
23:00 - Valilikçe ilan edilen ”sokaða çýkma yasaðý” ile birlikte, güvenlik güçleri þehirde tam bir hâkimiyet saðlamýþlardýr.
2 Temmuz günü, Sivas’ýn Madýmak Oteli’nde 37 can yakýlarak katledilir. 51 kiþi de katliamdan, kendi olanaklarýyla, aðýr yaralarla kurtulurlar. Çatýya çýkarak yardým isteyenler arasýnda Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli de vardýr. Ýtfaiyenin merdivenli arabasý otele yaklaþir. Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli merdivenlerden inerlerken, Sivas Belediye Meclisi Üyesi Cafer Erçakmak ile bazý belediye görevlileri tekrar saldýrýya geçerler.Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli, itfaiyenin merdivenlerinden aþaðýya atýlirlar. Baþýndan yaralanan Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli’yi linç edilmekten araya giren polisler kurtarýr. Yaralýlar Polis arabalarýyla Týp Fakültesi Hastanesi`ne götürülür.
Devlet yetkilileri nin tutumu ve katliamin sorumlulari
Polis telsizlerinden duyulan diyaloglar ..
- Taþ atýyorlar, saldýrýyorlar, ne yapalým?
- Anlaþýldý, müdahale etmeyin… (Sivas Emniyet Müdürü Doðukan Öner)
Sivas’ta eli sopalý, taþlý, zincirli onbini aþkýn saldýrgan, insan avýndaydý. Korkunç durum, Baþbakana, Ýçiþleri Bakaný’na defalarca bildirildiði halde herhangi bir yardým gelmedi ve önlem alýnmadý. 37 insan yakýlarak feci þekilde katledildi. Böyle bir ortamda Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel; “Halkla güvenlik güçlerini karþý karþýya getirmeyiniz” diyor, ilgilileri uyarýyordu. Cumhurbaþkanýnýn “halk”tan kastettiði oteli kuþatan saldýrgan kalabalýktý. Gerçi Süleyman Demirel, politik yaþama kazandýrdýðý, “Bana saðcýlar suç iþliyor dedirtemezsiniz” þeklindeki veciz sözü ile tarafýný çoktan açýklamýþtý.
Baþbakan Tansu Çiller ise, “Çok þükür, otel dýþýndaki halkýmýz bir zarar görmemiþtir” diyebiliyordu. Daha sonra TBMM’de yaptýðý bir konuþmada da Van’da yakýlan bir oteli, Sivas’takiyle karýþtýrmýþ ve “Bir vatandaþ, sigortadan para almak için sigortalý oteli yakmýþtýr” demiþtir. Bir baþbakan, ülke sorunlarýna ve toplumsal geliþmelere bu denli duyarsýz olabiliyordu.
Ülkenin iç asayiþinden sorumlu bir yetkilisi, Ýçiþleri Bakaný Mehmet Gazioðlu, otele yapýlan saldýrýyý, “Aziz Nesin’in halkýn inançlarýna karþý bilinen tahrikleri sonucunda halk galeyana gelerek tepki göstermiþtir” þeklinde yorumlayarak saldýrganlarý mazur göstermiþtir.
Dönemin Baþbakan Yardýmcýsý ve SHP Genel Baþkaný olan Erdal Inönü ise katlima karþý üç maymunu oynar.
Dönemin Belediye Baþkaný olarak saldýrganlarýn daha fazla galeyana gelmesine sebep olan açýklamalarý ile katliamda 1.derecede rol oynayan Temel Karamollaoglu, daha sonra TBMM çatýsý altýnda milletvekili olarak görev alýr.
Ahmet Yücetürk: Katliamý seyreden General.Sivas Tugay Komutaný..
Þevket Kazan: DYP-REFAH koalisyonunun bir dönem Adalet Bakaný..Sivas katliamini gerçekleþtiren grubun avukatý..
.
Devlet yetkililerinin açýkça taraf tutmalarý, güvenlik güçlerinin ilk soruþturmasýný da etkilemiþtir. Saldýrý öncesinde, sýrasýnda ve sonrasýnda yeterince önlem alýnmadýðýndan insanlar yakýlmýþ, saldýrgan fasist ve gerici katiller ellerini kolllarýný sallayarak kent dýþýna çýkmýþ ve izlerini kaybettirmiþlerdir. 10-15 bin saldýrgandan ancak 35 kiþi, katliamdan bir gün sonra gözaltýna alýnmýþtýr. Artan toplumsal tepkiler sonucu, gözaltýna alýnanlarýn sayýsý daha sonra 190’a çýkarýldý. Gözaltýna alýnanlar hakkýnda Toplantý ve Gösteri Yürüyüþleri Yasasýna muhalafetten dolayý soruþturma baþlatýlmýþ, fezlekeler bu doðrultuda hazýrlanarak Cumhuriyet Savcýlýðý’na sevkedilmiþlerdir. Soruþturmanýn bu yetersiz çerçevede kalmasý sonucu, 190 kiþiden 124’ü tutuklanmýþ, geri kalanlar serbest býrakýlmýþlardýr.
Bu olaydan sonra Emniyet Müdürü ile Vali hemen görevden alýnýr. Katliam soruþturmasý, Aziz NESÝN’in tahrikleri ekseninde yürütülür. Emniyet tahkikatý bu yöndedir ve Savcýlýk da böyle bir yol tutturmuþtur. Cumhuriyet Savcýlýðý soruþturmasýnda, katliamý planlayan ve baþlatan örgütler üzerinde durmamýþ, saldýrýyi Aziz NESÝN’ýn tahriklerine baðlamýþ ve iddianameyi, Toplantý ve Gösteri Yürüyüþleri Yasasý`na muhalefet temelinde hazýrlamýþtýr. (Sivas Savcýsýnýn hazýrladýðý iddianame: Hazýrlýk 1993/2460, Sivas Asliye Ceza Mahkemesi)
Ankara DGM Savcýlarýnýn 1 Nolu DGM’ye sunduðu iddianamede de, “Sivas’ta Pir Sultan Þenlikleri ve bu þenliklere katýlan, bir konuþma da yapan, Aziz NESÝN gibi dini inkâr etmekten öte, Ýslâm dinini küçültücü, aþaðýlayýcý bir kitabý da neþrettiren, Türk halkýna aptal demekten çekinmeyen kiþilerin davet edilmesi” gibi ifadelere yer verilmiþtir. DGM Savcýlarý da, katliamý planlayanlarý ve baþlatan örgütleri ortaya çýkarmaktan yana olmamýþ ve olaylarý Aziz NESÝN’in tahrikine baðlamýþlardýr. Ankara 1 nolu DGM’ye sunulan iddianamede Sivas Katliamý þöyle anlatýlmaktadýr:
“ÝDDÝANAME: 02. 07. 1993 Cuma günü her yýl olduðu gibi Sivas`in Banaz Köyü’nde yapýlmakta olduðu söylenilen Pir Sultan Abdal Þenlikleri’nin bu yýl Sivas þehrine dikilen Pir Sultan Abdal Abidesi’nin açýlýþý nedeniyle Sivas il merkezinde yapýlmýþ olmasý, toplantýya Ýslam dünyasýnda tepki yaratan Þeytan Ayetleri Kitabý’ný Türkiye’de de yayýnlayan Aziz Nesin’in davet edilmesinin, il içinde olumsuz bir ortamýn doðmasýna neden olduðu gözlenmiþtir. Sivas ilinde yaþayan vatandaþlarýn bu duruma hassasiyetlerini gösterecekleri ve bir büyük olayýn geleceði önceden bilinmesi de bir yana, yasal ve emniyet tedbirlerinin bu tür olaylarý önlemede etkin bir çare olamayacaðý açýktýr...
“Ýslam dünyasýnda tepki yaratan ‘Þeytan Ayetleri’ kitabýnýn Türkiye’de yayýnlanmasýný yürüten ve Türk toplumunda sergilediði hareketleriyle hiç de iyi izlenim býrakmayan Aziz Nesin’in bu merasime (4. Pir Sultan Abdal þenliði) davet edilmesi, geleneksel olarak Pir Sultan Abdal Þenlikleri’nin her yýl Banaz Köyü’nde yapýldýðýný düþünürsek, bu þenliðin Sivas Ýl Merkezi’ne getirilmesi; kamu davasýndaki bu olayý hazýrlamýþtýr.
“Ýþte 02. 07. 1993 gününün Cuma olmasý ve camilerden çýkan halkýn, fanatik dincilerin yönlendirmesiyle, yetkililerce olayýn önlenmesi için yeterli tedbirin alýnmamasý ve geciktirilmesi,
“Ayrýca, fanatik toplulukça þenlikten bir gün önce il merkezinde yayýnlanan gazetelerde açýklamalar yapýlmasý ve halký kýþkýrtan bildiriler daðýtýlmasý;
“Hele hele Aziz Nesin’in Ýslam Dini’ne karþý tutum ve davranýþlarý ve açýklamalarý;
“Kapalý bir salonda düzenlenen toplantýda terör örgütü militanlarý için saygý duruþunda bulunulmasý;
“Eylemin hazýrlayýcý nedenleri arasýnda sayýlabilir.
Sivas ilinde meydana gelen bu vahim olay için de, ‘Bu þenlik neden Ýl Merkezi’nde yapýlmýþtýr, neden Cuma gününe rastlatýlmýþtýr, neden genelde halk tarafýndan hareketleri hiç de hoþ karþýlanmayan Aziz Nesin þenliðe davet edilmiþ, kendisine konuþmalar yapma imkaný tanýnmýþ, neden þenlikle hiç ilgisi olmayan terör örgütü militanlarý için saygý duruþunda bulunulmuþtur?’ sorularý cevapsýz kalmaktadýr.
“Bir yanda ‘Marksist-Leninist’ düzene dayalý devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüðüne yönelik oluþturulan yasa dýþý terör örgütleri, özellikle PKK terör örgütünün; bir yanda fanatik dincilerin laik devlet düzenini cebren ilga edilip, yerine þeriat devlet düzeninin getirilmesine iliþkin;
“... Çalýþmalarý Sivas olayýnda tahrik ve teþvik þeklinde görüntülenerek gövde ve güç gösterisi oluþturulmuþtur. Olaydan bir gün önce sokaða dökülen Marksist-Leninist düzene dayalý, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüðüne yönelik Dev-Sol, Dev-Genç, PKK terör örgütlerinin militanlarýnýn katýlmasýyla Sivas sokaklarýnda yapýlan yürüyüþ ve Aziz NESÝN’in konuþmalarý sergilediði tavrý, bir gün sonra meydana getirilecek olaylarýn tahrikçisi olmuþtur...”
Ankara 1 Nolu DGM de gerekçeli kararýnda (E: 1993/106, K: 1994/190), saldýrýyý ve katliamý Aziz NESÝN’in tahrikine baðlayarak olaylarda bir örgüt aramanýn gereksiz olduðuna karar vermiþ, sanýklarýn cezasýnda da dörtte bir oranýnda indirim uygulamýþtýr.
Oysa saldýrýnýn ve katliamýn örgütlü olarak planlandýðýna dair tanýk ifadeleri ve belgeler bulunmaktadýr. Üstelik bunlarýn tümü mahkemeye sunulmuþtur. Olaylardan iki gün önce kentte, “Müslüman Kamuoyuna” baþlýklý bir bildirinin daðýtýldýðý biliniyordu. Þenliklerin birinci gününün akþamý, “Halkýmýza Çaðrý” baþlýðý taþýyan ikinci bir bildirinin daðýtýldýðý da vurgulanmýþtý. Malatya Valisi, saldýrýdan bir gün önce bir otobüs dolusu Aczmendi militanýnýn Malatya’dan Sivas’a geldiðini, basýna söylemiþtir. Yine daha önce aktardýðýmýz gibi, þenliklerin birinci ve ikinci günleri, Sivas’taki yerel sað basýn organlarý (Hürdoðan, Bizim Sivas, Hakikat, Anadolu, Yeni Ülke vb.) daðýtýlan bildirilerin içeriðine uygun ve tahrik edici yazýlar yayýmlamýþlardýr.
