?? KÖY KIZIMI SEHIR KIZIMI‏
Dieses Thema hat bisher 310 Aufrufe erhalten.
a
admin
Creator (God)
Dabei seit:
09.07.2026
09.07.2026
Köy Kýzý’mý, Þehir Kýzý’mý
Köyde eli ayaðý tutan, yediden yetmiþe herkes Sultan Bacý’nýn evine koþuyordu. Giderken de henüz olayý duymamýþ komþularýna haber ediyor;
- Kýz sen Alaman kýzýn yaptýklarýný daha duymadýn mý? Bütün köy ahalisi Sultan Bacý’nýn evine gitti, diyordu.
Mýsto’nun oðlu Cemal Alamancý’ydý. Yýllar önce Alamanya kaðýdý gelmiþ, ancak muayenede iki diþi çürük çýkmýþtý. Bu diþler yüzünden az daha gidemiyordu. Neyse ki babasý Mýsto, Angara’da birilerine yüklüce para ödemiþ, iþi halletmiþti.
Cemal uzun yýllar Alamanya’da çalýþmýþ, sonrada sarýþýn bir Alaman kýzýyla evlenmiþ, dedesinin deyimiyle “ tam bir gavur “ olmuþtu. Birkaç yýlda bir köye izine gelirlerdi. Bu sene gelirken Alaman karýsýný ve baldýzý Helga’yý da beraber getirmiþti.
Ýþte köylüyü böyle koþturan baldýz Helga’ydý. Baldýz Helga dediysek, kýz dünya güzeli bir afet. Boy desen yerinde, teni bembeyaz, ap ak. Öyle ki inek sütü kýzýn yanýnda siyah kalýr. Yusyuvarlak bilekler, altýn sarýsý, ýþýl ýþýl saçlar.. Yürüdükçe rüzgara tutulmuþ selvi gibi ýrgalanýyor; Allah sizi inandýrsýn köyün kerpiç evleri zangýr zangýr titriyordu.
Helga herkesin diline destan olmuþtu. Özellikle de köy delikanlýlarýnýn.. Ne hikmetse köy erkeklerinin yolu hep Mýsto’nun evin oradan geçer olmuþtu. Ýþe giderken, gelirken ne yapýp edip yollarýný deðiþtiriyorlar, Mýsto’nun evin önünden geçiyorlardý.
Helga ’da cilveli mi cilveli. Sýfýr kol tiþört, þort giyiyor, baþýna köy kadýnlarýnýn oyalý yazma ya da tülbentini baðlýyor, bazen de kadýnlarýn þalvarýný giyiyordu. Kýzý bu halde gör, görde o an orada öl.. Bu köy kýyafetleri, kýzýn üzerinde sanki baþkalaþýyor, renkleþiyor, ýþýl ýþýl ediyordu.
Köyde kýzlar, kadýnlar erkeklerle birlikte tarlaya çalýþmaya gider. Akþama kadar güneþin önündeler. Bu yüzden hepsi esmer, yanýk tenli.. Ama þehir kýzlarý öyle mi. Köyden þehre taþýnmýþ aileler yazýn köye geldiðinde, köye baþka bir renk gelirdi. Bu þehirlilerin oturduklarý, geçtikleri yerlerden püfür püfür tanýmadýk, bilmedik kokular yükselirdi.
Ýstanbul gibi büyük þehirlerde, Alamanya’da çalýþan ve oraya yerleþmiþ köy erkekleri, “ þehir kýzýndan eþ olmaz, olsa da cilasýna, boyasýna gücüm yetmez “ diyerekten, gelir köy kýzlarýyla evlenir, alýr giderlerdi. Köyden esmer, kara kuru giden kýzlar, þehirden apak, bembeyaz olarak gelirlerdi. Öyle ki tanýmanýn imkaný yok. Bu sefer de köy delikanlýlarý “ Tuu ulan, ne güzel kýzmýþta haberimiz yokmuþ, nasýl farketmemiþiz “ der, dizlerini döverdi.
