?? Foren-bersicht
Ozanlarýmýz,þairlerimiz.aþýklarýmýz
?? Yunus Emre
Dieses Thema hat bisher 69 Aufrufe erhalten.
a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
Yunus Emre
Ben yürürüm yane yane
Aþk boyadý beni kane
Ne akýlem ne divane
Gel gör beni aþk neyledi.
Miskin Yunus biçareyim
Baþtan ayaða yareyim
Dost ilinden avareyim
Gel gör beni aþk neyledi
Yunus Emre (1238 -1320) yýllarý arasýnda yaþadýðý tahmin edilen ve Anadolu da Türkçe þiirin öncüsü olan bir þair ve mutasavvýftýr, yaþamýna iliþkin belgeler sýnýrlýdýr. Medrese eðitimi gördüðü, Arapça ve Farsça bildiði, Ýran ve Yunan mitolojisi ile tasavvuf ve tarihi incelediði sanýlýyor. Vahdet-i vücut (varlýk birliði) öðretisine ulaþan bir tasavvuf yorumunu benimsemiþtir.
Gerçeðe, Tanrý'ya, evrensele, her þeyin özüne varmak için ''Þeriat-tarikat-marifet-hakikat'' olmak üzere dört bilgi düzeyi yöntem ayýrt eder. Tasavvuf felsefesi ve görüþleri daha çok Bektaþilere yakýndýr. Þeyhi Taptuk Emre Sinan Ata'nýn ardýlýdýr, Hacý Bektaþ Veli'ye baðlýdýr. Bir divaný vardýr Risaletü'n Nushiye adlý 573 beyitlik þiiri ile þeriat kurallarýnýn üstüne çýkar. Baþlangýçtaki düz yazý metinde aklýn ve insanýn çeþitlerini anlatýr. Þiirlerini Oðuz lehçesiyle ve çaðýnýn konuþma diliyle yazmýþtýr. Yaþamý, þiirleri, felsefesi üzerine çeþitli araþtýrmalar yapýlmýþtýr. Yunus Ernre üzerine Fuat Köprülü, Burhan Toprak, Abdülbaki Gölpýnarlý, Sabahattin Eyüboðlu, Asým Bezirci, F. Kadri Timurtaþ, Ahmet Kabaklý, Müjgan Cumbur, Abdurrahman Güzel, Mehmet Bayraktar ve Nezihe Araz gibi çeþitli araþtýrmacý yazarlar inceleme yapmýþlardýr.
Yunus Emre? Nereli? Nerede doðmuþ, nerde ölmüþ, nasýl yaþamýþ? Kime baðlý, Ne gören var, ne bilen, Hepsi karanlýkta. Yunus'un deyiþiyle görenler, bilenler de, ne söylerler, ne bir haber verirler. Ama onlarca mezarý var, üstlerinde adý var, içlerinde kendi yok; Onlarca kitabý var, içlerinde adý var, kendinin kitabý yok. Ama o halkýn, insanlarýn gözdesi, soluðu, sesi, Anadoluyu insanlýðý sarmýþ, kendi köyündeyse izinin tozu bile kalmamýþ; sözü alýnmýþ, satýlmýþ, divanlara birlikte katýlmýþ; O güzel insan kim bilir hangi gurbet köþesinde daðarcýðýndaki þiiriyle birlikte ölmüþ, topraða katýlmýþ belki ölümü üç günden sonra bile duyulmamýþ, ölüsü soðuk suyla yuyulmamýþtýr. Belki tersi olmuþ. Bilen yok. Gören yok. Ama o varacaðý yere ulaþmýþ.
Ama halkýmýz bu insanlarý kendi çocuklarý olarak benimsemiþ, kiþiliklerini, özünü, sözlerini kendi malý sayýp dilediði gibi evirmiþ çevirmiþtir. O ve halkýn nerede söylediðini bilmek imkansýz belki de gereksiz artýk. "Anadolu da binlerce aðýzdan söylenmiþ ve söylenen bir Yunus korosu var'' ''En eski yazmalarda yok diye halkýn ezberinde yaþayan, ister istemez yontulan, dil deðiþtiren þiirleri Yunus'un saymamak hiç de bilimsel bir davranýþ deðildir'' En eski yazmalar Yunus'un ölümünden çok sonra derlenmiþ, bu yazmalara Yunus'un diline, tutumuna, düþüncesine düpedüz aykýrý þiirler de alýnmýþ. Yeni belgeler arana dursun, biz Yunus'u anarken yazmalar kadar sözlü halk geleneðine de saygýlý olmayý daha doðru buluyoruz. (S. Eyüboðlu, Yunus Emre sh: 20)
Söylencelerdeki Yunus Emre
Yunus üstüne bütün bildiklerimiz halkýn masallaþtýrdýðý gerçeklere dayanýyor. Ancak masallar gerçeði deðiþtiriyor da tarih kitaplarý deðiþtirmiyor mu? Yeni tarihçiler eski zaman gerçeklerini ararken söylenceleri, mitleri hiç de yabana atmýyor, tersine asýl gerçeðin çok kez onlarda gizli olduðunu ileri sürüyor.
Söylencelere, Hacý Bektaþ Veli Velayetnamesine göre Yunus Emre bir orta Anadolu köylüsü, Sakarya kýyýlarýnda, Sivrihisar'ýn Sarý köy'ünde oturur. ''Taþtan topraktan ekmeðini çýkaran, yaðmur yaðmayýnca aç kalan bir Anadolu köylüsü, bütün devletlerin soymaya alýþýk olduðu bir Anadolu köylüsü. Yaðmur yaðmaz, ekin olmaz. Yunus günün birinde tohumsuz kalýr. Tohumsuz kalan Yunus Emre eþeðine daðdan alýç, ahlat, meyve yükler, buna karþýlýk biraz tohumluk buðday aramaya çýkar. Duyduðunun izini sürer iþte ilk durduðu yerlerden biri de Hacý Bektaþ Tekkesidir. Anadolu'nun gerçek fatihleri Anadolu köylüsünün yaný baþýnda, yakýnýnda oturmayý kabul etmiþ olanlardýr. Bu söylence bize on üçüncü ve on dördüncü yüzyýllarda Bektaþiliðin yaygýn olduðunu gösterir. Yunus, tekkeden alýçlarýna karþýlýk buðday ister. Hacý Bektaþ Veli kendisine: Buðday yerine nefes versek olmaz mý diye sorar. Yunus illede buðday der. Hacý Bektaþ Veli her alýça karþýlýk bir nefes verelim der. Yunus olmaz der. Her çekirdek baþýna on nefese kadar çýkar, Hacý Bektaþ. Yunus ille buðday diye dayatýr. Bunun üzerine Hacý Bektaþ fakir Yunus'a götürebileceði kadar buðday verdirir. Sevine sevine yola çýkan Yunus'u yolda bir düþüncedir alýr ''Bu insan büyük insan olmasa bana buðday vermezdi. Bir çuval buðday böyle bir insandan daha mý deðerli diye düþünür, çiylik ettiðini anlar döner geriye. Alýn buðdayý geri, ben nefes istiyorum der. Ama Hacý Bektaþ ona nasibin Taptuk Emrece verileceðini, onun tek kesine gitmesini söyler, ''senin "kilidini ona verdik'' der.