Bu yazýlý kaynaklara ek olarak, TBMM’nin olayla ilgili kurduðu Araþtýrma Komisyonu`na ifade veren çeþitli görevlilerin anlatýmlarýnda da ilginç bilgiler vardir.
Doðukan ÖNER: (Sivas Emniyet Müdürü) : “... Bu Perþembe günü de, Aziz NESÝN Buriciye Medresesine gitmiþ, Buriciye Medresesinde öðleye kadar kitap imzalamýþ, o akþama kadar belirli yerlerde gezmiþ. O akþam çýkýp Madýmak Oteli’ne gitmiþ. Gece saat 21.00’de bir tek siyasi þubemizin korumasýyla birlikte yanýnda 8 kiþi ile Madýmak Oteli’nden çýkmýþlar, Atatürk Caddesinden inmiþ aþaðýya; orada Sarayhan Restorantý var; Sarayhan Restorantýna yaya gitmiþler. Orada içki içtikten sonra da yine yaya olarak ayný ekiple o þekilde gitmiþler. Yani ben þunu arz etmek istiyorum, yani olay bir tek Aziz NESÝN’e yönelik olan bir hadise deðildir.
“... Bu iþte kesin provokasyon vardýr. Bu iþte kesin dýþarýdan gelme birtakým güçler vardýr. Ýlk defa camiye gittiðim zaman o caminin ön tarafýnda belirli birtakým gruplar vardý... Ben o gruplarý Madýmak önünde görmedim...”
Mehmet YILDIZ (Sivas Emniyet Asayiþ Müdürü): “Heykel getirildi, topluluðun önüne atýldý. Atýlýnca gerçekten insanlar artýk çok çýlgýnca hareket ediyorlardý. Diþleriyle dahi ýsýranlarý gördük, kafasýný vuranlarý gördük... Paþa Camisinden anons edilince, diyelim ki 200 kiþi pankart astý. Amerikan Bayraðýný yaktýlar...”
Millet Partisi Ýl Baþkaný: “Paþa Camisinde namaz bitmiþti, bir kýsým imamý beklemeden namaz biter bitmez dýþarýda bir gürültü patýrdý oldu... Amerikan Bayraðýnýn yakýlýþýný bizzat gördüm. Pankartý da cami duvarýnda asýlý olarak gördük.”
Dr. Hüseyin POLAT (Tabiblar Odasý Baþkaný): “Öncelikle bu saldýrý devlete karþý yapýldý. Laik Cumhuriyete ve Atatürk’e karþý yapýldý. Belediye Baþkaný Karamollaoglu, ‘Gazanýz mübarek olsun’ diyerek manevi destek verdi.”
Mehmet TALAY (Kültür Bakanlýðý Sivas Ýl Müdürü): “Aziz NESÝN Sivas’a ilk kez gelmedi. Aziz NESÝN bundan yedi, sekiz ay veya bir sene kadar önce kitap imza gününe gelmiþti. Sonra Aziz NESÝN’in konuþtuðu gün Perþembe günü, olaylar 24 saat sonra çýkýyor. Tepki olarak olsaydý ayný gün tepki olurdu...”
Þakir ÞEKER (ANAP Ýl Baþkaný): ”Caminin içinden insanlar çýkmaya baþladýðý anda, 20 veya 25 kiþilik namazla hiç alakasý olmayan ve namaz kýlmayan bir grup, bahçede namaz kýlan yere gelir ve bunlar bir pankart açarlar, arkasýndan da bir Amerikan Bayraðý ateþe verilir...”
Yine kamu tanýklarýndan Emniyet görevlileri : Ýzzet KARADAÐ, Erol ÇÖL, Refik SUNGUR, Nazým GÜNAYDIN, Orhan Veli KARADAYI, Mehmet ÖZBEK, Ömer Faruk ÜNAL hazýrlýk ifadelerinde ve Mahkemedeki ifadelerinde saldýrýnýn ve katliamýn organizeli olduðunu belirtirler.
Belgelerden ve tanýklarýn anlatýmlarýndan anlaþýldýðý gibi, Sivas katliamý tahrik sonucu deðil, örgütlü ve planlý hazýrlýklarýn sonunda gerçekleþmiþtir.
Davanýn ilk duruþmasý, Ankara 1 No`lu DGM’de 21. 10. 1993 günü yapýldý. Duruþmayý izlemek üzere binlerce kiþi Ankara DGM önüne geldi. Binin üstünde polis Adliyenin geliþ yollarýný çevirmiþti. Saldýrganlarýn yakýnlarýnýn ve avukatlarýnýn dýþýnda kimseyi Adliyeye yaklaþtýrýlmýyorlardý. Sivas’ta katledilenlerin aileleri ve avukatlarý içeri alýnmadýlar. Emniyet güçleri, duruþmayý izlemeye gelenlere ve katledilenlerin yakýnlarýna acýmýsýzca saldýrdýlar. Kadýnlarý saçlarýndan tutarak yerlerde sürüklediler ve copladýlar. Aðza alýnmayacak küfür ve hakaretler yapýldý. Birçok kiþi gözaltýna alýndý.
Ýlk duruþma böyle baþladý. Yakýnlarýný kaybeden aileler ve müdahil avukatlarý sonraki duruþmalara katýlma imkaný buldular. Sanýklar, her duruþmada müdahil avukatlara ve yakýnlarýný kaybeden ailelere sözle ve el hareketleriyle hakarette bulunuyorlardý. Mahkeme heyeti bu tür hareketlere müdahale etmiyordu.
Müdahil avukatlar, katliamla ilgili elde edilmiþ fotoðraflarý, filmleri ve benzeri belgeleri mahkemeye sundular. Mahkemeye sunulan belgelerde saldýrganlar, somut olarak görülüyordu. Ancak mahkeme heyeti avukatlarýn belgelerin incelenmesi istemini kabul etmedi. Daha sonra davanýn geliþimini, tanýklarýn ifadelerini basýndan ve kamuoyundan gizlemek için gizlilik kararý alýndý. Müdahil avukatlar, mahkeme heyetinin tutumunu yanlý görerek reddi hakim isteminde bulundular. Avukatlarýn bu istemi de reddedildi.
Mahkemenin yanlý tutumu karþýsýnda, müdahil avukatlar, yaptýklarý bir açýklamayla duruþmalara katýlmama kararý aldýlar:
Bunca tepki ve uyarýya karþýn, mahkeme heyeti kararýnda direnerek yargýlamayý yürüttü. Gizlilik içinde yürütülen yargýlama 26. 12. 1994’te karara baðlandý. Mahkemenin gerekçeli kararý þöyledir:
“Gerekçeli Karar: ...Sivas olaylarýnýn devlete ve laik düzene yönelik olmadýðý, Aziz NESÝN’in Þeytan Ayetleri kitabýný yayýnlamasýna duyulan öfke, kin ve nefretin oluþturduðu tahrik sonucu ve Aziz NESÝN’e yönelik bir eylem olduðu, kast edilen Aziz NESÝN olmasýna raðmen hedefde sapma sonucu 37 masum insanýn ölümü ile sonuçlanan bu olaylarýn, laik-antilaik veya mezhep çatýþmasý olmadýðý, sadece Ýslam dinince mukaddes sayýlan deðerlerin aþaðýlanmasýna tepki gösterildiði, Aziz NESÝN’in Anadolu’nun herhangi bir vilayetinde da ayný tepkiyi görebileceði, dolayýsýyla þahsa yönelik eylemin bir baþka amaca çekilerek kamplaþma ve kutuplaþma yaratmasýnýn hukuki ve sosyal bir yararý olmadýðý kanaatindeyiz.
“... Olaylarýn müþtekisi Aziz NESÝN’in, Bakanlar Kurulu’nun 24. 08. 1989 tarih ve 1989/14479 sayýlý kararnamesinde, yazarý Salman RÜÞDÝ olan ‘Þeytan Ayetleri’ isimli kitabýn Türkiye’ye sokulmasý ve daðýtýlmasýný yasakladýðý, Türkiye’de bu yasaða raðmen adý geçen kitabý Aydýnlýk Gazetes`inde yayýnladýðý ve bu kitabýn içeriði itibarýyla Müslümanlarýn Peygamberi ve eþlerine karþý tahrik ve tazyif edici ibarelerin bulunmasý sebebiyle tüm Müslüman halký bu yayýndan dolayý haksýz þekilde tahrik ettiði, böylece olaylarýn çýkmasýnýn müsebbibi bulunduðu anlaþýldýðýndan, sanýklara tayin olunan ceza TCK’nun 51/1 maddesi gereðince ¼ nisbetinde indirilecek... hapis cezasýyla ayrý ayrý cezalandýrýlmalarýna...“ (Ankara 1 No`lu DGM’nin Gerekçeli Kararý, Sayfa: 461/465)
Böylece Sivas katliamý davasýnýn 22 sanýðý hakkýnda 15’er yýl, 3 sanýðý hakkýnda 10’ar yýl, 54 sanýðý hakkýnda 3’er yýl, 6 sanýðý hakkýnda 2’þer yýl hapis cezasý, 37 sanýðý hakkýnda da beraat kararý verildi.
DGM’nin kararýnda katliamý gerçekleþtiren faþist (ýrkçý-þeriatçý) örgütlerden söz edilmediði gibi, katliam Cumhuriyete ve laikliðe karþý bir eylem olarak da deðerlendirilmemiþtir. Ama bir suçlu gerekliydi ve o da bulunmuþtu: Aziz NESÝN. Üstelik bu hiç de yeni bir þey deðildi; devletin yetkilileri, siyasi iktidarýn sözcüleri, emniyet yetkilileri ve savcýlar da, Sivas katliamýnýn örgütlü bir hareket olmadýðýný, Aziz NESÝN’in tahrikiyle ortaya çýkmýþ bir tepkinin sonucu olduðunu, olayýn ilk gününde açýklamýþlardý.
Müdahil avukatlar, DGM’nin kararýný taraflý, hukuka ve adalete aykýrý olarak niteleyerek, ayrýntýlý bir savunmayla temyize gittiler. Yargýtay 9. Ceza Dairesi, Esas No: 1996/688, Karar No: 1996/4716 kararýyla, “Katliamýn Cumhuriyete, Laikliðe ve Demokrasiye yönelik olduðunu” belirterek DGM’nin kararýný esastan bozdu.
Davanin görüldügü siralarda artik iktidar degismis DYP-REFAH Koalisyonu`nda Basbakanlik koltuguna Necmettin Erbakan oturmustur.Iste tam bu dönemde gündeme damgasini vuran MGK nin irtica karsiti deklerasyonlari ile 28 subat süreci baslamistir.Bu kez dengeler altüst olmustur.MGK nin verdiði ayarla cark eden “bagimsiz yargi” 3-5 yil hapis cezasi istediði katliam sorumlulari hakkinda DGM `lerde yeniden actigi davalarla ömür boyu hapis cezasi ve idam istemiyle davalar acar.Gercek suclulara dokunulmadan verilen 27 Kasim 1997 tarihli hükme göre 33 saniga idam cezasi verilir. Yapilan degerlendirmelerde bu davanin Istiklal Mahkemeleri sonrasinda,tek bir davada,bu kadar idam cezasinin verildiði ilk dava oldugu vurgusu yapilir.Yargi,MGK kararlarini da göz önünde bulundurarak ,bir yandan islamcilara gözdagi veriyor,bir yandan da gerceklestirilen katliamda devletin rolünü örtbas ediyordu.