Alamanya’dan, Ýstanbul, Ankara, Ýzmir’den istenince, kýymete binen köy kýzlarý, bizim delikanlýlarýn yüzüne bile bakmaz olmuþtu. Silov’un oðlu Hýdýr, küçükten beri sevdalý olduðu, kýzý istetmiþti. Kýzýn babasý Cumov; “ Benim kýzým daha küçük, ne kocasý ulan !..“ diyerekten onlarý kovmuþtu. Ancak, ne hikmetse kýzýný, Ýstanbul’dan gelen ve kýzdan 20 yaþ büyük birine hemencecik vermiþti. Silov’da dayanamamýþ;
- Ne o Cumov efendi, kýzýn 2 ayda büyüdü de gelinlik kýz mý oldu, deyip, lafý gediðine koymuþtu.
Cumov’da bu lafýn altýnda kalmamýþ;
- Ulan, kýzý senin oðluna verecektim de ne olacaktý. Avradýn gibi ahýr, mayýs kokacaktý. Þehire gelin giderse hayatý kurtulacak, demiþti.
Neyse biz dönelim, Alaman kýzý Helga ’mýza. Bu Alaman dilberi öyle garip bir þey yapmýþtý ki, tüm köylüyü buraya toplamýþtý. Duyan þaþkýnlýkla, merakla geliyor, Sultan Bacý’nýn evinin önünde toplanýyordu.
Komþu kadýnlar kendi aralarýnda anlaþýr, imece usulü çalýþýr, tezek yaparlardý. Güneþte kurutulan tezekler köylünün en önemli ýsý kaynaðýydý. Ekmek, yemek tezekle piþirilir, kýþýn sobada tezek yakýlýrdý. O gün Sultan Bacý’nýn mayýsý basýlacak, tezek yapýlacaktý. Kadýnlar mayýsý ýslatmýþ, samanýný katmýþ, kimisi paçayý sývamýþ ayakla çiðniyor, kimi kürekle karýþtýrýyor, kývamýný vermeye çalýþýyorlardý. Mayýs kývamýna gelince de, elle, kalbur kasnaðýyla þekil verilerek tezek yapýlacaktý. Ýþte komþu kadýnlar mayýsýn içinde bu þekilde çýrpýnýrken, elinde fotoðraf makinesi ile Helga gelmiþti. Bir süre onlarý þaþkýnlýkla izlemiþ, sonra fotoðraflarýný çekmiþti. Ne olduysa da ondan sonra olmuþtu.
Ayaðýnda ki terlikleri çýkarmýþ, kadýnlarýn þaþkýn bakýþlarý içinde kendini mayýsýn içine atmýþtý. Kadýnlar;
- Helga yapma çýk, huylanýrsýn, hasta olursun, kötü olursun, filan dediler, ancak söz dinleyen kim.
Helga mayýsýn içinde koþturuyor, kahkahalar atýyor, cývýmýþ mayýsý avuçlayýp kollarýna, bacaklarýna sürüyordu. Komþu kadýnlar þaþkýn onu izliyorlardý. Bir ara Sultan Bacý;
- Bu kýz delirdi herhal, dedi, çýk kýz mayýsýn içinden, diyerekten onu azarladý. Ama Helga ne anlar, coþmuþ bir kere. Kahkahalar atýyor, bir taraftan da mayýsý yanaklarýna, alnýna, saçlarýna sürüyordu. Bir diðeri;
- Helga yavrum yapma, her yanýn yara olur. Yapma, etme, bu yüze göze sürülmez, diyor, bir diðeri de;
- Kýz oldu olacak, biraz da yeseydin bari, diyordu.
Bu baðýrtýyý, curcunayý duyan diðer komþular da gelmeye baþlamýþ, derken tüm köyün haberi olmuþtu. Gelen mayýsýn etrafýna diziliyor, mayýsýn içinde eðlenen, çýrpýnan, her tarafý sývalý Helga’yý izliyordu. Kýzýn çýkacaðý yoktu. Dilinden anlayan da yoktu. Eniþtesi Cemal’e, ablasýna haber vermek istediler, ancak, onlar da köyün dýþýna gezmeye gitmiþlerdi.
Kalabalýk gittikçe artýyordu. Köylü olayý kendi aralarýnda konuþuyor, anlamaya çalýþýyordu. Bu kýz ne yapýyordu böyle? Biri;
- Bu kýzýn kafasýna güneþ geçti herhal, dedi. Diðeri,
- Yok, yok delirdi herhalde. Çýkarýp ziyarete götürmek gerek..