Taptuk Emre mi? Onu da söylencelerde arayalým. Hacý Bektaþ'ýn Anadoluya gelmesi bir güvercin kýlýðýndadýr. Bunu haber alan ve gelmesini istemeyen Abdalan-ý Rum birer kartal olup onun yolunu keserler. Kutsal güvercin Anadolu göklerini kara kartal kanatlarýyla kaplý bulur. "Yarar geçer kanatlarý ama bir hayli de pençe yer. Kan revan içinde yedi evli bir çepni köyüne, bugünkü Hacý Bektaþ Ýlçesine iner, bir duvarýn üstüne konar. Fakir bir köylü kadýn görür yaralý güvercini, acýr haline, yiyecek içecek kor duvarýn üstüne. Bu masal Bektaþiliðin köylerde yayýldýðýný ve kadýnlarýn bu tarikatte rolü ve önemi olduðunu anlatýp ip uçlarý veriyor. Anadolunun en eski ve en büyük tanrýlarýnýn kadýn olduðu unutulmamalý.
Hacý Bektaþ zamanla bütün Rum erenlerinden saygý ve sevgi görür, ama Emre adýnda bir ermiþ Hacý Bektaþ'ýn semtine bile uðramaz. Hacý Bektaþ ona Saru Ýsmail'i derviþini yollar, tekkesine gelmesini saðlar. Gelince ona erenler arasýna nasýl girdiðini sorar, o da perde arasýndan bir el uzandý, beni erenler arasýna aldý ama ben orada Hacý Bektaþ adýnda birini görmedim. Bunun üzerine Hacý Bektaþ perde aralýðýndan sana uzanan eli görsen tanýr mýsýn? Tanýrým der Emre: Ayasýnda bir yeþil ben vardý. O zaman Hacý Bektaþ sað elini açar, uzatýr. Avucunun içindeki yeþil beni gören Emre yeþil beni görür görmez: Taptuk! Taptuk! diye baðýrýr, adý o günden sonra Taptuk, kendiside Hacý Bektaþ'ýn yandaþý ve sözcülerinden biri olur. Bu söylence bize Yunus'u kendine baðlayan Taptuk Emre'nin HacýBektaþ'ýn yolundan, çevresinden ayrý, belki de yeni müslüman olmuþ biri olduðunu, ona baðlandýðýný gösterir. Saru Saltuk, Taptuk, Barak Baba... silsilesini izler.
Taptuk Baba Yunus'un þiirlerinde inançla sevilen, yoluna baþ konulan bir mürþit olarak karþýmýza çýkar:
Taptuðun tapusuna
Kul olduk kapýsýna
Yunus miskin çið idik
Piþtik elhamdülillah
...
Vardýðýmýz illere
Þol safa gönüllere
Baba Taptuk manisin
Saçtuk elhamdülillah
...
Yunus bir doðan idi kondu Taptuk koluna
Avýn þikira geldi bu yuva kuþu deðil.
...
Yine esridi Yunus Taptuk yüzün görende
Baktýðým yüzde gördüm Taptuðumun nurunu.
Bize kadir gecesidir bu gice
Ko erte olmasýn seher gerekmez
Yunus esrüyüben düþtü sokakta
Çaðýnr Taptuðunu ar gerekmez
Söylencemizde Hacý Bektaþ Yunus'u Taptuk'un tekkesine göndermiþ. Yunus gidip Taptuk'a baþ vurur. Ýlk Bektaþi tekkeleri bir çeþit uygulamalý okul idi. Her derviþ bir iþ görür. Kimi toprakta, kimi iþlikte çalýþýr, kimi duvar örer, kimi aþ piþirir: Yunus'a da odun taþýma iþi verirler. Kýrk yýl sýrtýnda odun taþýr, tekkesinin ocaðýna, özene bezene. Her getirdiði odun dop-doðru dümdüzdür. Soranlara: Tekkeye odunun bile eðrisi giremez der.
Bir baþka söylenceye göre Taptuk güzel saz çalarmýþ ve Yunus ona sazý için baðlanmýþ. Yunus uzun süre tekkeye hizmet etmiþ, sonunda býkmýþ ve kaçmýþ. Yolda erenlerden yedi kiþiye rastlamýþ, yoldaþ olmuþlar. Her akþam erenlerden biri içinden geçirdiði bir ermiþ adýna Tanrýya dua ediyor hemen bir sofra geliyormuþ ortaya. Sýra Yunus'a geldiði akþam o da: Yarabbi, demiþ, bunlar hangi kulun adýna dua ettilerse ben de onun adýna yal varýyorum sana, utandýrma beni demiþ. O akþam iki sofra birden gelmiþ. Erenler þaþýrýp kimin adýna dua ettiðini sormuþlar. Yunus önce siz söyleyin demiþ. Erenlerde Taptuk'un derviþlerinden Yunus diye biri var, onun adýna demiþler. Yunus bunu duyar duymaz hiç bir þey söylemeden tekkeye geri döner ve anabacýya þeyhin karýsýna sýðýnýr. Söylence bize burada tekkede kadýnýn rolünü yerini ve önemini anlatýr. Anabacý der ki: Yarýn sabah tekkenin eþiðine yat. Taptuk abdest almak için dýþarý çýkarken ayaðý sana takýlýr .Gözleri iyi görmediði için bana: Kim bu eþikte yatan? diye sorar ben de Yunus, derim. Hangi Yunus derse çekil git, baþka bir tekke ara kendine, baþýnýn çaresine bak. Ama bizim Yunus mu? derse anla ki gönlünden çýkarmamýþ, hala seviyor seni. O zaman kapan ayaklarýna, baðýþla suçumu de. Yunus Anabacýnýn dediðini yapar, kapýnýn eþiðine yatar, ertesi sabah olan olur Taptuk: Kim bu adam? diye sorunca Yunus, der anabacý, Taptuk "bizim Yunus mu? diye sorunca Yunus ayaðýna kapanýr sevincinden aðlar.
Ýki insan arasýndaki baðlýlýðý, ayrýlýp kavuþmanýn tadýný, güveni bu kadar güzel anlatabilen söylence azdýr dünyada. Ýnsanlýk bu "bizim" sözünün içindedir. Bir ülkü uðruna canlarýný koyanlarýn hepsinin yaþadýklarý bir insanlýk dramýdýr bu. Anlamayan beri gelsün. Ýþte dup duru bir su gibi Yunus'un sevgisidir bu. ( S. Eyüboðlu ).
Yunus yeniden tekkeye girer. Bir baþka söylentiye göre Yunus Taptuk'un kýzýný sevdiði için döner tekkeye. Taptuk bilir Yunus'un bunun için dönmediðini. Ama derviþlerinin böyle bir dedikoduya kulak vermeleri karþýsýnda ne yapsýn? Kýzýný versin mi, vermesin mi Yunus'a? Taptuk, derviþlerini yalancý çýkarmamak için kýzýný Yunus'a verir. Ama yine söylenceye göre Yunus ömrünün sonuna dek bu güzel kýza dokunmuyor. Gerçek böyle deðil ama halk böyle olmasýný istiyor. Halk Yunus'a þehvet duygusunu konduramýyor. Þehvetin onu lekelemesini özüne sindiremiyor.
Yunus'un ozanlýða baþlamasýnýn öyküsü de þöyle: Yunus yýllar yýlý tekkeye aðýzsýz dilsiz hizmet eder. Günlerden bir gün Taptuk'un sofrasýnda bir güzel muhabbet olur. Taptuk sevinçli coþkuludur. O gün Yunus-ý Guyende adýnda bir ozana: Bize bir þeyler söyle der. O ozanýn dili tutulur o gün, hiç bir þey bulup söyleyemez. Bunun üzerine Taptuk oduncu Yunus'a dönüp: Haydi sen söyle der. Ve Yunus birden baþlar içinde birikenleri söylemeye, esip savurmaya. Ýncileri dökmeye baþlar.