Ankara 1 No`lu DGM, Yargýtay’ýn bozma kararýna uyarak yargýlamayý yeniden baþlattý. Karar, 28. 11. 1997’de açýklandý. Mahkemenin Esas No: 1996/84, Karar No: 1996/199 Gerekçeli Kararýnda þu ifadelere yer veriliyordu:
“... 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlilerince yapýlmýþ olan çeþitli uyarýlara raðmen daðýlmayarak Hükümet Konaðýn`ýn önünde bulunan güvenlik görevlilerini kurduðu barikatýn da zorlanýp devlet ve hükümetin il’de temsilcisi olan valiye ‘Þerefsiz vali’, ‘Vali istifa’ þeklinde, yürüyüþler ve toplanmalar sýrasýnda Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykýrý biçimde ‘Þeriat gelecek zulüm bitecek’, ‘Cumhuriyeti burada kurduk, burada yýkacaðýz’, ‘Yaþasýn þeriat, kahrolsun laiklik’, ‘Þeriat isteriz’, ‘Dinsiz laikler’ sloganlarýnýn atýlmasý, bir kýsým iþyeri, mesken ve araçlarýn yakýlmasý ‘Yak yak’ sloganlarý altýnda güvenlik görevlilerinin kurduðu barikatýn cebir kullanýlmak suretiyle açýlýp otelin yakýlmasý suretiyle 35 kiþinin öldürülmüþ ve çok sayýda kiþi ve güvenlik görevlisinin yaralanmýþ bulunmasý ve nihayet Türk Ýnkýlabýnýn temel taþlarýndan birisi olan Sivas Kongresinin imzalandýðý ve sonradan müzeye dönüþtürülmüþ bulunan bina ile önündeki Atatürk Heykelinin tahrip edilmiþ olmasý, olayda kullanýlan cebir, bir kýsým icra hareketlerinin TCK’nin 146. Maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elveriþliðinin ve Aziz NESÝN’in düþünce ve davranýþlarý bahane edilmek suretiyle Anayasal düzenin en önemli ilkelerinden olan Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerinin ortadan kaldýrýlmasýna yönelik bulunduðunu tüm açýklýðý ile ortaya koymaktadýr...” (Gerekçeli Karar, s. 65-67)
DGM’nin kararýnda 33 sanýða idam, diðerlerine de muhtelif aðýr hapis cezalarý verilir.
Mahkemenin kararý taraflarca temyiz edilmiþtir, Yargýtay 9. Ceza Dairesinin, 24. 12. 1998 günü verdiði kararda saniklara verilen hapis cezalarý onaylanýrken, 33 idam cezasý ise bazý usül noksanlýklarý nedeniyle bozulmuþtur. Dava bir kez daha DGM önüne gelmistir.
Bu arada Sivas katillerinden 6`sýnýn Almanya`ya kaçmýþ olmalarý nedeniyle, bir Sivas Davasý da Almanya`da da baþlatildý. Cezalarý onanan sanýklar, bu katliamý gerçekleþtiren kimseler olmakla birlikte; olayýn asýl tertipçileri, perde arkasýndaki karanlýk güçler ve onlarýn devlet baðlantýlarý henüz açýða çýkarilamamýþtýr. Olayýn asil faillerinden Refah Partili Sivas Belediyesi Encümen üyesi Cafer Erçakmak henüz yakalanmamýþtýr. O günün Belediye Baþkaný, bir zamanlarin Milletvekili, Temel Karamollaoðlu yargýlanmamýþtýr.
Son olarak Sivas Katliami hükümlülerinden 57 kisi en son cikarilan Topluma Kazandýrma Yasasi'ndan yararlanmak için basvuru yaparken,bu dava Ankara 1 No'lu DGM'de yeniden görülmeye baslandý...
Kaynaklar:
PSAKD-Arsiv
Gerekçeli Karar (Ankara 1 nolu DGM: 1993/106, Karar No : 1994/190)
Gerekçeli Karar (Ankara 1 nolu DGM: Karar No: 1996/199 )
Sivas Dosyasý (TBMM Araþtýrma Komisyonu Dosyasý)
Bilinmeyen Yönleriyle Sivas Katliamý, Ayyýldýz Yayýnlarý
Sivas Katliamý , Lütfi KALELÝ
Ateþe Semaha Durmak , Ali YILDIRIM
ALINTIDIR
Otuzyedi gül çatlamýþ susuzluktan sývas’ýn içinde
Döne döne semaha dönenler tutuþtu önce
Sonra türküler
Sonra da þiir çýðlýksýz düþtü türkülerin yanýbaþýna...
KATLiAMDA HAYATINI KAYBEDENLER…
ASAF KOCAK ( 35) -Karikatürist
ASIM BEZiRCi (66)- 1928'de demiryolu iþçisi Hamdi Bey'le ev kadýný Refika Haným'ýn tek çocuðu olarak dünyaya gelen Asým Bezirci,üniversite yýllarinda sosyalizmle tanýþýr. Türkiye Sosyalist Partisine girer. Bezirci, 67 yýllýk yaþamýna, bir insan ömrüne esit uzunlukta 70 kitap sýðdýrdý.
AHMET ÖZYURT (21)
BELKIZ CAKIR (18) - 1975 yýlýnda Ankara doðumlu Belkýz Cakýr ,umutlu olarak girdiði '93 yýlý Üniversite sýnavlarýnda ÝIdari Bilimler Fakültesi Ýþletme Bölümü'nü kazandýðgýný öðrenemedi..!
EDiBE SULARi (40)- Davut Sulari Baba'nýin en büyük çocuðuydu. Tarihi Seyyitlerden, Seyyit Mahmut Hayrani'nin torunlarindandý.Bassel'de yaþadýðý halde Türkiye'de yapýlan bütün Bektaþi Kültür etkinlikleri ve Ehli-beyt Cemleri`ne, konferanslarina katýlmayý ihmal etmezdi..
ERDAL AYRANCI (35) - Sair erdal Ayranci,1978 ODTÜ giriþli. 12 Eylül askeri fasist darbesi pek çok insan gibi Erdal Ayranci yi da etkiler. Erdal Ayrancý, 1980-1983 yýllarý arasýnda Mamak, Ankara Kapalý, Niðde, Bor-Niðde cezaevleri'nde yatar. "Hatçe". Mahpusluk günlerindeki ilk þiiri 2.7.1981 tarihinde Mamak'ta son þiirini 20.03.1983'te Topçam'da yazar. Erdal Ayrancýnýn 29.05.1982 tarihinde Nigde cezaevi'nde yazdýðý þiirde Hatice'yi, Zeynep'i ve Sivas'taki akrepleri anlatir.
Þiir söyle; "Eðer Bir gün / Bir beyaz güvercin / Gelecekse aðzýnda bir mektupla / Ve silecekse gözlerimdeki hüznü / îsterim / Durmasýn kanat çýrpsýn bana doðru / Birgün eðer bir tahliye kaðýdý / Beni sana kavuþturacaksa / Gayri gelsin düþlenen günler / Ocakta kaynayan tencere / Beþikte bebek / tomurcuk tomurcuk / Filiz filiz hayat / Düþünsene ne güzel olurdu / Düþmansýz yaþamak / Haydi boþver bunlara / Þimdi bunlar tatlý hayal / Eðer birgün sevgilim / Son verecekse hayatýma / Bir ses / isterim durmasýn patlasýn / Anlam bulacaksa kulaklarýmda / Yalnýz... / Düþerse kanýmýn bir damlasý yere / Bilsinler ki / Orada kýrmýzý yediveren gülleri açacak / ve bülbüller aðýt yakacak ölüme / Korksunlar korksunlar artýk / korksunlar alev çemberindeki akrep gibi / Çünkü ölümleri / Gül dikenlerinden olacak…
CARINA CUANNA(23)-Hollanadali gazetecI
GÜLSÜN KARABABA ( 25)- Pir Sultan Abdal Kültür etkinliklerinde, Divriði Kültür Derneði adýna katýlan dört genç kýzdan biri de Gülsün Karababa....
HURiYE ÖZKAN (22) - Baþarýlý bir öðrencilikten sonra, Deneme Lisesi'ni birincilikle bitirir. Gazi Üniversitesi Eczacýlýk Fakültesi'ne arkadaþý Ýnci Türk ile birlikte girer, birlikte bitirirler.
YESiM ÖZKAN (20)
MEMEKSE KAYA (17)
KORAY KAYA (12)-Yeþim Özkan, Yasemin, Asuman Sivri gibi Madýmak'ta yakýlan kardeþlerden.
MUHLiS AKARSU (45) -1948 yýlýnda Sivas'ta doðdu. 1980'li yýllarda türkülerinden dolayý üç yýl cezaevinde yattý. Bektâþî ve Cem Cemaatlerinde yörenin Dede'lerden ve ozanlarýndan etkilendi. Akarsu, baðlamaya küçük yaþlarda baþlar. Þiirler, deyiþler ve nefesler kurarak yaþadýðý toplumun kültürüne zenginlik kattý. 1960'lýi yýllarda dönemin etkili ozanlarý Ali Ýzzet, Mahzûnî Þerif, ÝIhsânî'lerin içerisinde yer aldý.
1980'li yýllarýn baþlarýnda Alevî Dedeleri'ni, çaldýðý kýsa kollu baðlamayý gündeme getiren halk müziðinin niteliðini yükselten Muhabbet Gurubu'nun (Arif Sað, Muhlis Akarsu, Yavuz Top, Musa Eroðlu) oluþum fikri Akkarsu'dan çýkmýstýr. Muhlis Akarsu, her yýl yapýlan Hacý Bektaþi, Abdal Musa, Veli Baba, Pir Sultan vb. Alevî toplumunun kültürel etkinliklerine katýlýrdý. Akarsu `nun TRT repetuarlarýnda ellinin üstünde eseri vardýr. Yüzden fazla 45'lik plak, 4 uzunçalar, 20 kadar ses kaseti bulunmaktadýr.
MUHiBE AKARSU (35) - Muhlis Akarsu'nun Esi
ÖZLEM SAHiN (17) – NURCAN SAHiN (18) Amca çocuklarý...
MURAT GÜNDÜZ (22) Ankara Üniversitesi, Fen Fakültesi, Fizik Bölümü üçüncü sýnýf öðrencisi olan Murat, Pir Sultan Abdal Demeði'nin gençlik komisyonlarinda görev alýyordu..
SAiT METiN (23)Çankýrý Meslek Yüksek Okulu mezunu.
SEHERGÜL ATES (30)1963 Ankara doðumlu olan Sehargül, Açýk Öðretim Fakültesi öðrencisiydi...
UGUR KAYNAR (37)
SERPiL CANiK (19)1974 Ankara doðumlu olan Serpil Canik, Pir Sultan Abdal Semah Ekibi`nin en gençleri arasýnda yer alýyordu.
iNCi TÜRK (22)-1992 Gazi Üniversitesi Eczacýlýk Fakültesi mezunu olan Inci,. Altýndað Kültür Merkezi ile Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi`nde tiyatro çalýþmalari içerisinde yer alýyordu..