Aðzýnda iki tek diþi kalmýþ yaþlý bir emmi;
- Ah ulan, ben gençken bu kýza rastlayacaktým ki, diyor, çevredekiler gülmekten kýrýlýyordu.
Bir taraftan böyle yorumlar yapýlýyor, bir taraftan da mayýsla ýslanmýþ, haþa huzurdan her yaný belirmiþ Helga’yý süzüyorlardý. Köyün ileri gelenlerini çaðýrmaya karar verdiler. Onlar da geldiler, mayýsýn içinde ki Helga’yý alttan, üstten, yandan süzüyor, ama belli ki onlarda bir anlam veremiyordu. Gençlerden biri;
- Yav dedi, ben Ýstanbul’da ki aðabeyimden dinlemiþtim. Þeherlilerin çamur banyosu diye bir þeyi varmýþ. Çamurun içine girer güleþ yaparlarmýþ. Bu çamur öyle bizim bildiðimiz çamurdan deðilmiþ. Her derde devaymýþ. Bu ecnebi kýz da bizim mayýsý böyle bir þey sanmasýn.
Bir baþkasý;
- Belki mayýsýn da böyle faydalarý var da bizim haberimiz yok. Duyduðuma göre ilaçlarýn çoðunu otlardan, bitkilerden yapýyorlarmýþ. E bizim inekler neyle besleniyor, otlarla. Mayýs da otun iþlenmiþ hali deðil mi? Üstelik hiçbir katký yok, doðal.. Kesin bizim bu mayýsta bilmediðimiz bir þifa var. Hem elin ecnebisinden daha mý iyi bileceðiz.
Delikanlýnýn söylediklerine gülüp geçtiler. Bu kýz kesin delirmiþti, mayýsýn içinden çýkartýlmalýydý. Ýleri gelenler böyle diyordu. Delikanlýlar büyük bir gönüllülükle ileri atýldýlar ki çekip çýkarsýnlar. Bunu gören Helga boylu boyunca mayýsýn içine yatmaz mý. Avuçladýðý mayýsý onlara doðru fýrlatýyor, bir taraftan da gülüyordu. Gençler çaresiz geri çekildiler.
Kýzýn eniþtesi ve ablasýný bulsun diye gönderdikleri çocuk nefes nefese onlarý bulduðu haberini getirdi. Ýkisi de koþturarak geldiler. Helga onlarý görünce daha da coþtu. Mayýsýn içinde affedersiniz, küllükte debelenen gýr eþek gibi taklalar atýyor, bir taraftan da, eliyle onlarý çaðýrýyor;
- Komm, kommm !.., diyordu.
Durumu gören eniþtesi Cemal baðýrarak kýza Alamanca bir þeyler söyledi. Deminden beri kahkahalar atan, mayýsýn içinde cirit atan Helga birden sustu. Mayýsýn içinde ayaða kalktý, bir süre eline, üstüne baktý, sonra da avazý çýktýðý kadar baðýrmaya baþladý. Hüngür hüngür aðlýyordu. Koþarak kenara çýktý. Ýlk müdahaleyi yapýp kovalar da ki suyu üstüne boca ettiler. Biraz yüzü gözü seçilir gibi oldu. Alýp eve götürdüler. Kýzýn bu aðlamasýna dayanamayan yaþlý bir köylü,
- Ulan Cemal, ne dedin ki kýzý aðlattýn, edepsiz. Kýzcaðýz ne güzel neþeliydi, eðleniyordu, dedi.
- Yok dayý, dedi Cemal, kýzmadým. Mayýsýn inek dýþkýsý olduðunu söyledim ona, hepsi bu..
Onlar gidince köylü de daðýldý. Ama, Mýsto’larýn evinde ki curcuna sabaha kadar devam etti. Kýzý kocaman bir leðenin içine oturttular, yýkadýlar. Ama kýz çýkmýyordu, defalarca banyo yaptý. Kuyulardan, çeþmeden sabaha kadar su taþýndý. Üç koca kazan ocaktan inmedi, altý tezeklendi, yakýldý, su ýsýtýldý. Kýzýn her yaný kabarmýþtý, öðürmekten içi dýþýna çýkmýþtý.
Sabah olunca kýzý aldýlar þehire doktora götürdüler. Gidiþ o gidiþ. Bir daha dönmedi Helga. Bu duruma en çokta köy gençleri üzülmüþtü.