Burhan Toprak'ýn deyimiyle ''Yunus Emre'nin bu altýn destaný bize kendisi kadar, Anadolu halkýnýnda yüreðini ve özlemini anlatýr. Halk Yunus için Mevlana'ya << Manevi konaklarýn hangisinin önüne vardýysam bir Türkmen kocasýnýn izini buldum, onu geçemedim. >> dedirtmiþtir.
Bir buluþmalarýnda Yunus, Mevlana'ya: Mesnevi'yi çok uzun yazmýþsýn, ben olsam þu söze sýðdýrýrdým hepsini:
''Ete kemiðe büründüm, Yunus diye göründüm'' der.
Yunus þiirinde Mevlana'yý sevgi ve saygýyla anar:
Mevlana meclisinde saz ile iþaret oldu
ve:
Mevlana Hüdavendigar bize nazar kýlalý
Onun görklü nazan gönlümüz aynasýdýr.
der. Mevlana þiir ve yapýtlarýnýn hepsini Farsça yazmýþtý. yine halktan yana düþünüyor, halka sesleniyordu. Bunu çok iyi bilen oðlu Sultan Veled babasýnýn düþüncelerini Türkçeye aktarýr. Hacý Bektaþ ocaðý ve Yunus, tasavvufu, o çaðýn en yüksek kültürünü Anadolu halkýnýn Türkçesiyle söylemiþtir. Onlar çaðdaþ dilimizin, kültürümüzün gerçek öncüleridir. Kimliðimizi yaratanlardýr. Onlar özümüzü hamurumuzu yoðuranlardýr. Bizi biz edenlerdir .
S. Eyüboðlunun deyiþiyle ''Ama Yunus'un ve halkýn soluðu Kaygusuz'lar, Pir Sultanlar, Karacaoðlan'lar, Aþýk Veysel'lerle için için bu güne dek gelmiþ ve ancak bu günün halkçý Türk devletinde Anadolu Türkçesini en aydýn þairlerimize devretmiþlerdir.''
Elif okuduk ötürü
Pazar eyledik götürü
yaratýlaný hoþ gör
Yaradandan ötürü
deyip okulu býrakmýþ. Halk, halktan uzaklaþan kültüre karþý her zaman direnmiþtir. Konumuz Yunus Emre'nin okur yazar olup olmadýðý deðil ''Bilginlerimiz, baþta Gölpýnarlý olmak üzere Yunus'un ümmiliði, yani okur yazar olmadýðý inancýný gülünç buluyorlar. Ancak Yunus'tan kalmýþ bir tek yazýlý söz olmamasý bir yana, Anadolu'da sözlü kültür bu gün bile bir Aþýk Veysel'i yetiþtirecek güçtedir;'' Bektaþi tekkeleri tasavvufun en ince kavramlarýný bile sözle geceli gündüzlü aylarca, yüzyýllarca Ýnsanlarýn beyinlerine, yüreklerine hep aktarmýþ, ekmiþ oya gibi iþlemiþtir.
Okur yazar olsun olmasm, Yunus Emre halkm sözlü kültürünün adamýdýr, kendi çaðýnýn en ileri düþünüþünü halkýna kendi öz diliyle ulaþtýrmýþtýr. Yunus aynca çaðm okur yazarlanna, molJalanna karþý savaþ açmýþ gerçek bir kültür taþýyýcýsýdýr. Þiir ustasýdýr, gönül adamýdýr, sevgi denizidir.
Ýþte söylencesi:
Yunus'un yaþadýðý yýllarda Molla Kasým diye biri varmýþ. Bu Molla Kasým'a Yunus'un þiirlerini yazýlý olarak getirmiþler. Baþlamýþ okumaya. Her okuduðu þiiri dine, þeriata aykýrý bularak yakýyormuþ. Binlercesini yaktýktan sonra üst tarafýný da suya atmaya baþlamýþ. Þiirleri yakmýþ suya atmýþ, atmýþ, atmýþ derken bir þiirde, Yunus:
Yunus Emre bu sözü eðri büðrü söyleme
Seni sigaya çeken bir Molla Kasým gelir.
demiþ, demiþ ya Molla Kasým bunu görür görmez Yunus'a boyun eðmiþ ve yakmadýðý suya atmadýðý þiirleri bir hazine gibi saklamýþ. Söylenceye göre bunun için þiirlerinden binlercesini göklerde melekler, binlercesini denizlerdeki balýklar, kalan binlercesini de.insanlar söylermiþ. Yunus'un hak ve halk þairi olduðunu anlatmak bakýmýndan tarihçilerden daha bilimsel, daha ileri bir düþünüþle yüklüdür bu. Rahmetli Sabahattin Eyüboðlu bu davranýþlarla söylencenin: Birisi Yunus Emre'yi halkýn Molla Kasým'la karþý karþýya getirdiðini, ikincisi de bu beyite þair adýnýn ancak birinci dizede olmasý gereði, tabiiliðini vurguladýðýný belirtmektedir. Aslýnda bu þiiri Yunus deðil, halk söylemiþtir. gelin bu þiiri birlikte okuyalým:
Ben derviþim diyene bir ün edesim gelir Seðirdüben sesine vurup yetesim gelir.
...
Sýrat kýldan incedir kýlýçtan keskincedir
Varup onun üstünde evler kurasým gelir
...
Altýnda gayya vardýr içi nar ile pürdür
Varuban ol gölgede biraz yatasým gelir
Eserlerinden bazýlarý:
1
Biz kimseye kin tutmayýz
Aðyar dahi dosttur bize
Kanda ýssýzlýk var ise
Mahalle-vü þardýr bize
Adýmýz miskindir bizim
Düþmanýmýz kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayýz
Kamu alem birdir bize
Vatan bize cennetdürür
Yoldaþýmýz Hak'dürür
Haktan yana yönilecek
Baþka yollar dardýr bize
Dünya bir avrattýr karý
Yoldan iltir niceleri
Sürün gitsin öyleleri
Onu sevmek ardýr bize
Yunus aydur Allah deriz
Allah ile kapýlmýþýz
Dergahýna yüz tutuban
Hemen bir ikrardýr bize
2
Daðlar ile taþlar ile
Çaðýrayým Mevlam seni
Seherlerde kuþlar ile
Çaðýrayým Mevlam seni
Su dibinde mahi ile
Sahralarda ahü ile
Abdal olup yahu ile
Çaðýrayým Mevlam seni
Gökyüzünde Ýsa ile
Tur daðýnda Musa ile
Elimdeki asa ile
Derdi öküþ eyyüb ile
Çaðýrayým Mevlam seni
Gözü yaþlý Yakub ile
Ol Muhammed mahbub ile
Çaðýrayým Mevlam seni
Bilmiþim dünya halini
Terk ettim kýyl ü kalini
Baþ açýk ayak yalýný
Çaðýrayým Mevlam seni
Yunus okur diller ile
Ol kumru bülbüller ile
Hakký seven kullar ile
Çaðýrayým Mevlam seni
3
Bir kez gönül yýktýnýsa
Bu kýldýðýn namaz deðil
Yetmiþ iki millet dahi
Elin yüzün yumaz deðil
Bir gönülü yaptýn ise
Er eteðin tuttun ise
Bir kez hayýr ettin ise
Binde bir ise az deðil
Yol odur ki doðru vara
Göz odur ki Hak'ký göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz deðil
Erden sana nazar ola
Ýçin dýþýn pür nur ola
Beli kurtulmuþtan ola
Þol kiþi kim gammaz deðil
Yunus bu sözleri çatar
Sanki balý yaða katar
Halka matahlarýn satar
Yükü gevherdir tuz deðil
4
Dolap niçin inilersin
Derdim vardýr inilerim
Ben Mevlaya aþýk oldum
Anýn için inilerim
Benim adým dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiþ Çalap
Derdim vardýr inilerim
Beni bir daðda buldular
Kolum kanadým yoldular
Dolaba ýayýk gördüler
Derdim var inilerim
Ben bir daðýn aðacýyým
Ne tatlýyým ne acýyým
Ben mevlaya duacýyým
Derdim vardýr inilerim
Daðdan kestiler hezenim
Bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozaným
Derdim var inilerim
Dülgerler her yaným yondu
Her azam yerine kondu
Bu iniltim Haktan geldi
Derdim vardýr inilerim
Suyum alçaktan çekerim
Dönüp yükseðe dökerim
Görün ben neler çekerim
Derdim vardýr inilerim
Yunus bunda gelen gülmez
Kiþi muradýna ermez
Bu fanide kimse kalmaz
Derdim var inilerim
5
Ýlim ilim bilmektir
Ýlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktýr
Okumaktan murat ne
Kiþi Hak'ký bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru emektir
Okudum bildim deme
Çok taat kýldým deme
Eðer Hak bilmez isen
Abes yere yelmektir
Dört kitabýn ma'nisi
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktýr
Yiðirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Ma'nisi ne demektir
Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir
6
Acep þu yerde var mola
Þöyle garip bencileyin
Baðrý baþlý gözü yaþlý
Þöyle garip bencileyin
Gezerim Rum'ýla Þam'ý
Yukarý illeri kamu
Çok istedim bulamadým
Þöyle garip bencileyin
Kimseler garip olmasýn
Hasret oduna yanmasýn
Hocam kimseler kalmasýn
Þöyle garip bencileyin
Söyler dilim aðlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meðer ki gökte yýldýzým
Þöyle garip bencileyin
Nice bu derd ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meðer ki sinimde bulam
Þöyle garip bencileyin
Bir garip ölmüþ diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soðuk su ile yuyalar
Þöyle garip bencileyin
Hey Emre'm Yunus biçare
Bulunmaz derdime çare
Var imdi gez þardan þara
Þöyle garip bencileyin
7
Bana namaz kýlmaz diyen
Ben kýlarým namazýmý
Kýlarýsam kýlmazýsam
Ol Hak bilir niyazýmý
Hak'tan ayrý kimse bilmez
Kafir müselman kimdürür
Ben kýlarým namazýmý
Hak geçirdiyse nazýmý
Ol nazý dergahtan geçer
Ma'ni þarabýndan içer
Hicabsýz can gözüm açar
Kendisi siler gözümü
Gizli sözü þerheyleyip
Türlü nükteler söyleyip
Deðme arif þerhetmeye
Bu benim gizli razýmý
Sözüm ma'nisine erin
Bi-niþandan haber verin
Dertli aþýklara sorun
Bu benim dertli sözümü
Dost isteyen gelsin bana
Göstereyim dostu ona
Budur sözüm önden sona
Ben bilirim kendözümü
Yunus þimdi söyle sözün
Münkir ister istemesin
Piþir kurtar kendi özün
Arifler tatsýn tuzunu
8
Ben yürürüm yane yane
Aþk boyadý beni kane
Ne akýlem ne divane
Gel gör beni aþk neyledi
Gah eserim yeller gibi
Gah tozarým yollar gibi
Gah akanm seller gibi
Gel gör beni aþk neyledi
Akar sulayýn çaðlarým
Dertli ciðerim daðlarým
Þeyhim anuban aðlarým
Gel gör beni aþk neyledi
Ya elim al kaldýr beni
Ya vaslýna erdir beni
Çok aðlattýn güldür beni
Gel gör beni aþk neyledi
Ben yürürüm ilden ile
Þeyh anarým dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aþk neyledi
Mecnun oluban yürürüm
O yari düþte görürüm
Uyanýp melfil olurum
Gel gör beni aþk neyledi
Miskin Yunus biçareyim
Baþtan ayaða yareyim
Dost ilinden avareyim
Gel gör beni aþk neyledi
9
Mansur idim ol zamanda
Onun için geldim bunda
Külümü göðe savurup
Ben enel Hak oldum ahi
Ne ola yanam daðýlam
Ne dara çýkam boðulam
Ýþim bitince yürüyem
Teferrüçe geldim ahi
Mümin oldum yoksul iken
Benim oldu kevn ü mekan
Þarka vü garba ser-teser
Yere göðe doldum ahi
Suret topraktýr diyeni
Gönlüm kabul etmez aný
Bu topraðýn cevherini
Hazrete irdürdüm ahi
Nitekim ben beni buldum
Bu oldu kim Hak'ký gördüm
Korkum onu buluncaydý
Korkudan kurtuldum ahi
Yunus kim öldürür seni
Veren alýr gene caný
Bu canlara hükmedeni
Kim idüðün bildim ahi
10
Aþkýn aldý benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarým dünü günü
Bana seni gerek seni
Ne varlýða sevinirim
Ne yokluða yerinirim
Aþkýn ile avunurum
Bana seni gerek seni
Aþkýn aþýklar öldürür
Aþk denizine daldýrýr
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni
Aþkýn þarabýndan içem
Mecnun olup daða düþem
Sensin gün be gün endiþem
Bana seni gerek seni
Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek senÝ
Eðer beni öldüreler
Külüm göðe savuralar
Topraðým anda çaðýra
Bana seni gerek seni
Yunus'dürür benim adým
Gün geçtikçe artar odum
Ýki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni
11
Þol Cennetin ýrmaklarý
Akar Allah deyu deyu
Çýkmýþ Ýslam bülbülleri
Öter Allah deyu deyu
Salýnýr Tüba dallarý
Kur'an okur hem dilleri
Cennet baðýnýn gülleri
Kokar Allah deyu deyu
Kimi yiyip kimi içer
Hep melekler rahmet saçar
Ýdris nebi hulle biçer
Diker Allah deyu deyu
Altýndandýr direkleri
Gümüþtendir yapraklarý
Uzandýkça budaklarý
Biter Allah deyu deyu
Aydan arýdýr yüzleri
Misk-ü amberdir sözleri
Cennet'te huri kýzlarý
Gezer Allah deyu deyu
Hakka aþýk olan kiþi
Akar gözlerinin yaþý
Pür nur olur içi dýþý
Söyler Allah deyu deyu
Ne dilersen Hak'tan dile
Kýlavuzla gir bu yola
Bülbül aþýk olmuþ güle
Öter Allah deyu deyu
Açýldý gökler kapýsý
Rahmetle dolu hepisi
Sekiz Cennet'in kapýsý
Açar Allah deyu deyu
Rýdvan-dürür kapý açan
Ýdris-dürür hulle biçen
Kevser þarabýný içen
Kanar Allah deyu deyu
Miskin Yunus var dostuna
Koma bu günü yarýna
Yarýn Hakk'ýn divanýna
Varam Allah deyu deyu
12
Ali almýþ sancaðýný eline
Çekilip giderler mahþer yerine
Hasan'ý Hüseyn'i almýþ yanýna
Ah ümmetim deyu aðlar Muhammed
Kýyamet kopýcak canlar uyanýr
Kamil derviþ mürþidine dayanýr
Yüzün yere koymuþ Hak'ka yalvarýr
Ah ümmetim deyu aðlar Muhammed
Üryan olmuþ yatar o zayýf tenler
Sararmýþ benizler söylemez diller
Mahþer yerine cem olmuþ erenler
Ah ümmetim deyu aðlar Muhammed
Yunus eder gelin kadrin bilelim
Fýrsat elde iken tevhid edelim
Ruhu için salavat getirelim
Ah ümmetim deyu aðlar Muhammed
ALINTIDIR
Ben yürürüm yane yane
Aþk boyadý beni kane
Ne akýlem ne divane
Gel gör beni aþk neyledi.