BEHCET AYSAN ( 44) Toplumsal gerçekleri kýrýk ve duygulu bir tonla okuyucusuna ulaþtýran Behçet Aysan, 1946 yýlýnda Ankara'da dogdu. 1979'dan bu yana cesitli dergilerde siirleri yayinlanan Aysan'in siir kitaplarindan "Sesler ve Kuller" “Nadir Nadi” ödülü, "Karsi Gece" ve "Eylul" Ceyhun Atif Kansu Siir ödülü, "Deniz Feneri" Abdi Ipekci Dostluk ve Baris ödülü'nü aldý. Behçet Aysan, yaþamý boyunca katýldýðý demokrasi mücadelesinin güçlüklerini bilinçle göðüsleyen bir þairdi. Yaþamýnýn son döneminde Nükleer Savaþýn önlenmesi için Hekimler Demeði'nde (NÜSHED) Yönetim Kurulu üyeliði yapan Aysan, Ankara Tabip Odasý ilc Genel Saðlýk - Iþ Sendikasý üyesiydi. Ayrica Edebiyatçýlar Demegi'nin kuruluþuna da katýlarak Genel Yönetim Kurulu'nda yer aldý.
HANDAN METiN (20) 1973 Divriði doðumlu, 1992 yýlýnda, ODTÜ Eðitim Fakültesi Biyoloji Bölümü'ne girer..!
HASRET GÜLTEKiN (26) 1 Mayis 1971 yýlýnda Sivas'ta dogdu. Alti yasinda saz calmaya basladý. 11-12 sahnede saz calan kucuk bir oznadý artik. Kadýkoy Anadolu Lisesi mezunu sanatci, 1980'li yillardan itibaren muzikle kendi uslubuyla agirlikli olarak yer aldý. Arif Sag, Muhlis Akarsu, Yavuz Top ve Musa Eroglu'na olan hayranlýðýni gizlemiyor ve baglamasini onlar kadar ustaca kullaniyordu. "Nevroz" isimli Kürtce bir kasette yapti. Kürtce ezgileri enstrümantal olarak yorumlayan ender sanatcilardan biridir. Bu kasette 3 telli sazla gelistirilmis "celpe" ismini verdiði yeni bir yöntem gelistirmisti.
MUAMMER CiCEK (26)1967 yýlýnda Tokat'ýn Zile ilçesinde doðdu.1992 yýlýnda Gazi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlýk Fakültesi Çehir ve Bölge Planlama Bölümünü bitirerek Þehir Planlamacýsý olarak görev aldý.
MEHMET ATAY (25)1968 baharýnda, Divriði'nin gönderen Köyünde dünyaya gelen Mehmet Atay,üniversite yýllarýndan itibaren fotoðraf sanatýna büyük bir tutkuyla baðlanýr. Yaþamýný, çektiði fotoðraf kareleriyle güzelleþtirmeye calisiyordu..
NESiMi CiMEN (62) 1931 yýlýnda Adana’nýn Saimbeyli Kazasý`nýn Fatmakuylu Köyü’nde doðdu. 1941 yýlýnda on yaþýndayken ailesiyle birlikte Kayseri’nin Sarýz kasabasýna baðlý Ýncemaðara Köyü’ne göçtü. Oniki yaþýnda heveslenerek cura çalmaya baþladý. Bulunduðu ortamda Alevi deyiþlerini öðrendi ve çevresinde, kendine özgü yorumlarýyla ilgi gördü. O günden ölümüne kadar curasýný elinden býrakmadý, Cimen,Curasýyla birlikte iki Temmuz 1993’te Sivas’ta yandý. Yoksul bir Kürt aileden gelen Cimen. daha çocuk yaþta hayatýný çalýþarak kazanmaya baþlar.Daha sonralari yeni kurulan Türkiye Ýþçi Partisi ile tanýþtý ve bu partiye üye oldu. TÝP’in düzenlediði bir çok gecede kendi demelerini ve Alevi deyiþlerini çalýp söyledi. 1984’ten 1987 yýlýna kadar Ýsveç’te yaþadýktan sonra, orada oturma hakký olmasýna raðmen ülkesine döndü.Türkiye’de eserlerini yayýnlamak isteyen Cimen, „acýlarýmý dile getireyim“ dediði eserleri zaman geçmeden yayýnlanýr. Nesimi Cimen eserleriyle sevenlerine ulaþýr.
GÜLENDAR AKCA (25) Divriði`nin Þahin Köyü`nden Ankara'ya uzanan,2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Madýmak Otelinde sona eren 25 yýllýk bir hayat Gülender Akça'nýin hayatý. Gülender Akça'nýn toplumsal kimliðini en iyi anlatan sözler de Aðabeyinin sözleri olmalý: " Herþeyden önce insana insanca muamele edilmeyen, hak ettiði deðeri verilmeyen baskýnýn, zulmün, iþkencenin, irticanýn yoðun olduðu bir dönemde yaþadý. Bu nedenle haksýzlýða, zulme, irticaya karþý insan haklarýndan, demokrasiden, laik düþünceden yana tavýir koydu. Bu anlamda duyarlý bir toplum yaratma çabasýnda kardeþçe, insanca yaþamak için, insan olmanýn onuru ile yaþamak isteyen milyonlarca insandan biri olmak için çaba sarfetti..
METiN ALTIOK (52) Kendini þiire adamýþtý. Þair olmanýn günün tehlikesini bir sis çaný gibi duyurmak olduðunu vurgulayan bir þair Altiok 13 Ocak 1991 tarihinde “Cemal Süreya Þiir Ödülünü” aldýðý gün, "Ben hayatla tam anlamiyla karsi karsiyayim. Aydýn olmak muhalif olmayi gerektirir. Aydýn karsi koyan insandýr, kafa sallayan insan degildir," diyordu..
YASEMiN(17) - ASUMAN SiVRi(16) KARDESLER 1991 yýlý ortalarinda, Pir Sultan Abdal Derneði'nin kültürel çalýiþmalarina katýlýyor ve kýsa sürede semah topluluðuna girerler. Asuman Sivri, özverili çalýiþmasýnýn karþýlýðýný alarak, Semah hocalýðýna yükseliyor.AsumanSivri , 1992 yýilýinda Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne girer.
MURAT GÜNES (22)
AHMET ÖZTÜRK ( 21)
KENAN YILMAZ (21)
AHMET ALAN (22)
SERKAN DOGAN (19)
Salman Rüsdi isimli yazarin „Seytan`in Ayetleri“adli kitabi Aziz Nesin tarafindan Türkceye cevrildiðinde dindar ve gerici cevreler tüm ülke genelinde bu kitaba yönelik protesto gösterileri yaparlar. Istanbul,Ankara,Konya,Bursa ve diger illerde yapilan gösterilerin aynisi Aziz Nesin `in Sivas`a geldiði günlerde Sivas ta da yapilir.
Ancak o günlerde Pir Sultan Abdal i anma etkinliklerinin olmasi ve Aziz Nesin in de bu etkinlik nedeniyle ,Sivas Valisi nin özel davetlisi olarak ,bu kente gelmis olmasi gösterilere ayri bir anlam yüklenmesine vesile olur.
Ilk olarak ,IHA haber ajansinin TV`ler yansiyan ve belleklere kazinan görüntülerinde,atese verilen bir bina ve bu sirada binanin önünde“insanlar”in yanmasini, büyük bir zevkle izleyen kontolsuz,saldýrgan,gözü dönmüs bir güruh vardýr.
1-4 Temmuz 1993’te, Pir Sultan Abdal Etkinliklerinin dördüncüsü düzenlenecektir. Bilindiði gibi Pir Sultan Abdal, tüm ezilenlere, demokrasi ve özgürlük yanlýsý olan herkese mal olmuþ bir simgedir. Pir Sultan’ýn bu özelliðinden hareket eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneði yöneticileri, etkinlikleri demokrasi ve özgürlük yanlýsý kesimlerin temsilcileriyle ortaklaþa yapma kararý alýr ve bu amaçla, çeþitli demokratik kitle örgütlerine, yazarlara, ozanlara, sanatçýlara çaðrý yaparlar.
30 Haziran 1993 akþamý, ozanlar, yazarlar ve sanatçýlardan oluþan yüzlerce kiþi otobüslerle Ankara’dan Sivas’a hareket eder. Sivas halký, konuklarýný coþkuyla karþýlar...
1 Temmuz gününün programý oldukça yoðundur. Sivas Kültür Merkezi’nin Konferans Salonu týklým týklýmdýr. Ýzleyicilerin çoðunluðu ayaktadýr. Salonun içindekiler kadar bir topluluk da dýþarýda kalmýþtýr. Saygý duruþundan sonra, PSAKD’nin Genel Baþkaný Murtaza Demir bir açýliþ konuþmasý yapar. Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in konuþmasýndan sonra Yazar Aziz Nesin sözü alir.
Saat 17.00’de Kültür Merkezi’nde Hasret Gültekin’ in dinletisinden sonra, “Çaðlarýn Pir Sultanlarýndan Günümüz Pir Sultanlarýna“ baþlýðýyla düzenlenen panel baþlar. Yazar - Gazeteci Sami Karaören’in yönettiði panele, Asým Bezirci, Prof. Dr. Afþar Timuçin, Aydýn Çubukçu ve Hüseyin Gülkanat panelist olarak katýlirlar.
Pir Sultan Abdal Etkinliklerinin birinci günü, halkýn ilgisi ve coþkusuyla noktalandý. Etkinlikleri izleyen Sivaslýlar, kent dýþýndan gelenleri evlerine konuk etme yarýþýna girmiþlerdir. Konuklarýn bir kýsmý evlere daðýlýrken, bir kýsým konuk da otellerde kalmayý yeðlemiþtir.
2 Temmuz günü programý saat 10.00’da baþlar. Þenlik ekipleri, bir gün önceki yoðun çalýþmaya aldýrmadan, günün etkinliklerinin daha baþarýlý ve coþkulu geçmesi için hazýrlýklarýný tamamlamaya çalýþýrlar.
Saat 14.00’deki Kültür Merkezi’nde Arif Sað’ýn dinletisinden sonra, “Medya ve Emperyalizm” paneli yapýlacaktý. Hasan Uysal’ýn yöneteceði panele, Sami Karaören, Raif Türk, Þükrü Günbulut, Mustafa Yalçýner ve Soner Doðan da panelist olarak katýlacaktý. Kültür Merkezi’nde 1500 kadar izleyici bulunuyordu.
Bu çalýþmalar sürdürülürken, bazý cami önlerinde ve yakýnlarýnda birtakým gruplaþmalar görüldüðü ve bir saldýrý olabileceði haberi fýsýltý halinde kulaktan kulaga yayýlýyordu.
PSAKD’nin Sivas’taki etkinliklerine yönelik saldýrý, anlýk bir tepkinin ürünü deðildir. Bu saldýrýnýn planlý bir hazýrlýk süreci sonrasý baþlatýldýðý olaylardan sonra ortaya çýkmýþtýr. Irkçý-þeriatçý örgütler, Malatya, Kahramanmaraþ, Elazýð, Çorum, Tokat, Kayseri gibi çevre illerdeki deneyimli militanlarýný Sivas’a taþýmýþlar ve militanlar, Belediye’nin ve dini vakýflarýn yurtlarýnda konuk edilmiþlerdir. Bu hazýrlýklara ek olarak Sivas halkýnýn dini duygularýný tahrik amacýyla bildiri daðýtýlmýþ ve camilerde dar kadrolu toplantýlar yapýlmýþtýr.