Hasan AKSOY
Köyde eli ayaðý tutan, yediden yetmiþe herkes Sultan Bacý’nýn evine koþuyordu. Giderken de henüz olayý duymamýþ komþularýna haber ediyor;
- Kýz sen Alaman kýzýn yaptýklarýný daha duymadýn mý? Bütün köy ahalisi Sultan Bacý’nýn evine gitti, diyordu.
Mýsto’nun oðlu Cemal Alamancý’ydý. Yýllar önce Alamanya kaðýdý gelmiþ, ancak muayenede iki diþi çürük çýkmýþtý. Bu diþler yüzünden az daha gidemiyordu. Neyse ki babasý Mýsto, Angara’da birilerine yüklüce para ödemiþ, iþi halletmiþti.
Cemal uzun yýllar Alamanya’da çalýþmýþ, sonrada sarýþýn bir Alaman kýzýyla evlenmiþ, dedesinin deyimiyle “ tam bir gavur “ olmuþtu. Birkaç yýlda bir köye izine gelirlerdi. Bu sene gelirken Alaman karýsýný ve baldýzý Helga’yý da beraber getirmiþti.
Ýþte köylüyü böyle koþturan baldýz Helga’ydý. Baldýz Helga dediysek, kýz dünya güzeli bir afet. Boy desen yerinde, teni bembeyaz, ap ak. Öyle ki inek sütü kýzýn yanýnda siyah kalýr. Yusyuvarlak bilekler, altýn sarýsý, ýþýl ýþýl saçlar.. Yürüdükçe rüzgara tutulmuþ selvi gibi ýrgalanýyor; Allah sizi inandýrsýn köyün kerpiç evleri zangýr zangýr titriyordu.
Helga herkesin diline destan olmuþtu. Özellikle de köy delikanlýlarýnýn.. Ne hikmetse köy erkeklerinin yolu hep Mýsto’nun evin oradan geçer olmuþtu. Ýþe giderken, gelirken ne yapýp edip yollarýný deðiþtiriyorlar, Mýsto’nun evin önünden geçiyorlardý.
Helga ’da cilveli mi cilveli. Sýfýr kol tiþört, þort giyiyor, baþýna köy kadýnlarýnýn oyalý yazma ya da tülbentini baðlýyor, bazen de kadýnlarýn þalvarýný giyiyordu. Kýzý bu halde gör, görde o an orada öl.. Bu köy kýyafetleri, kýzýn üzerinde sanki baþkalaþýyor, renkleþiyor, ýþýl ýþýl ediyordu.
Köyde kýzlar, kadýnlar erkeklerle birlikte tarlaya çalýþmaya gider. Akþama kadar güneþin önündeler. Bu yüzden hepsi esmer, yanýk tenli.. Ama þehir kýzlarý öyle mi. Köyden þehre taþýnmýþ aileler yazýn köye geldiðinde, köye baþka bir renk gelirdi. Bu þehirlilerin oturduklarý, geçtikleri yerlerden püfür püfür tanýmadýk, bilmedik kokular yükselirdi.
Ýstanbul gibi büyük þehirlerde, Alamanya’da çalýþan ve oraya yerleþmiþ köy erkekleri, “ þehir kýzýndan eþ olmaz, olsa da cilasýna, boyasýna gücüm yetmez “ diyerekten, gelir köy kýzlarýyla evlenir, alýr giderlerdi. Köyden esmer, kara kuru giden kýzlar, þehirden apak, bembeyaz olarak gelirlerdi. Öyle ki tanýmanýn imkaný yok. Bu sefer de köy delikanlýlarý “ Tuu ulan, ne güzel kýzmýþta haberimiz yokmuþ, nasýl farketmemiþiz “ der, dizlerini döverdi.
Alamanya’dan, Ýstanbul, Ankara, Ýzmir’den istenince, kýymete binen köy kýzlarý, bizim delikanlýlarýn yüzüne bile bakmaz olmuþtu. Silov’un oðlu Hýdýr, küçükten beri sevdalý olduðu, kýzý istetmiþti. Kýzýn babasý Cumov; “ Benim kýzým daha küçük, ne kocasý ulan !..“ diyerekten onlarý kovmuþtu. Ancak, ne hikmetse kýzýný, Ýstanbul’dan gelen ve kýzdan 20 yaþ büyük birine hemencecik vermiþti. Silov’da dayanamamýþ;
- Ne o Cumov efendi, kýzýn 2 ayda büyüdü de gelinlik kýz mý oldu, deyip, lafý gediðine koymuþtu.