Miskin Yunus biçareyim
Baþtan ayaða yareyim
Dost ilinden avareyim
Gel gör beni aþk neyledi
Yunus Emre (1238 -1320) yýllarý arasýnda yaþadýðý tahmin edilen ve Anadolu da Türkçe þiirin öncüsü olan bir þair ve mutasavvýftýr, yaþamýna iliþkin belgeler sýnýrlýdýr. Medrese eðitimi gördüðü, Arapça ve Farsça bildiði, Ýran ve Yunan mitolojisi ile tasavvuf ve tarihi incelediði sanýlýyor. Vahdet-i vücut (varlýk birliði) öðretisine ulaþan bir tasavvuf yorumunu benimsemiþtir.
Gerçeðe, Tanrý'ya, evrensele, her þeyin özüne varmak için ''Þeriat-tarikat-marifet-hakikat'' olmak üzere dört bilgi düzeyi yöntem ayýrt eder. Tasavvuf felsefesi ve görüþleri daha çok Bektaþilere yakýndýr. Þeyhi Taptuk Emre Sinan Ata'nýn ardýlýdýr, Hacý Bektaþ Veli'ye baðlýdýr. Bir divaný vardýr Risaletü'n Nushiye adlý 573 beyitlik þiiri ile þeriat kurallarýnýn üstüne çýkar. Baþlangýçtaki düz yazý metinde aklýn ve insanýn çeþitlerini anlatýr. Þiirlerini Oðuz lehçesiyle ve çaðýnýn konuþma diliyle yazmýþtýr. Yaþamý, þiirleri, felsefesi üzerine çeþitli araþtýrmalar yapýlmýþtýr. Yunus Ernre üzerine Fuat Köprülü, Burhan Toprak, Abdülbaki Gölpýnarlý, Sabahattin Eyüboðlu, Asým Bezirci, F. Kadri Timurtaþ, Ahmet Kabaklý, Müjgan Cumbur, Abdurrahman Güzel, Mehmet Bayraktar ve Nezihe Araz gibi çeþitli araþtýrmacý yazarlar inceleme yapmýþlardýr.
Yunus Emre? Nereli? Nerede doðmuþ, nerde ölmüþ, nasýl yaþamýþ? Kime baðlý, Ne gören var, ne bilen, Hepsi karanlýkta. Yunus'un deyiþiyle görenler, bilenler de, ne söylerler, ne bir haber verirler. Ama onlarca mezarý var, üstlerinde adý var, içlerinde kendi yok; Onlarca kitabý var, içlerinde adý var, kendinin kitabý yok. Ama o halkýn, insanlarýn gözdesi, soluðu, sesi, Anadoluyu insanlýðý sarmýþ, kendi köyündeyse izinin tozu bile kalmamýþ; sözü alýnmýþ, satýlmýþ, divanlara birlikte katýlmýþ; O güzel insan kim bilir hangi gurbet köþesinde daðarcýðýndaki þiiriyle birlikte ölmüþ, topraða katýlmýþ belki ölümü üç günden sonra bile duyulmamýþ, ölüsü soðuk suyla yuyulmamýþtýr. Belki tersi olmuþ. Bilen yok. Gören yok. Ama o varacaðý yere ulaþmýþ.
Ama halkýmýz bu insanlarý kendi çocuklarý olarak benimsemiþ, kiþiliklerini, özünü, sözlerini kendi malý sayýp dilediði gibi evirmiþ çevirmiþtir. O ve halkýn nerede söylediðini bilmek imkansýz belki de gereksiz artýk. "Anadolu da binlerce aðýzdan söylenmiþ ve söylenen bir Yunus korosu var'' ''En eski yazmalarda yok diye halkýn ezberinde yaþayan, ister istemez yontulan, dil deðiþtiren þiirleri Yunus'un saymamak hiç de bilimsel bir davranýþ deðildir'' En eski yazmalar Yunus'un ölümünden çok sonra derlenmiþ, bu yazmalara Yunus'un diline, tutumuna, düþüncesine düpedüz aykýrý þiirler de alýnmýþ. Yeni belgeler arana dursun, biz Yunus'u anarken yazmalar kadar sözlü halk geleneðine de saygýlý olmayý daha doðru buluyoruz. (S. Eyüboðlu, Yunus Emre sh: 20)
Söylencelerdeki Yunus Emre
Yunus üstüne bütün bildiklerimiz halkýn masallaþtýrdýðý gerçeklere dayanýyor. Ancak masallar gerçeði deðiþtiriyor da tarih kitaplarý deðiþtirmiyor mu? Yeni tarihçiler eski zaman gerçeklerini ararken söylenceleri, mitleri hiç de yabana atmýyor, tersine asýl gerçeðin çok kez onlarda gizli olduðunu ileri sürüyor.
Söylencelere, Hacý Bektaþ Veli Velayetnamesine göre Yunus Emre bir orta Anadolu köylüsü, Sakarya kýyýlarýnda, Sivrihisar'ýn Sarý köy'ünde oturur. ''Taþtan topraktan ekmeðini çýkaran, yaðmur yaðmayýnca aç kalan bir Anadolu köylüsü, bütün devletlerin soymaya alýþýk olduðu bir Anadolu köylüsü. Yaðmur yaðmaz, ekin olmaz. Yunus günün birinde tohumsuz kalýr. Tohumsuz kalan Yunus Emre eþeðine daðdan alýç, ahlat, meyve yükler, buna karþýlýk biraz tohumluk buðday aramaya çýkar. Duyduðunun izini sürer iþte ilk durduðu yerlerden biri de Hacý Bektaþ Tekkesidir. Anadolu'nun gerçek fatihleri Anadolu köylüsünün yaný baþýnda, yakýnýnda oturmayý kabul etmiþ olanlardýr. Bu söylence bize on üçüncü ve on dördüncü yüzyýllarda Bektaþiliðin yaygýn olduðunu gösterir. Yunus, tekkeden alýçlarýna karþýlýk buðday ister. Hacý Bektaþ Veli kendisine: Buðday yerine nefes versek olmaz mý diye sorar. Yunus illede buðday der. Hacý Bektaþ Veli her alýça karþýlýk bir nefes verelim der. Yunus olmaz der. Her çekirdek baþýna on nefese kadar çýkar, Hacý Bektaþ. Yunus ille buðday diye dayatýr. Bunun üzerine Hacý Bektaþ fakir Yunus'a götürebileceði kadar buðday verdirir. Sevine sevine yola çýkan Yunus'u yolda bir düþüncedir alýr ''Bu insan büyük insan olmasa bana buðday vermezdi. Bir çuval buðday böyle bir insandan daha mý deðerli diye düþünür, çiylik ettiðini anlar döner geriye. Alýn buðdayý geri, ben nefes istiyorum der. Ama Hacý Bektaþ ona nasibin Taptuk Emrece verileceðini, onun tek kesine gitmesini söyler, ''senin "kilidini ona verdik'' der.
Taptuk Emre mi? Onu da söylencelerde arayalým. Hacý Bektaþ'ýn Anadoluya gelmesi bir güvercin kýlýðýndadýr. Bunu haber alan ve gelmesini istemeyen Abdalan-ý Rum birer kartal olup onun yolunu keserler. Kutsal güvercin Anadolu göklerini kara kartal kanatlarýyla kaplý bulur. "Yarar geçer kanatlarý ama bir hayli de pençe yer. Kan revan içinde yedi evli bir çepni köyüne, bugünkü Hacý Bektaþ Ýlçesine iner, bir duvarýn üstüne konar. Fakir bir köylü kadýn görür yaralý güvercini, acýr haline, yiyecek içecek kor duvarýn üstüne. Bu masal Bektaþiliðin köylerde yayýldýðýný ve kadýnlarýn bu tarikatte rolü ve önemi olduðunu anlatýp ip uçlarý veriyor. Anadolunun en eski ve en büyük tanrýlarýnýn kadýn olduðu unutulmamalý.