Saldýrý ve katliamdan iki gün önce daðýtýlan bildirilerden biri þöyledir:
“MÜSLÜMAN KAMUOYUNA
“Bismillâhirrahmânirrahim
“Peygamber, mü’minlere kendi canlarýndan ileridir. Onun hanýmlarý da mü’minlerin analarýdýr.” (Ahzâb:6)
“Mü’minlere öz canlarýndan daha ileri olan Allah Resûlü (S.A.V.)’ne ve O’nun temiz zevcelerine, Allah’ýn beytine (Kâbe’ye) ve kitab’ý Kur’an’a alçakça küfredilmekte ve mü’minlerin izzet ve namuslarýna saldýrýlmaktadýr.
“Dünyanýn bazý bölgelerinde þeytan ve onun yandaþlarý olan emperyalist kâfirler, dinimize ve mukaddes deðerlerimize dil uzatmaktadýrlar. Bunun baþýný ise satýlmýþ, mürted Salman Rüþdi köpeði çekmektedir.
“Bu þeytanî oyunlara karþý, izzetli ve duyarlý Müslümanlar yiðitçe mücadele ortaya koyarak, bu uðurda canlarýný feda etmekten çekinmemiþlerdir.
Bu iðrenç oyunlarýn bir uzantýsý olarak ülkemizde de; AYDINLIK gazetesi denilen bir paçavrada, mel’un Rüþdi’nin figüranlýðýna soyunan, dünya emperyalizminin gönüllü uþaðý Aziz Nesin, ayný þekilde, Kur’an’ýn korunmuþluðuna dil uzatmýþ, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)’in aile hayatýný (hâþâ) bir genelev ortamýna benzetmiþ ve ümmetin analarý olan hanýmlarýna (hâþâ) fahiþe deme cür’etinde bulunmuþtur. Bu olay, dünyanýn deðiþik yerlerinde kâfir devletler tarafýndan dahi kabul görmezken, basýmýna müsaade edilmezken, ne yazýk ki laik ve ikiyüzlü T.C. Devleti tarafýndan yayýmlanmasýna izin verilmiþ, ayrýca bunu kabullenmeyip protesto eden izzetli Müslümanlar, devletin polis ve jandarmasý tarafýndan coplanmýþ, kurþunlanmýþ, bir kýsmý da hapishanelere atýlmýþtýr. “Salman Rüþdi köpeði Müslümanlar’ýn çok az olduðu kâfir bir ülkede korkudan sokaða çýkmaya bile cesaret edemezken, onun yerli uþaðý Aziz Nesin köpeði, yanýnda kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, þehrimiz Valisi tarafýndan davet edilip, þehirde adeta Müslümanlar’la alay edercesine gezebilmektedir
.
“Kâfirler þunu iyi bilmeli ki:
“Ýslâmýn Peygamberi’ni ve kitab’ýn izzetini korumak için, bu uðurda verilecek canlarýmýz vardýr.
“Gün, Müslümanlýðýmýzýn gereðini yerine getirme günüdür.
“Gün, Allah (C.C.)’ýn vahyi Kur’an-ý Kerim’e, Allah’ýn meleklerine, Allah’ýn Resûlü Hz. Muhammed (S.A.V.)’e, O’nun ailesine ve ashabýna yöneltilen çirkin küfürlerin hesabýnýn sorulmasý günüdür.
“‘Ýman edenler, Allah yolunda savaþýrlar. Kâfirler de taðut yolunda savaþýrlar. O halde þeytanýn dostlarýyla savaþýn. Çünkü þeytanýn hilesi zayýftýr.’ (Nisa:76)
“Galip gelecek olanlar, þüphesiz ki Allah taraftarý olanlardýr.
Saldýrý ve katliam gecesi 1 Temmuz akþamý da baþka bir bildiri evlere daðýtýlýr:
“Halkýmýza Çaðrý;
“Müslüman halkýn yaþadýðý bu ülkede, Ýslam için binlerce þehit verilmiþ bu topraklarda, bir kesim tarafýndan, ‘basýn özgürlüðü, düþünce hürriyeti’ adý altýnda, Müslümanlar’ýn kutsal deðerlerine sözlü veya yazýlý olarak kimse saldýramaz.
“Biz Müslümanlar, canýmýz pahasýna da olsa, bu deðerlerimizi korumakta kararlýyýz.
“Müslüman halkýmýzdan bu konularda duyarlý olup, Ýslam’ýn deðer yargýlarýný alaya alanlara izin vermemelerini, ne pahasýna olursa olsun bunu engellemeyi dini bir görev olarak bilmelerini, bu alçaklar karþýsýnda susulduðunda, yarýn mahþerde Allah’a nasýl hesap vereceðimizi düþünmelerini istiyoruz.
“ ‘Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeyi gerekir. O’nun eþleri, onlarýn anneleridir...’ (Ahzâb Suresi, Ayet: 6)
“ ‘Ve kâfirlerin hesaplarý varsa, Allah’ýn da bir hesabý vardýr. Allah hesabý çabuk görendir.’ (Enfal Suresi, Ayet : 30)
“ ‘Kâfirler istemese de, Allah nurunu tamamlayacaktýr.’ (Saff Suresi , Ayet:8)
“Not: Bu yazýyý okuyan, Allah rýzasý için çoðaltarak daðýtsýn.
MÜSLÜMANLAR”
Etkinliklerin ikinci günü, Sivas’taki sað eðilimli yerel basýnda (Hürdoðan, Bizim Sivas, Hakikat,Yeni Ülke,Taraf) halký tahrik edici baþlýklara bezenmiþ haberler çýkar. Saldýrýya geçmek için koþullar yeterince olgunlaþmistir. 2 Temmuz günü, camiler týklým týklým dolar.
2 Temmuz Cuma günü, saat 13.30’da saldýrý baþlatýlirken, deðiþik camilerden akýn akýn insan, þenliðin yapildýðý Kültür Merkezi`nin önünde toplanir, taþ ve sopalarla Kültür Merkezi`ne saldýrirlar.
“Sivas laiklere mezar olacak, Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yýkýlacak, Þeriat gelecek, batýl zail olacak“ sloganlarý atan gruplar, Kültür Merkezi’nde bulunan 1500 kiþinin üzerine saldýrýr. Ancak, etkinlikleri izlemekte olanlarýn direniþleriyle karþýlaþan ve sayýca az olan saldýrganlar, geri çekilmek zorunda kalýr. Saldýrganlara sürekli olarak yeni katýlýmlar olmaktadýr. Çeþitli camilerden çýkanlar, koþarak saldýrganlara katýlmaktadýr. Kalabalýk gruplar, Kültür Merkezi’ne bir kez daha saldýrýrlar. Ýzleyiciler ve görevliler bir yandan saldýrýya karþý barikat kurarak direniyor; öte yandan da içerideki insanlarý boþaltmaya ve arabalarla baþka yerlere göndermeye çalýþýyorlardý. Olay yerinde yeteri sayýda güvenlik gücü yoktur. Olanlar da saldýrýyý engelleyecek güçte deðillerdir.
Nihayet, Kültür Merkezi boþaltýlir ve saldýrýya uðrayanlar güvenli bölgelere gönderilir. Bu arada, yeni katýlýmlarla saldýrganlarýn sayýsý onbine yaklaþmýþtýr. Saldýrgan güruh, isteðine ulaþamamanýn verdiði hýrsla Kültür Merkezi’nden Valiliðe yönelir.Valilik önünde toplanan binlerce saldýrgan, “Þerefsiz vali istifa, Sivas size mezar olacak, Þeriat gelecek, zulüm bitecek, Yaþaþýn þeriat, Muhammed’in ordusu kafirlerin korkusu, Yaþasýn Hizbullah, kahrolsun laiklik...” sloganlarýyla binayý taþa tutarlar...
Saldýrgan fasist ve gerici grubun bir kolu, yeni dikilen “Halk Ozanlarý Heykeli”ne yönelip,heykeli kazma ve balyozla parçalayarak sürüklemeye baþlar. Bu arada, kimi saldýrganlarýn diþlerini heykele geçirmeye çalýþtýðý görülür. Diðer bir grup da, Kongre Müzesi`nin yanýnda bulunan Atatürk heykeline saldýrdýrarak yere düþürdükleri Atatürk heykelini de sürüklemeye baþlar.
Saldýrganlarýn sayýsý 15 bine yaklaþtiginda Þeriat istemlerini ve sloganlarýný haykýrarak,konuklarýn kaldýðý Madýmak Oteli’ne yönelirler. Otelde, kent dýþýndan gelmiþ ve çoðunluðu yazar, ozan ve sanatçý yaklaþýk 150 kiþi bulunuyordu. Saldýrý üzerine, güvenliðin daha kolay saðlanacaðý düþüncesiyle otele gelmiþ insanlar tedirgin oldular. Otelin önünde az sayýda polis vardý ve saldýrganlara, “Daðýlýn, yapmayýn” demekten öte bir müdahalede bulunulmadý.
Otelde bulunanlar, tehlikenin farkindaydýlar. Telefonla Sivas Valisi’ni, Emniyet Müdürünü ve diðer yetkilileri arayarak önlemlerin arttýrýlmasýný istediler. Bununla da yetinmediler, telefonla Ankara’da bulunan Baþbakan`ý, Baþbakan Yardýmcýsý`ný, Ýçiþleri Bakaný’ný, Parti Liderlerini ve Milletvekillerini aradýlar. Oteldekiler arasýnda olan halk ozaný, 1987-1991 dönemi SHP milletvekilli Arif Sað da, telefon baþýndan ayrýlmýyor, Ankara’da SHP milletvekili Cevdet Selvi’yi, Bakan Seyfi Oktay’ý, Ýstanbul eski belediye baþkaný Nurettin Sözen’ i arayarak saldýrýyi anlatýyor, bir an önce önlem alýnmasýný istiyordu. Otelde bulunan Aziz Nesin de SHP Genel Baskani ve Baþbakan Yardýmcýsý Erdal Ýnönü ile Çalýþma Bakaný Mehmet Moðoltay’la görüþerek can güvenliklerinin saðlanmasýný istiyordu. Ulaþýlan her yetkili, “Korkmayýn, her türlü önlem alýnmýþtýr” yanýtýný veriyordu.
Saldýrganlarýn amacýný sezinleyen Sivas Valisi Ahmet Karabilgin de saat 14.30’da Baþbakaný ve Ýçiþleri Bakaný’ný telefonla arayarak bilgi verir. Saldýrýnýn giderek bir katliama dönüþeceðini gören Sivas Valisi, çok tedirgin olur ve Ankara’yla telefon irtibatýný hiç kesmez. Saat 14.40’da yeniden Ýçiþleri Bakaný’ný ve müþteþarýný arar, saldýrýnýn artýk bir katliama dönüþmekte olduðunu bildirir. Vali,Saat 18.45’te Baþbakaný ve Ýçiþleri Bakaný’ný tekrar arar ve mutlaka yardým edilmesi gerektiðini bildirir. Çevre illerden de yardým istenmektedir.
Sivas Valisi’nin bunca çabalarýnýn ve görüþmelerinin sonucunda, Tokat Emniyet Müdürlüðü’nden 20 polis; Kayseri Emniyet Müdürlüðü’nden 31 Polis, Jandarma Komutanlýðý’ndan 20 Jandarma olmak üzere 71 güvenlik görevlisi gelmiþtir. Sivas Tugay Komutaný 6 bin kiþilik asker mevcudundan yalnýzca 30-40 acemi er göndermiþtir. Askerler saldýrganlarýn arkasýnda bir yerde nöbet tutarcasýna bekletilir. Bir ara Tugay Komutaný da olay yerine gelir ve saða sola bir göz attýktan sonra ayrýlýr.