Cumov’da bu lafýn altýnda kalmamýþ;
- Ulan, kýzý senin oðluna verecektim de ne olacaktý. Avradýn gibi ahýr, mayýs kokacaktý. Þehire gelin giderse hayatý kurtulacak, demiþti.
Neyse biz dönelim, Alaman kýzý Helga ’mýza. Bu Alaman dilberi öyle garip bir þey yapmýþtý ki, tüm köylüyü buraya toplamýþtý. Duyan þaþkýnlýkla, merakla geliyor, Sultan Bacý’nýn evinin önünde toplanýyordu.
Komþu kadýnlar kendi aralarýnda anlaþýr, imece usulü çalýþýr, tezek yaparlardý. Güneþte kurutulan tezekler köylünün en önemli ýsý kaynaðýydý. Ekmek, yemek tezekle piþirilir, kýþýn sobada tezek yakýlýrdý. O gün Sultan Bacý’nýn mayýsý basýlacak, tezek yapýlacaktý. Kadýnlar mayýsý ýslatmýþ, samanýný katmýþ, kimisi paçayý sývamýþ ayakla çiðniyor, kimi kürekle karýþtýrýyor, kývamýný vermeye çalýþýyorlardý. Mayýs kývamýna gelince de, elle, kalbur kasnaðýyla þekil verilerek tezek yapýlacaktý. Ýþte komþu kadýnlar mayýsýn içinde bu þekilde çýrpýnýrken, elinde fotoðraf makinesi ile Helga gelmiþti. Bir süre onlarý þaþkýnlýkla izlemiþ, sonra fotoðraflarýný çekmiþti. Ne olduysa da ondan sonra olmuþtu.
Ayaðýnda ki terlikleri çýkarmýþ, kadýnlarýn þaþkýn bakýþlarý içinde kendini mayýsýn içine atmýþtý. Kadýnlar;
- Helga yapma çýk, huylanýrsýn, hasta olursun, kötü olursun, filan dediler, ancak söz dinleyen kim.
Helga mayýsýn içinde koþturuyor, kahkahalar atýyor, cývýmýþ mayýsý avuçlayýp kollarýna, bacaklarýna sürüyordu. Komþu kadýnlar þaþkýn onu izliyorlardý. Bir ara Sultan Bacý;
- Bu kýz delirdi herhal, dedi, çýk kýz mayýsýn içinden, diyerekten onu azarladý. Ama Helga ne anlar, coþmuþ bir kere. Kahkahalar atýyor, bir taraftan da mayýsý yanaklarýna, alnýna, saçlarýna sürüyordu. Bir diðeri;
- Helga yavrum yapma, her yanýn yara olur. Yapma, etme, bu yüze göze sürülmez, diyor, bir diðeri de;
- Kýz oldu olacak, biraz da yeseydin bari, diyordu.
Bu baðýrtýyý, curcunayý duyan diðer komþular da gelmeye baþlamýþ, derken tüm köyün haberi olmuþtu. Gelen mayýsýn etrafýna diziliyor, mayýsýn içinde eðlenen, çýrpýnan, her tarafý sývalý Helga’yý izliyordu. Kýzýn çýkacaðý yoktu. Dilinden anlayan da yoktu. Eniþtesi Cemal’e, ablasýna haber vermek istediler, ancak, onlar da köyün dýþýna gezmeye gitmiþlerdi.
Kalabalýk gittikçe artýyordu. Köylü olayý kendi aralarýnda konuþuyor, anlamaya çalýþýyordu. Bu kýz ne yapýyordu böyle? Biri;
- Bu kýzýn kafasýna güneþ geçti herhal, dedi. Diðeri,
- Yok, yok delirdi herhalde. Çýkarýp ziyarete götürmek gerek..
Aðzýnda iki tek diþi kalmýþ yaþlý bir emmi;
- Ah ulan, ben gençken bu kýza rastlayacaktým ki, diyor, çevredekiler gülmekten kýrýlýyordu.