Hacý Bektaþ zamanla bütün Rum erenlerinden saygý ve sevgi görür, ama Emre adýnda bir ermiþ Hacý Bektaþ'ýn semtine bile uðramaz. Hacý Bektaþ ona Saru Ýsmail'i derviþini yollar, tekkesine gelmesini saðlar. Gelince ona erenler arasýna nasýl girdiðini sorar, o da perde arasýndan bir el uzandý, beni erenler arasýna aldý ama ben orada Hacý Bektaþ adýnda birini görmedim. Bunun üzerine Hacý Bektaþ perde aralýðýndan sana uzanan eli görsen tanýr mýsýn? Tanýrým der Emre: Ayasýnda bir yeþil ben vardý. O zaman Hacý Bektaþ sað elini açar, uzatýr. Avucunun içindeki yeþil beni gören Emre yeþil beni görür görmez: Taptuk! Taptuk! diye baðýrýr, adý o günden sonra Taptuk, kendiside Hacý Bektaþ'ýn yandaþý ve sözcülerinden biri olur. Bu söylence bize Yunus'u kendine baðlayan Taptuk Emre'nin HacýBektaþ'ýn yolundan, çevresinden ayrý, belki de yeni müslüman olmuþ biri olduðunu, ona baðlandýðýný gösterir. Saru Saltuk, Taptuk, Barak Baba... silsilesini izler.
Taptuk Baba Yunus'un þiirlerinde inançla sevilen, yoluna baþ konulan bir mürþit olarak karþýmýza çýkar:
Taptuðun tapusuna
Kul olduk kapýsýna
Yunus miskin çið idik
Piþtik elhamdülillah
...
Vardýðýmýz illere
Þol safa gönüllere
Baba Taptuk manisin
Saçtuk elhamdülillah
...
Yunus bir doðan idi kondu Taptuk koluna
Avýn þikira geldi bu yuva kuþu deðil.
...
Yine esridi Yunus Taptuk yüzün görende
Baktýðým yüzde gördüm Taptuðumun nurunu.
Bize kadir gecesidir bu gice
Ko erte olmasýn seher gerekmez
Yunus esrüyüben düþtü sokakta
Çaðýnr Taptuðunu ar gerekmez
Söylencemizde Hacý Bektaþ Yunus'u Taptuk'un tekkesine göndermiþ. Yunus gidip Taptuk'a baþ vurur. Ýlk Bektaþi tekkeleri bir çeþit uygulamalý okul idi. Her derviþ bir iþ görür. Kimi toprakta, kimi iþlikte çalýþýr, kimi duvar örer, kimi aþ piþirir: Yunus'a da odun taþýma iþi verirler. Kýrk yýl sýrtýnda odun taþýr, tekkesinin ocaðýna, özene bezene. Her getirdiði odun dop-doðru dümdüzdür. Soranlara: Tekkeye odunun bile eðrisi giremez der.
Bir baþka söylenceye göre Taptuk güzel saz çalarmýþ ve Yunus ona sazý için baðlanmýþ. Yunus uzun süre tekkeye hizmet etmiþ, sonunda býkmýþ ve kaçmýþ. Yolda erenlerden yedi kiþiye rastlamýþ, yoldaþ olmuþlar. Her akþam erenlerden biri içinden geçirdiði bir ermiþ adýna Tanrýya dua ediyor hemen bir sofra geliyormuþ ortaya. Sýra Yunus'a geldiði akþam o da: Yarabbi, demiþ, bunlar hangi kulun adýna dua ettilerse ben de onun adýna yal varýyorum sana, utandýrma beni demiþ. O akþam iki sofra birden gelmiþ. Erenler þaþýrýp kimin adýna dua ettiðini sormuþlar. Yunus önce siz söyleyin demiþ. Erenlerde Taptuk'un derviþlerinden Yunus diye biri var, onun adýna demiþler. Yunus bunu duyar duymaz hiç bir þey söylemeden tekkeye geri döner ve anabacýya þeyhin karýsýna sýðýnýr. Söylence bize burada tekkede kadýnýn rolünü yerini ve önemini anlatýr. Anabacý der ki: Yarýn sabah tekkenin eþiðine yat. Taptuk abdest almak için dýþarý çýkarken ayaðý sana takýlýr .Gözleri iyi görmediði için bana: Kim bu eþikte yatan? diye sorar ben de Yunus, derim. Hangi Yunus derse çekil git, baþka bir tekke ara kendine, baþýnýn çaresine bak. Ama bizim Yunus mu? derse anla ki gönlünden çýkarmamýþ, hala seviyor seni. O zaman kapan ayaklarýna, baðýþla suçumu de. Yunus Anabacýnýn dediðini yapar, kapýnýn eþiðine yatar, ertesi sabah olan olur Taptuk: Kim bu adam? diye sorunca Yunus, der anabacý, Taptuk "bizim Yunus mu? diye sorunca Yunus ayaðýna kapanýr sevincinden aðlar.
Ýki insan arasýndaki baðlýlýðý, ayrýlýp kavuþmanýn tadýný, güveni bu kadar güzel anlatabilen söylence azdýr dünyada. Ýnsanlýk bu "bizim" sözünün içindedir. Bir ülkü uðruna canlarýný koyanlarýn hepsinin yaþadýklarý bir insanlýk dramýdýr bu. Anlamayan beri gelsün. Ýþte dup duru bir su gibi Yunus'un sevgisidir bu. ( S. Eyüboðlu ).
Yunus yeniden tekkeye girer. Bir baþka söylentiye göre Yunus Taptuk'un kýzýný sevdiði için döner tekkeye. Taptuk bilir Yunus'un bunun için dönmediðini. Ama derviþlerinin böyle bir dedikoduya kulak vermeleri karþýsýnda ne yapsýn? Kýzýný versin mi, vermesin mi Yunus'a? Taptuk, derviþlerini yalancý çýkarmamak için kýzýný Yunus'a verir. Ama yine söylenceye göre Yunus ömrünün sonuna dek bu güzel kýza dokunmuyor. Gerçek böyle deðil ama halk böyle olmasýný istiyor. Halk Yunus'a þehvet duygusunu konduramýyor. Þehvetin onu lekelemesini özüne sindiremiyor.
Yunus'un ozanlýða baþlamasýnýn öyküsü de þöyle: Yunus yýllar yýlý tekkeye aðýzsýz dilsiz hizmet eder. Günlerden bir gün Taptuk'un sofrasýnda bir güzel muhabbet olur. Taptuk sevinçli coþkuludur. O gün Yunus-ý Guyende adýnda bir ozana: Bize bir þeyler söyle der. O ozanýn dili tutulur o gün, hiç bir þey bulup söyleyemez. Bunun üzerine Taptuk oduncu Yunus'a dönüp: Haydi sen söyle der. Ve Yunus birden baþlar içinde birikenleri söylemeye, esip savurmaya. Ýncileri dökmeye baþlar.
Burhan Toprak'ýn deyimiyle ''Yunus Emre'nin bu altýn destaný bize kendisi kadar, Anadolu halkýnýnda yüreðini ve özlemini anlatýr. Halk Yunus için Mevlana'ya << Manevi konaklarýn hangisinin önüne vardýysam bir Türkmen kocasýnýn izini buldum, onu geçemedim. >> dedirtmiþtir.