Otel’de bulunanlarýn Ankara’daki yetkililerle yaptýðý telefon görüþmeleri ve önlem istemleri de dikkate alýnmamýþtýr. Bu giriþimler ve devletin duyarsýzlýðý deðerlendirildiðinde, saldýrganlarýn devlet tarafindan korunduðu tartýþmasý gündeme gelmektedir.
Madýmak Oteli’ne sýðýnmýþ yüzlerce kiþi, pencerelerden saldýrganlarýn oteli yakmaya çalýþtýðýný izlemekte, korku içinde beklemektedir.
Karanlýk çökmüþ, elektrikler de kesilmiþtir. Saldýrganlardan kimileri, otelin önündeki arabalarý ters çevirerek ateþe vermekte, kimisi de bidonlarla benzin taþýyarak otelin içine atmaktadýr. Alevler, otelin giriþ ve alt katlarýný sarmaya baþlamýþtýr. Sivas Ýtfaiyesi gecikmeli de olsa yangýn yerine gelmiþ, ancak saldýrganlar itfaiyenin çalýþmasýný engeller. Hortumlar kesilir, araba lastiklerinin havasý boþaltýlýr.
Saclarim tutstu önce
Gözlerim yandý kavruldu
Bir avuc kül oluverdim
Külüm havaya savruldu
Yangýn oteli tamamen sarar. Umutla kurtarýlmayý bekleyenlerin umudu tükenmeye baþlamýþtýr artik.Yangýn bütün oteli sarmýþtýr. Cinnet halindeki kalabalýk, ölüm haberlerini beklemektedir. Dýþarýda gözlerini kan bürümüþ fasist katiller, otelden gelen yanmýþ insan eti kokusunu ciðerlerine çekerken, Ankara’daki bakanlar ve yetkililer de kokteyllerde kadeh kaldýrýyorlardý…
An an Katliam`in gelisimi
Yukarida Yasanan olaylarin tümü 8 saati askin bir süre devam etmistir. Buna ragmen devlet yetkililerinin bilincli tutumu nedeniyle cok kisa zamanda dagitilabilecek ve sona erdirilebilecek olan bir gösteri,gittikce kalabaliklasmis ve kontrol edilemez hale gelmistir..
2 Temmuz 1993 Cuma
13:30 - Paþa Camii önünde görevli emniyet ekibi (3860 kodlu) tarafýndan, Paþa Camii ve Meydan Camii’nden, Cuma namazýndan çýkan 500-1000 kadar kiþiden oluþan grubun dört koldan Hükümet Konaðý’na doðru ilerlediklerini bildirir.
13:40 - Hükümet Meydaný gerisinde oluþturulan polis barikatýný aþan yaklaþýk 2 bin kiþi, maydanda, “Vali istifa”,”zafer Ýslam’ýn”,”Þeytan Aziz”,” Ýslamiyet’i ezdirmeyeceðiz” vb. sloganlar atarlar.
13:55 - Sayýlarý yaklaþýk 3 bini bulan grup, Osmanpaþa Caddesi ve Buruciye Medresesi civarýnda benzer sloganlarý yinelerler.
14:10 - 3 bin 500 dolaylarýnda gösterici, Kültür Merkezi önüne gelmiþ ve içerdeki karþýt grupla slogan mücadelesi baþlamýþ, çatýþma polis tarafýndan önlenir.
14:40 - Kültür Merkezi’nden ayrýlan grubun sayýsý, 4-5 bini bulmuþtur.
14:45 - Grup, Buriciye Medresesi’ne gelir.
14:50 - Buriciye Medresesi önünden Hükümet Meydaný’na geçen 6 bin dolayýndaki gösterici, ayný sloganlarý tekrarlarlar.
15:00 - Grup, Hükümet Meydaný’ndan Atatürk Caddesi’ne yönelir.
15:10 - Atatürk Caddesi’nden yeniden Hükümet Meydaný’na gelinirken, sayý yaklaþýk 8-9 bini bulmuþtur.
15:30 - Hükümet Meydaný’ndan Ýstasyon Caddesi yoluyla Kültür Merkezi’ne gelen göstericiler, bir gün önce dikilen anýtý kýsmen tahrip etmiþ; Kültür Merkezi içindeki karþýt grupla taþlý sopalý çatýþma, polisçe, fazla büyümeden, zor kullanýlarak önlenir.
15:48 - Valilik tarafýndan görevlendirilen Belediye Baþkaný, Kültür Merkezi önündeki topluluðu sakinleþtirmek için sözde bir konuþma yapar ancak halk daha fazla galeyana gelmistir.
15:55 - Hizini alamayan yaklasik 10 bin kisilik saaldýrgan ve fasist güruh ,Kültür Merkezi’nden Ýstasyon Caddesi yoluyla yeniden Hükümet Meydaný’na ve Madýmak Oteli civarýna gelir ve slogan atmaya devam eder.
18:00 - Madýmak Oteli önünde toplanan yaklaþýk 15 bin göstericiye, Valilik’ten gelen istek üzerine, Belediye Baþkaný ve Büyük Birlik Partisi Ýlçe Baþkaný birer konuþma yapmýþlardýr.
18:30 - Belediye Ýtfaiye araçlarý, Hükümet Meydaný’na gelmiþtir.
19:14 - Kültür Merkezi önündeki heykel, belediye garajýna konulmak amacýyla Meydan’dan geçirilirken, topluluk tarafýndan Madýmak Oteli önüne getirilmiþtir.
19:50 - Madýmak Oteli önündeki araçlar ve heykel ateþe verilmiþtir.
20:00 - Otele yaklaþmak isteyen itfaiye araçlarýna, göstericiler yere yatarak engel olmuþlardýr.
20:05 - Ýtfaiye, otele güçlükle yaklaþabilmiþtir.
20:10 - Yangýn Otele de sýçramýþtýr.
20:20 - Afyon Sokak’tan (arka taraftan) gelen itfaiye, yangýný söndürmeye baþlamýþtýr.
20:40 - Hükümet Meydaný’na gelen göstericiler, Hükümet Konaðý’ný taþlamaya ve slogan atmaya baþlamýþlardýr.
20:50 - Güvenlik kuvvetleri havaya ateþ etmiþ ve göstericiler daðýlmaya baþlamýþtýr.
21:00 - Kalabalýk, küçük gruplar halinde þehrin çeþitli kesimlerine yayýlmýþtýr.
21:40 - Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edilmiþtir.
22:00 - Ýçiþleri Bakaný Valiliðe gelerek, olaylarla ilgili bilgi almýþtýr.
23:00 - Valilikçe ilan edilen ”sokaða çýkma yasaðý” ile birlikte, güvenlik güçleri þehirde tam bir hâkimiyet saðlamýþlardýr.
2 Temmuz günü, Sivas’ýn Madýmak Oteli’nde 37 can yakýlarak katledilir. 51 kiþi de katliamdan, kendi olanaklarýyla, aðýr yaralarla kurtulurlar. Çatýya çýkarak yardým isteyenler arasýnda Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli de vardýr. Ýtfaiyenin merdivenli arabasý otele yaklaþir. Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli merdivenlerden inerlerken, Sivas Belediye Meclisi Üyesi Cafer Erçakmak ile bazý belediye görevlileri tekrar saldýrýya geçerler.Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli, itfaiyenin merdivenlerinden aþaðýya atýlirlar. Baþýndan yaralanan Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli’yi linç edilmekten araya giren polisler kurtarýr. Yaralýlar Polis arabalarýyla Týp Fakültesi Hastanesi`ne götürülür.
Devlet yetkilileri nin tutumu ve katliamin sorumlulari
Polis telsizlerinden duyulan diyaloglar ..
- Taþ atýyorlar, saldýrýyorlar, ne yapalým?
- Anlaþýldý, müdahale etmeyin… (Sivas Emniyet Müdürü Doðukan Öner)
Sivas’ta eli sopalý, taþlý, zincirli onbini aþkýn saldýrgan, insan avýndaydý. Korkunç durum, Baþbakana, Ýçiþleri Bakaný’na defalarca bildirildiði halde herhangi bir yardým gelmedi ve önlem alýnmadý. 37 insan yakýlarak feci þekilde katledildi. Böyle bir ortamda Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel; “Halkla güvenlik güçlerini karþý karþýya getirmeyiniz” diyor, ilgilileri uyarýyordu. Cumhurbaþkanýnýn “halk”tan kastettiði oteli kuþatan saldýrgan kalabalýktý. Gerçi Süleyman Demirel, politik yaþama kazandýrdýðý, “Bana saðcýlar suç iþliyor dedirtemezsiniz” þeklindeki veciz sözü ile tarafýný çoktan açýklamýþtý.
Baþbakan Tansu Çiller ise, “Çok þükür, otel dýþýndaki halkýmýz bir zarar görmemiþtir” diyebiliyordu. Daha sonra TBMM’de yaptýðý bir konuþmada da Van’da yakýlan bir oteli, Sivas’takiyle karýþtýrmýþ ve “Bir vatandaþ, sigortadan para almak için sigortalý oteli yakmýþtýr” demiþtir. Bir baþbakan, ülke sorunlarýna ve toplumsal geliþmelere bu denli duyarsýz olabiliyordu.
Ülkenin iç asayiþinden sorumlu bir yetkilisi, Ýçiþleri Bakaný Mehmet Gazioðlu, otele yapýlan saldýrýyý, “Aziz Nesin’in halkýn inançlarýna karþý bilinen tahrikleri sonucunda halk galeyana gelerek tepki göstermiþtir” þeklinde yorumlayarak saldýrganlarý mazur göstermiþtir.
Dönemin Baþbakan Yardýmcýsý ve SHP Genel Baþkaný olan Erdal Inönü ise katlima karþý üç maymunu oynar.
Dönemin Belediye Baþkaný olarak saldýrganlarýn daha fazla galeyana gelmesine sebep olan açýklamalarý ile katliamda 1.derecede rol oynayan Temel Karamollaoglu, daha sonra TBMM çatýsý altýnda milletvekili olarak görev alýr.
Ahmet Yücetürk: Katliamý seyreden General.Sivas Tugay Komutaný..
Þevket Kazan: DYP-REFAH koalisyonunun bir dönem Adalet Bakaný..Sivas katliamini gerçekleþtiren grubun avukatý..
.
Devlet yetkililerinin açýkça taraf tutmalarý, güvenlik güçlerinin ilk soruþturmasýný da etkilemiþtir. Saldýrý öncesinde, sýrasýnda ve sonrasýnda yeterince önlem alýnmadýðýndan insanlar yakýlmýþ, saldýrgan fasist ve gerici katiller ellerini kolllarýný sallayarak kent dýþýna çýkmýþ ve izlerini kaybettirmiþlerdir. 10-15 bin saldýrgandan ancak 35 kiþi, katliamdan bir gün sonra gözaltýna alýnmýþtýr. Artan toplumsal tepkiler sonucu, gözaltýna alýnanlarýn sayýsý daha sonra 190’a çýkarýldý. Gözaltýna alýnanlar hakkýnda Toplantý ve Gösteri Yürüyüþleri Yasasýna muhalafetten dolayý soruþturma baþlatýlmýþ, fezlekeler bu doðrultuda hazýrlanarak Cumhuriyet Savcýlýðý’na sevkedilmiþlerdir. Soruþturmanýn bu yetersiz çerçevede kalmasý sonucu, 190 kiþiden 124’ü tutuklanmýþ, geri kalanlar serbest býrakýlmýþlardýr.