Bir taraftan böyle yorumlar yapýlýyor, bir taraftan da mayýsla ýslanmýþ, haþa huzurdan her yaný belirmiþ Helga’yý süzüyorlardý. Köyün ileri gelenlerini çaðýrmaya karar verdiler. Onlar da geldiler, mayýsýn içinde ki Helga’yý alttan, üstten, yandan süzüyor, ama belli ki onlarda bir anlam veremiyordu. Gençlerden biri;
- Yav dedi, ben Ýstanbul’da ki aðabeyimden dinlemiþtim. Þeherlilerin çamur banyosu diye bir þeyi varmýþ. Çamurun içine girer güleþ yaparlarmýþ. Bu çamur öyle bizim bildiðimiz çamurdan deðilmiþ. Her derde devaymýþ. Bu ecnebi kýz da bizim mayýsý böyle bir þey sanmasýn.
Bir baþkasý;
- Belki mayýsýn da böyle faydalarý var da bizim haberimiz yok. Duyduðuma göre ilaçlarýn çoðunu otlardan, bitkilerden yapýyorlarmýþ. E bizim inekler neyle besleniyor, otlarla. Mayýs da otun iþlenmiþ hali deðil mi? Üstelik hiçbir katký yok, doðal.. Kesin bizim bu mayýsta bilmediðimiz bir þifa var. Hem elin ecnebisinden daha mý iyi bileceðiz.
Delikanlýnýn söylediklerine gülüp geçtiler. Bu kýz kesin delirmiþti, mayýsýn içinden çýkartýlmalýydý. Ýleri gelenler böyle diyordu. Delikanlýlar büyük bir gönüllülükle ileri atýldýlar ki çekip çýkarsýnlar. Bunu gören Helga boylu boyunca mayýsýn içine yatmaz mý. Avuçladýðý mayýsý onlara doðru fýrlatýyor, bir taraftan da gülüyordu. Gençler çaresiz geri çekildiler.
Kýzýn eniþtesi ve ablasýný bulsun diye gönderdikleri çocuk nefes nefese onlarý bulduðu haberini getirdi. Ýkisi de koþturarak geldiler. Helga onlarý görünce daha da coþtu. Mayýsýn içinde affedersiniz, küllükte debelenen gýr eþek gibi taklalar atýyor, bir taraftan da, eliyle onlarý çaðýrýyor;
- Komm, kommm !.., diyordu.
Durumu gören eniþtesi Cemal baðýrarak kýza Alamanca bir þeyler söyledi. Deminden beri kahkahalar atan, mayýsýn içinde cirit atan Helga birden sustu. Mayýsýn içinde ayaða kalktý, bir süre eline, üstüne baktý, sonra da avazý çýktýðý kadar baðýrmaya baþladý. Hüngür hüngür aðlýyordu. Koþarak kenara çýktý. Ýlk müdahaleyi yapýp kovalar da ki suyu üstüne boca ettiler. Biraz yüzü gözü seçilir gibi oldu. Alýp eve götürdüler. Kýzýn bu aðlamasýna dayanamayan yaþlý bir köylü,
- Ulan Cemal, ne dedin ki kýzý aðlattýn, edepsiz. Kýzcaðýz ne güzel neþeliydi, eðleniyordu, dedi.
- Yok dayý, dedi Cemal, kýzmadým. Mayýsýn inek dýþkýsý olduðunu söyledim ona, hepsi bu..
Onlar gidince köylü de daðýldý. Ama, Mýsto’larýn evinde ki curcuna sabaha kadar devam etti. Kýzý kocaman bir leðenin içine oturttular, yýkadýlar. Ama kýz çýkmýyordu, defalarca banyo yaptý. Kuyulardan, çeþmeden sabaha kadar su taþýndý. Üç koca kazan ocaktan inmedi, altý tezeklendi, yakýldý, su ýsýtýldý. Kýzýn her yaný kabarmýþtý, öðürmekten içi dýþýna çýkmýþtý.
Sabah olunca kýzý aldýlar þehire doktora götürdüler. Gidiþ o gidiþ. Bir daha dönmedi Helga. Bu duruma en çokta köy gençleri üzülmüþtü.
Hasan AKSOY
Geschrieben am 12.07.2009 23:43 Uhr
? Auf dieses Thema antworten
? Du bist zurzeit nicht angemeldet. Bitte logge dich ein, um Antworten auf Forenthemen zu verfassen.