Bir buluþmalarýnda Yunus, Mevlana'ya: Mesnevi'yi çok uzun yazmýþsýn, ben olsam þu söze sýðdýrýrdým hepsini:
''Ete kemiðe büründüm, Yunus diye göründüm'' der.
Yunus þiirinde Mevlana'yý sevgi ve saygýyla anar:
Mevlana meclisinde saz ile iþaret oldu
ve:
Mevlana Hüdavendigar bize nazar kýlalý
Onun görklü nazan gönlümüz aynasýdýr.
der. Mevlana þiir ve yapýtlarýnýn hepsini Farsça yazmýþtý. yine halktan yana düþünüyor, halka sesleniyordu. Bunu çok iyi bilen oðlu Sultan Veled babasýnýn düþüncelerini Türkçeye aktarýr. Hacý Bektaþ ocaðý ve Yunus, tasavvufu, o çaðýn en yüksek kültürünü Anadolu halkýnýn Türkçesiyle söylemiþtir. Onlar çaðdaþ dilimizin, kültürümüzün gerçek öncüleridir. Kimliðimizi yaratanlardýr. Onlar özümüzü hamurumuzu yoðuranlardýr. Bizi biz edenlerdir .
S. Eyüboðlunun deyiþiyle ''Ama Yunus'un ve halkýn soluðu Kaygusuz'lar, Pir Sultanlar, Karacaoðlan'lar, Aþýk Veysel'lerle için için bu güne dek gelmiþ ve ancak bu günün halkçý Türk devletinde Anadolu Türkçesini en aydýn þairlerimize devretmiþlerdir.''
Elif okuduk ötürü
Pazar eyledik götürü
yaratýlaný hoþ gör
Yaradandan ötürü
deyip okulu býrakmýþ. Halk, halktan uzaklaþan kültüre karþý her zaman direnmiþtir. Konumuz Yunus Emre'nin okur yazar olup olmadýðý deðil ''Bilginlerimiz, baþta Gölpýnarlý olmak üzere Yunus'un ümmiliði, yani okur yazar olmadýðý inancýný gülünç buluyorlar. Ancak Yunus'tan kalmýþ bir tek yazýlý söz olmamasý bir yana, Anadolu'da sözlü kültür bu gün bile bir Aþýk Veysel'i yetiþtirecek güçtedir;'' Bektaþi tekkeleri tasavvufun en ince kavramlarýný bile sözle geceli gündüzlü aylarca, yüzyýllarca Ýnsanlarýn beyinlerine, yüreklerine hep aktarmýþ, ekmiþ oya gibi iþlemiþtir.
Okur yazar olsun olmasm, Yunus Emre halkm sözlü kültürünün adamýdýr, kendi çaðýnýn en ileri düþünüþünü halkýna kendi öz diliyle ulaþtýrmýþtýr. Yunus aynca çaðm okur yazarlanna, molJalanna karþý savaþ açmýþ gerçek bir kültür taþýyýcýsýdýr. Þiir ustasýdýr, gönül adamýdýr, sevgi denizidir.
Ýþte söylencesi:
Yunus'un yaþadýðý yýllarda Molla Kasým diye biri varmýþ. Bu Molla Kasým'a Yunus'un þiirlerini yazýlý olarak getirmiþler. Baþlamýþ okumaya. Her okuduðu þiiri dine, þeriata aykýrý bularak yakýyormuþ. Binlercesini yaktýktan sonra üst tarafýný da suya atmaya baþlamýþ. Þiirleri yakmýþ suya atmýþ, atmýþ, atmýþ derken bir þiirde, Yunus:
Yunus Emre bu sözü eðri büðrü söyleme
Seni sigaya çeken bir Molla Kasým gelir.
demiþ, demiþ ya Molla Kasým bunu görür görmez Yunus'a boyun eðmiþ ve yakmadýðý suya atmadýðý þiirleri bir hazine gibi saklamýþ. Söylenceye göre bunun için þiirlerinden binlercesini göklerde melekler, binlercesini denizlerdeki balýklar, kalan binlercesini de.insanlar söylermiþ. Yunus'un hak ve halk þairi olduðunu anlatmak bakýmýndan tarihçilerden daha bilimsel, daha ileri bir düþünüþle yüklüdür bu. Rahmetli Sabahattin Eyüboðlu bu davranýþlarla söylencenin: Birisi Yunus Emre'yi halkýn Molla Kasým'la karþý karþýya getirdiðini, ikincisi de bu beyite þair adýnýn ancak birinci dizede olmasý gereði, tabiiliðini vurguladýðýný belirtmektedir. Aslýnda bu þiiri Yunus deðil, halk söylemiþtir. gelin bu þiiri birlikte okuyalým:
Ben derviþim diyene bir ün edesim gelir Seðirdüben sesine vurup yetesim gelir.
...
Sýrat kýldan incedir kýlýçtan keskincedir
Varup onun üstünde evler kurasým gelir
...
Altýnda gayya vardýr içi nar ile pürdür
Varuban ol gölgede biraz yatasým gelir
Eserlerinden bazýlarý:
1
Biz kimseye kin tutmayýz
Aðyar dahi dosttur bize
Kanda ýssýzlýk var ise
Mahalle-vü þardýr bize
Adýmýz miskindir bizim
Düþmanýmýz kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayýz
Kamu alem birdir bize
Vatan bize cennetdürür
Yoldaþýmýz Hak'dürür
Haktan yana yönilecek
Baþka yollar dardýr bize
Dünya bir avrattýr karý
Yoldan iltir niceleri
Sürün gitsin öyleleri
Onu sevmek ardýr bize
Yunus aydur Allah deriz
Allah ile kapýlmýþýz
Dergahýna yüz tutuban
Hemen bir ikrardýr bize
2
Daðlar ile taþlar ile
Çaðýrayým Mevlam seni
Seherlerde kuþlar ile
Çaðýrayým Mevlam seni
Su dibinde mahi ile
Sahralarda ahü ile
Abdal olup yahu ile
Çaðýrayým Mevlam seni
Gökyüzünde Ýsa ile
Tur daðýnda Musa ile
Elimdeki asa ile
Derdi öküþ eyyüb ile
Çaðýrayým Mevlam seni
Gözü yaþlý Yakub ile
Ol Muhammed mahbub ile
Çaðýrayým Mevlam seni
Bilmiþim dünya halini
Terk ettim kýyl ü kalini
Baþ açýk ayak yalýný
Çaðýrayým Mevlam seni
Yunus okur diller ile
Ol kumru bülbüller ile
Hakký seven kullar ile
Çaðýrayým Mevlam seni
3
Bir kez gönül yýktýnýsa
Bu kýldýðýn namaz deðil
Yetmiþ iki millet dahi
Elin yüzün yumaz deðil
Bir gönülü yaptýn ise
Er eteðin tuttun ise
Bir kez hayýr ettin ise
Binde bir ise az deðil
Yol odur ki doðru vara
Göz odur ki Hak'ký göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz deðil
Erden sana nazar ola
Ýçin dýþýn pür nur ola
Beli kurtulmuþtan ola
Þol kiþi kim gammaz deðil
Yunus bu sözleri çatar
Sanki balý yaða katar
Halka matahlarýn satar
Yükü gevherdir tuz deðil
4
Dolap niçin inilersin
Derdim vardýr inilerim
Ben Mevlaya aþýk oldum
Anýn için inilerim
Benim adým dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiþ Çalap
Derdim vardýr inilerim
Beni bir daðda buldular
Kolum kanadým yoldular
Dolaba ýayýk gördüler
Derdim var inilerim
Ben bir daðýn aðacýyým
Ne tatlýyým ne acýyým
Ben mevlaya duacýyým
Derdim vardýr inilerim
Daðdan kestiler hezenim
Bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozaným
Derdim var inilerim
Dülgerler her yaným yondu
Her azam yerine kondu
Bu iniltim Haktan geldi