Bu olaydan sonra Emniyet Müdürü ile Vali hemen görevden alýnýr. Katliam soruþturmasý, Aziz NESÝN’in tahrikleri ekseninde yürütülür. Emniyet tahkikatý bu yöndedir ve Savcýlýk da böyle bir yol tutturmuþtur. Cumhuriyet Savcýlýðý soruþturmasýnda, katliamý planlayan ve baþlatan örgütler üzerinde durmamýþ, saldýrýyi Aziz NESÝN’ýn tahriklerine baðlamýþ ve iddianameyi, Toplantý ve Gösteri Yürüyüþleri Yasasý`na muhalefet temelinde hazýrlamýþtýr. (Sivas Savcýsýnýn hazýrladýðý iddianame: Hazýrlýk 1993/2460, Sivas Asliye Ceza Mahkemesi)
Ankara DGM Savcýlarýnýn 1 Nolu DGM’ye sunduðu iddianamede de, “Sivas’ta Pir Sultan Þenlikleri ve bu þenliklere katýlan, bir konuþma da yapan, Aziz NESÝN gibi dini inkâr etmekten öte, Ýslâm dinini küçültücü, aþaðýlayýcý bir kitabý da neþrettiren, Türk halkýna aptal demekten çekinmeyen kiþilerin davet edilmesi” gibi ifadelere yer verilmiþtir. DGM Savcýlarý da, katliamý planlayanlarý ve baþlatan örgütleri ortaya çýkarmaktan yana olmamýþ ve olaylarý Aziz NESÝN’in tahrikine baðlamýþlardýr. Ankara 1 nolu DGM’ye sunulan iddianamede Sivas Katliamý þöyle anlatýlmaktadýr:
“ÝDDÝANAME: 02. 07. 1993 Cuma günü her yýl olduðu gibi Sivas`in Banaz Köyü’nde yapýlmakta olduðu söylenilen Pir Sultan Abdal Þenlikleri’nin bu yýl Sivas þehrine dikilen Pir Sultan Abdal Abidesi’nin açýlýþý nedeniyle Sivas il merkezinde yapýlmýþ olmasý, toplantýya Ýslam dünyasýnda tepki yaratan Þeytan Ayetleri Kitabý’ný Türkiye’de de yayýnlayan Aziz Nesin’in davet edilmesinin, il içinde olumsuz bir ortamýn doðmasýna neden olduðu gözlenmiþtir. Sivas ilinde yaþayan vatandaþlarýn bu duruma hassasiyetlerini gösterecekleri ve bir büyük olayýn geleceði önceden bilinmesi de bir yana, yasal ve emniyet tedbirlerinin bu tür olaylarý önlemede etkin bir çare olamayacaðý açýktýr...
“Ýslam dünyasýnda tepki yaratan ‘Þeytan Ayetleri’ kitabýnýn Türkiye’de yayýnlanmasýný yürüten ve Türk toplumunda sergilediði hareketleriyle hiç de iyi izlenim býrakmayan Aziz Nesin’in bu merasime (4. Pir Sultan Abdal þenliði) davet edilmesi, geleneksel olarak Pir Sultan Abdal Þenlikleri’nin her yýl Banaz Köyü’nde yapýldýðýný düþünürsek, bu þenliðin Sivas Ýl Merkezi’ne getirilmesi; kamu davasýndaki bu olayý hazýrlamýþtýr.
“Ýþte 02. 07. 1993 gününün Cuma olmasý ve camilerden çýkan halkýn, fanatik dincilerin yönlendirmesiyle, yetkililerce olayýn önlenmesi için yeterli tedbirin alýnmamasý ve geciktirilmesi,
“Ayrýca, fanatik toplulukça þenlikten bir gün önce il merkezinde yayýnlanan gazetelerde açýklamalar yapýlmasý ve halký kýþkýrtan bildiriler daðýtýlmasý;
“Hele hele Aziz Nesin’in Ýslam Dini’ne karþý tutum ve davranýþlarý ve açýklamalarý;
“Kapalý bir salonda düzenlenen toplantýda terör örgütü militanlarý için saygý duruþunda bulunulmasý;
“Eylemin hazýrlayýcý nedenleri arasýnda sayýlabilir.
Sivas ilinde meydana gelen bu vahim olay için de, ‘Bu þenlik neden Ýl Merkezi’nde yapýlmýþtýr, neden Cuma gününe rastlatýlmýþtýr, neden genelde halk tarafýndan hareketleri hiç de hoþ karþýlanmayan Aziz Nesin þenliðe davet edilmiþ, kendisine konuþmalar yapma imkaný tanýnmýþ, neden þenlikle hiç ilgisi olmayan terör örgütü militanlarý için saygý duruþunda bulunulmuþtur?’ sorularý cevapsýz kalmaktadýr.
“Bir yanda ‘Marksist-Leninist’ düzene dayalý devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüðüne yönelik oluþturulan yasa dýþý terör örgütleri, özellikle PKK terör örgütünün; bir yanda fanatik dincilerin laik devlet düzenini cebren ilga edilip, yerine þeriat devlet düzeninin getirilmesine iliþkin;
“... Çalýþmalarý Sivas olayýnda tahrik ve teþvik þeklinde görüntülenerek gövde ve güç gösterisi oluþturulmuþtur. Olaydan bir gün önce sokaða dökülen Marksist-Leninist düzene dayalý, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüðüne yönelik Dev-Sol, Dev-Genç, PKK terör örgütlerinin militanlarýnýn katýlmasýyla Sivas sokaklarýnda yapýlan yürüyüþ ve Aziz NESÝN’in konuþmalarý sergilediði tavrý, bir gün sonra meydana getirilecek olaylarýn tahrikçisi olmuþtur...”
Ankara 1 Nolu DGM de gerekçeli kararýnda (E: 1993/106, K: 1994/190), saldýrýyý ve katliamý Aziz NESÝN’in tahrikine baðlayarak olaylarda bir örgüt aramanýn gereksiz olduðuna karar vermiþ, sanýklarýn cezasýnda da dörtte bir oranýnda indirim uygulamýþtýr.
Oysa saldýrýnýn ve katliamýn örgütlü olarak planlandýðýna dair tanýk ifadeleri ve belgeler bulunmaktadýr. Üstelik bunlarýn tümü mahkemeye sunulmuþtur. Olaylardan iki gün önce kentte, “Müslüman Kamuoyuna” baþlýklý bir bildirinin daðýtýldýðý biliniyordu. Þenliklerin birinci gününün akþamý, “Halkýmýza Çaðrý” baþlýðý taþýyan ikinci bir bildirinin daðýtýldýðý da vurgulanmýþtý. Malatya Valisi, saldýrýdan bir gün önce bir otobüs dolusu Aczmendi militanýnýn Malatya’dan Sivas’a geldiðini, basýna söylemiþtir. Yine daha önce aktardýðýmýz gibi, þenliklerin birinci ve ikinci günleri, Sivas’taki yerel sað basýn organlarý (Hürdoðan, Bizim Sivas, Hakikat, Anadolu, Yeni Ülke vb.) daðýtýlan bildirilerin içeriðine uygun ve tahrik edici yazýlar yayýmlamýþlardýr.
Bu yazýlý kaynaklara ek olarak, TBMM’nin olayla ilgili kurduðu Araþtýrma Komisyonu`na ifade veren çeþitli görevlilerin anlatýmlarýnda da ilginç bilgiler vardir.
Doðukan ÖNER: (Sivas Emniyet Müdürü) : “... Bu Perþembe günü de, Aziz NESÝN Buriciye Medresesine gitmiþ, Buriciye Medresesinde öðleye kadar kitap imzalamýþ, o akþama kadar belirli yerlerde gezmiþ. O akþam çýkýp Madýmak Oteli’ne gitmiþ. Gece saat 21.00’de bir tek siyasi þubemizin korumasýyla birlikte yanýnda 8 kiþi ile Madýmak Oteli’nden çýkmýþlar, Atatürk Caddesinden inmiþ aþaðýya; orada Sarayhan Restorantý var; Sarayhan Restorantýna yaya gitmiþler. Orada içki içtikten sonra da yine yaya olarak ayný ekiple o þekilde gitmiþler. Yani ben þunu arz etmek istiyorum, yani olay bir tek Aziz NESÝN’e yönelik olan bir hadise deðildir.
“... Bu iþte kesin provokasyon vardýr. Bu iþte kesin dýþarýdan gelme birtakým güçler vardýr. Ýlk defa camiye gittiðim zaman o caminin ön tarafýnda belirli birtakým gruplar vardý... Ben o gruplarý Madýmak önünde görmedim...”
Mehmet YILDIZ (Sivas Emniyet Asayiþ Müdürü): “Heykel getirildi, topluluðun önüne atýldý. Atýlýnca gerçekten insanlar artýk çok çýlgýnca hareket ediyorlardý. Diþleriyle dahi ýsýranlarý gördük, kafasýný vuranlarý gördük... Paþa Camisinden anons edilince, diyelim ki 200 kiþi pankart astý. Amerikan Bayraðýný yaktýlar...”
Millet Partisi Ýl Baþkaný: “Paþa Camisinde namaz bitmiþti, bir kýsým imamý beklemeden namaz biter bitmez dýþarýda bir gürültü patýrdý oldu... Amerikan Bayraðýnýn yakýlýþýný bizzat gördüm. Pankartý da cami duvarýnda asýlý olarak gördük.”
Dr. Hüseyin POLAT (Tabiblar Odasý Baþkaný): “Öncelikle bu saldýrý devlete karþý yapýldý. Laik Cumhuriyete ve Atatürk’e karþý yapýldý. Belediye Baþkaný Karamollaoglu, ‘Gazanýz mübarek olsun’ diyerek manevi destek verdi.”
Mehmet TALAY (Kültür Bakanlýðý Sivas Ýl Müdürü): “Aziz NESÝN Sivas’a ilk kez gelmedi. Aziz NESÝN bundan yedi, sekiz ay veya bir sene kadar önce kitap imza gününe gelmiþti. Sonra Aziz NESÝN’in konuþtuðu gün Perþembe günü, olaylar 24 saat sonra çýkýyor. Tepki olarak olsaydý ayný gün tepki olurdu...”
Þakir ÞEKER (ANAP Ýl Baþkaný): ”Caminin içinden insanlar çýkmaya baþladýðý anda, 20 veya 25 kiþilik namazla hiç alakasý olmayan ve namaz kýlmayan bir grup, bahçede namaz kýlan yere gelir ve bunlar bir pankart açarlar, arkasýndan da bir Amerikan Bayraðý ateþe verilir...”
Yine kamu tanýklarýndan Emniyet görevlileri : Ýzzet KARADAÐ, Erol ÇÖL, Refik SUNGUR, Nazým GÜNAYDIN, Orhan Veli KARADAYI, Mehmet ÖZBEK, Ömer Faruk ÜNAL hazýrlýk ifadelerinde ve Mahkemedeki ifadelerinde saldýrýnýn ve katliamýn organizeli olduðunu belirtirler.
Belgelerden ve tanýklarýn anlatýmlarýndan anlaþýldýðý gibi, Sivas katliamý tahrik sonucu deðil, örgütlü ve planlý hazýrlýklarýn sonunda gerçekleþmiþtir.