Derdim vardýr inilerim
Suyum alçaktan çekerim
Dönüp yükseðe dökerim
Görün ben neler çekerim
Derdim vardýr inilerim
Yunus bunda gelen gülmez
Kiþi muradýna ermez
Bu fanide kimse kalmaz
Derdim var inilerim
5
Ýlim ilim bilmektir
Ýlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktýr
Okumaktan murat ne
Kiþi Hak'ký bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru emektir
Okudum bildim deme
Çok taat kýldým deme
Eðer Hak bilmez isen
Abes yere yelmektir
Dört kitabýn ma'nisi
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktýr
Yiðirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Ma'nisi ne demektir
Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir
6
Acep þu yerde var mola
Þöyle garip bencileyin
Baðrý baþlý gözü yaþlý
Þöyle garip bencileyin
Gezerim Rum'ýla Þam'ý
Yukarý illeri kamu
Çok istedim bulamadým
Þöyle garip bencileyin
Kimseler garip olmasýn
Hasret oduna yanmasýn
Hocam kimseler kalmasýn
Þöyle garip bencileyin
Söyler dilim aðlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meðer ki gökte yýldýzým
Þöyle garip bencileyin
Nice bu derd ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meðer ki sinimde bulam
Þöyle garip bencileyin
Bir garip ölmüþ diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soðuk su ile yuyalar
Þöyle garip bencileyin
Hey Emre'm Yunus biçare
Bulunmaz derdime çare
Var imdi gez þardan þara
Þöyle garip bencileyin
7
Bana namaz kýlmaz diyen
Ben kýlarým namazýmý
Kýlarýsam kýlmazýsam
Ol Hak bilir niyazýmý
Hak'tan ayrý kimse bilmez
Kafir müselman kimdürür
Ben kýlarým namazýmý
Hak geçirdiyse nazýmý
Ol nazý dergahtan geçer
Ma'ni þarabýndan içer
Hicabsýz can gözüm açar
Kendisi siler gözümü
Gizli sözü þerheyleyip
Türlü nükteler söyleyip
Deðme arif þerhetmeye
Bu benim gizli razýmý
Sözüm ma'nisine erin
Bi-niþandan haber verin
Dertli aþýklara sorun
Bu benim dertli sözümü
Dost isteyen gelsin bana
Göstereyim dostu ona
Budur sözüm önden sona
Ben bilirim kendözümü
Yunus þimdi söyle sözün
Münkir ister istemesin
Piþir kurtar kendi özün
Arifler tatsýn tuzunu
8
Ben yürürüm yane yane
Aþk boyadý beni kane
Ne akýlem ne divane
Gel gör beni aþk neyledi
Gah eserim yeller gibi
Gah tozarým yollar gibi
Gah akanm seller gibi
Gel gör beni aþk neyledi
Akar sulayýn çaðlarým
Dertli ciðerim daðlarým
Þeyhim anuban aðlarým
Gel gör beni aþk neyledi
Ya elim al kaldýr beni
Ya vaslýna erdir beni
Çok aðlattýn güldür beni
Gel gör beni aþk neyledi
Ben yürürüm ilden ile
Þeyh anarým dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aþk neyledi
Mecnun oluban yürürüm
O yari düþte görürüm
Uyanýp melfil olurum
Gel gör beni aþk neyledi
Miskin Yunus biçareyim
Baþtan ayaða yareyim
Dost ilinden avareyim
Gel gör beni aþk neyledi
9
Mansur idim ol zamanda
Onun için geldim bunda
Külümü göðe savurup
Ben enel Hak oldum ahi
Ne ola yanam daðýlam
Ne dara çýkam boðulam
Ýþim bitince yürüyem
Teferrüçe geldim ahi
Mümin oldum yoksul iken
Benim oldu kevn ü mekan
Þarka vü garba ser-teser
Yere göðe doldum ahi
Suret topraktýr diyeni
Gönlüm kabul etmez aný
Bu topraðýn cevherini
Hazrete irdürdüm ahi
Nitekim ben beni buldum
Bu oldu kim Hak'ký gördüm
Korkum onu buluncaydý
Korkudan kurtuldum ahi
Yunus kim öldürür seni
Veren alýr gene caný
Bu canlara hükmedeni
Kim idüðün bildim ahi
10
Aþkýn aldý benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarým dünü günü
Bana seni gerek seni
Ne varlýða sevinirim
Ne yokluða yerinirim
Aþkýn ile avunurum
Bana seni gerek seni
Aþkýn aþýklar öldürür
Aþk denizine daldýrýr
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni
Aþkýn þarabýndan içem
Mecnun olup daða düþem
Sensin gün be gün endiþem
Bana seni gerek seni
Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek senÝ
Eðer beni öldüreler
Külüm göðe savuralar
Topraðým anda çaðýra
Bana seni gerek seni
Yunus'dürür benim adým
Gün geçtikçe artar odum
Ýki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni
11
Þol Cennetin ýrmaklarý
Akar Allah deyu deyu
Çýkmýþ Ýslam bülbülleri
Öter Allah deyu deyu
Salýnýr Tüba dallarý
Kur'an okur hem dilleri
Cennet baðýnýn gülleri
Kokar Allah deyu deyu
Kimi yiyip kimi içer
Hep melekler rahmet saçar
Ýdris nebi hulle biçer
Diker Allah deyu deyu
Altýndandýr direkleri
Gümüþtendir yapraklarý
Uzandýkça budaklarý
Biter Allah deyu deyu
Aydan arýdýr yüzleri
Misk-ü amberdir sözleri
Cennet'te huri kýzlarý
Gezer Allah deyu deyu
Hakka aþýk olan kiþi
Akar gözlerinin yaþý
Pür nur olur içi dýþý
Söyler Allah deyu deyu
Ne dilersen Hak'tan dile
Kýlavuzla gir bu yola
Bülbül aþýk olmuþ güle
Öter Allah deyu deyu
Açýldý gökler kapýsý
Rahmetle dolu hepisi
Sekiz Cennet'in kapýsý
Açar Allah deyu deyu
Rýdvan-dürür kapý açan
Ýdris-dürür hulle biçen
Kevser þarabýný içen
Kanar Allah deyu deyu
Miskin Yunus var dostuna
Koma bu günü yarýna
Yarýn Hakk'ýn divanýna
Varam Allah deyu deyu
12
Ali almýþ sancaðýný eline
Çekilip giderler mahþer yerine
Hasan'ý Hüseyn'i almýþ yanýna
Ah ümmetim deyu aðlar Muhammed
Kýyamet kopýcak canlar uyanýr
Kamil derviþ mürþidine dayanýr
Yüzün yere koymuþ Hak'ka yalvarýr
Ah ümmetim deyu aðlar Muhammed
Üryan olmuþ yatar o zayýf tenler
Sararmýþ benizler söylemez diller
Mahþer yerine cem olmuþ erenler
Ah ümmetim deyu aðlar Muhammed
Yunus eder gelin kadrin bilelim
Fýrsat elde iken tevhid edelim
Ruhu için salavat getirelim
Ah ümmetim deyu aðlar Muhammed
ALINTIDIR
Geschrieben am 21.04.2007 19:11 Uhr
? Auf dieses Thema antworten
? Du bist zurzeit nicht angemeldet. Bitte logge dich ein, um Antworten auf Forenthemen zu verfassen.