Davanýn ilk duruþmasý, Ankara 1 No`lu DGM’de 21. 10. 1993 günü yapýldý. Duruþmayý izlemek üzere binlerce kiþi Ankara DGM önüne geldi. Binin üstünde polis Adliyenin geliþ yollarýný çevirmiþti. Saldýrganlarýn yakýnlarýnýn ve avukatlarýnýn dýþýnda kimseyi Adliyeye yaklaþtýrýlmýyorlardý. Sivas’ta katledilenlerin aileleri ve avukatlarý içeri alýnmadýlar. Emniyet güçleri, duruþmayý izlemeye gelenlere ve katledilenlerin yakýnlarýna acýmýsýzca saldýrdýlar. Kadýnlarý saçlarýndan tutarak yerlerde sürüklediler ve copladýlar. Aðza alýnmayacak küfür ve hakaretler yapýldý. Birçok kiþi gözaltýna alýndý.
Ýlk duruþma böyle baþladý. Yakýnlarýný kaybeden aileler ve müdahil avukatlarý sonraki duruþmalara katýlma imkaný buldular. Sanýklar, her duruþmada müdahil avukatlara ve yakýnlarýný kaybeden ailelere sözle ve el hareketleriyle hakarette bulunuyorlardý. Mahkeme heyeti bu tür hareketlere müdahale etmiyordu.
Müdahil avukatlar, katliamla ilgili elde edilmiþ fotoðraflarý, filmleri ve benzeri belgeleri mahkemeye sundular. Mahkemeye sunulan belgelerde saldýrganlar, somut olarak görülüyordu. Ancak mahkeme heyeti avukatlarýn belgelerin incelenmesi istemini kabul etmedi. Daha sonra davanýn geliþimini, tanýklarýn ifadelerini basýndan ve kamuoyundan gizlemek için gizlilik kararý alýndý. Müdahil avukatlar, mahkeme heyetinin tutumunu yanlý görerek reddi hakim isteminde bulundular. Avukatlarýn bu istemi de reddedildi.
Mahkemenin yanlý tutumu karþýsýnda, müdahil avukatlar, yaptýklarý bir açýklamayla duruþmalara katýlmama kararý aldýlar:
Bunca tepki ve uyarýya karþýn, mahkeme heyeti kararýnda direnerek yargýlamayý yürüttü. Gizlilik içinde yürütülen yargýlama 26. 12. 1994’te karara baðlandý. Mahkemenin gerekçeli kararý þöyledir:
“Gerekçeli Karar: ...Sivas olaylarýnýn devlete ve laik düzene yönelik olmadýðý, Aziz NESÝN’in Þeytan Ayetleri kitabýný yayýnlamasýna duyulan öfke, kin ve nefretin oluþturduðu tahrik sonucu ve Aziz NESÝN’e yönelik bir eylem olduðu, kast edilen Aziz NESÝN olmasýna raðmen hedefde sapma sonucu 37 masum insanýn ölümü ile sonuçlanan bu olaylarýn, laik-antilaik veya mezhep çatýþmasý olmadýðý, sadece Ýslam dinince mukaddes sayýlan deðerlerin aþaðýlanmasýna tepki gösterildiði, Aziz NESÝN’in Anadolu’nun herhangi bir vilayetinde da ayný tepkiyi görebileceði, dolayýsýyla þahsa yönelik eylemin bir baþka amaca çekilerek kamplaþma ve kutuplaþma yaratmasýnýn hukuki ve sosyal bir yararý olmadýðý kanaatindeyiz.
“... Olaylarýn müþtekisi Aziz NESÝN’in, Bakanlar Kurulu’nun 24. 08. 1989 tarih ve 1989/14479 sayýlý kararnamesinde, yazarý Salman RÜÞDÝ olan ‘Þeytan Ayetleri’ isimli kitabýn Türkiye’ye sokulmasý ve daðýtýlmasýný yasakladýðý, Türkiye’de bu yasaða raðmen adý geçen kitabý Aydýnlýk Gazetes`inde yayýnladýðý ve bu kitabýn içeriði itibarýyla Müslümanlarýn Peygamberi ve eþlerine karþý tahrik ve tazyif edici ibarelerin bulunmasý sebebiyle tüm Müslüman halký bu yayýndan dolayý haksýz þekilde tahrik ettiði, böylece olaylarýn çýkmasýnýn müsebbibi bulunduðu anlaþýldýðýndan, sanýklara tayin olunan ceza TCK’nun 51/1 maddesi gereðince ¼ nisbetinde indirilecek... hapis cezasýyla ayrý ayrý cezalandýrýlmalarýna...“ (Ankara 1 No`lu DGM’nin Gerekçeli Kararý, Sayfa: 461/465)
Böylece Sivas katliamý davasýnýn 22 sanýðý hakkýnda 15’er yýl, 3 sanýðý hakkýnda 10’ar yýl, 54 sanýðý hakkýnda 3’er yýl, 6 sanýðý hakkýnda 2’þer yýl hapis cezasý, 37 sanýðý hakkýnda da beraat kararý verildi.
DGM’nin kararýnda katliamý gerçekleþtiren faþist (ýrkçý-þeriatçý) örgütlerden söz edilmediði gibi, katliam Cumhuriyete ve laikliðe karþý bir eylem olarak da deðerlendirilmemiþtir. Ama bir suçlu gerekliydi ve o da bulunmuþtu: Aziz NESÝN. Üstelik bu hiç de yeni bir þey deðildi; devletin yetkilileri, siyasi iktidarýn sözcüleri, emniyet yetkilileri ve savcýlar da, Sivas katliamýnýn örgütlü bir hareket olmadýðýný, Aziz NESÝN’in tahrikiyle ortaya çýkmýþ bir tepkinin sonucu olduðunu, olayýn ilk gününde açýklamýþlardý.
Müdahil avukatlar, DGM’nin kararýný taraflý, hukuka ve adalete aykýrý olarak niteleyerek, ayrýntýlý bir savunmayla temyize gittiler. Yargýtay 9. Ceza Dairesi, Esas No: 1996/688, Karar No: 1996/4716 kararýyla, “Katliamýn Cumhuriyete, Laikliðe ve Demokrasiye yönelik olduðunu” belirterek DGM’nin kararýný esastan bozdu.
Davanin görüldügü siralarda artik iktidar degismis DYP-REFAH Koalisyonu`nda Basbakanlik koltuguna Necmettin Erbakan oturmustur.Iste tam bu dönemde gündeme damgasini vuran MGK nin irtica karsiti deklerasyonlari ile 28 subat süreci baslamistir.Bu kez dengeler altüst olmustur.MGK nin verdiði ayarla cark eden “bagimsiz yargi” 3-5 yil hapis cezasi istediði katliam sorumlulari hakkinda DGM `lerde yeniden actigi davalarla ömür boyu hapis cezasi ve idam istemiyle davalar acar.Gercek suclulara dokunulmadan verilen 27 Kasim 1997 tarihli hükme göre 33 saniga idam cezasi verilir. Yapilan degerlendirmelerde bu davanin Istiklal Mahkemeleri sonrasinda,tek bir davada,bu kadar idam cezasinin verildiði ilk dava oldugu vurgusu yapilir.Yargi,MGK kararlarini da göz önünde bulundurarak ,bir yandan islamcilara gözdagi veriyor,bir yandan da gerceklestirilen katliamda devletin rolünü örtbas ediyordu.
Ankara 1 No`lu DGM, Yargýtay’ýn bozma kararýna uyarak yargýlamayý yeniden baþlattý. Karar, 28. 11. 1997’de açýklandý. Mahkemenin Esas No: 1996/84, Karar No: 1996/199 Gerekçeli Kararýnda þu ifadelere yer veriliyordu:
“... 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlilerince yapýlmýþ olan çeþitli uyarýlara raðmen daðýlmayarak Hükümet Konaðýn`ýn önünde bulunan güvenlik görevlilerini kurduðu barikatýn da zorlanýp devlet ve hükümetin il’de temsilcisi olan valiye ‘Þerefsiz vali’, ‘Vali istifa’ þeklinde, yürüyüþler ve toplanmalar sýrasýnda Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykýrý biçimde ‘Þeriat gelecek zulüm bitecek’, ‘Cumhuriyeti burada kurduk, burada yýkacaðýz’, ‘Yaþasýn þeriat, kahrolsun laiklik’, ‘Þeriat isteriz’, ‘Dinsiz laikler’ sloganlarýnýn atýlmasý, bir kýsým iþyeri, mesken ve araçlarýn yakýlmasý ‘Yak yak’ sloganlarý altýnda güvenlik görevlilerinin kurduðu barikatýn cebir kullanýlmak suretiyle açýlýp otelin yakýlmasý suretiyle 35 kiþinin öldürülmüþ ve çok sayýda kiþi ve güvenlik görevlisinin yaralanmýþ bulunmasý ve nihayet Türk Ýnkýlabýnýn temel taþlarýndan birisi olan Sivas Kongresinin imzalandýðý ve sonradan müzeye dönüþtürülmüþ bulunan bina ile önündeki Atatürk Heykelinin tahrip edilmiþ olmasý, olayda kullanýlan cebir, bir kýsým icra hareketlerinin TCK’nin 146. Maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elveriþliðinin ve Aziz NESÝN’in düþünce ve davranýþlarý bahane edilmek suretiyle Anayasal düzenin en önemli ilkelerinden olan Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerinin ortadan kaldýrýlmasýna yönelik bulunduðunu tüm açýklýðý ile ortaya koymaktadýr...” (Gerekçeli Karar, s. 65-67)
DGM’nin kararýnda 33 sanýða idam, diðerlerine de muhtelif aðýr hapis cezalarý verilir.
Mahkemenin kararý taraflarca temyiz edilmiþtir, Yargýtay 9. Ceza Dairesinin, 24. 12. 1998 günü verdiði kararda saniklara verilen hapis cezalarý onaylanýrken, 33 idam cezasý ise bazý usül noksanlýklarý nedeniyle bozulmuþtur. Dava bir kez daha DGM önüne gelmistir.
Bu arada Sivas katillerinden 6`sýnýn Almanya`ya kaçmýþ olmalarý nedeniyle, bir Sivas Davasý da Almanya`da da baþlatildý. Cezalarý onanan sanýklar, bu katliamý gerçekleþtiren kimseler olmakla birlikte; olayýn asýl tertipçileri, perde arkasýndaki karanlýk güçler ve onlarýn devlet baðlantýlarý henüz açýða çýkarilamamýþtýr. Olayýn asil faillerinden Refah Partili Sivas Belediyesi Encümen üyesi Cafer Erçakmak henüz yakalanmamýþtýr. O günün Belediye Baþkaný, bir zamanlarin Milletvekili, Temel Karamollaoðlu yargýlanmamýþtýr.
Son olarak Sivas Katliami hükümlülerinden 57 kisi en son cikarilan Topluma Kazandýrma Yasasi'ndan yararlanmak için basvuru yaparken,bu dava Ankara 1 No'lu DGM'de yeniden görülmeye baslandý...
Kaynaklar:
PSAKD-Arsiv
Gerekçeli Karar (Ankara 1 nolu DGM: 1993/106, Karar No : 1994/190)
Gerekçeli Karar (Ankara 1 nolu DGM: Karar No: 1996/199 )
Sivas Dosyasý (TBMM Araþtýrma Komisyonu Dosyasý)
Bilinmeyen Yönleriyle Sivas Katliamý, Ayyýldýz Yayýnlarý
Sivas Katliamý , Lütfi KALELÝ
Ateþe Semaha Durmak , Ali YILDIRIM
ALINTIDIR
Geschrieben am 21.04.2007 20:13 Uhr
? Auf dieses Thema antworten
? Du bist zurzeit nicht angemeldet. Bitte logge dich ein, um Antworten auf Forenthemen zu verfassen.